Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1173 E. , 2024/2120 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/1173 Karar No:2024/2120 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Limanı İşletmeleri A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi yol…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1173 E. , 2024/2120 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/1173 Karar No:2024/2120 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Limanı İşletmeleri A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi yolcu limanının kullanma hakkı ve işletme iznine sahip davacı şirket tarafından Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle seferlerin iptal edildiği, bu nedenle maddi yönden zarara uğradığı ileri sürülerek yararlanma bedelinin ikinci taksidi olan 2.938.409,51-TL ile 2020 yılına ilişkin kullanma bedeli olan 2.609.208,02-TL tutarın ödemesinin bir yıl süreyle ertelenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirket ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı arasında 23/06/2004 tarihinde imzalanan Bodrum Yolcu İskelesi Projesi Uygulama Sözleşmesi ve davacı şirket ile davalı idare arasında 28/12/2018 tarihinde imzalanan 18/07/2006 tarihli Kullanma İzni Sözleşmesinin Tadilat Sözleşmesi gereğince, davacı şirketin Bodrum yolcu limanı üzerinde 27/12/2067 yılına kadar kullanma ve işletme iznine haiz olduğu, 15/09/2020 tarihinde, Covid-19 salgınının kruvaziyer turizmini olumsuz etkilediği, salgın nedeniyle birçok seferlerinin iptal edildiği, bu durumun sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmesini önemli ölçüde olumsuz etkilediği, salgının mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği, bu kapsamda 2020 yılına ilişkin ödeme yükümlülüklerinden, Uygulama Sözleşmesi'nde yer alan mücbir sebep hükümleri nedeniyle oluşan ifa imkansızlığına istinaden yararlanma bedelinin ikinci taksidi ve 2020 yılına ilişkin kullanma bedeli ödemesinden muaf tutulması gerektiği iddialarıyla davalı idareye başvuru yaptığı, anılan başvurunun, 01/04/2020-01/07/2020 tarihleri arasındaki döneme denk gelen bedellerin ödeme sürelerinin erteleme işlemlerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli yatırımcılar ve işletmecileri kapsadığı, bu nedenle yararlanma bedelinin ikinci taksidi ile kullanma izin bedelinin ertelenmesi talebinin değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, Mahkemelerinin 30/03/2021 tarihli ara kararıyla davacıdan; "davacı şirketin turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli yatırımcılardan olup olmadığı" hususunun sorulduğu, davacı tarafından anılan ara karara verilen cevapta; "şirketin turizm işletme belgesi veya yatırım belgesinin bulunmadığı, ancak eksikliklerin giderilebilmesi adına kruvaziyer limanlarına turizm işletme belgesi alma zorunluluğu getirilmesi hususunda hazırlanan kanun taslağının TBMM Başkanlığına sunulduğu" ifadelerine yer verildiğinin görüldüğü; bu durumda, Covid-19 salgınının ülkemizde görülmeye başladığı tarihten sonra 25/03/2020 tarihinde 4706 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 25. maddesindeki erteleme hakkından, yalnızca Kanunları uyarınca ilgili bakanlıklar tarafından üzerinde turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli yatırımcılar ve işletmecilerin faydalanabileceği, davacı şirketin bu kapsamda sayılan belgeli yatırımcı ve işletmecilerden olmadığı sabit olduğundan, söz konusu limanı kullanma ve işletmekten dolayı ödemekle yükümlü olduğu yararlanma bedelinin ikinci taksidi ve 2020 yılına ilişkin kullanma bedeli ödemesinden muaf tutulması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, kullanım izni verilen taşınmazlara ilişkin olarak gerekli değerlendirilme yapılmadığı, davacının talebinin Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 76. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kabulü gerektiği, davalı idarenin Yönetmelik düzenlemesini dikkate almadan farklı bir gerekçe ile talebi reddettiği, davalı idarenin anılan Yönetmeliğin 76. maddesinin 4. fıkrasını uygulama konusunda takdir yetkisinin olmadığı, ayrıca, davalı idarenin ret gerekçesinin de hukuka aykırı olduğu, davacı şirketin turizm payı mükellefi olduğu, Turizm Payı Beyannamesi Genel Tebliği uyarınca turizm tesisi oldukları, turizm belgesinin alınamamasının sebebinin Yönetmeliğin kendisi olduğu, belge alınamamasında şirketin bir kusurunun bulunmadığı, bu durumun eşitlik, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkeleri ile hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, tüm işlemlerin hukuka uygun olarak tesis edildiği, davanın reddi yönünde verilen kararın usule ve hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Kanun kapsamında davacı şirket ile Ulaştırma Bakanlığı Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları Genel Müdürlüğü arasında 23/06/2004 tarihinde Bodrum Yolcu İskelesi Projesi Uygulama Sözleşmesi imzalanması üzerine davacı şirket ile davalı idare arasında 18/07/2006 tarihli Kullanma İzni Sözleşmesi imzalanmıştır. Daha sonra 28/12/2018 tarihinde imzalanan Tadilat Sözleşmesi gereğince, Kullanma İzni Sözleşmesi 27/12/2067 yılına kadar uzatılmıştır. Davacı şirket tarafından, Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle seferlerin iptal edildiği, bu nedenle maddi yönden zarara uğradığı ileri sürülerek yararlanma bedelinin ikinci taksidi olan 2.938.409,51-TL ile 2020 yılına ilişkin kullanma izni bedeli olan 2.609.208,02-TL'nin ödenmesinin bir yıl süreyle ertelenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacının, kamu kurum ve kuruluşlarınca (kamu iktisadi teşebbüsleri dahil) ifa edilen, ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak gerektiren bazı yatırım ve hizmetlerin, Yap-İşlet-Devret modeli çerçevesinde yaptırılmasını sağlamak olduğu belirtilmiş; 2. maddesinde, bu Kanun'un, köprü, tünel, baraj, sulama, içme ve kullanma suyu, arıtma tesisi, kanalizasyon, haberleşme, kongre merkezi, kültür ve turizm yatırımları, ticari bina ve tesisler, spor tesisleri, yurtlar, tema parklar, balıkçı barınakları, silo ve depo tesisleri, jeotermal ve atık ısıya dayalı tesisler ve ısıtma sistemleri elektrik üretim, iletim, dağıtım ve ticareti, maden ve işletmeleri, fabrika ve benzeri tesisler, çevre kirliliğini önleyici yatırımlar, otoyol, trafiği yoğun karayolu, demiryolu ve raylı sistemler, gar kompleksi ve istasyonları, teleferik ve telesiyej tesisleri, lojistik merkezi, yeraltı ve yerüstü otoparkı ve sivil kullanıma yönelik deniz ve hava alanları ve limanları yük ve/veya yolcu ve yat limanları ile kompleksleri, sınır kapıları ve gümrük tesisleri, milli park (özel kanunu olan hariç), tabiat parkı, tabiatı koruma alanı ve yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında planlarda öngörülen yapı ve tesisleri, toptancı halleri ve benzeri yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi ve devredilmesi konularında, yap işlet devret modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin veya yabancı şirketlerin görevlendirilmesine ilişkin usul ve esasları kapsadığı; 3. maddesinde, Yap-İşlet-Devret modelinin, ileri teknoloji ve yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel bir finansman modeli olup, yatırım bedelinin (elde edilecek kâr dahil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması suretiyle ödenmesini ifade ettiği; 5. maddesinde, Yüksek Planlama Kurulunca belirlenen idare ile sermaye şirketi veya yabancı şirket arasında yapılacak sözleşmenin, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, Covid-19 salgınının ülkemizde görülmeye başladığı tarihten sonra 25/03/2020 tarihinde 4706 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 25. maddesinde yer verilen ödemelerin ertelemesi hakkından, yalnızca Kanunları uyarınca ilgili bakanlıklar tarafından üzerinde turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli yatırımcılar ve işletmecilerin faydalanabileceği, davacı şirketin bu kapsamda sayılan belgeli yatırımcı ve işletmecilerden olmadığı tespit edildikten sonra ileri sürülen diğer iddialar geçerli görülmeyerek davanın reddine yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Öte yandan, davacı şirketin, kullanım bedeline ilişkin olarak Bodrum Yolcu İskelesi Projesi Uygulama Sözleşmesi uyarınca mücbir sebep hükümlerinin uygulanarak muafiyet tanınması ve Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği iddialarına yönelik açık bir değerlendirmenin yapılmadığı, bu konuda gerekçe eklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Davacının aynı maddi vakıalara dayanan talebini haklı gösterecek birden fazla hukuki sebep bulunabilir. Hukuki sebeplerin birbiriyle yarıştığı böyle durumlarda, idare mahkemesince yarışan sebeplerin hangisi ya da hangilerine göre karar verileceği sorunu gündeme gelebilir. Davacının idareden talebi konusunda ortaya çıkan farklı hukuki sebepler idare mahkemesince yapılacak yargılamada yığılarak, her biri için ayrı ayrı denetim yapılarak sonuca gidilmesi gerekebileceği gibi idareden talep edilen hususa dayanak gösterilen hukuki sebeplere ilişkin değerlendirme başka bir mahkemenin görevinde de bulunabilir. Davacı tarafından mücbir sebep hükümlerinin uygulanması istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulmuşsa da, davalı idarece davacının başvurusu 4706 sayılı Kanun'un Geçici 25. maddesi gerekçe gösterilerek reddedilmiş ve İdare Mahkemesi tarafından da, ret işleminin anılan maddeye uygunluğu konusunda inceleme yapılmıştır. Ancak, dava dilekçesinde, 4706 sayılı Kanun'un Geçici 25. maddesinin uygulanmasının yanı sıra mücbir sebebin oluştuğu, sözleşmenin ve Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik'in mücbir sebebe ilişkin maddelerinin uygulanması gerektiğine yönelik de iddialarda bulunulduğu görülmüştür. Davacının, Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle mücbir sebep hükümlerinin uygulanması talebi üzerine tesis edilmesi gereken işlemin sözleşmenin uygulanması bağlamında mı ele alınacağı yoksa sözleşmeden bağımsız olarak idarenin kamu gücü kullanarak tesis etmesi gereken tek yanlı bir işlem mi olduğunun, başka bir ifade ile idarenin söz konusu işlemi tesis ederken sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenici ile eşit konumda hareket edip etmediğinin ortaya koyulması önem arz etmektedir. 3996 sayılı Kanun'un aktarılan maddelerinden de anlaşılacağı üzere, yap-işlet-devret sözleşmesi, ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak gerektiren kamusal yatırım ve hizmetlerin devlet bütçesi dışında özel kaynaklarla sağlanması amacına dönük olarak, müteahhit şirketin sözleşmede öngörülen eseri meydana getirip belli bir süre kullandıktan veya yararlandıktan sonra işler durumda sözleşmenin tarafı olan idareye devrini içeren ve kendine özgü yapısı olan bir sözleşme türüdür. Anılan sözleşmenin özel hukuk sözleşmesi olduğu 3996 sayılı Kanun'un 5. maddesinde açıkça kurala bağlanmıştır. Davacı şirket ile Ulaştırma Bakanlığı arasında 3996 sayılı Kanun uyarınca imzalanan 23/06/2004 tarihinde imzalanan Bodrum Yolcu İskelesi Projesi Uygulama Sözleşmesi'nin 25. maddesinde, Sözleşme'ye konu tesisin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılacak arazi için ödenecek kullanım bedeline ilişkin şartlar belirlenmiş, bu kapsamda davacı şirket ile davalı idare arasında 18/07/2006 tarihli Kullanma İzni Sözleşmesi imzalanmıştır. Kullanım İzni Sözleşmesi incelendiğinde, Sözleşme'nin, 3996 sayılı Kanun hükümlerine göre adına ihale yapılan davacı şirket lehine, "Bodrum İskelesi Projesi Uygulama Sözleşmesi"nin 25. maddesinde belirtilen bedel ve sürede kullanım izni verilemesine ilişkin şartları göstermek üzere imzalandığı anlaşılmaktadır. Sözleşme'nin 15. maddesinde, Ulaştırma Bakanlığı ile davacı şirket arasında 23/06/2004 tarihinde imzalanan "Bodrum İskelesi Projesi Uygulama Sözleşmesi"nin Kullanma İzni Sözleşmesi'nin eki olduğu açıkça belirtilmiştir. Daha sonra 28/12/2018 tarihinde imzalanan Tadilat Sözleşmesi ile 23/06/2004 tarihli Kullanım İzni Sözleşmesi'ne "Uygulanacak Hükümler" başlığıyla yeni bir madde eklenerek, taraflarca Kullanım İzni Sözleşmesi'nde hüküm olmayan hâllerde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik, Kamu Taşınmazları Üzerindeki Turizm Yatırımlarının Sürelerinin Uzatılması ile Satışına İlişkin Yönetmelik ve diğer ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı konusunda anlaşılmıştır. Davacı tarafından idareye yapılan başvuruda Uygulama Sözleşmesi'ne dayanarak mücbir sebebe ilişkin talepte bulunduğu, talebinin 4706 sayılı Kanun'un Geçici 25. maddesi kapsamda sayılan belgeli yatırımcı ve işletmecilerden olmadığı gerekçesi ile reddi üzerine açılan davada ise, dava konusu işlemin iptal edilmesine ilişkin olarak davalı idarenin ret gerekçesinin yanı sıra mücbir sebebin uygulanmasına ilişkin taraflar arasında imzalanan Kullanım İzni Sözleşmesi'nde atıf yapılan Bodrum İskelesi Projesi Uygulama Sözleşmesi ve diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılmasına ilişkin iddialara da yer verildiği görülmektedir. İdarelerce bir ihalenin sonuçlanıp kesinleşmesine kadar geçen süreçte tesis edilen işlemlerin idarî nitelikte olduğu kabul edilmekte ve bu aşamada ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümünün idarî yargı yerlerine, ihalenin kesinleşmesi ve sözleşmenin akdedilmesinden sonraki aşamada idare ile yüklenici arasındaki sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünün ise özel hukuk hükümlerine göre adlî yargı yerlerine ait olduğu genel kabulü doğrultusunda; davacının Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle seferlerin iptal edildiğinden bahisle kullanma izni bedeli açısından mücbir sebebin oluştuğu, davalı idarece bu açıdan da inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği iddiasının, taraflarca imzalanmış sözleşmenin uygulanmasından kaynaklandığı, taraflar arasında sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkan ve sözleşmenin imzalanmasından önceki olgu ve olaylara da dayanmayan davacının bu iddiasının çözümünde adli yargının görevli olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının mücbir sebebe ilişkin iddiaları hususunda adli yargı mahkemelerine başvurması gerektiğinden, davacının mücbir sebep iddialarında dava konusu idari işlemi kusurlandıracak bir husus bulunmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 13/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.