Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/2/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu en son Bakırköy Adliyesinde hâkim olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından 16/7/2016 tarihli karar ile açığa alınmış; 24/8/2016 tarihli karar ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 20/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu; ifadesinde özet olarak eğitim hayatı ile meslek hayatının hiçbir döneminde örgüte müzahir ev ve yurtlarda kalmadığını, HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu ile Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) adaylarına oy vermekle birlikte açıktan kimseyi desteklemediğini, herhangi bir seçim çalışmasına yahut faaliyetine katılmadığını beyan etmiştir. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, müdafii huzurunda yaptığı savunmasında önceki anlatımlarına benzer beyanlarda bulunmuştur. Başvurucu, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 22/7/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller, HSYK Dairesi'nin 16/7/2016 tarihindeki hakimlikten açığa alma kararı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya değiştirmeye teşebbüs eyleminin yakın ve somut bir tehdit olarak halen devam ediyor olması, 20/07/2016 tarihi itibarıyla tüm ülke genelinde bu eylem nedeniyle Olağanüstü Hal ilan edilmesi, şüphelilerin saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somut olguların varlığı (aynı suç kapsamında soruşturulan aynı statüdeki bir kısım şüphelilerin kaçmış olması) fiilin kanunda karşılığı olan ceza miktarı, suçun CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesinde yer alan tutuklamaya ilişkin şartların gerçekleştiği dikkate alınarak adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK'nın vd. maddeleri gereğince AYRI AYRI TUTUKLANMASINA...[karar verildi]." Başvurucu hakkında devam eden soruşturma sürecinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/10/2016 tarihli kararı ile tutukluluğun devamına hükmedilmiştir. Başvurucu, bu karara itiraz etmiş; Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 9/1/2017 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararın 18/1/2017 tarihinde tebliğ edildiğini beyan etmiştir. Başvurucu 13/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Soruşturma sürecinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 22/6/2017 tarihli yazı ile tutukluluğun orantısız olması, soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu itibarıyla başvurucunun serbest bırakılması talep edilmiş; bu talebi değerlendiren Ankara Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25/1/2019 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:- Başvurucu, HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiştir.- Tanık olarak ifadesi alınan O.K., başvurucu ile ilgili olarak "2014 yılı yaz Mart ayında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandım, burada yaklaşık 2 yıl aşkın bir süre ile görev yaptım. Keskin Hakimi olarak görev yaptığı belirtilen Kadir TANRIKULU ile seçim döneminde bir münasebetimiz olmadığından ve evvelinde de kendisini tanımadığımdan hakkında malumatım yoktur. O dönem Keskin Adliyesinde görev yapan isimlerini şu an hatırlayamadığım meslektaşlarımızın, kadir tanrıkulu hakkında malumat sahibi olduğunu düşünüyorum. Bu bakımdan kendilerinden bilgi alınabilir." şeklinde beyanda bulunmuştur.- Tanık olarak ifadesi alınan Ş.Y.K., başvurucu ile ilgili olarak "Kadir TANRIKULU'nu 2013-2015 yılları arasında Kırıkkale İli keskin ilçesinde birlikte çalışmamız nedeniyle tanırım. Fetö/pdy terör örgütü ile irtibat ve iltisakı noktasında herhangi bir eylem ve söylemini görmedim. 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde Kadir TANRIKULU ortada kaldı, herhangi bir aday için aktif aleyhe veya lehe çalışması olmadı. Bildiğim kadarı ile kendisi evliydi. Eşi doktordu. Eşi Kırıkkale'de görev yaptığı için tanışma fırsatımız olmadı. Hatırladığım kadarı ile çocuklarından biri fetö ile irtibatlı bir anaokulunda eğitim öğretim görmekteydi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2019 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2019/58 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39); Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48; ilgili Yargıtay kararları için bkz. A., B. No: 2016/63999, 9/1/2020, §§ 33-