Başvuru, kamulaştırma bedelinin başka kişilere ödendiği gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamulaştırma bedelinin başka kişilere ödendiği gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davası Süreci Toroslar Edaş İl Müdürlüğü (İdare) tarafından Hatay'ın İskenderun ilçesi Alakop köyü 38 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 20,30 m2 pilon yeri ile 632,11 m2lik irtifak hakkı için kamulaştırma kararı alınmıştır. Uzlaşma görüşmelerinden netice alınamaması üzerine İdare tarafından 24/6/2011 tarihinde İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) başvurucu ile birlikte diğer davalılara karşı bedel tespiti ve tescil davası açılmıştır. Dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligatın başvurucuya tebliğ edilememesi nedeniyle Mahkemece başvurucunun tebligata yarar yeni açık adres bilgilerinin tespit edilmesi için ilgili kolluğa 16/9/2011 tarihinde müzekkere yazılmıştır. 13/11/2011 tarihli yazı cevabında başvurucunun hâlen Suudi Arabistan ülkesinde ikamet ettiği ve açık adresinin bilinmediği Mahkemeye bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından Mahkemeye sunulan 24/10/2011 tarihli dilekçeyle başvurucunun yurt içi adresi olduğu belirtilen bir adres bildirilmiş ve tebligatın bu adrese çıkartılması talep edilmiştir. Mahkemece belirtilen adrese çıkartılan tebligat 11/11/2011 tarihinde başvurucu ile aynı çatı altında yaşadığı belirtilen oğlu E.ye tebliğ edilmiştir. İskenderun Tapu Müdürlüğünün yargılamanın devamı sırasında Mahkemeye göndermiş olduğu yazıda dava konusu 38 parsel sayılı taşınmazın 6/7/2012 tarihli tevhit işlemi sonrasında 3331 parsel numarasını aldığı belirtilmiştir. Ayrıca bu parselin yine aynı tarihte yapılan ifrazen taksim işlemi sonucunda 104 ada 1 ila 7 parsel, 105 ada 1 ila 12 parsel, 106 ada 1 ila 13 parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığına değinilmiştir. Mahkemece alınan 28/11/2013 tarihli fen bilirkişisi ek raporunda davaya konu irtifak alanının 105 ada 7 ve 8 parseller ile 106 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kaldığı; pilon yerinin ise ifraz işlemi sonrasında imar yolunda kaldığı ifade edilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede ifraz işlemi sonrası taşınmazların güncel tapu kayıtlarının dosyaya getirtilmediği görülmektedir. Başvurucu tarafından başvuru formuna ekli olarak sunulan taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde, 105 ada 7 ve 8 parseller ile 106 ada 8 parsel sayılı taşınmazların malikinin tam hisseli olarak başvurucu olduğu, diğer davalıların bu taşınmazlarda hisselerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkeme 3/1/2014 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Kararda, 105 ada 7 ve 8 parseller ile 106 ada 8 ve 9 parseller içerisinde kalan kısımlar yönünden İdare adına daimi irtifak hakkı tesisinin tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiş, davalılar adına yatırılan 594,67 TL kamulaştırma bedelinin davalılara ödenmesi kararlaştırılmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından 22/4/2015 tarihinde kararın onanmasına hükmedilmiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline 17/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 9/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Diğer Yargısal Süreçler Kamulaştırma bedelinin tespiti davasının davalılarından A. 4/9/2014 tarihinde İskenderun Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak Mahkemece hükmedilen ve toplam yirmi üç davalıya ait olan kamulaştırma bedelinin avukatları tarafından hisseleri oranında dağıtılmak üzere kendisine teslim edildiğini ifade etmiştir. Buna göre başvurucuya düşen 727 TL tutarındaki bedeli kendisine vermek istediğini fakat başvurucunun bedeli az bularak teslim almadığını, bu nedenle parayı yatırabileceği bir tevdi mahalli belirlenmesini talep etmiştir. İskenderun Sulh Hukuk Mahkemesi 4/9/2014 tarihinde talebin kabulüne karar vermiştir. Kararda, İskenderun Halk Bankası Merkez Şubesi tevdi mahalli olarak belirlenmiş ve kamulaştırma bedelinin talep eden tarafından bu Bankada başvurucu adına açılacak bir hesaba yatırılmasına hükmedilmiştir. Diğer taraftan başvurucu, kamulaştırma bedelinin kendisinin vekili olmadığı hâlde diğer davalılar vekiline ödenmesi nedeniyle Vakıflar Bankası İskenderun Şubesi çalışanları hakkında 29/4/2014 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı suç isnadına ilişkin eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle 8/5/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. A. Ulusal Hukuk 4/1/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabilir." 2942 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Kamulaştırmayı yapacak idare, kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacak taşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterir ölçekli planını yapar veya yaptırır; kamulaştırılan taşınmaz malın sahiplerini, tapu kaydı yoksa zilyetlerini ve bunların adreslerini, tapu, vergi ve nüfus kayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgelere bağlamak suretiyle tespit ettirir." 2942 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur." 2942 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabilir. İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür....Açılan davaların sonuçları dava açmayanları etkilemez." 2942 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi için 10 uncu madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi, mahkemece verilen tescil kararı ile olur." 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun maddesi şöyledir: "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır.Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) davanın esasını teşkil eden zararı giderecek tazminatın ulusal mahkemeler tarafından hesaplanması gereken hâllerde kendini bu konuda karar vermeye yetkili görmemektedir. Doğrusu AİHM, kamulaştırılan yerin değerini belirleyecek ve buna karşılık ödenecek tazminatın kriterlerini belirlemede kendini Türk mahkemelerinin yerine koyamaz. Ne var ki somut olaydaki dava dosyası içeriğine göre AİHM, başvurucunun ulusal mahkemelerce hükmedilen tazminat bedelinin mülkün değeri ile makul bir bağlantı kurmadığını gösterebildiğini gözlemlemektedir (Yıltaş Yıldız Turistik Tesisleri A.Ş./Türkiye, B. No: 30502/96, 24/4/2003, § 38). Halil Göçmen/Türkiye (B. No: 24883/07, 12/11/2013) kararında ise kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar veren AİHM, derece mahkemelerince hükmedilen tazminatın yeterliliğini de ölçülülük bağlamında tartışmıştır.AİHM bu bağlamda öncelikle ulusal mahkemelerin yerine geçerek kamulaştırma bedelini belirleme gibi bir görevinin bulunmadığını ancak mahkemelerin adil veya makul olmayan kararlar verilmesini sağlamakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. AİHM somut olayda kamulaştırmasız el atma tazminatına ilişkin iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğuna dikkat çekmiş ve derece mahkemelerince yeterli bir gerekçe gösterilmeden daha az bir bedel öngören raporun hükme esas alınmasının müdahaleyi ölçüsüz kıldığını belirtmiştir (Halil Göçmen/Türkiye, §§ 37-43).Öte yandan Tkachenko/Rusya (B. No: 28046/05, 20/3/2018) kararında AİHM, iç hukuktaki düzenlemelere aykırı olan bir müdahalenin de hukukilik ölçütünü karşılamadığını kabul etmiştir. Bununla birlikte herhangi bir usule aykırılığın müdahalenin hukukiliğiyle uyumsuz kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu bağlamda AİHM, hukukun doğru biçimde uygulanması ve yorumlanması konusunda sınırlı bir yetkisi olduğunu ve ulusal mahkemelerin yerine geçme gibi bir sorumluluğu olmadığını ancak bu kararların açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatasından yoksun olmaması gerektiğini vurgulamıştır (Tkachenko/Rusya, § 52). AİHM sonuç olarak somut olayda iç hukukta öngörülen kamulaştırma usulüne aykırı davranıldığını tespit ederek mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (Tkachenko/Rusya, §§ 53-58).