21. Hukuk Dairesi 2013/18279 E. , 2013/19566 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı ile davalılardan ... Telekom A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... Kaya tarafından düzenlenen raporla dosyadaki k…
**21. Hukuk Dairesi 2013/18279 E. , 2013/19566 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı ile davalılardan ... Telekom A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... Kaya tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece kısa karar da “1 –Davanın kısmen kabulü ile; 5.689,00 TL maddi tazminatın ve 3.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine,” denilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir. T.C. Anayasası’nın 141. maddesinin 3.fıkrasında; bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması gerektiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesine(HUMK.'nun 388. maddesi) göre ise; hükmün kapsamında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilir. Gerekçe hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Yargıtayda, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Gerçekten, mahkemece 18.07.2013 tarihinde tefhim edilen kısa karara uygun olarak yukarıda açıklanan hükmü oluşturmuş ise de; kısa karar sonrasında yazılan gerekçenin hüküm fıkrası ile çelişkili olduğu, gerekçede "...e biçimine, hak ve nesafet kurallarına göre takdiren 3500,00 TL. manevi tazminat takdir edilmek suretiyle davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulurken ... A.Ş,nin sorumluluğu bulunduğu kabul edildiği halde kısa kararda iş yoğunluğundan sehven " davalılardan müştereken müteselsilen " denildiği farkedilmekle söz konusu kazada davalı ... Güvenlik Koruma Hizmetleri ile Sigorta şirketinin kazada kusur izafe edilmediğinden sorumlu olmadıkları belirtilerek davanın kısmen kabulü yönünde aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” yazılmak suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı bu yönü ile de kararın HMK’nun 297. maddesine(HUMK'nun 388.maddesine) uygun düzenlenmediği ortadadır.