Başvuru, ruhsat iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini için açılan davada karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; ruhsat iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini için açılan davada karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 17/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Nevşehir'in Derinkuyu ilçesi Tilköyü Kepezaltı mevkiinde tarımsal faaliyette bulunmaktadırlar. Başvurucular, tarımsal faaliyet için yer altı sularından faydalanmaktadır. Başvurucuların sahip olduğu 4342 sayılı yer altı su kullanma belgesinin aslında Bağlaraltı mevkii için verildiği ve Kepezaltı mevkiinde bulunan kuyuların izin belgesinin bulunmadığının tespit edildiğinden bahisle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından 13/4/2006 tarihli işlemle 4342 sayılı yer altı su kullanma belgesi iptal edilmiş ve başvurucuların kullandığı kuyular kapatılmıştır. Başvurucuların 13/4/2006 tarihli işleme karşı açtıkları dava, Kayseri İdare Mahkemesi'nin (Mahkeme) 22/7/2008 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Mahkeme kararında; yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda verilen rapor uyarınca Kepezaltı mevkiinde bulunan iki yer altı suyu kuyusunun arama ve kullanma belgeleri olmaksızın kaçak olarak kullanıldığı,kuyuların bölgenin yer altı su rezervlerinde meydana gelen azalmalar dikkate alınarak belirlenen yasak saha içinde kaldığı ve Bağlaraltı mevkiinde bulunan taşınmaz nedeniyle verilen yer altı suyu kullanma belgesinin de herhangi bir kuyu açılması için kullanılmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine yer verilmiştir. Hüküm Danıştay Onuncu Dairesinin 21/7/2009 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 31/3/2010 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Başvurucular, bu sürecin ardından su kullanma izin belgesini idarenin iptal etmesi ve kuyuları kapatması nedeniyle tarımsal faaliyette bulunamadıklarını belirterek işlem nedeniyle uğradıkları zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açmışlardır. Mahkeme 17/9/2010 tarihli ilamıyla davayı reddetmiştir. Mahkeme kararında, öncelikle işlem nedeniyle açılan tam yargı davalarında eğer işlem için dava açılmışsa işlemin hukuksal denetiminin yapıldığı yargılama sonucu verilen ve kesinleşen kararların dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Tam yargı davasına konu zararın oluşmasına sebep olarak gösterilen su kuyularının kapatılması ve su kullanma izin belgesinin iptali işlemine karşı açılan davanın esastan reddedildiğini (bkz. § 7) ve kararın kesinleştiğini ifade eden Mahkeme, su kaynaklarının yetersiz olması nedeniyle yasak alan içinde kalan ve kaçak kullanılan kuyuların kapatılmasında hukuka aykırılık bulunmadığının sabit olduğunu belirlemiştir. Sonuç olarak Mahkeme, izinsiz açılan kuyulardan sulama yapılamaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarar için açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğuna hükmetmiştir. Ret hükmü, Danıştay Onuncu Dairesinin 11/4/2013 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Dairenin 31/1/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Başvurucular, nihai kararı 19/3/2014 tarihinde tebellüğ etmelerinin ardından 17/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Anayasa'nın maddesinin ilk ve son cümleleri şöyledir: " İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. ...İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi şöyledir: "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."