12. Ceza Dairesi 2025/8760 E. , 2026/2785 K. "" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1327 E., 2025/1052 K. SUÇLAR : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinin sahte belge düzenleme suçu hakkında Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara ilişkin olduğu, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçuna ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün Bölge Adliye …
12. Ceza Dairesi 2025/8760 E. , 2026/2785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1327 E., 2025/1052 K. SUÇLAR : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinin sahte belge düzenleme suçu hakkında Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara ilişkin olduğu, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçuna ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün Bölge Adliye Mahkemesinin düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla; tebliğnamede hakkında görüş bildirilen defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçu hakkındaki hüküm inceleme dışı bırakılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı temyiz incelemesinin sahte belge düzenleme suçu ile sınırlı olduğu tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 20 16... takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 43... maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın sahte belge düzenleme kastı bulunmadığı ve yargılama sonucunda mahkûmiyet için yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğine, tanık beyanlarının ticari ilişkinin gerçekliğini gösterdiğine, hizmetlerin bir kısmının iş ortakları ve alt yüklenicilerle gerçekleştirildiğine, bazı faturaların matbaadan basılmadan önce düzenlenmesinin basım tarihlerine ilişkin teknik hata veya sehven kayda geçmiş veri olabileceğine, bu durumun kastı göstermeyeceğine, ölçülülük ve orantılılık ilkesine uyulmadığına, hükmün bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...’nun; Ticari defter tasdik ettirme ve defter tutma, vergi ödeme gibi temel vergisel yükümlülüklerinin yerine getirilmemiş olması, herhangi bir şubesi, deposu, ardiyesi, emtia stoğu, nakliye aracı, makine ekipmanı olmadığının tespit edilmesi, geçek bir ticari alışverişe dayalı herhangi bir alışının bulunmaması, gerçek bir ticari alışverişe dayalı alışının bulunmaması nedeniyle düzenlediği faturalarında gerçek bir işleme dayanmasının mümkün olmadığının anlaşılması, 20 16... yıllarında düzenlendiği tespit edilen KDV hariç toplam 17.684.922,00 TL tutarındaki faturalarda yer alan hacimde ticaret yapacak makine ekipman, işgücü, mali durum ve organizasyon yapısına sahip olmaması,düzenlenen faturaların gerçek alım-satım karşılığı olduğunu ispatlamaya yarayacak mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim ve tesellüm belgeleri ile ödemeye ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri sunamamış olması, 20 16... yıllarında herhangi bir bankacılık işlem bilgisinin tespit edilememesi, ticari mal ve stokunun olmadığı, mal hareketleri fiili sevkine ilişkin bilgi ve belgelerin olmadığı, düzenlediği faturaların ticari ve teknik icaplara uymadığı,düzenlenen fatura muhteviyatı emtia temini ve nakliye hizmetini gerçekleştirecek nakliye aracı ve iş makinesine sahip olmaması, söz konusu hizmeti kiralık araçlarla sağladığına dair herhangi bir belgenin sunulmaması, düzenlenen fatura muhteviyatının sanığın faaliyet konusu “ikamet amaçlı binaların inşaatı ve hafriyat nakliye” ile ilgisi olmayan “Bakım ve danışmanlık hizmet bedeli, Sistem odası yazılımları taşıma bedeli” olması, faturaların henüz matbaada basımı yapılmadan ve teslim alınmadan önceki bir tarihte düzenlenmiş olması, fatura düzenlenen firmalar ile ... arasındaki ticari ilişkinin gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayanmadığının anlaşılması, hususları birlikte değerlendirildiğinde, ... mükellefiyeti adına 2016 yılında düzenlendiği tespit edilen 13.150.220,00 TL tutarındaki 62 adet, 2017 yılında düzenlendiği tespit edilen 4.534.702,00 TL tutarındaki 16 adet faturanın 213 sayılı Vergi Usul Kanununun Kaçakçılık Suçları ve Cezaları başlıklı 359’uncu maddesinin b bendinde tanımlı gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen sahte belge olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak sanığın her iki takvim yılında birden fazla sahte belge düzenlemek suretiyle üzerine vergi usul kanununa muhalefet suçunu işlediği kabulü ile mahkumiyetine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; suç tarihinin, zincirleme olarak işlenen sahte belge düzenleme suçu için son belgenin düzenlendiği 30.09.2017 olarak mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür. Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle red edilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre kurulan mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde karar verildi.