(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/3048 E. , 2013/4671 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup ger…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/3048 E. , 2013/4671 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 1-Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince arazinin değeri, değerlendirme yani dava tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre belirlenir. Ayrıca değere etkisi olan tüm unsurlar anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca değerlendirilerek taşınmazın kamulaştırma bedeli hesaplanır. Kamulaştırılan tarım arazisi niteliğindeki yerin yukarıda açıklanan gelir metoduna göre bilimsel yolla değerinin saptanmasında varsayımlı kullanma biçimleri dikkate alınmayacağı gibi, gelir getirmesi beklenmeyen nadasa bırakma olgusu da hesaba katılmaz. Somut olayda bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda, arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza birinci yıl buğday ekilmesi ikinci yıl nadasa bırakılması üçüncü yıl da arpa ekilmesi suretiyle üç yılda iki ürün alınacağı görüşünden yola çıkılarak gelir getirmesi sözkonusu olmayan nadasa bırakıldığı yılın da hesaba katılmasıyla taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespit edildiği anlaşıldığından mahkemece bu rapora dayanılarak hüküm kurulmuş olması, 2-Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre tarım arazilerinin değerlendirilmesinde resmi veri listelerinde yer alan maliyet kalemlerinden tarla kirası, masrafların faiz karşılığı, genel idari giderler ve aynı şekilde gelir kalemlerinde yer alan ürün destekleme, tohum destekleme, mazot destekleme, gübre destekleme ve toprak analiz destekleme primleri gibi gelir kalemlerinin de hesaplamaya katılmaması ve bilirkişi kurulu raporunda yapılan hesaplamaların denetime olanak verecek şekilde, ürün adı, verim miktarı, toptan satış fiyatı, maliyeti, net geliri biçiminde bir çizelge halinde gösterilmesi gerekmektedir. Bilirkişi kurulunun denetime elverişli şekilde düzenlenmeyen, ancak destekleme primlerinin de hesaplamaya katılarak değerlendirme yapıldığı anlaşılan raporuna dayalı olarak karar verilmesi, 3-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın dava tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu taşınmazın kanaldan sulanabilir nitelikte olduğu belirtilmiş, bilirkişi kurulu raporunda kuru tarım arazisi olduğunun kabulü ile kuru tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak buna göre değer biçilmiştir. Mahkemece keşif sırasındaki gözlem ile bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmek sureti ile taşınmazın sulama kaynağının olduğunun tespiti halinde bunun ne olduğu açıkça gösterilerek (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan yararlanılıp yararlanılmadığı, yararlanılıyor ise hangi sistemle yararlanıldığı hususlarında ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılması ve pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması, Doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.