Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/9086 E. , 2024/890 K. T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/9086 Karar No : 2024/890 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … KARŞI TARAF (DAVALI): … Valiliği İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem : Dava; Tekirdağ İl Emniyet Müd…
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/9086 E. , 2024/890 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/9086 Karar No : 2024/890 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … KARŞI TARAF (DAVALI): … Valiliği İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem : Dava; Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi uyarınca "6 ay kısa süreli durdurma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı Tekirdağ Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacının, Facebook hesabından yapılan paylaşımların içeriği konusunda ihtilaf olmadığı, sosyal medya hesabından yapılan paylaşımların adli ve idari sorumluluk doğurduğunu bilmesi gereken davacının, söz konusu paylaşımları kendisinin yapmadığı yönündeki beyanlarının hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davaya konu paylaşımlar nedeniyle davacı hakkında ... Asiye Ceza Mahkemesinin … esasına kayden yapılan yargılama sonucu … günlü, … sayılı kararla, anılan paylaşımların davacı tarafından yapıldığının kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konamadığı gerekçesiyle verilen beraat kararının Mahkeme için bağlayıcı olmadığı, söz konusu eylemin davacı tarafından işlendiği ve eylemine uygun dava konusu disiplin cezasının tesis edildiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; FETÖ yapılanması ve mensuplarınca mağdur edilmeye çalışıldığı, son 1-2 yıl içerisinde üst üste adli ve idari soruşturma geçirdiği, dosyada davalı idareyi temsil eden bir vekil olmamasına rağmen aleyhine vekalet ücretine hükmedildiği, bu sebeple İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1- İdare Mahkemesi kararının esasına yönelik temyiz istemine ilişkin yapılan incelemede; Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku, kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde kamu görevlisinin fiili, ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir. Uyuşmazlıkta; davacının Facebook hesabından yaptığı davaya konu paylaşımları nedeniyle hakkında "Halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama" fiilini işlediğinden bahisle açılan davada yapılan yargılama sonucunda beraat kararı verilmiş ise de, anılan kararda davacının söz konusu iletileri paylaştığının açık olduğunun belirtildiği, davacının ifadesi ile dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden paylaşımların yapıldığı Facebook hesabının davacıya ait olduğu anlaşılmakla; ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olması karşısında, davacının yaptığı paylaşımlar nedeniyle disiplin hukuku yönünden sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda; davacıya ait Facebook hesabından yapılan paylaşımların, "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiili kapsamında olduğu anlaşılmakla, davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi uyarınca "6 ay kısa süreli durdurma cezası" ile cezalandırılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibariyle hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan; Mahkeme kararının mevzuata yer verilen kısmında, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesindeki fiilin "kınama cezasını" gerektirdiği belirtilmiş ise de, anılan fiilin karşılığının "6 ay kısa süreli durdurma cezası" olduğu görülmekle, Mahkemece bu ifadenin sehven yazıldığı ve Mahkeme kararını kusurlandıracak nitelikte bulunmadığı anlaşılmıştır. 2- İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında belirtilen vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine ilişkin yapılan incelemede; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde ise; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda hüküm kurularak, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; davalı idarenin, davayı vekili aracılığıyla takip etmediği görüldüğünden, davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre duruşmalı işler için belirlenen 1.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresi çıkarılmak suretiyle kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN REDDİ ile … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, esasına yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 2. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN KABULÜ ile anılan kararın, vekalet ücretine yönelik hüküm fıkrasının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Davacı tarafından yapılan … TL temyiz yargılama giderinin yarısı olan … TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.