(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/16398 E. , 2011/13262 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, emekli aylığına yansıtılmayan 2003 ayı % 3.25 ve 2007 Ocak ayında uygulanmayan % 2.25 oranındaki zamların maaşına yansıtılması gerektiğinin tesbitiyle, fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL ödenmeyen maaş farklarının toplu olarak ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. K A R A R Davacı, 4447 sayılı Kanunun 4.maddesinin verdiği yetkiye dayanarak çıkarılan 01.1…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/16398 E. , 2011/13262 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, emekli aylığına yansıtılmayan 2003 ayı % 3.25 ve 2007 Ocak ayında uygulanmayan % 2.25 oranındaki zamların maaşına yansıtılması gerektiğinin tesbitiyle, fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL ödenmeyen maaş farklarının toplu olarak ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. K A R A R Davacı, 4447 sayılı Kanunun 4.maddesinin verdiği yetkiye dayanarak çıkarılan 01.11.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 2002 yılı Aralık ayı maaşının %3,25 oranında, 5565 sayılı 2007 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nun 30.maddesinin 6.bendine göre de maaşının %1,33 oranı yerine %3,58 oranlarının maaşına yansıtılarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100,00 TL ödenmeyen maaş farkı alacağın davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir Davacının yaşlılık aylığının artırılması konusundaki uyuşmazlığın yasal dayanaklarından biri olan olan 8.9.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Yasanın Geçici 4.maddesinde “ Bu Kanunun 24. maddesinin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, bu Kanunun 16. maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen Ek 38 inci maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir ve aylık almakta olanlara yapılan ödemeler ile 29. maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 36. maddesinin son fıkrasına göre ... tarafından ödenen aylıklarda dönem sonuna kadar yapılan artış oranının, aynı dönemin başında memur aylıklarında yapılan ortalama artış oranının altında kalması halinde, söz konusu ödemeleri aradaki fark kadar artırmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu bildirilmiş ve bu yetki yasasına dayanılarak çıkarılan 1.11.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında “4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 4. maddesine göre; 506 sayılı Kanunun ek 38. maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir, emekli ve diğer aylık almakta olanlara yapılan ödemeler ve 1479 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin son fıkrasına göre ... tarafından ödenen emekli ve diğer aylıklarda 1/1/2002-31/12/2002 tarihleri arasında yapılan artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında yapılan artış oranından kaynaklanacak fark Aralık ayında hesaplanarak, söz konusu aylık ve ödemelere yansıtılacağı” karara bağlanmış ise de “bu karar” 17.1.2003 tarihinde yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. ve 12. maddeleri ile 1.11.2002 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılarak, 506 ve 2925 sayılı Yasalara göre gelir ve aylık alanlar için sosyal destek ödemesi öngören yeni bir düzenleme getirmiş ve bu düzenlemede kararın 11. maddesinde belirtildiği üzere 1.1.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut olayda uyuşmazlık 1.11.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurul Kararını 1.1.2003 tarihinde yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar kurulu Kararı ile baştan itibaren yürürlükten kaldırılmasına rağmen kararın yürürlükte olduğu 1.11.2002-1.1.2003 tarihleri arasındaki süre itibariyle davacı yararına uygulanıp Aralık -2002 maaşının bu karar uyarınca artırılıp artırılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Bakanlar Kurulu Kararı düzenleyici bir işlemdir. Bir tür bir düzenleyici işlemin yürürlüğe girdikten bir süre sonra baştan itibaren kaldırılması durumunda yürürlükte kaldığı sürede davacı yararına kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı konusunda öğreti ve yerleşik yargısal uygulamadaki görüş, bu durumda kazanılmış hak için yürürlükten kalkan önceki objektif hukuk kuralının ilgilisi olan kişi hakkında uygulanmış ve kişiselleşmiş olmasının gerekeceği yönündedir. Başka bir deyişle kazanılmış haktan söz edilebilmesi için bu hakkın yeni düzenlemeden önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması veya düzenleyici işlemin başlangıçta yöneldiği belirsiz sayıdaki kişileri hedef alma özelliği somutlaşarak bireysel işleme dönüşmesi gerekir. Dava konusu olayda, sonradan yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlük tarihinden itibaren ortadan kaldırılan 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacı açısından kişiselleştiğini gösteren bir işlem yapıldığına ilişkin mahkemece bir araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Davacının yaşlılık aylığının artırılması konusundaki uyuşmazlığın yasal dayanaklarından ikincisi olan 1.1.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun 30. maddesinin 6. fıkrasında “506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa göre gelir ve/veya aylık ödenenlere, bu kanunlar gereğince ödenmekte olan gelir ve/veya aylık tutarlarında (506 sayılı Kanuna göre gelir ve/veya aylık ödenenlerin bu Kanunun geçici 76 . maddesine göre yapılan telafi edici ödemeler dahil), 2006 yılı için 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanuna göre yapılan yıllık kümülatif artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında katsayıların yükseltilmesi suretiyle yapılan kümülatif artış oranı arasındaki farkı telafi edecek şekilde hesaplanacak fark tutarları 2006 yılı Temmuz-Aralık ayları ödeme dönemleriyle sınırlı olmak üzere bir defada ayrıca ödenir. 2006 yılı ikinci altı aylık döneminde altı aydan daha az süreyle gelir ve/veya aylık almış olanlara yapılacak ödemelerde fiilen yararlanılan gelir ve/veya aylık ödeme dönemi sayısı dikkate alınır. Bu şekilde yapılacak ödemenin bir aylık tutarının 2006 yılı Aralık ayı ödeme dönemi gelir ve/veya aylık tutarına ilave edilmesi sonucunda bulunacak tutar, 2007 yılı Ocak ayı ödeme döneminde yapılacak artışlara esas alınır.” şeklinde düzenleme getirildiği ve Kurumun 29.1.2007 tarih 2007/8 sayılı Genelgesinde bu yasal düzenleme dikkate alınarak 2006 yılı memur ayıklarında kat sayı yükseltilmesi nedeniyle kümülatif artış %7,5 oranında gerçekleşmesine rağmen aynı dönemde 5454 sayılı Yasa’ya göre 506 ve 2925 sayılı Yasalara göre ödenen gelir ve aylıklardaki kümülatif artış oranı %6,09 oranında gerçekleştiği aradaki farkın kapatılması için %1,33 oranında artış yapılmasının öngörülmüştür. Somut olayda davacının yaşlılık aylığının da %1,33 oranında artırıldığı konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık yaşlılık aylığındaki artış oranının %3,58 olup olmadığı noktasındır. Mahkemece resmi Kurumlardan bu kümülatif artış oranlarının açıkça kaç olduğunun sorulup aylığa yansıtılacak fark oranın belirlenmesi gerekirken araştırma yapılmadan istemin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur Yapılacak iş; 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacı hakkında bireysel bir işleme dönüşüp dönüşmediği bu karar ile davacının somut bir hak elde edip etmediği araştırılıp Kurumdan sorulduktan sonra verilecek yanıta ve hukuksal duruma göre kazanılmış hakkın doğup doğmadığının belirlenmesi, 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun 30. maddesinin 6. fıkrasınında öngörülen yıllık kümülatif artış oranlarını ilgili resmi Kurum ve Kuruluşlardan (TUİK, Maliye, Emekli Sandığı gibi) sormak, Kurumun bu Yasa’ya dayanarak çıkardığı 2007/8 sayılı Genelgedeki %1,33 fark artış oranı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen %3,58 fark oranın neden çelişkili olduğu da bilirkişiye açıklattırmak suretiyle, davacının aylığında bu yasa uyarınca uygulanması gereken artışın yapılıp yapılmadığı varsa eksik kısmının belirlenmesi için aktüerya ve sosyal güvenlik uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden rapor almak suretiyle sonuca gitmektir. Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.