8. Hukuk Dairesi 2023/2667 E. , 2025/396 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen re
**8. Hukuk Dairesi 2023/2667 E. , 2025/396 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile katılma yolu ile davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında, Seferihisar ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 238 parsel sayılı 19.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 253 ada 26 parsel numarasıyla ve 18.741,98 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 230 parsel sayılı 17.818,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 253 ada 27 parsel numarasıyla ve 17.813,12 metrekare yüzölçümlü olarak; davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 231 parsel sayılı 11.900,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 253 ada 34 parsel numarasıyla ve 11.912,02 metrekare yüzölçümlü olarak; yine eski 237 parsel sayılı 11.393,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 253 ada 40 parsel numarasıyla ve 11.201,74 metrekare yüzölçümlü olarak; Mehmet Bayındır adına kayıtlı bulunan eski 243 parsel sayılı 971,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 253 ada 41 parsel numarasıyla ve 973,04 metrekare yüzölçümlü olarak; yine eski 244 parsel sayılı 4.323,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 253 ada 43 parsel numarasıyla ve 4.332,50 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ...; 07.05.2015 tarihli dava dilekçesi ve bozma ilamından sonra verdiği 20.01.2021 tarihli feragat dilekçesi ile; uygulama kadastrosu sırasında, mülkiyeti kendisine ait 253 ada 40 parsel ile komşu 253 ada 26 ve 27 parseller arasında yol olarak tespit yapılan kısma, yine mülkiyeti kendisine ait 253 ada 34 parselin güneyde dere ile olan sınırına ve 253 ada 40 parselin komşu 26 ve 27 parseller ile olan sınırlarına itiraz etmiştir. Mahkemece ilk hükümle, davanın kısmen kabulüne, 253 ada 40 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespitinin iptaline, 253 ada 26 ile 253 ada 27 parseller arasındaki yolun 253 ada 40 parsele eklenmesine, taşınmazın teknik bilirkişilerin 23.03.2016 tarihli raporuna ekli krokideki sınırlar esas alınmak suretiyle 11.557,41 metrekare yüzölçümü ile tesciline, 253 ada 26 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespitinin iptaline, teknik bilirkişilerin 23.03.2016 tarihli raporuna ekli krokideki sınırlar esas alınmak suretiyle 18.728,56 metrekare yüzölçümü ile tesciline, 253 ada 27 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespitinin iptaline, teknik bilirkişilerin 23.03.2016 tarihli raporuna ekli krokideki sınırlar esas alınmak suretiyle 17.723,02 metrekare yüzölçümü ile tesciline, 253 ada 41 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespitinin iptaline, teknik bilirkişilerin 23.03.2016 tarihli raporuna ekli krokideki sınırlar esas alınmak suretiyle 1.023,46 metrekare yüzölçümü ile tesciline, 253 ada 43 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespitinin iptaline, teknik bilirkişilerin 23.03.2016 tarihli raporuna ekli krokideki sınırlar esas alınmak suretiyle 4.383,68 metrekare yüzölçümü ile tesciline, 253 ada 34 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespitinin iptaline, teknik bilirkişilerin 23.03.2016 tarihli raporuna ekli krokideki sınırlar esas alınmak suretiyle 12.147,13 metrekare yüzölçümü ile tesciline, 253 ada 34 parselin doğusunda bulunan yola ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalılardan ... vekili ile davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan ) 16. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli ve 2020/1746 Esas, 2020/2362 Karar sayılı ilamı ile; ''....Somut olayda mahkemece, dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokisi, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olduğu halde, hangi taşınmazın, kaç metrekarelik bölümünün hangi taşınmaza eklenmesine karar verildiği açıklanmaksızın ve yine bu hususu açıklamayan teknik bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle hüküm kurulmuş olması da isabetsiz olduğu...'' gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde, dava konusu 253 ada 40 parselle komşu 253 ada 26 ve 27 parseller arasında 22/a ekibince yol olarak tespit edilen kısmın değerlendirilmesinde; 253 ada 40 parselin yol ile olan kısmında kapalı hendek'in oluşu ve keşifte dinlenen bilirkişilerce de buranın davacıya ait 253 ada 40 parsele dahil olmadığı belirtildiğinden 22/a ekibinin bu kısmı yol olarak tespitinin doğru olduğu, davacıya ait 253 ada 40 parselin komşu 26 ve 27 parsel ile olan sınırlarına yönelik itiraz değerlendirildiğinde; 253 ada 40 parselin 26 parselle olan sınırının kadim sınır olduğu, bu sınırın değişmediği, 1957 tarihli hava fotoğrafında da görüleceği üzere bu sınırda belirgin sabit sınırın olduğu tesis kadastro paftasında bu sınırda duvar belirtildiği, keşifte yapılan gözlemde de bu duvarın mevcut olduğu, 2016 tarihli raporda da; 253 ada 40 parselin 26 parselle olan sınırının sabit olduğunun açıklandığı, düzeltilmesi gereken bir hususun olmadığı, 253 ada 40 ve 27 parseller arasındaki sınırda ise; ölçü ve sınırlandırma hatasının olduğu, 22/a ekibince bu sınırın çift taraflı tonç olarak sabit sınır alındığı ancak keşif anında ölçülen duvarın farklı olduğu, bilirkişi raporuna ekli ek 1 krokisinde (B), (C), (D) harfleriyle gösterilen kısımların düzeltilmesi gerektiği, 2016 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokisinde yeşil renkle düzeltilmesi gereken gösterilen yerlerin işbu hükme esas alınan raporda (B), (C), (D) harfleriyle gösterilen kısımlara ilişkin olduğu, her iki raporun da bu hususta tutarlı olduğu, ve her iki raporda da düzeltilmesi gereken sınırların aynı olduğunun anlaşıldığı, davacıya ait 253 ada 34 parselin güneyde dere ile olan sınırının değerlendirilmesinde; dosya içerisinde mevcut 1957, 1964, 1975 ve 1976 yılı hava fotoğraflarında derenin yer yer dikilen geniş ağaçlı hacimli ağaçlar ve doğal bitki örtüsünün oluşturduğu, dava konusu (A) harfiyle gösterilen kısmın; 1975 yılından itibaren davacıya ait 253 ada 34 parselle birlikte kullanıldığı, tesis kadastrosu yapım yılı olan 1976 tarihinde hava fotoğrafı incelendiğinde dere hattının ilk tesis kadastrosunun fotogrametrik olarak yapıldığı göz önüne alındığında sınırın koyu renkli hattın bitiminden itibaren tespit edildiği, ve hava fotoğrafıyla uyum sağladığı, tüm hava fotoğrafları değerlendirildiğinde derenin ilk tesis kadastrosunda geniş tespit edildiği, yatak değiştirmediği, konumunun aynı olduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların ilk tesis kadastrosunun hava fotoğrafları üzerinden fotogrametrik yöntemle yapıldığı dikkate alındığında ve teknik bilirkişi heyetince belirtildiği üzere tesis kadastrosunda dere, geniş tespit edildiğinden, 1957 hava fotoğrafında daha net olarak görüleceği üzere, 30.05.2022 tarihli bilirkişi kök raporuna ekli krokide 253 ada 34 parselin güneyinde kırmızı kalemle çizilen sınır noktasının esas alınması gerektiği, mavi renkle gösterilen yenileme sınırları ile kırmızı renkle gösterilen keşif sınırları arasında bulunan alanın, (A) harfiyle gösterildiği, hava fotoğrafları üzerinden bu kısmın toprak rengine bakıldığında, parsellerle aynı renkte olduğunun anlaşıldığı aynı hususun 1964-1975-1976-1987-1995-2012-2020 hava fotoğraflarında da görüldüğü, bu bölümde sınırlandırma ve ölçü hatasının yapıldığı, 2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da işbu hükme esas alınan bilirkişi heyetinin raporunda olduğu gibi dava konusu taşınmazın dere ile olan sınırının düzeltimesi gerektiğinin belirtildiği bu hususta da her iki raporun tutarlı olduğu gerekçeleri ile; davanın kısmen kabul,kısmen reddine, davalılar Hüseyin, ..., ... aleyhine 253 ada 41 ve 43 parsellere karşı açılan davanın feragat nedeniyle reddine, İzmir ili Seferihisar ilçesi ... Mahallesi ... Mevkii 253 ada 41 ve 253 ada 43 parsel sayılı taşınmazların tespitteki vasıf ve yüzölçümüyle uygulama kadastrosundaki tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, davalılar ... ve ... aleyhine 253 ada 26 parsele karşı açılan davanın reddine, İzmir ili Seferihisar İlçesi ... Mahallesi ... mevkii 253 ada 26 parselin tespitteki vasıf ve yüzölçümüyle uygulama kadastrosundaki tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, dereye ilişkin olarak Hazine, ilçe Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davanın kabulüne, İzmir ili Seferihisar ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 253 ada 34 parselin uygulama kadastro tespitinin iptali ile teknik bilirkişilerin 25.02.2022 tarihli raporuna ekli, Ek-1 krokisindeki sınırlar esas alınmak suretiyle (A) harfi ile gösterilen 486,17 m2 lik kısmın dereden ifrazıyla davacıya ait 253 ada 34 parsele eklenmek suretiyle, 253 ada 34 parselin 12398,19 m2 yüzölçümüyle tapuya kayıt ve tesciline, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, İzmir ili Seferihisar ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 253 ada 27 parselin uygulama kadastro tespitinin iptali ile; teknik bilirkişilerin 25.02.2022 tarihli raporuna ekli, Ek-1 krokisinde (C) harfiyle gösterilen 37,27 m2 lik kısımla, (D) harfi ile gösterilen 6,15 m2 lik kısımların 253 ada 40 parselden ifrazıyla 253 ada 27 parsele eklenmek suretiyle; 253 ada 27 parselin 17835,92 m2 lik yüzölçümüyle tapuya kayıt ve tesciline, İzmir ili Seferihisar ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 253 ada 40 parselin uygulama kadastro tespitinin iptali ile; teknik bilirkişilerin 25.02.2022 tarihli raporuna ekli, Ek-1 krokisinde (B) harfiyle gösterilen 7,20 m2 lik ve (E) harfiyle gösterilen 13,42 m2 lik kısımların 253 ada 27 parselden ifrazıyla 253 ada 40 parsele eklenmek suretiyle 253 ada 40 parselin 11178,94 m2 yüzölçümüyle tapuya kayıt ve tesciline, davacının 253 ada 26 ve 27 parseller arasında bulunan yol kısmına yönelik davasının reddine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili ile katılma yolu ile davacı tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ile katılma yolu ile davacı temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.