8. Hukuk Dairesi 2015/13080 E. , 2015/21500 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.03.2015 gün ve 526/137 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: ... A R A R Davacı ... vekili, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan101 ada 39
**8. Hukuk Dairesi 2015/13080 E. , 2015/21500 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.03.2015 gün ve 526/137 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: ... A R A R Davacı ... vekili, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan101 ada 395, 419, 437, 438 ve 439 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını açıklayarak bu kısımların tapu kayıtlarının iptaliyle kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 395 parsel sayılı taşınmazın 15,58 m2'lik kısmının; 101 ada 438 parsel sayılı taşınmazın 46,76 m2'lik kısmının; 101 ada 439 parsel sayılı taşınmazın 218,07 m2'lik kısmının; 101 ada 437 parsel sayılı taşınmazın 112,60m2'lik kısmının; 101 ada 419 parsel sayılı taşınmazın 16,73 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle bu kısımların tapu kayıtlarının iptaliyle kıyı olarak terkinine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, bir jeoloji mühendisi bilirkişi ve bir fen bilirkişi ile dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılmış, dosyaya sunulan 26.03.2015 tarihli jeolog bilirkişi raporunda, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin çakıştığı belirtilmiştir. Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisi dava konusu taşınmazlara uygulanarak 22/02/2015 tarihli fen bilirkişi raporu ile taşınmazların kıyı kenar çizgisine göre durumu belirlenmiş, aynı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Keşfe katılan jeoloji mühendisi bilirkişi ise gözleme dayalı değerlendirmeler yapmış, ancak kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bilimsel bir araştırma yapmamıştır. Uzman bilirkişiler vasıtasıyla kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma yapılmadan sadece idare tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisinin dava konusu taşınmazlara uygulanması suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Diğer yandan, Hazinenin de tarafı olduğu bir ilam ile taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil ettiği benimsenerek bir tescil hükmü kurulur ve taşınmaz hakkında bir sicil kaydı tesis edilirse, artık bu kararın Hazineyi bağlamayacağından söz edilemez. Ayrıca, kesin delilin de aynen kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı tartışmasızdır. O halde mahkemece yapılacak iş; önceki bilirkişlerden farklı 3 jeolog ya da jeomorfolg, 1 harita mühendisi ve 1 ... mühendisinden oluşacak bilirkişi kuruluyla yeniden dava konusu taşınmazda keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişiye açıklattırılması, ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa'nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa'nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle, yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilmesi, Mahkemece bu konudaki görüşünün ortaya konulması gerekir. Ayrıca; dava konusu taşınmazlar kadastro tespiti sırasında uygulanan tüm tapu kayıtları getirtilerek Hazinenin taraf olduğu dava sonucunda tescil görüp görmediğinin araştırılması, Hazinenin taraf olduğu bir dava sonucunda sicil oluştuğunun belirlenmesi halinde tarafı olan Hazineyi bağlayacağının gözetilmesi ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'un 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.