14. Hukuk Dairesi 2011/11386 E. , 2011/14035 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.08.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği…
**14. Hukuk Dairesi 2011/11386 E. , 2011/14035 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.08.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine, 116 ada 16 sayılı parselin mera olduğunu, ne var ki kadastro sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiğini, davalı adına olan kaydın iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu dayanak gösterilerek dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir. İncelenen pafta örneğinden, 116 ada 52 sayılı parselin mera olarak özel siciline yazıldığı, dava konusu taşınmazın mera olan bu taşınmaza yakın bir yerde bulunduğu görülmektedir. 4342 Sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanıma göre mera; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için yetkili mercilerce tahsisi yapılan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Meraların tahsisi, verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde münferiden ya da müştereken yararlanmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılabilir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan meralar, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz ve zamanaşımı zilyetliğiyle kazanılamaz. Bu nedenle, taşınmazın öncesinin mera olup olmadığının yöntemince saptanması davanın çözümünde zorunludur. Ne var ki, mahkemece bu konuda yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Gerçekten, keşifte yerel bilirkişi taşınmazda davalının babasının zilyet olduğunu, 10-15 yıldır boş durumda olduğunu, taşınmazda köy halkının hayvanlarının otlatıldığını belirtmiş, mahkeme keşif tutanağına geçirdiği gözleminde taşınmazda yabani otlar bulunduğunu, otla kaplı olduğunu saptamıştır. Ziraat bilirkişinin raporu ise, taşınmazın niteliği hakkında hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Diğer taraftan, aynı mahkemede dava konusu yapılan 116 ada 20, 28, 48, 46, 12 ve 10 sayılı parsellerle ilgili çekişmenin bu taşınmazların mera niteliği olduğu saptanarak giderildiği Dairemizde mevcut kayıtlarda görülmüştür.