8. Hukuk Dairesi 2013/7640 E. , 2013/17241 K. ....... Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Davacı alacaklı vekili,........2010/13480 sayılı Takip dosyasın…
**8. Hukuk Dairesi 2013/7640 E. , 2013/17241 K.** **"İçtihat Metni"** ....... Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Davacı alacaklı vekili,........2010/13480 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca,........2011/757 sayılı Talimat dosyasında yapılan 01.06.2011 günlü hacze konu menkuller üzerinde istihkak iddia eden üçüncü kişi şirketin ortaklık yapısı ve aynı adreste faaliyet göstermesi itibarı ile borçlu ile organik bağ içinde olduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı üçüncü kişi vekili, davanın yasal süresi içinde açılmadığını, alacaklının haciz ihbarnamesi göndererek üçüncü kişinin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu kabul ettiğini, haciz adresinin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, üçüncü kişinin alacaklı ve borçlu arasındaki ticari ilişkide taraf da olmadığını, mahcuzların üçüncü kişiye ait olduğunu gösteren faturayı da sunduklarını, alacaklının bu durumu bildiği halde haczin yapılmasını sağladığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı borçlu vekili, borçlunun dava konusu haciz adresinde üçüncü kişiye ait otel inşaatında yüklenici firma olarak çalıştığını, inşaatın bitmesinden sonra burasının üçüncü kişiye teslim edildiğini, iki şirketin ortaklık yapısının ve merkez adreslerinin farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haczin İİK’nun 99. maddesi uyarınca yapıldığı, dava konusu haciz adresinde ödeme emrinin tebliğ edilmediği, üçüncü kişi ve borçlunun adresinin aynı yer olmasının tüm işlemleri ortaklaşa yürüttüklerini göstermeyeceği, üçüncü kişinin sunduğu faturaya göre mahcuzları 29.04.2009’da dava ve takip dışı bir şirketten satın aldığı, tazminata ilişkin yasal koşulların gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddi ile istihkak iddiasının kabulüne ve haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. Hüküm, davacı alacaklı vekili ve katılma yolu ile davacı üçüncü kişi vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. ...... 1-Davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. maddesi uyarınca “istihkak iddiasının reddi” davası olarak açılmıştır. Dava konusu haciz, borçlunun daha önce üçüncü kişiye ait otel inşaatının yüklenicisi olarak faaliyet gösterdiği yerde yapılmıştır. Davacı üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında ortaklık yapısı ve aynı dönemlerde, aynı adreste faaliyet göstermeleri nedeni ile organik bağ bulunmaktadır. Davacı alacaklı, iki şirketin tek elden yönetildiğini iddia etmektedir. İlk kuruluştan itibaren getirtilecek ticaret sicil kayıtları ile ......... kayıtlarına ve gerekirse ortak faaliyet adreslerinde kolluk aracılığı ile yaptırılacak inceleme sonucuna göre bu durumun belirlenmesi mümkündür. Gerçekten aynı adreste, aynı kişilerle, aynı alanda, iç içe girmiş tek şirket gibi faaliyet gösteriyorlarsa istihkak iddiasının muvazaaya dayandığı düşünülebilir. Diğer yandan somut olayda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İcra Müdürü’nün sehven İİK’nun 99. maddesini uygulaması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır. İspat yükü altında olan üçüncü kişi, mahcuzların kendisine ait olduğunu gösteren 30.04.2009 tarihli fatura deliline dayanmaktadır. Fatura içeriğindeki eşyaların tür olarak mahcuzlarla uyumlu olduğu anlaşılmakla birlikte, marka, model gibi hususlar açısından uygunluğu ancak keşif ve bilirkişi incelemeleri ile saptanabilecek konulardır. Mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle alanında uzman teknik bilirkişi refakatinde yapılacak keşif incelemesi ile mahcuzların tüm ayırt edici özelliklerini saptamak, bunların faturadaki emtiaya uygunluğunu irdelemek olmalıdır. Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de; istihkak davalarında dava değerinin hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden belirlenmesi, işin esasına yönelik red kararı verildiğine göre nispi vekâlet ücretinin bunun üzerinden hesaplanması gerektiğinin dikkate alınmaması isabetsizdir. Diğer yandan, davalılar ayrı ayrı vekiller aracılığı ile davayı takip ettiklerine ve aralarında zorunlu dava arkadaşlığının da bulunmamasına göre vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine şeklinde karar verilerek hükmün infazında tereddüt yaratılması da isabetli değildir. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekili ile davacı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya ve 24,30 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.