8. Hukuk Dairesi 2021/16957 E. , 2024/4501 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ve kı…
**8. Hukuk Dairesi 2021/16957 E. , 2024/4501 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2004 yılında yapılıp dava tarihinde ilan edilmediği için kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Çekişmeli taşınmaz 18.10.2004-20.11.2004 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen Mera/Yaylak/Kışlak ile umuma ait otlak ve çayırların tespit ve tahdit çalışmalarında mera parseli vasfıyla özel siciline kaydedilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; 4342 sayılı Mera Kanunu (4342 sayılı Kanun) kapsamında İlçe Mera Teknik ekibi tarafından ...-... birliğine ait ekli krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmazların mera vasfı ile özel sicil kayıtlarının yapıldığını; dava konusu parselin kesinleşmemiş orman kadastro sınırları içerisinde kaldığını; eski tarihli memleket haritası, amenajman haritası ve hava fotoğraflarında da yeşil renkle göründüğünü ve böylelikle eskiden de orman olduğunun anlaşıldığını; devlet ormanlarının amacı ne olursa olsan hiçbir suretle işgal ve faydalanma zamanaşımı gibi nedenlerle iktisap edilemeyeceğini belirterek dava konusu taşınmazın özel sicil kayıtlarının silinmesini ve orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.2009 tarihli ve 2005/443 Esas, 2009/147 Karar sayılı ilamı ile "dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Köyünde orman kadastro çalışmalarının yapıldığı ve 06.08.2006 tarihinde kesinleştiği, ziraat bilirkişisi Ali Ceylan'dan alınan 31.05.2007 tarihli rapora göre dava konusu taşınmazların 1982 yılında yapılan tapulama çalışmalarında senetsiz olarak mera vasfı ile tescil gördüğü ve mera olarak tapuya kaydedilerek mera sicil kayıtlarına işlendiği, keşif günü itibariyle taşınmaz üzerinde seyrekten meşe ve laden gibi orman bitki örtüsü ile kaplı olduğu, A1 ile gösterilen kısmın orman, (A) ile gösterilen kısmın ormandan ziyade açıklık alan olduğu, yüzölçümü itibariyle mera ıslah çalışması yapılmaya ve mera olarak kullanılmaya uygun olduğu, eğimi, bitki örtüsü, toprak yapısı ve yüzölçümü ile değerlendirildiğinde (A1) ile gösterilen kısmın orman olarak değerlendirilmesinin (A) ile gösterilen kısmın mera ıslah çalışması yapılmaya ve mera olarak kullanılmaya uygun olduğunun bildirildiği, orman bilirkişisi tarafından hazırlanan 23.01.2008 ve 13.10.2008 tarihli bilirkişi raporlarından ise davaya konu edilen taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, taşınmazlara komşu taşınmazların durumları da dikkate alındığında orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 1998 yılında yürürlüğe giren 4342 ve 4368 sayılı Mera Kanunlarına göre Mera sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği, davaya konu taşınmazın mera vasfında olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir. 2. ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamına karşı, davacı ... İdaresi tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 3. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.11.2010 tarihli ve 2010/10407 Esas, 2010/13392 Karar sayılı ilamı ile "Dosya arasındaki orman işletme müdürlüğü yazısından ... Köyünde yapılan orman kadastrosunun sonuçlarının 06.02.2008-06.08.2008 tarihleri arasında ilan edildiğinin anlaşıldığı, temyize konu davanın devamı sırasında yapılan bir orman kadastrosunun söz konusu olduğu, davanın orman tahdidine itiraz davasına dönüştüğü, orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevinin 6831 Sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca kadastro mahkemesine ait olduğu, görevin kamu düzenine ilişkin olup mahkeme tarafından resen gözetilmesi gerektiği, bu durumda mahkemece orman tahdidine itiraz yönünden görevsizlik, tescil istemi yönünden ise ayırma kararı verilerek orman tahdidine itiraz davasının bekletici sorun sayıp sonucunu beklemek ve orman tahdidine itiraz davasının sonucuna göre tescil istemi hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurmak gerektiği gerekçesiyle, Orman İdaresinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. 4. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.12.2005 tarihli ve 2010/430 Esas, 2011/122 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına ve bozma ilamı doğrultusunda "davacı tarafın orman kadastrosuna itiraz talepleri yönünden mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili ... Kadastro Mahkemesine Gönderilmesine, davacı tarafın tescil talebi yönünden davanın tefriki ile ayrı bir esas üzerinden yargılamaya devam edilmesine" karar verilmiştir. 5. ... Kadastro Mahkemesinin 02.12.2015 tarihli ve 2013/10 Esas, 2015/30 Karar sayılı ilamı ile "dava konusu Kütahya İli, ... İlçesi, ... Köyü'nde kain, dava dilekçesi ve bilirkişi raporlarına ekli krokilerde (A) harfi ile gösterilen taşınmazın 1957 tarihli memleket haritasında tamamının sarı renkli alanda kaldığı; orman amenajman planında yine tamamının (Z) rumuzu ile gösterilen ziraat alanında kaldığı; dava konusu alanın toprak muhafaza karakteri taşımadığı; orman ölü örtüsünü temsil eden yaprak, fermantasyon ve humus tabakası ihtiva etmediği; mera bitkileri ile kaplı olduğu ve kadimden beri mera olarak kullanıldığı; toprağın bozulan fiziki yapısından dolayı orman yetiştirmeye elverişli alanlardan olmadığı; orman genel müdürlüğünce hazırlanan projelerde (A1) ve (A3) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümleri orman alanı olarak gösterilmişse de orman mevzuatına göre bu alanların da (A2) ve (A4) ile gösterilen kısımlar gibi orman sayılan yerlerden olmadığının anlaşıldığı, taşınmazın mera olarak yapılan tespitinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davanın reddi ile; dava dilekçesi ve ekinde (A) harfi ile gösterilen taşınmazın tamamının mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydedilmesine" karar verilmiştir. 6. ... Kadastro Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamına karşı, davacı ... İdaresi tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 7. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.06.2020 tarihli ve 2017/8427 Esas, 2020/1631 Karar sayılı ilamı ile; "Mahkemece taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğundan bahisle davanın reddine ve taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel sicile kaydına karar verilmişse ve hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş ise de eski tarihli memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafının incelenmediği, ayrıca dava orman tahdidine itiraz davası olduğundan sadece tahdide itiraza ilişkin karar vermekle yetinilmesi gerekirken mülkiyete ilişkin karar verilmesinin hatalı olduğu, mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1957 memleket haritasına dayanak hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir harita mühendisi ve bir ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılması ve çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediğinin belirlenmesi, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması ve ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerektiği, kabule göre de dava orman tahdidine itiraz davası olduğundan sadece tahdide itiraza ilişkin karar vermekle yetinilmesi gerekirken mülkiyete ilişkin karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu yönden bozulmasına" karar verilmiştir. 8. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; "25.06.2021 havale tarihli bilirkişi raporu ile ve tüm dosya kapsamına göre, yalnızca (C) harfi ile gösterilen kısmın orman tahdidi sınırı içinde kaldığı, bu kısma ilişkin 1957 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde yeşil renkli orman alanında gözüktüğü, mevcut durum itibarıyla orman örtüsünün bulunduğu, bilirkişi raporunda diğer harfler ile adlandırılan kısımların orman tahdit sınırları dışında kaldığı, kesinleşmiş mera alanı içinde olduğu, bir kısmından sulama amacıyla yapılan su arkının geçtiği, hayvanlar için ağıl yapısının bulunduğu, genellikle çayır otları ile örtülü olduğu, toprak yapısının orman toprak yapısından farklı bir yapıya sahip olduğu, eğiminin %2 derecesinden %6 derecesine kadar çıktığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; Kütahya ili ... ilçesi ... Köyünde bulunun 24.06.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile adlandırılan 2.783,35 metrekarelik kısma yönelik sınırlamanın iptali ile bu kısmın orman sınırları içerisine alınmasına, Kütahya ili ... ilçesi ... Köyünde bulunun 24.06.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B), (D) ve (E) kısımlarına ilişkin orman sınırlandırılmasına itiraz davasının reddine" karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçeleri ve dava içeriği araştırıldığında davanın tümüyle kabulü gerektiğini açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bir kısmının davacı adına tescil edilmesinin yasaya uygun olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 36/A maddesi gereğince Hazine aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, orman kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası 3. Değerlendirme 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin tüm temyiz itirazları, davalı Hazine temsilcisinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) 6099 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesiyle eklenen "Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi hükmü gereğince, davalı taraf aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi ve davacı ... İdaresi lehine vekalet ücreti takdir edilmesi isabetsiz ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. V. KARAR 1. Yukarıda (IV.C.3.1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... İdaresi vekilinin tüm, davalı Hazine temsilcisinin ise diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (IV.C.3.2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine "3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesi gereğince davacı ... İdaresi tarafından sarf edilen yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına", 4 numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine "3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesi gereğince davacı ... İdaresi yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.