Başvurucu, 1971 yılında tapu kaydına güven duyarak satın aldığı taşınmazın 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun hükmü gereği bedelsiz olarak İstanbul Sular İdaresi (İSKİ) adına kaydedildiğini, bu işleme karşı açtığı tapu iptali ve tescil davalarının reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 2. , 5. , 10. , 13. , 36. , 40. , 90. ve 125. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini
Başvurucu, 1971 yılında tapu kaydına güven duyarak satın aldığı taşınmazın 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun hükmü gereği bedelsiz olarak İstanbul Sular İdaresi (İSKİ) adına kaydedildiğini, bu işleme karşı açtığı tapu iptali ve tescil davalarının reddedildiğini belirterek Anayasa’nın , , , , , , ve maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi tazminat veya yeniden yargılama yapılmak suretiyle taşınmazın kendi adına tescili talebinde bulunmuştur. Başvuru, 20/2/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının görüş yazısı, 20/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 3/2/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Üsküdar Kısıklı Büyük Çamlıca Sokak 785 ada 47 parsel sayılı taşınmaz 221 sayılı Kanun gereğince Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/12/1981 tarihli ve E.1981/744, K.1981/927 sayılı kararı ile İSKİ adına tescil edilmiştir. Başvurucu, söz konusu taşınmazın 1971 yılında satın alma yoluyla mülkiyetine geçtiğini, tahsis işleminin 221 sayılı Kanun şartlarına uygun olarak yapılmadığını belirterek taşınmazın idare adına kaydının iptali ile adına tescili talebiyle Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinde 15/12/1983 tarihinde dava açmıştır. Mahkeme, yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonunda, 15/2/1988 tarihli ve E.1986/880, K.1988/49 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın tamamının Üsküdar Kısıklı meydan çeşmesini besleyen mevcut su toplama galerisi niteliğinde olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Bu karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/11/1988 tarihli ve E.1988/15202, K.1988/20621 sayılı ilamı ile onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 14/2/1989 tarihli ve E.1989/2064, K.1989/2900 sayılı ilamı ile reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvurucu, aynı taşınmazla ilgili olarak bedelsiz olarak davalı adına tescil edildiği, herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadığı gibi bir kamulaştırma bedeli de ödenmediğinden, davalı idare adına tescil kararının hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle tapu kaydının iptali ve kendisi adına tescili, olmadığı takdirde taşınmaza haksız olarak el konulmasından dolayı kendisine 000 TL tazminat ödenmesi için Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinde 27/1/2009 tarihinde dava açmıştır. Mahkeme, 13/9/2011 tarihli ve E.2009/26, K.2011/235 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazla ilgili olarak Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinde 1986/880 esas sayılı dosya ile açılan dava sonucunda verilen ret kararının Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/11/1988 tarihli ve E.1988/15202, K.1988/20621 sayılı ilamı ile onandığı ve davanın kesinleştiği, tapu iptali ve tescil istemi hakkında kesin hüküm bulunduğu, alacak istemi yönünden ise dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun gereğince kamu hizmetine tahsis edilmesi nedeniyle idare adına tescil kararı verildiği ve Kısıklı Meydan Çeşmesi Suyu Memba Koruma Alanında kalan taşınmaza arşiv ve literatür araştırmasında 1914 yılında el konulduğunun bildirildiği görüldüğünden yargılama sırasında yürürlüğe giren 5999 sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun uygulanma imkânının bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bu karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/6/2012 tarihli ve E.2012/6844, K.2012/13712 sayılı ilamı ile onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 24/12/2012 tarihli ve E.2012/24557, K.2012/28009 sayılı ilamı ile reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Bu ilam başvurucuya 21/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 20/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 221 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.” 221 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise, kayıt sahipleri veya mirascıları ancak fiili tahsis tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini istiyebilirler. Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkuller hakkında fiili tahsis tarihinden itibaren on sene geçmemiş ise o tarihte zilyedlikle iktisap şartları tahakkuk eden zilyedleri veya mirasçıları birinci fıkra hükmünden faydalanabilirler. Herhalde gayrimenkule müdahalenin men'i (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 17/01/2008 tarihli ve E. 2004/25, K. 2008/42 sayılı Kararı ile.) * davası dinlenmez.” 221 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.” 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı Kanunla 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici maddenin birinci ve altıncı fıkraları şöyledir: “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır. … İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının müracaat tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine ve malike tazminat ödenmesine hükmedilir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen tazminata ilişkin temyiz hakkı saklıdır.”