8. Hukuk Dairesi 2011/2979 E. , 2011/6653 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... dahili davacılar ... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.06.2010 gün ve 525 / 479 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, Hazine adına kayıtlı …
**8. Hukuk Dairesi 2011/2979 E. , 2011/6653 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... dahili davacılar ... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.06.2010 gün ve 525 / 479 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, Hazine adına kayıtlı dava konusu 113 ada 60 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik yoluyla tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmiştir. Davalı Hazine vekili, taşınmazların sit alanında kaldığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacıların tespit tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın süreyle eklemeli zilyetlik ve tasarruflarının bulunduğu, üçüncü derecede doğal ve arkeolojik sit alanında bulunan taşınmazlar üzerinde birinci grup olarak tescil ve ilan edilmesi gereken kültür varlıklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, uyulan önceki bozma kararları doğrultusunda yapılan 1.4.2010 tarihli keşif sonunda arkeolog bilirkişi ... tarafından düzenlenen 12.4.2010 havale tarihli raporda; "dava konusu taşınmazın üçüncü derecede doğal ve arkeolojik sit alanı içinde kaldığı üzerinde birinci grup olarak tescil ve ilan edilmiş kültür varlığının bulunmadığı, birinci derece doğal sit alanı olarak belirlenen Kelebekler Vadisine 113 ada 60 parselin 750 metre mesafede bulunduğu, Babadağ'ın eteklerindeki Devrent Boğazından doğan Sarp Deresinin yardığı 1500 metre uzunluğundaki vadi kuzey ve güneyde 350 metre yüksekliğinde Gökdemir kaya duvarlarıyla sınırlandığı, Karstik dik duvarların ortasında yetişen Endemik bitkileriyle Mayıs ve Ekim aylarında yoğunlaşan Arslan Kelebeğinin, Kelebekler Vadisinin birinci derecede doğal sit alanı olarak tescillenmesini sağlayan özgün nitelik olduğunu, bu bağlamda dava konusu parsellerinde mevcut jeolojik yapıyı ve florayı koruma amaçlı olarak üçüncü derecede sit alanı olarak değerlendirildiği, 30.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen çanak çömlek parçalarının yüzeyde izlenemediği, yaşlı zeytin ağacının halen korunduğunu, dava konusu parselin bulunduğu alandaki kullanım haklarının 2863 sayılı Yasanın 658 numaralı ilke kararında belirtilen esaslar çerçevesinde olmasının gerektiği, aynı Yasanın 728 numaralı ilke kararları dışında gerçekleştirilecek her türlü fiziki müdahalenin doğal yapıya zarar verebileceği" belirtilmiştir.