T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1012 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1453 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : DR. ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/05/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/739 E 2023/302 K DAVANIN KONUSU : Menfi Te…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1012 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1453 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : DR. ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/05/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/739 E 2023/302 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 26/11/2025 YAZILDIĞI TARİH : 10/12/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili ve bono borçluları aleyhine Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/5077 E. sayılı dosyası üzerinden 25.12.2018 tanzim 20.02.2019 vade tarihli 225.000,00- TL bedelli bononun tahsili talebiyle icra takibine başlandığını, anılan icra dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı açılan borca itiraz davasında borca itirazın resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belgeye dayandırılamadığını bahisle Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/142 E. 2021/451 K. ve 18.03.2021 tarihli kararıyla reddedildiğini, anılan kararın kaldırılması istemiyle yapılan istinaf başvurusu ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi'nin 2021/1481 E. 2021/1705 K. sayılı ve 23.09.2021 tarihli kararı ile esastan reddedildiğini, işbu karara karşı da temyiz kanun yoluna başvurulduğunu, Ayrıca müvekkilinin eşi ... tarafından 20.03.2019 tanzim 04.04.2019 vade tarihli 30.000,00- TL bedelli bonoun davalıya hatır senedi olarak tanzim ve vade tarihleri boş bırakılıp imzalanarak verilmiş olduğunu, davalının müvekkiline başvurarak bonodan kaynaklanan borcun ödenmesini talep etmesi üzerine bono bedeli müvekkilinin kızı ... tarafından davalının TR ... IBAN nolu ... Bankasındaki hesabına açıklamasına "... Ödeme" açıklaması ile ödenmiş olduğunu, ödeme sonrasında bononun iadesi istenmesine rağmen davalının bonoyu yırtıp attığını söyleyerek bedeli ödenen senedi iade etmekten imtina ettiğini ve akabinde senedi bu senedin tanzim ve vade tarihlerini aslında olması gereken tarihlerden aylar sonrası olacak şekilde doldurarak kötüniyetli olarak doldurarak Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/5078 E. sayılı dosyası üzerinden müvekkili aleyhine icra takibine başlandığnı anılan icra dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı açmış oldukları borca itiraz davasında borca itirazın resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belgeye dayandırılamadığından bahisle Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/672 E. 2019/939 K. ve 21.11.2019 tarihli kararıyla reddedildiğini, anılan kararın kaldırılması istemiyle yapmış oldukları istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2020/578 E. 2021/1704 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurularının reddedildiğini, müvekkilinin 20.03.2019 tanzim 04.04.2019 vade tarihli 30.000,00-TL bedelli bonodaki borcu ödemiş olduğunu, bu ödemenin ispatı açısından davalı ...'ın TR ... IBAN nolu ... Bankasındaki hesabına ait 2018-2019 yılları hesap ekstrelerinin dökümünün dosyaya celbedilmesini talep ettiği, Açıklanan nedenlerle müvekkilinin davalı ile herhangi bir borç ilişkisi bulunmadğını, dava konusu edilen bonoların müvekkilin eşi tarafından davalıya verilmiş,olduğunu davalı tarafından tarafların anlaşmasına aykırı olarak doldurularak, herhangi bir borç bulunmamasına rağmen icra takibine konu edilmiş olduğunu. Davalının hakkında açılmış, tefecilik, dolandırıcılık, sahtecilik iddiası ile açılmış soruşturma dosyaları olduğu da düşünüldüğünde davalının aslında alacağı olmayan kişilere benzer işlemler yaptığını, bu nedenlerle, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti için işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olmuştur. belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının haksız ve kötüniyetli olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; davacının dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu protokolün tarafları incelendiğinde müvekkili ile ... arasında mezkur protokolün akdedildiğini, protokole taraf olan kişinin dava konusu yapılan icra müdürlüğü dosyasında yer alan bonoda taraf olmadığını, bu nedenle davacı tarafından açılan davanın, takibi oyalamak ve sonuçsuz bırakmak amacıyla yapıldığını, müvekkilinin eşi olan ... adına açılan Ankara 24. İcra Müdürlüğünde 2014/5074E., 2014/5075E., 2014/5076E. Ve 2014/5078E. sayılı farklı icra takip dosyaları bulunduğunu, devam eden takiplerde, müvekkilinin eşi tarafından takibe itiraz sonucu açılan davalarda müvekkilinin eşi ...'ın bahsi geçen protokole ilişkin bir iddiası ve itirazı bulunmadığını, ayrıca aksini kabul etmemekle birlikte davaya konu takiple ilgisi olmayan protokolde dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli noktanın ise protokol sanki tahsile ilişkinmiş gibi düzenlenmiş olduğu olduğunu, bu nedenle protokolde görünen amaç tahsile ilişkinmiş gibi görünse de protokolün diğer tarafında bulunan ...'ın kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hukuki olarak yapılan işlemler eşit olmayan taraflarca yapıldığının açık orantısızlık ile müvekkiline karşı farklı aksettirilerek görünenin aksine işlem tesis edilmiş olacağı sonucuna varılacağını belirterek davanın reddine ve müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece toplanan deliller doğrultusunda; dava konusu senedin incelenmesinde davalının senedin lehtarı olduğu, senedin ... tarafından cirolandığı, davalı tarafça icra takibine konulduğu, bu haliyle dava konusu senet üzerindeki ciro silsilesinin düzgün olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafça söz konusu senedin protokol kapsamında verildiği ve davalı tarafça ödünç alınan paranın ödenmesine rağmen takibe konulduğu ileri sürülmüş ise de; protokolün incelenmesinde protokol konusu senedin 20/01/2019 vadeli ve 25/12/2018 düzenleme tarihli 225.000,00 TL bedelli senet olduğu, oysa menfi tespit davasına konu senedin 25/12/2018 düzenleme ve 20/02/2019 vade tarihli, 225.000,00TL bedelli senet olduğu, bu haliyle söz konusu senedin protokol kapsamında verilen senet olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar tanık dinlenmiş ise de; takip konusu senedin miktarı dikkate alındığında HMK 200 maddesi gereğince senetle ispat edilmesi gerektiğinden tanık beyanları hükme esas alınmadığı, davacı tarafından her ne kadar davalının tefeci olduğu ileri sürülmüş ise de; mahkemece taraflara aralarında görülmekte olan ceza dosyasının bulunup bulunmadığının sorulduğu ancak taraflar arasında ceza dosyasının bulunmadığı, davacının takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili; mahkemece eksik araştırma ve inceleme yapılarak karar verildiğini, davalı tarafın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında tefecilik suçlamasıyla dosyalarının bulunduğunu, mahkemece ceza davası olmadığından bahisle karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin polis emeklisi olduğunu, ticari ... ve işlemlerle hiç bir zaman uğraşmadığını, davalının söz konusu senedi hangi mal ya da hizmete yönelik aldığı konusunda hiçbir açıklaması bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; davaya ve takibe konu bonolar nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Yargılama yapılan dosyadaki dava dilekçesinde dava değerinin 255.000,00 TL olarak belirtildiği ve dava dilekçesi içeriğinde davacının ilk olarak Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/5077 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edilen 25.12.2018 tanzim, 20.02.2019 vade tarihli 225.000,00-TL bedelli bononun teminat amacı ile verildiğinden bahisle borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği, davacının dava dilekçesi içeriğinde ikinci olarak Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5078 Esas sayılı icra takibine konu edilen 20.03.2019 tanzim 04.04.2019 vade tarihli 30.000,00TL bedelli bonodaki borcu ödemiş olduğundan, bononun bedelsiz kalması nedeni ile bu bono nedeni ile borçlu bulunmadığının tespitini istediği, dava dilekçesi içeriğinde davacının dava konusu edilen bonoların eşi tarafından davalıya verilmiş olduğunu davalı tarafından tarafların anlaşmasına aykırı olarak doldurularak herhangi bir borç bulunmamasına rağmen icra takibine konu edilmiş olduğunu iddia ettiğini, yargılama konusu edilen iki adet bono bulunduğu, yargılama neticesinde mahkemece Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/5077 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edilen 25.12.2018 tanzim 20.02.2019 vade tarihli 225.000,00 TL bedelli bono yönünden sadece hüküm kurulduğu, Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/5078 Esas sayılı icra takibine konu edilen 20.03.2019 tanzim 04.04.2019 vade tarihli 30.000,00TL bedelli bono yönünden araştırma yapılıp deliller değerlendirilip hüküm kurulmadığı, dava dilekçesindeki davacı taleplerinin hükümde tam olarak değerlendirilmediği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2.fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. HMK'nın 297/2.maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile HMK'nin 355. maddesi uyarınca esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/739Esas, 2023/302Karar ve 03/05/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 355. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 26/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."