Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itirazın bağımsız ve tarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulh ceza hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemelerince karara bağlanması, tutukluluğun hukukiliğine etkili bir şekilde itiraz edememesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltına alınma anından itibaren avukat yardımından yararlandırılmama, gözaltı ve ceza infaz kurumu koşullarının insani olmaması ve psikolojik raha
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itirazın bağımsız ve tarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulh ceza hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemelerince karara bağlanması, tutukluluğun hukukiliğine etkili bir şekilde itiraz edememesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltına alınma anından itibaren avukat yardımından yararlandırılmama, gözaltı ve ceza infaz kurumu koşullarının insani olmaması ve psikolojik rahatsızlığa rağmen ceza infaz kurumunda tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının; açık ve kapalı görüş hakkının sınırlandırılması nedenleriyle özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının; gözaltındayken Kur'an-ı Kerim verilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/7/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde bir askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Emniyet müdürü olan başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüphelinin FETÖ/PDY'nin emniyet yapılanması içinde yer aldıklarının bazı müşteki ve tanıklar tarafından ifade edilmesi üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu anılan soruşturma kapsamında 27/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık, başvurucuyu anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle 29/7/2016 tarihinde Kayseri Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Hâkimlik 30/7/2016 tarihinde başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucu 3/8/2016 tarihinde karara itiraz etmiş, Kayseri Sulh Ceza Hâkimliğince 4/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başsavcılığın aynı olaya ilişkin olarak yürüttüğü farklı bir soruşturmada 19/8/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucunun Anayasa'yı ihlal, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini düşürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütü üyesi olma suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu ile birlikte toplam 68 şüphelinin cezalandırılması talep edilmiştir. Başvurucu anılan soruşturmada tutuklu bulunmamaktadır. İddianame Kayseri Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 24/8/2016 tarihinde kabul edilerek E.2016/342 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Başvurucunun tutuklu bulunduğu soruşturmada Başsavcılık 6/2/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan yürütülen E.2016/342 sayılı dosya ile birleştirilmesi talebiyle kamu davası açmıştır. Mahkeme 17/2/2017 tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve bu davanın Mahkemenin E.2016/342 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir. Başvurucu tahliyesine karar verilmesi talebiyle Mahkemeye müdafii aracılığıyla başvurmuş, Mahkeme 29/6/2017 tarihli kararı ile başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına itiraz yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Başvurucu kararı 3/7/2017 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde, Mahkemenin 29/6/2017 tarihli tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya belge sunulmamıştır. Başvurucu 19/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu ve diğer sanık yönünden tefrik edilerek Mahkemenin E.2017/575 sayılı dosyasına kaydedilen kamu davasında Mahkeme 20/2/2018 tarihinde, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından anılan suçları oluşturan olayların iddianamede anlatılmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tahliyesine ve yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar vermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf kanun yolunda derdesttir.