(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2005/10282 E. , 2006/553 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.11.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve men istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.5.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelen…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2005/10282 E. , 2006/553 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.11.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve men istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.5.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine, davalıya ait 306 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 39 m² kısmının idarece tespit edilen kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürerek bu kısma ilişkin tapu kaydının iptalini ve el atmanın önlenmesini istemiştir. Davalı usulüne uygun tebligata rağmen yargılamaya katılmamış, Mahkemece uzman bilirkişiler tarafından saptanan kıyı kenar çizgisi içinde kalan 34,30 m² yerin iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmiştir.Hükmü davacı temyiz etmiştir. Uyuşmazlık Türk Medeni Kanunu’nun 715 ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na dayanılarak açılan tapu iptali istemine ilişkindir.Uyuşmazlığın bu niteliğine göre önemli olan kıyı-kenar çizgisinin saptanmasıdır. Az yukarıda söylendiği üzere kıyıların niteliği 2005/9603E.-12457K. Gibi Türk Medeni Kanunu’nun 715. maddesinde gösterilmiş, 13.03.1972 tarih 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda kıyıların menfaati umuma ait yerlerden olduğu, 28.11.1997 tarih ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararı’nda da ilke olarak mülkiyet hukuku yönünden kıyı-kenar çizgisinin belirlenme görevinin Adli Yargı yerine ait bulunduğu, ancak 3621 sayılı yasanın 5 ve 9. maddeleri hükmünce idarenin belirlediği ve İdari Yargı yerine başvurulmaması yüzünden yargı yolunun kapanmış olması nedeniyle kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunursa Adli Yargı yerinde saptamanın buna uygun yapılacağı kabul edilmiştir.Dairemizce de benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun başka emsalleri varsa da 26.06.2003 tarih ve 2003/14-97 Esas ve 2003/110 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.Bütün bunlardan mülkiyet hukukundan kaynaklanan tüm uyuşmazlıkları çözmekle Adli Yargı yerinin görevli olduğu, 3621 sayılı yasanın kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesinde ve uygulanmasında ortaya çıkacak çekişmelerde Adli Yargı görevini kısıtlayacak bir hüküm içermediği sonucu çıkmaktadır.O halde kıyı-kenar çizgisinin az yukarıda sözü edilen 13.03.1972 tarih 7/4 sayılı ve 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda saptanmasını benimseyen uygulaması yasalara aykırı değildir.Ne var ki; bilirkişilerce kıyı-kenar çizgisinin saptanması bakımından yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;