Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin 9/7/2009 tarihli ilamı ile 6 yıl 6 ay hapis ve 294,450 TL adli para cezasına mahkûm edilmiş; Denizli İnfaz Hâkimliğinin 25/8/2014 tarihli kararıyla cezasının şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilmesi üzerine ceza infaz kurumundan tahliye edilmiştir. Başvurucu hakkındaki adli para cezası ise süresi içinde ödenmemesi nedeniyle kamuya yararlı bir işte çalışmak istemesi hâlinde tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmesi gerektiğine ilişkin 22/10/2014 tarihli çağrı kağıdı, ilamdaki adresine tebliğe çıkarılmıştır. Söz konusu tebligatın başvurucunun adreste bulanamaması nedeniyle iade edilmesi üzerine bu kez Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) adresine tebligat çıkarılmış, tebliğ imkânsızlığı nedeniyle 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesi uyarınca 8/12/2014 tarihinde tebligat muhtara bırakılmıştır.Bu sürecin tamamlanmasının akabinde başvurucu hakkındaki adli para cezası, kamuya yararlı bir işte çalışma talebiyle süresi içinde başvuruda bulunmadığı gerekçesiyle hapis cezasına çevrilmiştir. Başvurucunun denetimli serbestliğe ayrıldığında yeni adres bildirmiş olmasına rağmen farklı bir adrese çıkarılan tebligatın usulsüz olduğunu, çağrı kağıdından haberdar olmaması nedeniyle süresi içinde başvuruda bulunamadığını belirterek hapis cezasının infazının durdurulması ve tahliyesine karar verilmesi istemiyle yaptığı başvuru Denizli İnfaz Hâkimliğinin 5/10/2015 tarihli kararıyla, adli para cezasıyla ilgili infaz dosyasına adres değişikliğini bildirmediği gerekçesiyle reddedilmiş; karar Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddine dair 26/10/2015 tarihli kararıyla kesinleşmiştir. Bu karar 18/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucunun vasisinin (kardeşi) vekâlet verdiği avukat tarafından 18/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Vekâletnamede 11/6/2014 tarihinde Acıpayam Sulh Hukuk Mahkemesinin verdiği vasilik görevinin iki yıl uzatılmasına ilişkin karara atıf yapılarak vasinin yetkili olduğu belirtilmiştir. Başvurucu 14/5/2019 tarihinde verdiği dilekçede vekâletnamede dayanak gösterilen sulh hukuk mahkemesi kararından üç ay sonra 25/8/2014 tarihinde denetimli serbestlik tedbiriyle tahliye edildiğini, dolayısıyla Türk Medeni Kanunu gereğince vasinin görevinin sona erdiğini, 27/8/2015 tarihinde tekrar ceza infaz kurumuna girmesi nedeniyle yeniden vasi ataması yapılmadığını, ayrıca dava açılması için vesayet makamından da izin alınmadığını, hükümsüz vasi kararıyla çıkarılan vekaletnameye dayanılarak bireysel başvuru yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca anılan avukatı 8/10/2018 tarihinde azlettiğini, başvuruya konu olan hapis cezasının infazının ise 25/8/2018 tarihinde tamamlandığını belirtmiştir. Başvurucu sonuç olarak usul ve yasalara aykırı olarak adına açılan davanın usulen reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.