8. Hukuk Dairesi 2013/8642 E. , 2013/15421 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ: Katkı payı alacağı ... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kabulüne dair ... 11.Aile Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.02.2013 gün ve 7/135 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, evlilik birliği içinde kooperatif üyeliğinin devralımıyla edinilerek bilahare daval
**8. Hukuk Dairesi 2013/8642 E. , 2013/15421 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ: Katkı payı alacağı ... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kabulüne dair ... 11.Aile Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.02.2013 gün ve 7/135 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, evlilik birliği içinde kooperatif üyeliğinin devralımıyla edinilerek bilahare davalı adına kaydedilen taşınmazın alımına vekil edeninin katkıda bulunduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsili ile fiili ayrılık tarihinden itibaren taşınmazın davalı eş kullanımında olması nedeniyle ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Ecrimisil talebi 17.03.2008 tarihinde 10.000 TL'den harçlandırılmıştır.Davalı vekili, vekil edeninin gençlik yıllarından itibaren tıbbi malzeme pazarlamasında çalıştığını, 1988 yılında iş hacminin artması üzerine davacıyı da hissedar göstererek şirket kurulduğunu, davacının sermaye katmadığı gibi uzun süre de çalışmadığını, sonraları şirket içi organizasyonun sağlanması için şirkette bulunduğunu, evlilik içinde edinilen bir çok varlığın davacı adına kayıtlı olması nedeniyle nizalı taşınmazın natamam kooperatif hissesi şeklinde vekil edeni adına alındığını, ödemelerin Şirket kasasından yapıldığını, inşaatın vekil edeni tarafından tamamlandığını, 2001 yılında vekil edeninin ticari teşebbüsleri nedeniyle darboğaza girmesi üzerine alınan borçlar nedeniyle teminaten 3. kişiye devredildiğini, borcun ödenmesi üzerine taşınmazın 2006 yılında geri alındığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kabulüne, fazla hakları saklı tutularak 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Taraflar 10.08.1983 tarihinde evlenmiş; taraf beyanlarına göre 11.03.2003 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve 24.05.2005 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. Başka mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı MK'nun 170. maddesi uyarınca “mal ayrılığı”, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise 4721 sayılı TMK'nun 202. maddesi hükmü uyarınca yasal “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2 maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir.Dava konusu taşınmaz 08.01.2001 tarihinde ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi bünyesinde hisse sahibi dava dışı şahıstan kooperatif üyeliğinin devri yoluyla davalı adına kaba inşaat halinde satın alınmıştır. 20.08.2001 tarihinde davalı tarafından 3.kişiye devredilen kooperatif hissesi, aynı şahıstan 14.03.2006 tarihinde davalı üzerine devralınmış, nihayet 11.09.2006 tarihinde ferdileşme ile 1759 ada 3 parselde 5/110 arsa paylı dubleks mesken davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Olayları anlatmak taraflara hukuki niteleme hakime aittir. Davacı taraf, kooperatif üyeliği yoluyla satın alınan ve davalı tarafından danışıklı olarak 3.kişi üzerine aktarılarak, boşanma davasının kesinleşme tarihinden sonra geri alınan taşınmazın alım bedelinin tarafınca ödendiğini, devam eden aidatların ödenmesi ve eksik imalatların yaptırılmasını takiben 2002 yılı Ağustos ayında taşınıldığını açıklayarak katkı payı alacağının belirlenmesini istemiştir. Uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kooperatif üyeliğinin devralımı tarihi itibariyle eşler arasında 743 sayılı MK'nun 170.maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerli bulunduğundan buna ilişkin talebin Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekir. Buna göre, eşlerin birbirlerinin mal varlıklarının edinilmesine katkılarının kanıtlanması durumunda, katkı oranında alacak hakkı doğar. Dosya içeriğine göre, kooperatif hissesinin alımı tarihinde davacı ve davalının mevcut şirketlerinde ortaklık paylarının bulunduğu ve çalıştıkları belirtilmektedir. 743 sayılı MK'nun yürürlükte bulunduğu, 01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, karı ve kocanın diğerinden katkı payı karşılığında tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya parayla ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması gerekir. Somut olayda her iki taraf çalıştığına ve şirket hisseleri nedeniyle gelirleri bulunduğuna göre evlilik birliği içinde çalışma karşılığı edinilen mallara katkıda bulunduklarının kabulü gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesap yöntemi ve hesaplama farazi olduğu gibi, yerleşmiş Daire kıstaslarına da uygun değildir.Mahkemece yapılacak iş, tarafların ortağı oldukları şirketlere ait kayıtların ve gelir bilgilerinin evlenme tarihlerinden başlayarak dava konusu taşınmazın edinildiği tarihi de kapsar şekilde getirtilmesi, her ne kadar uyuşmazlık konusu taşınmaz ferdileşmeden evvel davalı tarafından 3.kişiye devredilerek bilahare geri alınmış ise de, devrin teminat amaçlı olduğu davalıca bildirildiğine göre kooperatif hissesinin alım tarihinden sonra boşanma davasının açıldığı tarihe kadar varsa kooperatife ilişkin ödemelerin ve tarihlerinin tespiti, fiilen kullanım tarihinden önce yapılan eksik kısımların ve tadilatın nitelik ve tarihlerinin belirlenmesi, tarafların boşanma dosyalarının da getirtilerek dosyaya eklenmesi ve tüm delillerin değerlendirilmesi, bundan sonra dosyanın katkı payı ve varsa katılma alacağının hesaplanması bakımından hesap uzmanı, mali müşavir ve hukukçudan oluşan bilirkişilere tevdii ile katkı payı alacağına ilişkin dönem bakımından kocanın 743 sayılı MK'nun 152. maddesi hükmü uyarınca aileyi geçindirme yükümlülüğünün ve tarafların sosyal konumları gereği kişisel giderlerinin göz önünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın alım tarihi itibarıyla eşlerin her birinin yapabilecekleri tasarruf miktarının belirlenerek katkı oranlarının belirlenmesi ve nizalı taşınmazın dava tarihi itibariyle değeriyle çarpılarak davacının katkı payı alacağının tespiti, kooperatif hissesi şeklinde natamam halde alınan meskene ilişkin eksik imalatların ve yapılmışsa alım tarihinden sonra kooperatif ödemelerinin yapıldığı tarihler itibariyle taraflar arasında geçerli bulunan mal rejimine göre değerlendirillmesi ve hesaplatılması, ondan sonra uyuşmazlığın esası bakımından taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmasıdır. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmiş olması doğru değildir.Bundan ayrı; davacı taraf nizalı taşınmazın fiili ayrılık tarihinden itibaren davalı kullanımında bulunduğu iddiasıyla ecrimisil isteğinde bulunduğu halde, buna ilişkin olumlu- olumsuz karar verilmemiştir. Ne var ki, davacı tarafın temyiz nedenleri arasında bu husus bulunmamaktadır. Hükmün buna ilişkin bölümü davalı tarafça temyize konu edilmiş olup, davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretine yansıması nedeniyle ecrimisil isteğine ilişkin temyizinde hukuki yararı bulunmaktadır. Aleyhe bozma yasağı nedeniyle davacı tarafından temyize getirilmeyen ecrimisil talebinin esası tartışma konusu yapılmamış olup, mahkemece kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle ecrimisil isteği bakımından da karar verilmelidir.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, yine 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 170,80 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya ayrı ayrı iadelerine, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.