Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili ile davalı şirketi arasındaki ticari ilişkiye karşılık cari hesap usulü çalışıldığını ve kimi zaman doğan diğer alacakların muhtelif tarihlerde faturalandınlarak gönderildiğini, davalının müvekkiline olan borcuna karşılık belirli aralıklarla kısmi ödemeler yaptığını, ancak uzunca bir süre sonra herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı aleyhinde İstanbul Anadolu ...... İcra Müdürlüğü'nün .......Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalını
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 19/11/2017 tarihinde davalının sigortalısı olduğu ... plakalı aracın şoförlüğünü yaparken (işçi olarak çalışırken) ...'ün sevk ve idaresinde olan İETT'ye ait ... plakalı araç ile kazaya karıştığını ve malul kaldığını, söz konusu kaza sebebiyle uğradığı cismani zararlarına ilişkin davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu ancak talebinin reddediliğini belirterek bedensel zararı, tedavi giderleri, kazanç kaybı zararı, iş gücü zararı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları ve bakıcı giderleri için ayrı ayrı 100,00 TL olmak ve manevi zararı için de 50.000,00 TL zararın davalılardan tazminini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın iş kazası olduğunu, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, bu sebeple görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete KTK 97. Maddesinde yazılı belgeler ile başvurulmadığını bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, poliçede geçici iş göremezlik teminatının bulunmadığını aynı şekilde tedavi giderlerinin de teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'a usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davaya yanıt vermemiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda: "TTK 4., 5/3., HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından usulden reddine, HMK.'nin 20. maddesi uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde başvuru halinde, dava dosyasının görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine," karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İlk derece mahkemesinin görevsizlik kararının yerinde olmadığını, ZMMS poliçesinden kaynaklı talepler bakımından TTK'nın 4'üncü ve 5'inci maddesi gereğince taleplerinin mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazası sebebiyle oluşan daimi maluliyetten kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir. Davacı, kendi kullandığı araç ile dava dışı sürücünün kullandığı araç arasında meydana gelen kazada yaralandığını ileri sürerek, kendi kullandığı aracın işleteninden ve yine kendi kullandığı aracın ZMS sigortacısından tazminat isteminde bulunmaktadır. Dava dilekçesinde davalı işletene karşı talebin dayanağının, işleten ile davacı arasındaki işçi iş veren ilişkisi mi yoksa sadece işletenlik sıfatı mı olduğu konusunda açıklık yoktur. İstinaf başvuru dilekçesinde de "araç sahibinden kaza nedeniyle tazminat istendiği, sigorta şirketinin de rizikoyu teminat altına aldığı için zorunlu olarak davalı gösterildiği" beyan edilmiştir. Dosya içeriğinde işçi-işveren ilişkisine dair belge veya sunulmuş delil de bulunmamaktadır. Mahkemenin görevinin doğru bir şekilde belirlenebilmesi için öncelikle davacı ile davalı gerçek kişi arasında -iddia ediliyor ise- hizmet akti ilişkisinin İş Kanunu'ndan mı yoksa Türk Borçlar Kanunu'ndan mı kaynaklandığı ve yine davacının hangi hukuki sebebe dayandığının (hizmet akti ilişkisi/araç işleteninin sorumluluğu) belirlenmesi gerekir. Bu bağlamda; davacı tarafça hizmet akti nedeniyle talepte bulunulduğu bildirildiğinde, bu kez 4857 sayılı Kanun'un 4/ı maddesindeki İş Kanunu'nun uygulanmayacağı istisna kapsamında olup olmadığı tespit edilip anılan kanunun uygulanamayacağı bir hizmet ilişkisi varsa -TBK'nın hizmet aktine ilişkin hükümler uygulanacağından- davalı tarafta ZMS sigortacısı da yer aldığından uyuşmazlıkta ticaret mahkemesi görevli olduğundan davaya devamla esas hakkında karar verilmesi gerekir. Hizmet ilişkisinin niteliği itibarıyla İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasının gerektiği belirlendiğinde de, yazılı olduğu üzere, davanın görev dava şartı nedeniyle reddine karar verilmelidir. Davacı tarafın, davalı araç sahibinden talebinin sadece işletenlik sıfatına dayanması durumunda da -yine yukarıda açıklanan nedenlerle- davada ticaret mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekir. Ancak mahkemece, görevin belirlenmesi bakımından yukarıda açıklanan mevzuat çerçevesinde işlem ve değerlendirme yapılmaksızın, uyuşmazlıkta iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla, mahkemece HMK'nın 138/1-son cümle hükmü uyarınca işlem yapılıp yukarıda açıklanan yasa hükümleri ve davacı tarafın dayandığı hukuki sebep nazara alınarak mahkemenin görevli olup olmadığı değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.