Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6500 E. , 2024/2902 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6500 Karar No : 2024/2902 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...2- ...3- ...4- ...5- ....6- ... VEKİLİ : Av. .... KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar vekili
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6500 E. , 2024/2902 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6500 Karar No : 2024/2902 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...2- ...3- ...4- ...5- ....6- ... VEKİLİ : Av. .... KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, davacıların çocukları/kardeşleri ...'ün Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı ... Yurt Müdürlüğü'nde intihar etmesi sonucu ölümünde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle anne .... için 3.000,00-TL(ıslah sonrası 96.411,19-TL) maddi, 75.000,00-TL manevi; baba ... için 3.000,00-TL(ıslah sonrası 73.172,82-TL) maddi, 75.000,00-TL manevi ve kardeşlerin(4) her biri için ayrı ayrı 30.000,00-TL manevi olmak üzere toplamda 169.584,01-TL maddi, 270.000,00-TL manevi tazminatın olayın gerçekleştiği 08/05/2014 tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; davacılar yakınının intihar etmesi olayına ilişkin olarak yurt müdürü M. K. ile nöbetçi memur H. A. hakkında disiplin cezası verildiği hususu dikkate alındığında, personellerinin kusurundan da sorumlu olan davalı idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanan hizmet kusurunun somut olayda gerçekleştiği sonucuna varıldığından, davacıların uğramış olduğu zararın davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği gerekçesi ile, hesap bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda genel hükümlere göre Anne ...'e ödenebilecek destekten yoksun kalma tazminatının 96.411,19-TL, Baba ...'e ödenebilecek destekten yoksun kalma tazminatının ise 73.172,82-TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle, davacı anne ...'ün 96.411,19-TL ve baba ..'ün 73.172,82-TL olmak üzere toplam 169.584,01-TL maddi tazminat taleplerinin kabulüne, hükmedilen toplam 169.584,01-TL maddi tazminatın, 6.000,00-TL'lik kısmının 11/05/2016 tarihinden itibaren, kalan 163.584,01-TL'lik kısmının ise 18/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, daha önceki döneme ilişkin yasal faiz işletilme talebinin ise reddine; manevi tazminat isteminin davacı ... için 50.000,00-TL'lik kısmının kabulüne, 25.000,00-TL'lik kısmının ise reddine, davacı ... için 50.000,00-TL'lik kısmının kabulüne, 25.000,00-TL'lik kısmının ise reddine, davacılar ...., ...., ...ve ... için ise ayrı ayrı 25.000,00-TL'lik kısımlarının kabulüne 5.000,00-TL'lik kısımlarının ise reddine, hükmedilen toplam 200.000,00-TL manevi tazminatın 11/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, daha önceki döneme ilişkin yasal faiz işletilme talebinin ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; idareye bağlı yurtlarda barınan kişilerin huzur ve güven içerisinde barınmalarından ve bu kişilere belli hizmetleri sağlamaktan idare sorumlu olmakla beraber, müteveffanın intiharından bir gün önce yurt arkadaşıyla yaşanan olaya güvenlik görevlilerince müdahale edildiği, konu hakkında idari tahkikat yapılması için gerekli işlemlerin başlatıldığı, olay hakkında tutanak tutulduğu, disiplin soruşturması başlatıldığı, olay sonrasında intihar girişimde bulunan davacılar yakını ...'ya güvenlik görevlilerince anında müdahale edilerek intihar girişiminin engellendiği, akabinde güvenlik görevlisi ve şoför eşliğinde hastahaneye götürülerek gerekli tıbbi müdahalenin yapılmasının sağlandığı, bu arada arayan aile bireylerine (ablası ve babasına) olay hakkında bilgi verildiği, yurda getirildikten sonra önlem olarak giriş katta bulunan başka bir odaya yerleştirildiği ve bir güvenlik görevlisinin o gece davacılar yakının odasının yakınlarında bulunduğu, ara ara odaya bakarak kontrol ettiği ve sabaha kadar güvenlik görevlisinin kontrolünde tutulduğu, daha sonra kendisini iyi hissettiğini belirtmesi üzerine odasına çıkmasına izin verildiği, olay sonrasında gayet sakin ve normal olduğunun yurt arkadaşları tarafından da beyan edildiği, idarenin yurtta kalan öğrencilerin günlük yaşamlarının her anını kontrol etmesi ve reşit birer birey olan bu kişiler hakkında sürekli olarak ailelerini bilgilendirmesinin kişilik haklarını ve özel hayatın gizliliğini ihlal edeceği, hayatın olağan akışına da aykırı olduğu ve bu kadar kalabalık ortamlarda kalan her bireyin her hareketinin kontrol edilebilmesinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığı, davacılar yakının intihar olayında idarenin kendi üzerine düşen yükümlülük ve denetim görevini yerine getirdiğinden, meydana gelen olayda, idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, bu yönden davanın kabul edilen kısımları yönünden idare mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, Hastane kayıtlarında ...'ün intihar girişiminden bahsedilmediği, dolayısıyla istinaf mahkemesi karar gerekçesinde belirtildiği şekilde gerekli tıbbi müdahalenin yapılmadığı, aile bireylerine (ablası ve babasına) olay hakkında bilgi verildiği hususunun da dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olmadığı, davacılara intihar girişiminden hiçbir şekilde bahsedilmediği, ....'ün kendisini iyi hissettiğini belirtmesi üzerine odasına çıkmasına izin verildiğinin belirtildiği, ancak bakım ve gözetimi altında bulunan ve daha bir kaç saat önce intihar girişiminde bulunan öğrenciye yönelik herhangi bir tedbir almadan, aile bireylerine intihar olayı ile alakalı olarak bilgi verilmeden üst katlarda bulunan odasına gönderilmiş olmasının gerekli tedbir ve önemleri almadıklarını ve neticeden gencecik bir insanın hayatının son bulmasına mahal verdiği, davalı idare tarafından başlatılan idari soruşturma sonucunda yurt müdürü M. K. ile nöbetçi memur H. A.'nın 657 sayılı Kanun'un 125/1.B-(a) maddesi uyarınca kınama cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiği, ...'ün vefat etmesi olayında davalı idare çalışanlarının sorumsuz ve ihmalkar davranışları olduğu, gerekli tedbirlerin alınmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, ... hastaneye götürüldüğünde kendinde olduğu, hasta ile doktorun iletişim kurduğu, intihar girişiminde bulunduğu bilgisini vermeyenin ... olduğu, gerekli tıbbi müdahalenin ne olduğunu bilmek gibi bir yükümlülükleri olmadığı, baba ve abinin ifadelerinde müteveffanın ruh yapısı ve ilaç kullandığı ile ilgili bilgilerin teyit edildiği, müteveffa ...'nın tıbbi geçmişini bilen ve "sinirlerinin bozulduğunu ve bu sebeple hastaneye götürüldüğü" bilgisini alan ailenin derhal müteveffanın yanına gelmeleri gerekirken tüm sorumluluğun idare personelinde olduğunu iddia etmelerinin öncelikle hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ailenin müterafik kusuru olduğu, kurum personelinin ....’nın Anayasal hakkı olan özel hayata saygı kurallarının belirlediği çerçevenin izin verdiği kadar aileye bilgi verdiği, bilgi verilse idi ölüm olayının engellenebileceği yönünde beyanların hiçbir dayanağı olmadığı, olay tarihinde 540 kişi kapasitesi olan yurtta idare personelinin üzerine düşen görevi yerine getirdiği, idare yurdunun üniversite öğrencilerinin barındığı yurtlar olduğu, sadece barınmadan sorumlu olup bakım ve gözetim gibi bir sorumlulukları olmadığı, sağlık tesisi olmadıkları, herhangi bir öğrenciyi istemediği bir yerde alıkoyma yetkileri olmadığı, ...'nın tedbiren yerleştirildiği giriş kattaki odadan kendi isteği ile "iyi olduğunu belirtmesi üzerine" ayrıldığı, idare personeli hakkında bir ceza mahkemesi kararının da bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ DEMET ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava;davacıların yakını ...'ün 08/05/2014 tarihinde Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı ... Yurt Müdürlüğü'nde kaldığı odanın penceresinden atlayarak intihar etmesi sonucu ölümünde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranılan zararının tazmini için 11/05/2016 tarihinde yapılan başvurunun .... tarih ve E:.... sayılı işlem ile reddi üzerine, uğranıldığı öne sürülen zararlara karşılık anne ... için 3.000,00-TL(ıslah sonrası 96.411,19-TL) maddi, 75.000,00-TL manevi; baba .... için 3.000,00-TL(ıslah sonrası 73.172,82-TL) maddi, 75.000,00-TL manevi ve kardeşlerin(4) her biri için ayrı ayrı 30.000,00-TL manevi olmak üzere toplamda 169.584,01-TL maddi, 270.000,00-TL manevi tazminatın olayın gerçekleştiği 08/05/2014 tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin ilk fıkrasında; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" kuralı yer almakta olup, aynı maddenin son fıkrasında; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarenin sorumluluğunu yerine getirmemesi sonucu hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması hali idareye bu zararın, hizmet kusuru kriterlerine göre tazmini sorumluluğu yükleyecektir. Bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebilecek olması ise Anayasa'nın ve sorumluluk hukukunun temel ilkelerinin gereğidir. Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekeceği açıktır. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bu bakımdan; tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esastır. Olayın oluşumu ve zararın niteliğinin değerlendirilerek, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının tespit edilmesi, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır. Dosyanın incelenmesinden; davacıların çocukları/kardeşleri ve ... Üniversitesi .... Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği 3. Sınıf öğrencisi olan ...'ün, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı ... Yurt Müdürlüğü'nde .... tarihinde yurtta Ş. K. adlı arkadaşıyla tartıştıktan sonra intihar girişiminde bulunduğu, bunun üzerine Kurum görevlilerince ... Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü, tedavisi yapıldıktan sonra aynı gün taburcu edilerek yurda getirildiği ancak bir gün sonra (08/05/2014 tarihinde) bu eylemini tekrarlayarak yurt odasının penceresinden atlamak suretiyle intihar ettiği, olaydan sonra ambulans ile ... Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü oradan da ..... Devlet Hastanesi'ne sevk edildiği ancak yapılan tedaviye ve müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat ettiği, bunun üzerine ...'ün yakınları tarafından olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranılan zararının tazmini için bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Olaya ilişkin olarak; ...'ün kavga ettiği Ş. K. adlı öğrenci tarafından, "... kendisini tanığımdan beri sinirli bir kişiliği vardır. Takıntılı olduğunu ve sinir hastalığı yüzünden tedavi gördüğünü bütün okul bilir...." şeklinde ifade verildiği; ...'ün abisi .... tarafından; "Ş. K. adlı kızın, kardeşimin psikolojik sorunları olduğunu bildiği halde kendisi ile devamlı uğraştığı, kimsenin onunla arkadaşlık yapmasını istemediği ve engellediği, kardeşimi arkadaş ortamlarında diğer arkadaşlarına karşı kötülediğini öğrendim, yurdun penceresinden atlamadan 2 dakika önce beni arayıp, "abi bu kızı doldurup üzerime gönderiyorlar, bu kız her yıl bir bahane bulup benimle kavga ediyor, benimle uğraşıyor, bana resmen dayılık yapıyor, koridorda bana bağırdı yurdu başıma topladı, bana şizofren, git ilaçlarını kullan, şerefsiz, orospu, kahpe şeklinde ağır hakaretlerde bulundu, bir gün önce yemekhanede ben yemek yerken bana tekrar hakaret edip, yemek tabldotunu bana fırlattı parmağım kesildi" diyerek bana olayları anlattı, ben de yurt müdürünün numarasını bana mesaj atmasını söyledim, bana mesajı attıktan bir iki dakika sonra bu pencereden atlama olayı meydana geldi,...Ş.K.'nın bir gün önce de kardeşim ile kavga etmesinden dolayı yurt müdürünün her ikisine de ifade kağıdı verdiği, Ş. K.'nın koridorda güvenlikçiler gelmeden önce kardeşime yönelik "senin yüzünden bana soruşturma açıldı, git kendini bir yerden at da senden kurtulalım" şeklinde sözler kullandığını kız yurdunda kalan bir öğrenciden öğrendim, yurt görevlilerinden hiç kimse numaramız olduğu halde bizi arayıp iletişime geçmemişlerdir, halbuki bizi arayıp bilgilendirselerdi bir gün sonra bu olay olmayacaktı, biz oraya gidip gereken önlemleri alıp bu olayın olmasına engel olacaktık,....ben bu olaydan on gün önce kardeşimi ziyaret etmek için yurda gittim yurt müdürü ile konuştum, yurt müdüründe ve yurdun bilgisayar sisteminde numaramın olduğunu teyit ettim, yurt müdürüne herhangi bir sorun olduğu zaman beni mutlaka aramasını söyledim o da tamam bu bizim görevimizdir dedi, intihar teşebbüsünün olduğu akşam, kardeşimin arkadaşları S. A. ve ismini tam bilmediğim bir kız ve bir grup sınıf arkadaşları bu intihar teşebbüsünü yurt görevlilerine gidip ailesine söylenip söylenmediğini soruyorlar ailesine söylenmesi gerektiğini söylüyorlar, yurt memuru H. A. ve yurt görevlileri öğrencilere kızarak "size ne ya gidin işinize bakın biz istersek söyleriz istemezsek söylemeyiz" şeklinde sert bir tepki göstermişlerdir, teşebbüs olayının sabahında gündüz sınıf temsilcisi ve bir grup arkadaşıda tekrar yurt görevlilerine olayla ilgili ailesinin aranıp aranmadığını sormuşlar, yurt görevlileri tekrar tepki gösterip durumu umursamayıp bizi bilgilendirmemişlerdir" şeklinde ifadesi olduğu; ...'ün babası ...'ün "halbuki o akşam ben tesadüfen kızımı aradım, yurt şoförü telefonu açtı, bana iki kız tartışmasıdır biraz sinirlenmiş ciddi bir şeyi yok dedi, ben ısrarla ciddi bir şey varsa ben geleyim dedim, bana yok amca önemli bir şey yok dedi ve beni ikna etti, yurt görevlileri kızımın intihara teşebbüs ettiğini söyleseydiler bu olay olmayacaktı, yurt görevlileri hiç bir şekilde olayı açık bir şekilde anlatmamışlardır ve intihara teşebbüs olayını söylememişlerdir" şeklinde ifadesi olduğu; yurt öğrencisi tanık N. A.'nın " İntihar akşamı intihardan 15-20 dakika önce koridorda ikisinin tartıştığını gördüm. Ş. K. ağlayarak ...'ya "şizofren git ilaçlarını al" diyerek bağırıyordu. Bunun üzerine ... koşarak odasına gitti. Kısa bir süre sonra da ses duyduk, hemen ....'nın odasına gittik. İkisinin daha önce yemekhanede kavga ettiklerini duydum." şeklinde ifadesi olduğu; tanık L. G.'nin, Ş. K.'nın ... 'e hitaben "şizofren, sen delisin, git ilaçlarını al, Allah'ın belası" diyerek hakaret ettiğini belirttiği; ....'ü ilk kavga sonrası Hastaneye götüren şoför M. D.'nin ifadesinde, ...'nın babası ve ablası ile yapılan görüşmede, "....'nın yurtta arkadaşı ile tartıştığı ve rahatsızlandığı, kontrol için hastaneye götürdükleri, ablasının da "yarın abisi oraya gelecek dediği"ni ifade ettiği; yurt yönetim memuru H. A. tarafından verilen ifadede; "Şoför M. D.'nin ben görüştüm yarın abisi gelecek dediği, M. D. görüştüğü için ailesine haber verme gereği duymadık" şeklinde ifade verdiği; Yurt müdürü M. K.'nın ise "kavganın olduğu gece kendisini kimsenin aramadığı, iki öğrencinin odasının da 3. Katta ancak ayrı yerlerde olduğu, yurt boşaldığı zaman ya da gelecek yıl ayrı katlara gönderileceğini söylediği, iki tanığın (S. Ö., Z. B.) Ş. K.'nın ....'ya şizofren dediğini kendisine ilettiği, kayıt sırasında ...'nın babasının telefon numarasının sisteme işlendiği, olay günü abisinin aradığı"nın belirtildiği; davacının oda arkadaşı S. A. tarafından verilen ifadede de, ".... 'ün sinir ilaçları kullandığı için kendi kendine konuşması ve gülmesinin kendisini rahatsız ettiğinden oda değişikliği istediği, boş oda olmadığı için başka bir odadaki arkadaşının yanında kalmaya başladığı"nın belirtildiği; N. A. adlı öğrencinin de "Anzılha'nın sağlık sorunu vardı psikiyatr ilaçları kullanırdı" dediği görülmektedir. Uyuşmazlıkta; davacıların çocukları/kardeşleri ....'ün .... Yurt Müdürlüğü'nde intihar etmesi sonucu ölümü ile ilgili olarak yurt müdürü M.K. ve nöbetçi memur H.A. hakkında başlatılan soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporunda özetle; ''...'ün bir süredir tartışma içerisinde olduğu Ş.K. isimli öğrenci ile intiharından bir gün önce (07/05/2014) yurdun yemekhanesinde kavga ettiği ve kavga sonucu sinirleri bozulan ....'ün intihara kalkıştığı, buna rağmen nöbetçi memur H.A.'nın olayla ilgili olarak yurt müdürünü haberdar etmediği, .....'ün olaydan sonra tedbir amaçlı olarak giriş katta bulunan 117 nolu odaya yerleştirildiği, daha sonra kendini iyi hissettiğini belirtmesi üzerine 3. katta bulunan odasına çıkmasına izin verildiği, psikolojik travma geçiren ve intihara teşebbüs eden birinin olayın üzerinden 24 saat bile geçmeden tekrar odasına çıkmasına izin verildiği, bir sonraki gün gerçekleşen intihar olayı ile ilgili olarak önlemlerin alınmasında yetersiz kalındığı, yurt müdürünün ise ... hakkındaki konulardan daha önceden haberdar olmasına rağmen herhangi bir işlem yapmadığı, intihara teşebbüs olayından bir gün sonra .... ile kavgalı öğrenciyi biraraya getirmek suretiyle ifadelerini aldırdığı, intihar girişimi ile ilgili olarak aile fertlerinin haberdar edilmediği, ....'ün psikiyatrik durumu hakkında Üniversite yönetimi ile diyaloğunun olmadığı ayrıca kavgalı olduğu Ş.K. ile sürekli olarak karşı karşıya gelmesini önleyecek bir tedbir de alınmadığı, bunun sonucunda olayların sürekli birbirini tazelemesi nedeniyle öğrencinin bunalıma girip intihar ettiği...'' yönünde değerlendirmelere yer verildiği ve söz konusu raporda getirilen teklife istinaden yurt müdürü M.K. ile nöbetçi memur H.A.'nın 657 sayılı Kanun'un 125/1.B-(a) maddesi uyarınca kınama cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir. Bu durumda, bütün bu hususların birlikte değerlendirilmesinden; yurt yetkilileri ve öğrencilerin çoğu tarafından ....'ün psikolojik sorunları olduğu bilinmesine rağmen, iki öğrenci arasındaki ilk kavga olayı ve ilk intihar girişiminin aileye ve gerekli mercilere bildirilmediği, nitekim Ş. K.'nın ...'ya tabldottaki yemeğin fırlatıldığı şeklindeki gelişen eylemin silahla yaralama olduğu ve bu durumun ilgili mercilere bildirilmediği gerekçesi ile "Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi" suçu nedeni ile yurt müdürü M.K. ile nöbetçi memur H.A. hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava açıldığı, tabldottaki yemeğin fırlatıldığı şeklindeki gelişen eylemin silahla yaralama olduğunun bilinmediği ve olayda kast olmadığı gerekçesi ile ... tarih ve K:.... sayılı kararla anılan kişiler hakkında beraat kararı verildiği, davacı yakınlarının intihar etmesinde yurt müdürü M.K. ile nöbetçi memur H.A.'nın da gerekli önlemleri almadığı ve olayda katkıları bulunduğundan bahisle anılan memurlar hakkında disiplin cezası verildiği, kavga sonrası arayan ....'nın ablası ve babasına durumun önemi hakkında yeterince bilgi verilmediği, yine 08/05/2014 tarihinde saat 16:00 sıralarında kavgalı olan ... ile Ş.K.'nın yurt müdürü M. K.'nın odasına aynı anda çağrılması ve disiplin soruşturmasına esas ifade tutanaklarını teslim etmelerinin de 2. kavganın çıkmasında etkili olduğu, davacı ile husumeti olduğu bilinmesine rağmen Ş. K. adlı kız ile davacının aynı kata yerleştirildiği hususları dikkate alındığında, personellerinin kusurundan da sorumlu olan davalı idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanan hizmet kusurunun somut olayda gerçekleştiği sonucuna varıldığından, davacıların uğramış olduğu zararın davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda; hizmetin yürütülmesinden sorumlu olan idarenin, güvenlik tedbirlerini almaması, gözetim ve denetim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi ile intihar olayı arasında nedensellik bağının bulunduğu, bunun hizmet kusuruna yol açtığı, bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın, Anayasa'nın 125. maddesi gereği, hizmet kusuru ilkesi ve davacıların müterafik kusur oranına göre, tazmin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davanın kısmen kabulü kısmen reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin kabulü ile davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 16/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.