T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1159 Esas KARAR NO : 2026/37 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2024 NUMARASI : 2022/1127 Esas, 2024/286 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1159 Esas KARAR NO : 2026/37 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2024 NUMARASI : 2022/1127 Esas, 2024/286 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı hakkında Bakırköy 9.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 21/10/2021 tanzim 25/0/2021 tarihli ve 90.000-TL bedelli bonoya dayalı olarak 113.474,12-TL tutar üzerinden kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip başlatıldığı, müvekkili ...'in oturduğu evin eşi ...'in kardeşi üzerine olduğunu, ...'in kardeşinin borcundan dolayı tüm arsa ve evler üzerine ipotek konulduğunu ve satış yapıldığını, ...'in evi boşaltmak için süre istediğini, 21/10/2021 tarihinde kendini avukat olarak tanıtan ve müvekkillerinin avukat olarak bildiği ..., ...'ın avukatı olduğunu beyanla yanında 7-8 kişi ile büyük nakliye aracı ile gelip evi boşaltacağını, eşyalarını yükleyeceğini söylediğini, ...'in evde tek başına olduğunu, okuma yazma bilmediğini, 60 yaşında kanser hastalığı ile mücadele ettiğini, ...'in karşısında avukat ile birlikte 7-8 kişiyi, büyük kamyoneti bir arada gördüğünde korktuğunu, ... elinde bir kağıt çıkararak, yanlarında çilingirin hazır olduğunu senete imza atmazsa eve girileceğini ve eşyalara el konulacağını, zaten imza atsalar dahi kendilerine bir şey olmayacağını, borcun kendilerine ait olmadığını, imza atmazsa eşyaların hemen o anda götürüleceğini, evin tahliye edileceğini boşaltılacağını" söylediğini, ...'in herhangi bir borcu olmamasına rağmen, ne olduğunu bilmeden baskı ve korku ile sözde Avukatlık mesleğini kullanarak, mesleğinin oluşturduğu güveni ve itibarı kullanarak ...'e zorla imzalattığını, sonrasında müvekkili ... evi boşaltıp taşındığını, ...'ün ...'e senet imzalattıktan sonra yanında ... ile ...'in oğlu olan ...'in işyeri olan ...ı/KOCAELİ adresine gittiklerini, burada ...'e "evlerinde çilingirin hazır olduğunu senete imza atmazsa eve girileceğini ve eşyalara el konulacağını, zaten imza atsalar dahi kendilerine bir şey olmayacağını, borcun kendilerine ait olmadığını" söylediğini, yaşlı ve hasta olan annesi ile telefonda konuşan ..., annesinin ağlamasından ve korkmasından etkilenmiş annesi üzülmesin ve senete imza atan annesinin başına hukuki bir problem gelmesin diye ve avukatın evlerini boşaltmasından korkarak senete kefil olarak imza attığını, ... 7.000,00 - 8.000,00 TL ödeme yapıldığını, ödenen paranın geri istendiğini ancak verilmediğini, davacıların kendilerene ait olmayan bir borç için haklarında icra takibi yürütüldüğünü, bahsi geçen senete konu olan 90.000,00 TL'lik borcun müvekkillerine ait olmadığını, buna dair ses kaydı bulunduğunu ileri sürerek takibin tedbiren durdurulmasına, müvekkilinin takip dayanağı bono ve takip nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin ve bononun iptaline, icranın eski hale iadesine, %20'den az olmamak ve haksız takip nedeniyle uğranılan somut zararı karşılayacak (asgarinin üzerinde bir) oranda müştereken ve müteselsilen tazminata hükmedilmesine, takip dayanağı bononun sahte olduğu ve davacılara zorla imzalatıldığı nedenleriyle takip dayanağı bono ve takip dayanağı ile borçlu olmadığının tespiti ile bononun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görev itirazının olduğu, davacının senedin kendilerine zorla imzattırıldığına ilişkin savunmaları gerçeği yansıtmadığını, ... 2014 ve öncesine ait ödenmeyen ecrimisil ve ilam vekalet ücreti alacağının tahsili için Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından hacze gidildiğini, davacıların vermiş oldukları senedin haksız işgal ettikleri taşınmazın 2014 ve sonrası için haksız işgaline karşılık anlaşma sağlanan bedel olduğunu ve Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına karşılık da olmadığı, davacının tanık dinletebilmesi mümkün olmadığı, muvafakatlerinin olmadığı nedenleriyle haksız davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/03/2024 tarih ve 2022/1127 Esas, 2024/286 Karar sayılı kararıyla; "...kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile yapılan icra takibinin dayanağı bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin açılan davada, dava ve icra takibine konu senet üzerindeki imzanın davacılara ait olup olmadığı, senedin hata, hile ,ikrah ile alınıp alınmadığı kambiyo senetlerinin illetten mücerret olup, soyut borç ilişkisi doğurduğu, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığını iddia edenin bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Davacılardan ... dava dilekçesinde zorla senet imzalatıldığını, hata hile ve ikrah iddiasında bulunmuştur. Diğer davacının ise kefil olarak senette imzası bulunmaktadır. Davacı asillerden ... imzasının kendine ait olduğunu kabul etmekle birilikte TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince, kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürmüştür. Davacılardan ...' nın okuma yazmasının olmadığı, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanları ile sabittir. Dava dilekçesindeki içerikten davacının imzaladığı evraklardan senedin farkında olduğu yönünde bir ifade çıkmış olması nedeni ile davacının HMK 169 ve 171 uyarınca isticvabına karar verilmiş olup 28/02/2024 tarihli duruşmada beyanında bir kısım belgeler imzaladığını neyi imzaladığını bilmediğini, mahkememizce gösterilen senedi imzalamadığını, imzaladığı kağıtların boyutlarının daha büyük olduğunu beyan etmiştir. Mahkememizce iş bu senet üzerinde Prof.Dr.Dr.... tarafından dosyaya sunulan 20/03/2023 tarihli rapor ile İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 14/12/2023 tarihli raporda senetteki imzanın davacı ...'nın el ürünü olmadığı tespit edilmiştir. İmzanın keşideciye ait olmadığı iddiası mutlak def'i niteliğinde olup herkese karşı ileri sürülebilmektedir. Aval veren, hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilecek, asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremeyeceğinden aval verenin mutlak defiye ilişkin iddiası bakımından da davacıların davayı ispat ettikleri anlaşılmakla açılan davanın kabulüne, Davacının Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu 21.10.2021 tarihli 90.000,00-TL bedelli çek bakımından davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, Davacılardan ...'in ödemiş olduğu 42.113 TL'nin davalıdan istirdadı ile bu davacıya ödenmesine, Davacılardan ...'in ödemiş olduğu 91.148,19 TL'nin davalıdan istirdadı ile bu davacıya ödenmesine, şartları oluşmadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacılardan ...'in ve ...'in açmış olduğu DAVANIN KABULÜNE, 1-Davacının Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu 21.10.2021 tarihli 90.000,00-TL bedelli çek bakımından davacıların davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Davacılardan ...'in ödemiş olduğu 42.113 TL'nin davalıdan istirdadı ile bu davacıya ödenmesine, Davacılardan ...'in ödemiş olduğu 91.148,19 TL'nin davalıdan istirdadı ile bu davacıya ödenmesine, 2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yargılamaya konu senede atılan imzaların davacıların eli ürünü olduğunu, zira davacı tarafça dava dilekçesinde ".. ..., annesinin ağlamasından ve korkmasından etkilenmiş annesi üzülmesi ve senede imza atan annesinin başına hukuki bir problem gelmesin diye ve avukatın evlerini boşaltmasından korkarak senede kefil olarak imza atmıştır." şeklinde ibarelere yer verildiğini, davacılarca ileri sürülen hile, ikrah ve zorla senede imza atıldığı iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, imzaların davacı tarafça atıldığı kendilerinin de kabulünde olduğunu, davacı asilin beyanda bulunduğu sırada mahkemece henüz senet dahi gösterilmeden davacının konuya direkt olarak imzaladığı kağıdın boyut ölçülerinden bahsederek giriş yapması, davacının yönlendirme ile beyanda bulunduğunu gösterdiğini, Davacılar dava dilekçelerinde dava konusu senedi imzaladıklarını kabul etmiş olmalarına rağmen dosyaya sunulan raporlar doğrultusunda beyanlarını değiştirdiklerini, Davacı ...'in mahkeme huzurunda gösterilen dava konusu senedi imzaladığını açıkça ikrar ettiğini, ... beyanında ".. BANA GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ SENETTEKİ İMZA BANA AİTTİR.."şeklinde imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiştir, devamında " ..benim yanıma gelerek annemden imza aldıklarını, evden çıkmak için bu senedi imzalamamı söylediler, iş yerimi aradılar, eve hacze gelindiğini ve gelmem gerektiğini söylediler, ben de annemin rahatsızlığını bildiğim için erkenden işten çıktım, iş yerinin yakınında bir kafeterya da buluştuk , orada bana bunu imzalamamı söylediler, bunun dışında bana 7-8 tane kağıt imzalattılar" şeklinde, olay akışında kendi içerisinde çelişen beyanlarda bulunduğunu, Önce kendisinin yanına gelindiğini sonra telefonla arandığını daha sonra iş yerinin yakınında kafeteryada buluşup senedi imzaladığını beyan ettiğini, Dava dilekçelerinde ise iş yerine gelindiğini orada imza attığını beyan ettiğini, tanık dinlenmesine muvaffakatlarinin bulunmadığını, iddianın yazılı delille ile ispat edilmesi gerektiğini, davacının okuma yazması yok ise daha önceden kamu dairelerinde yapmış olduğu işlemleri de nasıl yaptığını taraflarınca anlaşılamadığını, davacıların imzaları kendilerinin attığı kabulündeyken, raporda imzaların davacılara ait olmadığı kanaatine varılması oldukça hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, okuma yazmasının olmaması durumda atılan imzaların da birbirine tam olarak benzeyemeyeceğinin de kabulü gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; Menfi Tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili tarafından; davacının ikamet ettiği eve, akrabası olan ...'in borcu nedeniyle 21/10/2021 tarihinde fiilen haciz tatbik edilmek üzere gelindiğini, dava dışı ...'ü avukat olarak bildiklerini, davacının 60 yaşında, kanser hastası ve okuma yazmayan biri olduğunu, iradesi fesada uğratılarak davacılara zorla senet imzalatıldığını ileri sürerek dava dilekçesi sonuç kısmında "takibe konu bono ve takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile bononun iptaline, icranın geri iadesine" karar verilmesi istemi ile huzurdaki dava açılmıştır. Yukarıda kısaca özetlenen istemden anlaşılacağı üzere, huzurdaki dava irade fesadı iddiasına dayalı menfi tespit istemi olup, dava dilekçesinde imza inkarı iddiası açıkça yer almadığı gibi aksine bononun "zorla imzalatıldığı" iddiasında bulunulmuştur. Hal böyleyken, ilk derece mahkemesince HMK'da yazılı usule de uygun şekilde yapılmadığı da anlaşılan isticvap beyanı akabinde imza inkarında bulunulduğu kabul edilerek imza incelemesi yapılması ve alınan rapora dayalı hüküm kurulması doğru değildir. Mahkemece yapılması gereken dayanılan ceza dosyası da celp edilmek ve usuli kazanılmış haklar da nazara alınarak, toplanması talep edilen delillerin dosyaya kazandırılması ve "irade fesadı" iddiasının, her bir davacı yönünden ayrı ayrı incelenmesidir. Bu nedenlerle, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma gerekçesine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen KABULÜNE, 2-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/03/2024 tarih, 2022/1127 Esas, 2024/286 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-Karar kaldırma gerekçesine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesşne yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 575TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.744,40TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.15/01/2026