T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2025 NUMARASI :...Esas - ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALILAR : 1 -... VEKİLLERİ : Av.... Av.... : 2 -... VEKİLİ : Av.... : 3 -... VEKİLİ : Av..…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2025 NUMARASI :...Esas - ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALILAR : 1 -... VEKİLLERİ : Av.... Av.... : 2 -... VEKİLİ : Av.... : 3 -... VEKİLİ : Av.... İHBAR OLUNAN : ... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilnde özetle; Müvekkilinin, ... ilinde ikamet etmekte olup dava konusu trafik kazasının meydana geldiği tarihte ... ilinin ... ilçesinde çalışmakta olduğunu, müvekkilinin 11.07.2022 tarihinde iş için ... ilinden ... ilçesine sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araç ile gitmekte iken davalılardan...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı sayılı aracın kendisine çarpması neticesinde dava konusu kazanın meydana geldiğini, yaşanan kaza akabinde, taraflarca "kaza tespit tutanağı" tanzim edildiğini, davalılardan araç sürücüsünün; "... ... istikametinde ilerlerken tali yoldan ... istikametine dönmek istediğimde güneş gözümü aldığı için karşı şeritten gelen aracı fark etmedim." şeklinde beyanda bulunduğunu, mezkur kaza neticesinde; müvekkiline ait aracın perte ayrılmış olup kullanılamaz hale geldiğini, devam eden süreçte ise müvekkilinin davalılardan Sigorta Şirketi ile görüşmüş ve Sigorta Şirketi tarafından müvekkiline şifahen; "araç perte ayrıldığından aracı biz alalım size 30.000-TL ödeme yapalım" şeklinde teklifte bulunulduğunu, ancak müvekkilinin, aracının kendisinde kalmasını ve araçta oluşan zararların giderilmesini talep etmekte olduğu için işbu teklifi kabul etmediğini, devam eden süreçte ise, müvekkili tarafından davalılardan Sigorta Şirketi'nin ....mail adresine yazılı başvuru yapılarak; kaza nedeni ile meydana gelen zararların giderilmesinin talep edildiğini, sigorta şirketinden gelen cevap yazısı üzerine ise ... mail adresine başvuru yapıldığını ancak yapılan başvurulardan müspet bir sonuç alınamadığını, hal böyle olunca müvekkilinin, ... Arabuluculuk Bürosu'nun ...sayılı dosyası ile davalılardan Sigorta Şirketi'ne karşı arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu ancak anlaşılamadığını, ... ilinde ikamet eden müvekkilinin kaza tarihinde ... ilçesi ... mahallesinde bulunan "... Sitesi" nezdinde özel güvenlik olarak çalışmakta olup yaşanan kaza nedeni ile araçsız kalan müvekkilinin iş yerine gidemediğini, zira müvekkilinin meydana gelen kaza nedeni ile hem aracın taşınması ve sair hususlar ile ilgilenmek durumunda kalmış hem de aracı olmadığı için ...'da bulunan iş yerine gidiş sağlayamadığından iki gün üst üste işe gidemediğinden iş aknin sona erdirildiğini, günümüz ekonomik düzeni karşısında geçinebilecek seviyede iş imkanı bulmak ne yazık ki zor olduğundan müvekkilinin bu süre boyunca hem işsiz kaldığını hem de sürekli olarak aracın akıbetini ve mali durumunu düşünmek zorunda kaldığını, nitekim, müvekkilinin 4 ay boyunca işsiz kaldığını, bu süreçte de devamlı olarak aracın sorunları ile uğraştığını, gelinen noktada ise müvekkilinin aracın onarımını başlattığını, müvekkilinin araçsız kaldığı bu süreçte hayatını idame ettirebilmek ve işlerini halledebilmek adına 1 ay araç kiralamak zorunda kaldığını, müvekkilinin ikamet etmekte olduğu taşınmazın kira olup müvekkilinin araçsız ve dolaylı olarak işszi kaldığı bu süre boyunca ekonomik açıdan zarar gördüğünü, nihayetinde yeni bir iş bulabilen müvekkilinin aracının tamirat tadilat işlemlerini de yavaş yavaş gerçekleştirmeye başladığını, ancak bu hususun 4 ay işsiz geçen zamanı ve bu sürede meydana gelen maddi zararları aza indirgediğini, kaldı ki, müvekkilinin aracın onarım işlemlerine dair ödemeleri de cebinden karşıladığını, ayrıca, kaza sırasında müvekkilinin telefonunun da kırılıp tamirat gerektirdiğini, bu sebeple müvekkilinin telefonun onarımı için 800-TL masraf yaptığını, bu masrafların da kusurlu davalılar tarafından karşılanmadığını, müvekkilinin kaza nedeni ile 3 gün rapor da aldığını, bu nedenlerle öncelikle davalarının kabulüne, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların, bilirkişi incelemesi ile artırılmak üzere şimdilik 500-TL olarak davalıdan tahsiline, müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybının bilirkişi marifetiyle artırılmak üzere şimdilik 500-TL olarak davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kaza tarihi itibariyle araç başına 100.000,00 TL poliçe teminat limiti olduğunu, öncelikle mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmenin engellenmesi için konu kaza nedeniyle sigortalı veya kasko sigortacısı tarafından zarar görene ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespitini talep ettiklerini, davaya konu edilen aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağı için belirtilen hususların tespitini ve netice olarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Belediyesi Gıda Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava tarihi itibari ile uğramış olduğunu iddia ettiği maddi zararın belirli olacağından huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, müvekkil şirket yönünden arabuluculuk yolu tüketilmediğinden huzurdaki davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddi gerektiğini, müvekkil şirketin kazaya karışan aracın sahibi olup kazanın meydana gelmesinde taraflarınca izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, zira kusur oranlarının yargılama gerektirdiğini, davaya konu kaza tespit tutanağının hatalı olarak düzenlendiğini, kazanın gerçekleşmiş olduğu tarihe ilişkin varsa ilgili yerlere müzekkere yazılarak kazaya ilişkin kamera kayıtlarının mahkeme tarafından dosya arasına aldırılmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte değer kaybının uzman bilirkişi marifetiyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca belirtilen hususlar doğrultusunda değerlendirilmesini talep ettiklerini, bu şartlar uyarınca 16500 Kilometre ve/veya 10 yaşın üzerindeki araçlarda değer kaybı oluşmayacağını, davacıya ait aracın kilometre ve tescil bilgilerinin celp edilmesini talep ettiklerini, belirlenen nedenlerle teknik olarak araçta değer kaybı tazminatının tespit edilemeyeceği gözetilerek değer kaybı talebinin reddini talep ettiklerini, davacı yana ait aracın geçmişindeki hasar kayıtları ve kazanın araştırılmasını talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde aracın pert olduğundan bahsedildiğini, aracın pert halinin olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, aracın ağır hasar kaydı bulunmadı halinde değer kaybı talebinin reddi gerektiğini, çalışılan sebepler uyarınca aracın ağır hasar kaydının olup olmadığı araştırılarak ağır hasar kaybının bulunması halinde değer kaybı talebinin reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafın maddi tazminata ilişkin beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının davaya konu trafik kazası ile kesinlikle hiçbir illiyet bağı olmayan haksız ve kötü niyetli taleplerin reddi gerektiğini, davacı tarafın kaza nedeniyle uğradığını iddia ettiği maddi zararlarını ortaya koyan yeterli delilleri de öne süremediğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle davacının zararı azaltma külfetin ihlali anlamına gelen pert halindeki aracı tamir ettirdiğine ilişkin beyanlarının tazminatın belirlenmesi aşamasında tazminattan indirim sebebi olarak dikkate alınmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Davacı tarafça 21.03.2025 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerinin bilirkişi raporu doğrultusunda arttırıldığı ve harcın ikmal edildiği anlaşılmış, bedel artırım dilekçesi davalılara tebliğ edilmiştir. Davacının bedel arttırım dilekçesinde hasar giderim bedeli olarak 34.500,00 TL, araç mahrumiyet bedeli olarak 6.686,59 TL, değer kaybı bedeli olarak 45.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..hasar ve değer kaybı tazminatı bakımından; tarafların kusur durumları göz önüne alınarak, davalıların zararı tazminle yükümlü oldukları sonuç ve kanaatine varılarak; hasar bedeline ilişkin tazminat talebi yönünden 34.500,00-TL'nin; değer kaybına ilişkin tazminat talebi yönünden ise bilirkişi raporunda seçenekli olarak hesaplanan tutarlardan dava tarihine göre yapılan hesaplama esas alınmak suretiyle 20.173,44-TL'nin; gerek dava dilekçesinde gerek bedel arttırım dilekçesinde faiz talep edilmediği göz önüne alınarak faize hükmedilmeksizin tüm davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Araç mahrumiyet bedeli talebi yönünden ise davalı sigorta şirketi davalı taraf aracının ZMM (trafik) sigortacısı konumunda olup, bilindiği gibi Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince, ikame araç (araç mahrumiyeti) zararının, gerçek zarar dışında aracın hasarlanması nedeniyle uğranılan "dolaylı bir zarar" olması sebebiyle poliçe teminatı kapsamında olmamasına göre bu talebe ilişkin davanın davalı sigorta şirketi yönünden reddi gerekmiş olup (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2023/8085 E. - 2023/11250 K., 2021/26464 E. - 2022/11237 K). tarafların kusur durumları göz önüne alınarak araç mahrumiyet bedeline ilişkin maddi tazminat talebi yönünden 6.686,59-TL'nin gerek dava dilekçesinde gerek bedel arttırım dilekçesinde faiz talep edilmediği göz önüne alınarak faize hükmedilmeksizin davalılar.... ve ... Belediyesi Gıda San. Tur. Ve Tic. AŞ.'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden araç mahrumiyet bedeline ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının iş akdinin sona erdirilmesi iddiasından ve telefon hasarından kaynaklanan zararlarının tazmini talepleri yönünden ise dolaylı zararının varlığını ve kaza ile illiyet bağını ispat edemediği (Benzer uyuşmazlığa ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesinin 2021/776 E., 2024/544 K. Sayılı ilamı) göz önüne alınarak iş akdinin sona erdirilmesi iddiasından ve telefon hasarından kaynaklanan zararlarının tazmini talepleri yönünden davanın reddine dair; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 1-)Hasar bedeline ilişkin tazminat talebi yönünden 34.500,00-TL'nin; tüm davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-)Değer kaybına ilişkin tazminat talebi yönünden 20.173,44-TL'nin; tüm davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-)Araç mahrumiyet bedeli talebi yönünden 6.686,59-TL'nin; davalılar ... ve ...Belediyesi Gıda San. Tur. Ve Tic. AŞ.'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-)Davalı ... Sigorta AŞ. yönünden araç mahrumniyet bedeli talebinin REDDİNE, 5-)Davacının iş akdinin sona erdirilmesi iddiasından ve telefon hasarından kaynaklanan zararlarının tazmini talepleri yönünden davanın REDDİNE" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Sayın Mahkemenin kararının; alenen eksik incelemeye dayalı, haksız ve hatalı olduğunu, kusur durumuna ilişkin tanzim edilen bilirkişi raporunun eksik inceleme dayalı olduğunu, kusur durumuna ilişkin tanzim edilen 20.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı ...'ın kusurunun bulunmadığı şeklinde kanaat ve tespitte bulunulmuş olsa da; tanzim edilen raporda salt davacının beyanlara itibar edildiğini, bilirkişinin yalnızca davalının geçiş üstünlüğü olan araca geçiş hakkı vermediği gerekçesiyle kazanın meydana geldiğini, bu nedenle davalının asli ve tam kusurlu olduğunu belirttiğini, kazanın gerçekleştiği tarihe dair müzekkere yazılarak kazaya ilişkin kamera kayıtlarının talep edilmediğini, dosya kapsamında ise davacı ...'ın kavşağa yaklaşırken yavaşladığına ilişkin hiçbir ifade ve delil bulunmadığını, bilirkişi sadece davalı geçiş üstünlüğü olan araca geçiş hakkı vermediği gerekçesiyle kazanın meydana geldiğini, bu nedenle asli ve tam kusurlu olduğunu belirttiğini, fakat davacının kavşağa girerken niçin yavaşlamadığı inceleme konusunun yapılmadığını, davacının kavşağa yaklaşırken yavaşlamaması nedeniyle davacının da kusurunun bulunduğunun açık olduğunu, bu nedenle davacının kavşağa yaklaşırken yavaşlamaması dolayısıyla kazada en az tali kusurunun bulunduğu hususu dikkate alınarak ek rapor tanzim edilmesi gerekirken itiraz ve talepleri değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, hasar bedeline ilişkin olarak; 16.01.2023 tarihli devir daim, radyatör pervanı, kayış ve conta takımları onarım bedeli 5.000,00 TL, 16.01.2023 tarihli .... oto boya firmasına onarım boyası bedeli 15.000,00 TL, 04.03.2024 tarihli Aygün Oto firmasına ön far, sağ ve sol sinyaller ve elektrik tesisat işçiliği bedeli 4.500,00 TL ve 07.03.2023 tarihli ... oto kaporta faturası sağ ve sol çamurluk ön taraf onarım bedeli 10.000,00 TL olmak üzere davacı tarafından dosyaya sunulan belgeler üzerinden hasar bedeli kanaat edilerek rapor tanzim edildiğini, kazanın meydana geldiği tarih ve faturalara dair tarihler göz önünde bulundurulduğunda ilgili evrakların mezkur davaya dair olup olmadığı dahi bilinmediğini, salt davacının sunduğu evraklara dair inceleme yapılarak rapor tanzim edildiğini, bu raporun kabulünün mümkün olmadığı gibi hasar bedeline dair raporun dayanak edilerek hüküm kurulmasının da kabul edilemeyeceğini, değer kaybına ilişkin olarak; aracın 52 yaşında olduğu hususunun ve aracın daha önce kazaya karışıp karışmadığının incelenmediğini, daha önce değişen bir parçası olup olmadığı dikkate alınmadığını, hiçbir emsal araştırma yapılmadan salt davacının talepleri doğrultusunda rapor tanzim edildiğini, davacının hiçbir muvafakat almaksızın aracın tamiratına başladığını, dolayısıyla tamiratı yapan servis de davacı tarafından belirlendiğini, raporda, araçta oluşan hasarın makul onarım süresinin 17 gün olduğu şeklinde kanaatte bulunulmuşsa da araç sahibinin tek taraflı işlemleri ile yapılan tamirat işlemi neticesinde araç mahrumiyet bedelinin talep edilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.05.2025 Tarih, ...Esas, ... Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı ... istinaf dilekçesinde özetle; Davacının, ... ilinde ikamet etmekte olup dava konusu trafik kazasının meydana geldiği tarihte ... ilinin ... ilçesinde çalıştığını, davacının, 11.07.2022 tarihinde iş için ... ilinden ... ilçesine sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araç ile gitmekte iken davalılardan ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı sayılı aracın kendisine çarpması neticesinde dava konusu kazanın meydana geldiğini, kaza sonrası meydana gelen hasar ve zararlar sebebi ile huzurdaki davanın ikame edildiğini, yargılama esnasında davacının kendi imkanları ile aracın birtakım onarımlarını giderdiğini ve buna ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu, her ne kadar bilirkişi raporu alınmış ve rapor ile araçta yapılan onarım bedellerinin 34.500 TL'ye tekabül ettiği sonucuna varıldığını ve Yerel Mahkemece de bu bedel üzerinden hüküm kurulmuş ise de raporda yalnızca davacı tarafından yaptırılan onarım bedellerinin hesap edildiğini, davacının, kaza nedeniyle meydana gelen hasarların tamamını henüz yaptıramadığını, zira, aracın boya işlemlerinin natamam vaziyette olduğunu, dolayısıyla bilirkişi raporunda davacının yaptırdığı işlemler değil haksız fiil nedeniyle meydana gelen hasarın bedeli tespit edilmesi gerektiğini, fakat yapılan yargılama ile bu husus dikkate alınmamış haksız fiil sebebiyle araçta meydana gelen zararın tamamı tespit edilmediğini, Yerel Mahkeme tarafından eksik incelemeye tabi bir bilirkişi raporunda yer alan bedel üzerinden hüküm kurulmasının davacının hak kaybına yol açmakta olup gerçek hasar bedelinin tespitinin gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından, değer kaybı talebine yönelik olarak bilirkişi raporunda seçenekli olarak tespit edilen bedellerden herhangi bir gerekçe olmaksızın düşük olan bedel hükme esas alındığını, fakat, raporda yer alan dava tarihi (05.01.2023) itibariyle TCMB enflasyon hesaplamasına göre 58.278,82 TL değer kaybı tespit edildiğini, hal böyle olmasına rağmen 20.173,44 TL üzerinden değer kaybına hükmedilmesi bilirkişi raporunun iç tutarlılığına ve dosya kapsamındaki maddi gerçeğe aykırı olduğu gibi mahkemenin takdir yetkisinin keyfi biçimde kullanılması suretiyle davacının açıkça zarara uğratılması anlamına geldiğini, kararda hükmedilen 24.826,50 TL ve 6.686,59 TL tutarındaki karşı vekalet ücretleri, dava konusu miktarlara göre orantısız şekilde yüksek belirlendiğini, özellikle değer kaybı yönünden sadece poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğu olan sigorta şirketi yönünden bu tutarın tamamının davacıya yüklenmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenle, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi göz önüne alınarak hesaplama yapılmış olsa dahi, kabul-red oranlarına göre orantılı bir şekilde indirim yapılmaksızın hükmedilen bu vekalet ücretlerinin kaldırılması veya makul seviyeye indirilmesi gerektiğini, dava sürecinde araç üzerindeki boya işlemlerinin tamamlanmadığını, onarımın henüz bitmediğini ve bu işlemlerin araç değeri üzerinde etkili olduğunun davacı tarafça açıkça ifade edildiğini, ancak bu husus bilirkişi raporuyla netleştirilmediğini, raporda boya bedeline veya eksik onarıma ilişkin değerlendirme yapılmadığını, davacının gerçek zararının eksik tespit edildiğini, bu yönüyle eksik incelemeye dayalı olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yetersiz rapora dayalı eksik tazmin hükmü usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle eksik incelemeye dayanılarak verilen hükmün kaldırılmasını ve bu hususta yeniden bilirkişi raporu alınarak değerlendirme yapılmasını talep ettiklerini, mahkeme tarafından gerek dava dilekçesinde gerek bedel artırımı dilekçesinde faiz talep edilmediği belirtilerek faize hükmedilmediğini, ancak zararın tespiti, bilirkişi raporlarının düzenlendiği tarihte somutlaşmış olup, bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiz yönünden mahkemenin re'sen değerlendirme yapması gerektiğini, açıklanan sebeplerle ... Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas, ... Karar sayılı dosyasının 28.05.2025 tarihli gerekçeli kararı ile hükmedilen kısmen ret kararına karşı istinaf başvuru dilekçesinin kabulüne karar verilmesini, anılı kısmen ret kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Belediyesi Gıda Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... Belediyesi Gıda A.Ş. vekili olarak, karardaki bu aleyhe hususlar ve hukuka aykırılıkların çok yönlü biçimde istinaf konusu yapıldığını, zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda kazanın fiilen meydana gelmesine sebebiyet veren bir sürücünün mevcut olduğunu, Mahkeme, kusur değerlendirmesinde sürücünün eylemini davalı şirkete izafe ederek şirkete de kusur oranını tanımladığını, oysa Borçlar Kanunu m.66 uyarınca da bir işveren, çalışanının kusurundan dolayı üçüncü kişilere karşı sorumlu olsa bile bu, işverene ayrıca “kusur” atfedildiği anlamını taşımadığını, sadece kanundan doğan temsil eden sorumluluk söz konusu olduğunu, bu nedenledir ki; ilk derece mahkemesinin kararında davalı şirkete belirli bir "kusur oranı" izafe edilmesi ve bu kusur oranına dayanılarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, kusur fiili ve hukuki olarak şoföre ait olup, davalı şirketin ise kanunen araç işleteni sıfatıyla objektif sorumlu olduğunu, işletenin, sürücünün eylemlerinden kaynaklanan zarardan sorumlu tutulması, zaten yasadan kaynaklandığını, ayrıca şirketin kendi kusuru bulunduğu ileri sürülmediğini ve ispatlanmadığını, sadece "işleten olmak” kusurlu olmak anlamını taşımadığını, davacının, trafik kazası sonucu aracında meydana gelen "değer kaybı" ve "araç mahrumiyetinden doğan zarar" kalemleri için de tazminat talep etmiş; mahkeme bu talepleri de kabul ettiğini, ancak, bu kalemlere ilişkin hüküm kurulurken dayanak alınan bilirkişi raporları eksik ve yetersiz olduğunu, hem kusur oranı tespiti hem de özellikle hesaplanmış olunan zarar miktarı bakımından yapılan incelemenin, karar vermeye elverişli olmadığını, açıklanan sebeplerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla; davacı tarafın, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurma dava şartını yerine getirmemiş olması nedeniyle, HMK m.352/1-a gereğince istinaf başvurularının kabulüne ve ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 28.05.2025 tarih, ...Esas, ...Karar sayılı ilamının kaldırılmasına; davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, eğer mahkeme aksi kanaat getirilecek ise istinaf sebeplerinin esastan incelenerek ilk derece kararının davalı aleyhine olan hükümlerinin kaldırılmasına, istinaf incelemesi sonucundaki, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın onarım bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli yönünden kabulüne, davacının iş akdinin sona erdirilmesi nedeniyle tazminat ve telefononun hasara uğraması nedeniyle tazminat istemlerine yönelik ise reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı ile davalılardan ... Belediyesi Gıda Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. Vekili ile ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. 2918 s. KTK'nun "Maddi ve Manevi Tazminat" başlıklı 90. maddesi, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı TBK'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklinde olup, maddede yer alan "genel şartlara" ilişkin kısımların Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/40 Esas ve 2020/40 sayılı kararı ile Anayasaya aykırı olduklarına karar verilmiştir. Buna göre ve kararın gerekçesinde belirtildiği üzere, tazminat sorumluluğu ve kapsamının belirlenmesine ilişkin 6098 sayılı TBK'daki genel esaslara aykırı olan Genel Şartlar'ın ilgili hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Kusur durumunun tespiti hususunda bilirkişi raporunda; kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığı davalı taraf sürücüsünün ise %100 oranında asli kusurlu olduğu rapor edilmiştir. Tazminat miktarının hesabı yönünden; dosyaya ibraz edilen 26/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu araçta dava tarihi itibariyle 20.173,44-TL değer kaybı zararının, 34.500,00-TL hasardan kaynaklanan zararın ve 6.686,59-TL araç mahrumiyet zararının meydana geldiği tespit edilmiştir. Yapılan açıklamalar kapsamında aşağıda belirtilen istinaf itirazları dışındaki itirazlar yerinde görülmemiştir. Şöyle ki; Davalılardan ... Belediyesi Gıda Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. İstinaf itirazlarında arabuluculuk dava şartının kendileri yönünden yerine gelmediğini beyan etmiş olup; mahkemece bu hususta inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır. 6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri aralarındaki ilişki artık iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisi haline dönüşmüştür. Göreve ilişkin düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olduğundan her aşamada re'sen gözetilmelidir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 Sayılı TTK'nun 12.maddesinde; bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret sicilde tescil ederek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlatmamış olsa bile tacir sayılır. Anılan kanunun 11.maddesinde "ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir.", 15.maddesinde de "ister gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddesinin 2.fıkrasında çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'un 3/a maddesinde "Esnaf ve sanatkâr tanımı yapılmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanununa göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline yada odaya kayıtlı olmamakta tacir olmanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi vergi mükellefi olup olmamakta tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt kabul edilemez. (Yargıtay 3.HD'nin 2018/4288 E- 2018/8854 K sayılı 20/09/2018 tarihli kararı) Türk Ticaret Kanun'un gerek 11.gerekse 15.maddesinde öngörülen sınırı belirleyen Bakanlar Kurulu kararı ise 21.07.2007 yürürlük tarihli, 207/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı olup, söz konusu Bakanlar Kurulu kararı şöyledir; "Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı 1.maddesinde; 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b)213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, kararlaştırılmıştır."şeklindedir. Yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu kararında tacir ile esnaf arasındaki sınırın belirlenmesinde gözetilecek değerler yönünden 213 sayılı Vergi Usul Kanun'un 177.maddesine atıfta bulunulmuştur. Bu durumda mahkemece; yukarıdaki açıklamalar ve sözü edilen kurallar kapsamında davacının tacir olup olmadığının araştırılması, davacının tacir olması halinde davanın ilgili davalı yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gözetilerek ilgili davalı yönünden davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Kabule göre de; davalı ... Belediyesi Gıda Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. Vekilinin istinaf itirazlarına göre; dava konusu edilmiş olan ve reddine karar verilen tüm kalemlerin reddedilen miktara dahil edilerek adı geçen davalı lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken vekalet ücretinin eksik hesaplanması yerinde görülmemiştir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup istinaf kanun yolu başvurusu açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırılmasına ve dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-)Taraf vekillerinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ...Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ... Esas, ... Karar sayılı 28/05/2025 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-)Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde başvuran tarafa İADESİNE, 4-)İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda DİKKATE ALINMASINA, 5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-)HMK’nın 359/4.maddesi uyarınca iş bu kararın mahal mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile kesin olarak karar verildi.05/02/2026 ... Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.