4. Hukuk Dairesi 2009/9515 E. , 2010/5359 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...aleyhine 09/09/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 28/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile…
**4. Hukuk Dairesi 2009/9515 E. , 2010/5359 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...aleyhine 09/09/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 28/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, davalı Banka'nın kendisi ile aynı adı taşıyan hesap sahibine verdiği çek karnesinden, karşılıksız çek düzenlenmesi nedeniyle cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunurken, kendisine ait kimlik fotokopisinin eklendiğini, bu yüzden açılan ceza davasında verilen cezalandırılmasına ilişkin kararı, hakkında çıkartılan yakalama emri gereği iş yerine gelen jandarmanın kendisini alıp götürmesi üzerine öğrendiğini, hapse girmemek için para cezasını ödemek zorunda kaldığını, gerçeği ortaya çıkarttığını ancak, kişilik haklarının zarara uğradığını belirterek, davalıdan manevi tazminat alınmasını istemiştir. Davalı ise, karşılıksız çek düzenleyen hesap sahipleri hakkında yasal zorunluluk nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, bu sırada, nasılsa, davacının kimlik bilgilerinin belgelere eklendiğini, cumhuriyet başsavcılığının sanığın doğru kimlik bilgilerini sağlamak zorunda olduğunu, eylemi ile zarar arasında nedensellik bağı kalmadığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, davalının davacıya ait kimlik fotokopisini şikayet dilekçesine eklemiş olmasına karşın, doğru ...'e ait imza örneklerinin de eklendiği, sanığın kimliği konusunda kuşkuya düşen cumhuriyet başsavcılığının kuşkuyu gidermekle yükümlü olduğu, davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir. Davacıya ait kimlik fotokopisinin, isim benzerliği nedeni ile başka ... hakkındaki suç duyurusu dilekçesine eklenerek cumhuriyet başsavcılığına gönderildiği konusunda, taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı Banka'nın, davacıya ait kimlik fotokopisini, isim benzerliği nedeniyle, hakkında suç duyurusunda bulunduğu şüpheliye ait kimlik bilgisi gibi dilekçeye ekleyerek cumhuriyet başsavcılığına göndermesi, savsama niteliğindeki kusurunu oluşturur. Ortaya çıkan sonuçtan davacının zarara uğradığı da anlaşıldığına göre, davalının kusurlu eylemi ile davacının uğradığı zarar arasında nedensellik bağı bulunduğu benimsenerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilmeyerek, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.