10. Hukuk Dairesi 2024/5202 E. , 2024/5410 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/807 E., 2024/45 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar
**10. Hukuk Dairesi 2024/5202 E. , 2024/5410 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/807 E., 2024/45 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait ... Ev Yemekleri unvanlı işyerinde 2010 tarihinden Nisan 2017 ayına kadar aralıksız olarak çalıştığını, en son aldığı ücretin 1.500,00 TL oldğunu, çalışmasının o zamanlar 18 yaşından küçük olması nedeni ile Kuruma bildirilmediğini, müvekkilinin her ne kadar Mesleki Eğitim Merkezi'ne çırak olarak bildirilmesine rağmen, davalı iş yerinde sürekli işçi gibi çalıştırıldığını beyanla, müvekkilinin Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının iş yerinde ilk olarak 19.08.2017 tarihinde çalışmaya başladığını, bu tarihten önce herhangi bir çalışmasının olmadığını, 2010 yılında davacının liseye gittiğini ve haftanın 5 günü okula gitmesi gerektiğinden iş yerinde işe başlamasının mümkün olmadığını, müvekkili işletmenin 507 sayılı Kanun'a tabi olduğunu, davacının çıraklık alanı kanun kapsamına girdiğinden 3308 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre müvekkili ile davacı asilin çıraklık sözleşmesi yapma mecburiyetinin bulunduğunu, bu nedenle çıraklık sözleşmesi yapıldığını, davacının primleri Çıraklık Eğitim Merkezi tarafından ödendiğinden müvekkili tarafından ödeme yapılmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2018 tarihli ve 2017/166 E., 2018/416 K. sayılı kararı ile "...Yukarıda izah edilen dayanak kanun ve içtihatlar doğrultusunda dosya incelenmekle; dosya kapsamında davacı işçi ile imzalanmış ve çıraklık eğitim merkezi onaylı 06.09.2014 tarihli çıraklık sözleşmesi bulunmaktadır. Ayrıca işyerinde "usta öğreticilik belgesi" bulunan ...'ın çalıştığı da tespit edilmiştir. Davacının işyerinden ayrılma tarihi ise 24.04.2017 olarak meslek eğitim merkezi müdürlüğüne 27.04.2017 tarihinde bildirilmiş ise de SGK çıkış belgesinde işten ayrılış tarihi 30.09.2017 olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından dosyaya sunulan fotoğraflar incelendiğinde; davacının iş yerinde iş önlüğü ve kıyafetleri ile döner kesme, yemek dağıtma faaliyetlerinde bulunduğu fotoğrafların üzerinde yazılan tarihlerden anlaşılmıştır. Dosya bilirkişi raporu alınmak üzere bilirkişiye tevdi edilmiş, 09.06.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davacının davalıya ait iş yerinde 06.09.2014-27.04.2017 tarihleri arasında garson sıfatıyla kesintisiz olarak çalıştığına dair görüş bildirilmiştir. Ancak rapora itirazlar akabinde dosya yeniden bilirkişiye ek rapor için tevdi edilmiş bu kez seçenekli rapor sunulduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunun takdiri delil olduğu da dikkate alınarak dosya kapsamında bulunan davacı ve davalı tanıklarının beyanları arasında bilhassa davacının işe başlama tarihi konusunda çelişki bulunduğu açıktır. Çelişkinin kamu tanıkları ile giderilmesi için bordro tanıkları ve bilhassa komşu işyeri tanıkları dinlenilmiş ve davacının talepte bulunduğu 2010 yılında çalıştığına dair somut bir delil elde edilememiştir. Yine dinlenen kamu tanıkları beyanları birbiriyle uyumlu olmamakla birlikte tanıkların hizmet bordroları da dikkate alınarak hem kamu tanıkları hem taraf tanık beyanları denetlenmiş ve davacının Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirilen ve davacı tarafından talep edilen Nisan 2017 işten çıkış tarihinden (24.04.2017) geriye doğru 5 yıllık hak düşürücü süre gereğince 24.04.2012 tarihinden önceki çalışmalarından sonraki süreç irdelenmiştir. Buna göre her ne kadar kamu tanıkları 2014 yılı ve sonrasında çalıştığını ancak başlangıç tarihini hatırlamadıklarını belirtmiş ise de dosyaya sunulan fotoğraflardan davacının 2013 yılı çalışması bulunduğu sabittir. Bu minvalde davacı tanıklarından ...'un ve bordro tanıklarından ...'un beyanlarına birlikte itibar edilerek ve değerlendirilerek davacının 02.08.2012 tarihinden itibaren hizmet akdine dayalı olarak çalıştığını kabul etmek gerekmiştir. Davacı işçi ile imzalanmış ve çıraklık eğitim merkezi onaylı 06.09.2014 tarihli çıraklık sözleşmesinin yapıldığı tarihe kadar hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı tespit edilmiştir. Ancak davacının Nisan 2017 yılına kadar çalıştığı iddiasına yönelik 06.09.2014 tarihinden sonraki süreçte çıraklık ilişkisi ile çalıştığı sabittir. Davaya konu olayla ilgili olarak çıraklık statüsünün irdelenmesi gerekli olup 506 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin II/B bendine göre, “Özel Kanun'da tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları...” uygulanmamaktadır. Çıraklar teorik ve pratik eğitime tabi tutulurlar. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının uyuşmazlık konusu dönemde çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Konu ile ilgili olarak 3308 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde çırak olabilmek için aranan şartlar arasında “...a) 14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. b) En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c) Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak.” hususları düzenlenmiş ve aynı maddeye 4702 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ile eklenen fıkra ile 10.07.2001 tarihinden itibaren de 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabileceği hükmü getirilmiştir. Diğer taraftan bir kişiye çırak denilebilmesi için, o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir. Yani, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının belirtilen tarihte çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Kişi işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Mahkememizce; dosya kapsamında dinlenen bordro tanıkları davacının 2014 yılı sonrasında çırak olduğunu beyan ettiğinden, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan araştırma, davacının açık öğretim lise öğrencisi oluşu ve davacının velisi tarafından imzalanmış çıraklık sözleşmesi, çıraklık veya eğitim merkezinde dosyasının bulunduğu,işveren ile çıraklık eğitim merkezi arasındaki ilişki, bu çalışmanın mesleki eğitim merkezinin denetiminde pratik eğitim olarak gerçekleştiği dikkate alındığından davacının çalışmasının bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine dayalı olarak yapıldığı, 06.09.2014-27.04.2017 tarihlerinde önceye dayalı çalışması bulunan davalının yanında çıraklık eğitimi almak istediği ve bu kapsamda eğitim gördüğü tespit edilmiştir. Her ne kadar diğer çalışanlar gibi üretime yönelik olarak davalının faaliyet kapsamına alındığı 2010 yılından beri çalıştığı iddia edilmiş ise de çalışma olgusu ve niteliği şüpheye yer vermeyecek şekilde 06.09.2014-27.04.2017 tarihlerine yönelik ispat edilememiştir. Ayrıca davacı tarafından günlük aldığı ücret ve tarih aralıklarını ispata elverişli soyut tanık beyanları dışında hüküm kurmaya elverişli delil sunulmadığı görülmekle primlerin ödenmesine yönelik talebinin de reddine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1-Davacının 25610 09 09 1086000 034 17-50 sicil numaralı davalı ... unvanı ile kayıtlı iş yerinde hak düşürücü süre de dikkate alınarak 02.08.2012-06.09.2014 tarihleri arasında hikmet akdine dayalı olarak 30 gün esası ile çalıştığının kabulü ile bu tarihler arasında geçen hizmetinin tespitine, 2-Davacının 06.09.2014-27.04.2017 (Nisan 2017-taleple bağlı kalınarak) tarihleri arasında çıraklık sözleşmesi ile çalıştığı tespit edildiğinden bu tarihler arasındaki fazlaya ilişkin talebinin reddine, 3-Davacı tarafından günlük aldığı ücret ve tarih aralıkları ispat edilemediğinden primlerin ödenmesine yönelik talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "Bordrolu tanıklar ... ile ... işe girdiklerinde davacı ...'in davalı işyerinde çalışmakta olduğunu beyan etmişlerdir. ...'un işe giriş tarihi 2010 ve ...'ın işe giriş tarihi 2012'dir. Davacının işe giriş tarihi ile ilgili itirazımızın yanında diğer bir itirazımız da 06.09.2014-27.04.2017 tarihleri arasında çıraklık ilişkisinin tespiti sebebiyle bu tarihlerle davacının çalışması yok sayılmıştır. Davacının, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara katıldığı, davalı işverene bağımlı olarak emeğiyle işyeri faaliyetlerine ve işverene maddi biçimde katkıda bulunduğu tarafımızca ispatlanmıştır. İlk dava dilekçesinde de belirttiğimiz gibi Kanuna göre “İlköğretimi tamamlamış ve okula gitmeyen 15 yaşından küçük çocukların çalışma süresi günde yedi saat ve haftada otuz beş saatten fazla olamaz; bu gruptaki gençlerden on beş yaşını tamamlamış olanların çalışma süreleri günde sekiz, haftada kırk saate kadar arttırabilir” (m.68,71). Davacının davalı işyerinde çalıştığı sabit ve kabul edildiği halde kendisiyle çelişen bu karar da hukuka aykırıdır. En kötü ihtimalle asgari ücret üzerinden prim ödenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Kaldı ki meslek odalarından ücret araştırması da yapılmamıştır. Bu eksikliğin de giderilmesi gerekmektedir. Davalı yararına haksız olarak hükmedilen vekalet ücretinin dayanağı yoktur. Zira müvekkilin, davalı işyerinde SGK'ya bildirilmeksizin çalıştırıldığı ispat edilmiş ve karar altına alınmıştır." gerekçeleriyle, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise; "Mahkemece bordro tanığı sıfatıyla dinlenen tanık ifadeleri arasındaki çalışma süresi bakımından ortaya çıkmış çelişkinin, kamu tanığı sıfatıyla komşu işyeri sahiplerinin dinlenmesi yoluyla giderildiği hususunu dikkate almadan, sadece davacı ... ...’ın ifadesine istinaden davacının 02.08.2012- 06.09.2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştırıldığını tespit etmiştir. Çıraklık sözleşmesine usta öğreticilik belgesi şerh edilen bordro tanığı ...’ın beyanlarına itibar etmeyerek 2014 yılı öncesinde çalıştığını tespit etmesi hatalıdır. Zira kendisi işyerinde sigortalı çalışmış bordro tanığıdır.Usta öğreticilik belgesi gereği davacıyı bizzat eğiten kimsedir. Davacının primlerinin eğitim kurumu tarafından yatırıldığı hizmet dökümü ile sabittir. Müvekkilim prim ödeme yükümlüsü değildir. müvekkilimin ayrıca prim ödemesi yasal olarak zaten mümkün değildir. Yasa maddesi açıktır. Çıraklık eğitimi gören bir kimsenin primlerini eğitim kurumu öder. Primleri Silivri İ.M.K.B Mesleki Eğitim Merkez Müdürlüğü tarafından yatırılmış ve bu husus dosya arasına giren hizmet dökümü ile tasdiklenmiş davacı için müvekkilimin prim ödemesi yasal olarak zaten mümkün değildir." gerekçeleriyle, kararın kaldırılmasını ve davanın tümden reddi talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2020 gün, 2019/280 E. - 2020/1709 K. sayılı kararı ile "... Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere; dosya kapsamında davacı ve davalı tanıklarının beyanları arasında, davacının işe başlama tarihi konusunda çelişki bulunduğundan, kamu tanıkları ile bordro tanıkları ve bilhassa komşu işyeri tanıkları dinlenilmiş ve davacının talepte bulunduğu 2010 yılında çalıştığına dair somut bir delil elde edilemediği ifade edilmiştir. Davacının Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirilen ve davacı tarafından talep edilen Nisan 2017 işten çıkış tarihinden (24.04.2017) geriye doğru 5 yıllık hak düşürücü süre gereğince 24.04.2012 tarihinden önceki çalışmalarından sonraki süreç irdelenmiş; buna göre her ne kadar kamu tanıkları 2014 yılı ve sonrasında çalıştığını, ancak başlangıç tarihini hatırlamadıklarını belirtmiş ise de dosyaya sunulan fotoğraflardan davacının 2013 yılı çalışması bulunduğu sabit görülerek; davacı tanıklarından ...'un ve bordro tanıklarından ...'un beyanlarına birlikte itibar edilerek ve değerlendirilerek; davacının 02.08.2012 tarihinden itibaren ve davacı işçi ile imzalanmış ve çıraklık eğitim merkezi onaylı 06.09.2014 tarihli çıraklık sözleşmesinin yapıldığı tarihe kadar hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı tespit edilmiştir. Ancak davacının Nisan 2017 yılına kadar çalıştığı iddiasına yönelik olarak;Bordro tanıkları davacının 2014 yılı sonrasında çırak olduğunu beyan ettiğinden, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan araştırma, davacının açık öğretim lise öğrencisi oluşu ve davacının velisi tarafından imzalanmış çıraklık sözleşmesi, çıraklık veya eğitim merkezinde dosyasının bulunduğu,işveren ile çıraklık eğitim merkezi arasındaki ilişki, bu çalışmanın mesleki eğitim merkezinin denetiminde pratik eğitim olarak gerçekleştiği dikkate alındığından davacının çalışmasının bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine dayalı olarak yapıldığı, 06.09.2014-27.04.2017 tarihlerinde önceye dayalı çalışması bulunan davalının yanında çıraklık eğitimi almak istediği ve bu kapsamda eğitim gördüğü tespit edilmiş olmakla; 06.09.2014 tarihinden sonraki süreçte çıraklık ilişkisi ile çalıştığı sabittir. Ayrıca davacı tarafından günlük aldığı ücret ve tarih aralıklarını ispata elverişli soyut tanık beyanları dışında hüküm kurmaya elverişli delil sunulmadığı görülmekle primlerin ödenmesine yönelik talebinin de reddine karar verildiği belirtilmiştir. Somut olayda; davacının 21.08.1999 doğumlu olması, dava konusu olan ve davanın reddolunan dönemindeki yaşı dikkate alındığında, 02.08.2012 tarihinden öncesine ilişkin taleplerin reddi ile çıraklık sözleşmesine bağlı sürelerin de reddi yerinde görülmüştür. İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine" karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 10.11.2021 gün, 2021/2576 E., 2021/13858 K. kararında; "... Eldeki davada, Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davacının işten çıkış tarihi olan 24.04.2017 tarihinden geriye doğru gidilerek 24.04.2012 tarihinden önceki çalışmaları değerlendirilmeyerek bu dönemden önceki çalışmaların reddine karar verilmiş ise de; hak düşürücü sürenin hesabında yanılgılı değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının, 06.09.2014-2017/4. ay dönemleri arasında dava dışı 1363997 sicil numaralı Silivri MKB Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü üzerinden sigorta bildirimlerinin yapıldığı, davacının çalışmalarının tümünün davalıya ait işyerinde hizmet akdine bağlı olarak kesintisiz çalıştığı iddiası ve çalışmanın sona erdiği tarihten bir ay sonra dava açmış olması karşısında, hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı belirgin olup reddedilen bu dönem yönünden inceleme yapılarak varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Somut olaya dönüldüğünde, Mahkemece, davacı işçi ile imzalanmış ve çıraklık eğitim merkezi onaylı 06.09.2014 tarihli çıraklık sözleşmesinin yapıldığı tarihe kadar hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı, bu tarihten sonraki süreçte çıraklık ilişkisi ile çalıştığından bahisle bu dönem yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının çırak olduğu kabul edilerek reddedilen dönem yönünden; davacının hizmet akdine dayalı ve üretime yönelik olarak çalıştığına dair iddiası ile dinlenen davacı/davalı ve bordro tanıklarının, davacının çırak olarak çalıştığına dair beyanda bulunmamaları, aksine garsonluk ve mutfak işlerine baktığı, geç saatlere kadar çalıştığı yönündeki beyanları karşısında, Mahkemece yapılması gereken iş; davacının çırak olduğu kabul edilerek reddedilen 06.09.2014 tarihinden sonraki dönem yönünden hizmet akdine dayalı olarak çalışmasının olup olmadığı, üretime katılıp katılmadığı değerlendirilerek hizmet akdi ile çalıştığının tespiti halinde; çırak olarak kayıtlı olduğu dönemde Eğitim Merkezi'nde geçirdiği süreler, yani haftanın kaç günü ve saatinde eğitim aldığı belirlendikten sonra işyerinde geçirdiği süreler dikkate alınarak haftalık çalışma saatlerinin tespiti ile tanık beyanları değerlendirilerek uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosya kapsamında verilen ilk karar ile davacının 02.08.2012-06.09.2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 30 gün esası ile çalıştığına ilişkin ilk kararın bozma kapsamında olmadığı, davacının hizmet akdine dayalı ve üretime yönelik olarak çalıştığına dair iddiası ile dinlenen tanıkların, davacının çırak olarak çalıştığına dair beyanda bulunmamaları, aksine garsonluk ve mutfak işlerine baktığı, geç saatlere kadar çalıştığı yönündeki beyanları karşısında, davacının 06.09.2014 tarihinden sonraki dönem yönünden hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının anlaşıldığı, davacının çırak olarak kayıtlı olduğu dönemde Eğitim Merkezi'nde geçirdiği sürelerin tespiti için Silivri Borsa İstanbul Mesleki Eğitim Merkezi'ne yazılan müzekkereye, davacının 06.09.2014-30.09.2017 tarihleri arasında çıraklık statüsünde olduğu, bu süreçte haftada 1 gün 08:50-16:50 saatleri arasında okulda teorik eğitim, diğer günlerde ise işletmede pratik eğitim yaptığına dair cevap verildiği, dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek 23.02.2023 tarihli raporun dosya arasına alındığı, alınan raporda davacının çıraklık eğitimi gördüğü ve davalı işyerinde fiilen çalıştığı belirtilen 07.09.2014-27.04.2017 döneminde, haftada 1 gün 08:50-16:50 saatleri arasında okulda teorik eğitim gördüğü sabit olduğundan, ayda 4 gün işyerinde çalışamayacağı ve aylık çalışma süresinin 26 gün olduğunun tespit edildiği görülmekle, Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 25.10.2018 tarih, 2017/166 Esas ve 2018/416 Karar sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarih, 2019/280 Esas ve 2020/1709 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2021 tarih ve 2021/2576 Esas 2021/13858 karar sayılı ilamı birlikte değerlendirilerek, davacının davalı ... unvanı ile kayıtlı iş yerinde 02.08.2012-06.09.2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 30 gün esası ile çalıştığının, 07.09.2014-27.04.2017 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 26 gün esası ile çalıştığının tespitine ve primlerin ödenmesine yönelik talebin reddine" karar verildiği gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile 1)Davacının 25610 09 09 1086000 034 17-50 sicil numaralı davalı ... unvanı ile kayıtlı iş yerinde 02.08.2012-06.09.2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 30 gün esası ile çalıştığının, 07.09.2014-27.04.2017 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 26 gün esası ile çalıştığının tespitine, 2)Primlerin ödenmesine yönelik talebin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1) 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. 2. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3 üncü maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10 uncu maddesine göre çırak olabilmek için, a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16.08.1997 tarih ve 4306 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.) b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir. Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13'ncü maddesi hükmüne göre ise “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.” Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir. (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130) 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada, davacının talebi 2010-Nisan 2017 tarihleri arasında bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespitine ilişkin olup Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle 2010-2012 döneminin reddine, kalan sürenin kabulüne dair verilen karar Dairemiz tarafından hak düşürücü süre yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, davanın hak düşürücü süreye uğramadığı ve Çıraklık Eğitim Merkezi'nde geçen süreler yönünden de çıraklık hususunun değerlendirilmesi yönünden bozulmuş ve Mahkemece bu konuda bozmaya uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Mahkemece hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilen dönem yönünden hizmet tespiti talebi ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmadan kabul kararı verilmiş olması, çıraklık sözleşmesi döneminde de davalı işyerinin teorik eğitimin tamamlayıcısı olan pratik eğitim kapsamında bulunduğu gözardı edilerek pratik eğitimin hizmet akdi ve üretime katkı olarak değerlendirilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.