Başvuru, yargılamanın adil yürütülmediği, makul sürede sonuçlandırılmadığı, yakalama ve tutuklama sürecindeki uygulamaların kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlal ettiği, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yakalama ve gözaltı sürecindeki cebir ve tehdit eylemlerinin işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yargılamanın adil yürütülmediği, makul sürede sonuçlandırılmadığı, yakalama ve tutuklama sürecindeki uygulamaların kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlal ettiği, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yakalama ve gözaltı sürecindeki cebir ve tehdit eylemlerinin işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/9/2013 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 19/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 7/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 21/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 25/8/2015 tarihinde sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle, ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun Yakalanması Türkçe adı "Kürdistan İşçi Partisi" olan PKK terör örgütü üyesi, "Özgür" kod adlı H.O. isimli kişinin kendi iradesiyle güvenlik güçlerine teslim olması üzerine Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında H.O.nun 25/5/2007 tarihinde şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Adı geçen kişi ifadesinde örgüte nasıl katıldığını ve iştirak ettiği eylemleri anlatmıştır. Adı geçen kişi ayrıca, ifadesinin alındığı tarihten önceki son on aydır İzmir'de "Harun" kod adını kullanan arkadaşı ile kırsal bölgede kaldıklarını, bu süre zarfında eylem amaçlı keşif yaptıklarını, herhangi bir eyleme teşebbüslerinin olmadığını, bu dönemde İzmir şehir merkezindeki ailesinin yanında barındığını, Harun kod adlı kişi ile en son 18/5/2007 tarihine kadar kırsalda kaldıklarını, iletişimlerini posta kutusu adını verdikleri bir bidon vasıtasıyla sağladıklarını, arazideki silah ve mühimmatları da adı geçen kişi ile birlikte bidonlara koyarak üç farklı yerdetoprağa gömdüklerini ifade etmiştir. Kolluk ekipleri tarafından 25/7/2007 tarihinde saat 30 sıralarında adı geçen kişinin tarif ettiği yere gidilmiş ve belirtilen eşya, silah ve mühimmat ile bir buluşma notu bulunmuştur. Anılan nottaki bilgilere istinaden 26/5/2007 tarihinde saat 00 sıralarında "posta kutusu" olarak tabir edilen bölgede güvenlik tedbirleri alınarak gizlice beklenilmiş ve saat 30 sıralarında belirtilen yere gelmekte iken "Dur!" ihtarı üzerine kaçmaya çalışan başvurucu, görevlilerce yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başvurucu, adının ".. .." olduğunu bildirmiş ve bu adı taşıyan bir kimlik ibraz etmiştir. Buca İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerince 27/5/2007 tarihinde başvurucunun, müdafii huzurunda ifadesi alınmıştır. Aynı tarihte itirafçı H.O.nun Siirt Merkez Jandarma Karakol Komutanlığında şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulmuştur. Başvurucunun, 28/5/2007 tarihinde bu kez Cumhuriyet savcısı tarafından, müdafii huzurunda ifadesi alınmıştır. Müteakiben 30/5/2007 tarihinde başvurucunun aynı usulle ek ifadesi alınmıştır. Başvurucu, sevk edildiği İzmir Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Üyeliğinin 30/5/2007 tarihli ve 2007/45 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucu, yorgun olduğu gerekçesiyle sorgusunda savunma yapmamıştır. İzmir (CMK madde ile yetkili) Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Üyeliğinin 29/6/2007 tarihli ve 2007/678 Değişik İş sayılı kararı ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi gereğince başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Önündeki Dava Süreci Diyarbakır (CMK madde ile görevli) Cumhuriyet Başsavcılığının (Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı) 1996/1791 Soruşturma sayılı istinabe yazısına istinaden 28/3/2008 tarihinde Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca H.O.nun tanık sıfatıyla ifadesine başvurulmuştur. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 27/6/2008 tarihli ve 2008/1698 Soruşturma ve E.2008/873 sayılı iddianamesi ile "devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozmak, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme ve 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet" suçlarını işlediği iddia edilen başvurucu hakkında Diyarbakır (CMK madde ile yetkili) Ağır Ceza Mahkemesinde (Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi) kamu davası açılmıştır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince görülen E.2008/377 sayılı davanın 2/9/2008 tarihli birinci oturumunda, iddianamenin kabulüne dair karar ile 27/6/2008 tarihli iddianame ve ekleri okunmuştur. Başvurucu, kimlik tespitini müteakip yaptığı savunmasında, kendisine isnat edilen suçun işlendiği tarihin, anılan bölgeye intikalinden 1,5 ay öncesine tekabül ettiğini ifade ederek H.O.nun duruşmaya çağrılarak huzurda ifadesinin alınmasını talep etmiştir. Başka suçtan (İzmir Ağır Ceza Mahkemesince görülen dava kapsamında) tutuklu olan başvurucunun, mevcut dava kapsamında ayrıca tutuklanmasına ve H.O.nun duruşmada hazır bulundurulması için müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince görülen E.2008/377 sayılı davanın 21/10/2008 tarihli ikinci oturumunda, başvurucunun nakli ve duruşmada hazır bulundurulması için (İzmir 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna) yazılan müzekkereye cevap verilmediği tespit edilmiştir. Aynı oturumda, duruşmaya getirilen H.O.nun, iddia makamı ve başvurucunun zorunlu müdafii huzurunda tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Anılan tanığın duruşma tutanağına yansıyan ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:"Ben[im] soruşturma aşamasında vermiş olduğum ifadelerim doğrudur. [D]aha önce 2007 tarihinde polise vermiş olduğum ifadede ve özellikle 2006 günü Bingöl ili Genç ilçesi polis karakoluna düzenlenen ve bir polis memurunun şehit edildiği olaya ilişkin olarak ... ifadelerimi aynen tekrar ederim. [O] ifadelerime ekleyecek ve çıkarılacak bir şey yoktur.Tanığın dosyada mevcut dizi 177-186'd[a]ki 2007 tarihli kolluk ifadesi okundu soruldu: Okunan ifade bana aittir. [O] ifademde de belirttiğim üzere ben duyduğum şeyleri anlattım ve aktardım. [Y]oksa benim görgüye dayalı bir bilgim yoktur. [Ö]rgüt içerisinde benim kod adım Özgür-Şerdem idi. Sertaç KILIÇARSLAN'ın kod adı ise Harun idi ..." Başvurucunun zorunlu müdafii, aleyhe olan beyanlarını kabul etmediğini ve önceki beyanları ile yeni beyanı arasında çelişki bulunduğunu bildirdiği tanığın, başvurucu ile yüzleştirilmesini talep etmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince, mevcut davanın (E.2008/377) İzmir (CMK madde ile yetkili) Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/235 sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin belirtilen dosyası üzerinden yürütülmesine, bilinmeyen bir tarihte karar verilmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi Önündeki Dava Sürecia. E.2007/305 Sayılı Dosya İzmir (CMK madde ile yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığının 6/7/2007 tarihli ve 2007/377 Hazırlık ve E.2007/295 sayılı iddianamesi ile "örgüt üyeliği, eylemde bulunmak, patlayıcı madde bulundurmak, resmi evrakta sahtecilik ve 6136 sayılı [K]anun'a muhalefet" suçlarını işlediği iddiası ile başvurucu hakkında İzmir (CMK maddesi ile yetkili) Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İzmir Ağır Ceza Mahkemesince düzenlenen 18/7/2007 tarihli ve E.2007/305 sayılı tensip tutanağı ile diğer hususlara ek olarak H.O.nun olay hakkında bilgi ve görgüsünün tespiti için bulunduğu yer mahkemesine istinabe yazısı yazılmasına karar verilmiştir. H.O.nun Siirt'te tutuklu olması nedeniyle istinabe yazısı yazılan Siirt Ağır Ceza Mahkemesi Naip Hâkimliğince adı geçen kişinin tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Adı geçen tanığın tutanağa yansıyan ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:"... 1999 yılında örgüte katıldım. Örgüte katılış sürecimi, iddianameye konu erzak ve diğer maddelerin İzmir'e götürülmesi konusunda daha önce verdiğim ayrıntılı ifademi tekrar ediyorum. Gerçek ismini bilmediğim Soro kod adlı şahsı ayarladığı kamyonla yine Soro kod adlı kişinin Harun kod adlı Sertaç ve beni görevlendirmesi üzerine iddianamede yer alan malzemeleri Bornova Çiçekli köyüne 2006 yaz aylarında götürdük. ..." İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde görülen E.2007/305 sayılı davanın 18/10/2007 tarihli birinci oturumunda başvurucu, tutuklu sanık sıfatıyla ve müdafii ile birlikte hazır bulundurulmuş ve savunması alınmıştır. Davanın 18/6/2008 tarihli oturumunda başvurucunun müdafii, yazılı savunma dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamıştır. Başvurucu ise müdafiinin beyanlarına iştirak ettiğini bildirmiştir. Davanın, başvurucunun müdafiinin katıldığı 7/5/2008 tarihli oturumunda, iddia makamı esas hakkında yazılı mütalaasını sunmuştur. Anılan mütalaada özetle başvurucunun "terör örgütü üyesi olmak, patlayıcı madde ve silah bulundurmak, sahte kimlik kullanmak" fiillerini işlediği iddia edilmiş ve bu nedenle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun maddesi çerçevesinde, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (9) numaralı, maddesinin (2) numaralı, maddesinin (1) ve (2) numaralı ve maddesinin (1) numaralı fıkraları ile 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılması talep edilmiştir. Davanın 8/10/2008 tarihli oturumunda Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince başvurucu hakkındaki ilgili dava dosyasının birleştirilmesinin talep edildiği ve iddianamenin bir örneğinin gönderildiğinin bildirilmesi üzerine başvurucu ve müdafii dosyaların birleştirilmesine sözlü olarak itiraz etmişlerdir. İddia makamı da olumsuz görüş bildirmiş ve 7/5/2008 tarihli oturumda sunulan esas hakkında mütalaayı tekrar ettiğini ifade etmiştir. Esas hakkındaki savunmasını yapması istenen başvurucunun, siyasi nitelikte ve terör örgütü propagandası içeren savunma yaptığı gerekçesiyle savunmasının alınmasından vazgeçilmiştir. Duruşma tutanağının ilgili kısımları şöyledir:"...Sanık Sertaç Kılıçarslan'dan esas hakkındaki savunması soruldu: Avukatımın beyanlarına aynen katılıyorum. [M]ağdurum. [T]ahliyeme karar verilmesini talep ederim dedi.Sanığın siyasi savunma yaptığı, yarım saat beklenmesine rağmen kendisine yüklenen eylemler ile ilgili hiçbir beyanda bulunmadığı ve terör örgütünün propagandasını yaptığı görülmekle özel durumu ile ilgili savunma yapmayacaksa propaganda yapamayacağı hatırlatıldı. [S]anık yazmış olduğu siyasi savunmayı okumak istediğini okumadığı takdirde yargının bağımsız olmayacağını söyledi.İDDİA MAKAMINDAN SORULDU; sanığın iddianamede belirtilen suçlamalar dışında [PKK] terör örgütünün propagandasını yaptığı anlaşıldığından bu duruma mahkeme kararı ile engel olunması ve diğer usul... işlemlerin[in] yerine getirilmesi talep olunur dedi.GGSanık Sertaç Kılıçarslan kendisine yüklenen eylemler ile ilgili savunmada bulunmayıp PKK terör örgütünün propagandasını yaptığı anlaşıldığından ve savunma hakkını kötüye kullandığından sözlü savunmasının alınmasından vazgeçilmesine, elinde okumakta olduğu 12 sayfa yazılı savunma dilekçesinin alınarak dosyaya konulmasına oy birliği ile karar verildi. [A]çık yargılamaya devam olundu...." Anılan duruşma sonunda başvurucu hakkındaki davanın 5271 sayılı Kanun'un maddesi gereğince mevcut dosyadan ayrılarak yeni bir esas numarasına kaydedilmesine karar verilmiştir. Aynı oturumda hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçlarından, diğer sanıkların bir kısmı hakkında mahkûmiyet, bir kısmı hakkında ise delil yetersizliği nedeniyle beraat kararları verilmiştir. b. E.2008/235Sayılı Dosya Tefrikine karar verilen, başvurucunun yargılandığı dava dosyasına E.2008/235 numarası verilmiştir. E.2008/235 sayılı davanın 22/1/2009 tarihli oturumunda, heyet değişikliği nedeniyle eski tutanaklar ve iddianamenin kabulü kararı okunmuştur. Başvurucunun müdafii, tefrik edilen dosyadaki beraat ve mahkûmiyet kararlarına katılan hâkimlerin, başvurucu hakkındaki bu davanın duruşmalarına katılmalarının usule uygun olmadığını, anılan hâkimlerin yargılamanın esası hakkındaki görüşlerini daha önce açıkladıklarını, yargılamanın bir anlamı kalmadığını belirterek davadan çekilmelerini talep etmiştir. Başvurucu, avukatının görüşlerine katıldığını, savunmasını daha önce yaptığını, suçsuz olduğunu ifade etmiştir. Duruşma sonunda Mahkemece, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine yazılan müzekkere cevabının beklenmesine, çekilme ve ret taleplerinin değerlendirilmesi için dosyanın incelemeye alınmasına karar verilmiştir. Davanın 1/4/2009 tarihli oturumunda Mahkemece "sanık müdafiinin ... daha önceki ... karara katılan üye hakimlerin çekilmesi, olmadığı takdirde reddine ilişkin istemi süresinde ve yerinde olmadığından CMK maddesi uyarınca 7 gün içinde Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar" verilmiştir. Duruşma sırasında Mahkemece, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından E.2008/377 sayılı dava dosyasının mevcut dosya ile birleştirilmesine karar verildiği tespit edilmiştir. Birleştirme konusunda iddia ve savunma makamlarının olumsuz görüşleri üzerine Mahkeme, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin birleştirme isteminin reddine, "[h]er iki dava dosyasının incelenmesinde sanığa isnat edilen eylemlerin... Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada [mevcut] olduğu, bu nedenle sanık hakkındaki yargılamanın eylem ağırlığı bulunan Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesindeki dosya ile birleştirilmesinin gerektiği anlaşılmakla ... davanın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine [ait] 2008/377 esas sayılı dava... ile birleştirilmesine, ... her iki mahkeme arasında meydana gelen birleştirme hususundaki ihtilafın giderilmesi için dosyanın öncelikle YÜKSEK YETKİLİ YARGITAY CEZA DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE..." karar verilmiştir. c. Yargı Yeri Belirlenmesi Süreci Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/6/2009 tarihli ve 2009/152011 sayılı yazılı görüşünde "her iki mahkemenin yargılama konusunun aynı olmasına, sanık ve suç yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılmakla davaların birlikte yürütülmesinde yarar görülmesine, iddianame tarihine ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçesine göre, davaların İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/235 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, ... karar verilmesi ..." talep edilerek dosya, Yargıtay Ceza Dairesi Başkanlığına sunulmuştur. Yargıtay Ceza Dairesinin 11/8/2009 tarihli ve E.2009/10636, K.2009/10117 sayılı kararı ile "[i]ncelenen dosya içeriğine, sanıkların üzerine atılan suçların niteliğine, iddianamede olayın anlatılış biçimine, her iki mahkemenin dava dosyaları arasında sanık Sertaç Kılıça[r]slan ve suçlar yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılmakla, davaların birlikte yürütülmesinde yarar görüldüğünden, iddianame ve suç tarihleri de gözetilerek İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin ... birleştirme kararının kaldırılmasına, ... davanın İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin dosyası üzerinden yürütülmesine, ..." karar verilmiştir.d. E.2009/171Sayılı Dosya Yargıtay Ceza Dairesinin, her iki davanın İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan dava dosyası kapsamında birleştirilmesine dair 11/8/2009 tarihli kararı üzerine her iki dava dosyası anılan Mahkemenin E.2009/171 sayılı dosya sırasına kaydedilmiştir. E.2009/171 sayılı davanın, başvurucu ve müdafiinin hazır bulunduğu 12/11/2009 tarihli oturumunda Yargıtay Ceza Dairesinin birleştirmeye dair 11/8/2009 tarihli kararı okunmuştur. Duruşma sonunda bir kısım suçtan zarar görenlerin davaya katılma taleplerinin kabulüne, ayrıca bir müzekkere cevabının beklenmesi ve bir müştekinin beyanının alınması için istinabeye başvurulmasına karar verilmiştir. Davanın başvurucu ve müdafiinin hazır bulunduğu 4/3/2010 tarihli oturumunda, bir kısım müzekkerelerin cevaplarının ulaşmadığı tespit edilmiştir. Aynı oturumda başvurucu, tanık H.O.nun niçin aleyhinde beyanda bulunduğunu açıklamıştır. Belirtilen beyanında başvurucu; H.O.nun kendisi aleyhine beyanda bulunmaya zorlandığını, adı geçenin de "pişmanlık yasasından faydalanmak" için aleyhinde ifade verdiğini, ifadelerinin çelişkili olduğunu, olayın geçtiği bölgede "Harun" kod adlı başka kişiler de olduğunu, H.O. isimli şahısla yüzleştirilmek istediğini belirtmiştir. Mahkeme ise başvurucunun bu talebinin, "[d]osya kapsamına göre ... davaya yenilik getirmeyeceği" gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Davanın başvurucu ve müdafiinin hazır bulunduğu 23/6/2010 tarihli oturumunda bir kısım şikâyetçilerin davaya katılma taleplerinin kabulü dışında esaslı herhangi bir işlem yapılmamıştır. Davanın başvurucu ve müdafiinin hazır bulunduğu 13/10/2010 tarihli oturumunda esaslı herhangi bir işlem yapılmamıştır. Davanın 26/1/2011 tarihli oturumunda kendisine, istinabe yoluyla ifadesi alınan müşteki beyanına bir diyeceği olup olmadığı sorulan başvurucunun cevabı duruşma tutanağına "Sanığın Türkçe dışında anlaşılmayan bir dille cevap verdiği görüldü. / Sanığa daha önce savunmalarını Türkçe yaptığı, Türkçe'yi yeterince anlayıp konuşabildiği, bu nedenle başka bir dille savunma yapmasına yasal olanak bulunmadığı, başka bir dille savunma yapmakta ısrar etmesi halinde savunma yapma hakkından vazgeçmiş sayılabileceği ikaz edilip hatırlatıldı." şeklinde yansımıştır. Başvurucu, savunmasını Kürtçe yapacağını, bu nedenle Kürtçe bilen tercüman bulundurulmasını istediğini beyan etmiştir. Aynı oturumda iddia makamı esas hakkında mütalaasını sunmuş olup mütalaanın ilgili kısımları şöyledir:"...2006 tarihinde Bingöl ili, Genç ilçesi polis merkezi ve lojmanlarına PKK terör örgütü mensupları tarafından silahlı saldırıda bulunulduğu, saldırı neticesinde nöbet kulübesi önündeki polis memuru .. B...'ın öldüğü, atılı saldırı olayı Cudi kod isimli örgüt mensubunun [sözde] eyalet yönetimine teklif ettiği, Cudi kod adını kullanan örgüt mensubunun bölgeyi çok iyi bildiği, eylem onayının alındığı, onay sonrası Soro, Cudi, Harun, Şivan ve Civan kod adlı terör örgütü mensuplarının yanlarına roketatar ve mühimmatı ile hazırlanan el bombası düzenekli C4 patlayıcı maddeyi de alarak saldırının yapılacağı yere gittikleri, yapılan plan dahilinde saldırının gerçekleştirildiği, saldırıyı gerçekleştiren grup içerisinde Harun kod adını kullanan sanık Sertaç Kılıça[r]slan'ın da bulunduğu,..." İddia makamının mütalaası üzerine başvurucunun müdafii, soruşturmanın genişletilmesi talepleri ve esas hakkındaki savunmalarını sunabilmeleri için süre talep etmiştir. Başvurucu da mütalaaya karşı savunmasını daha kapsamlı hazırlayacağını bildirmiştir. Duruşma sonunda Mahkemece savunma için süre taleplerinin kabulüne, başvurucunun "daha önce savunmalarını Türkçe yapması nazara alındığından, Türkçe'yi yeterince anlayıp konuşabildiği, bu nedenle başka bir dille savunma yapmasına yasal olarak imkan bulunmadığı" gerekçesiyle başvurucunun Kürtçe tercüman talebinin reddine karar verilmiştir. Davanın 21/4/2011 tarihli oturumunda iddia makamı, esas hakkındaki mütalaasını tekrar etmiştir. Başvurucunun müdafii, 4/4/2006 tarihinde başvurucunun Türkiye'de olmadığına dair tanıklığı olan A. ile aracı yağma edilen taksi şoförünün ifadelerinin alınmasını talep etmiştir. Başvurucu ise müdafiinin belirttiklerinin doğru olduğunu, o tarihte Türkiye'de olmadığını bilen başka kişiler de bulunduğunu ancak yurt dışında olmaları nedeniyle bu kişilere ulaşmasının mümkün olmadığını, cezaevindeki "psikolojik ve fiziki baskı" nedeniyle savunmasını hazırlamasının güçleştiğini beyan ederek kendisine tekrar süre verilmesini talep etmiştir. Duruşma sonunda Mahkemece başvurucu müdafiinin tanık dinletme talebi, A. isimli şahıs yönünden kabul edilirken "aradan geçen süre, daha önce taksi şoförünün de şahısları tanımıyor oluşu nazara alındığında teşhis işleminin sağlıklı olamayacağı" gerekçesiyle taksi şoförünün dinlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Davanın 22/8/2011 tarihli oturumunda, tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundan getirtilmiş olan tanık A.nin beyanı alınmıştır. Anılan tanığın duruşma tutanağına yansıyan beyanı şöyledir:"Ben 2006 yılı Nisan ayı ortalarında Irak ülkesinde Zap bölgesinde sanık Sertaç ile tanıştım. [K]ısa bir süre de yaklaşık 2 hafta kadar da birlikte kaldık. 2 hafta kadar bu birliktelikten sonra sanık Sertaç ile ayrıldık. [B]ir daha da birbirimizi görmedik dedi.Sanık müdafiinin talebi ile tanıktan soruldu: 04/04/2006 tarihinde Bingöl'deki saldırıyı medya vasıtasıyla duydum. Bu olayın meydana geldiği tarihte sanık Sertaç da benim yanımdaydı. [Y]ani Zap bölgesinde beraberdik dedi." Başvurucunun müdafii; tanık H.O.nun aşamalarda verdiği ifadelerinde 4/4/2006 tarihli olayla ilgili herhangi bir beyanı bulunmadığını, sadece bir yerdeki anlatımında soyut olarak "Harun" kod adlı bir kişiden söz ettiğini ancak bu kişinin müvekkili (başvurucu) olduğu konusunda dosyada delil bulunmadığını, bu sebeple adı geçen tanığın Mahkeme huzuruna getirilerek teşhis ve yüzleştirme yapılması gerektiğini, bu işlemden sonra esas hakkında savunmalarını sunacaklarını ifade etmiştir. Başvurucu müdafiinin bu talebi Mahkemece "dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve yargılamanın geçirmiş olduğu aşama nazara alınarak" reddedilmiştir. Davanın 12/12/2011 tarihli oturumunda iddia makamının esas hakkındaki önceki mütalaası yeniden okunmuş olup mütalaaya karşı diyecekleri sorulan başvurucu, Kürtçe savunma yapma talebini yinelemiştir. Mahkemenin bunun yasal olarak mümkün olmadığını hatırlatması üzerine başvurucu, savunma yapmayacağını bildirmiştir. Başvurucunun müdafii ise savunmalarını hazırlamak için ek süre talep etmiş ve duruşma sonunda müdafie, sonraki oturum tarihine kadar ek süre verilmiştir. Davanın 28/3/2012 tarihli oturumunda iddia makamı esas hakkındaki önceki mütalaasını tekrar etmiştir. Müdafi ise başvurucunun cezaevinden göndermek istediği, 4/4/2006 tarihinde meydana gelen olaya ilişkin tanıkların isimlerini içeren dilekçenin kendisine ulaşmadığını ifade ederek konuya ilişkin olarak dinlenmesini istedikleri tanıkların isimlerini Mahkemeye bildirmiştir. Başvurucuya diyecekleri sorulduğunda -duruşma tutanağındaki tespite göre- Türkçe dışında bir dille cevap vermiştir. Mahkemece "[d]osya kapsamı, ... birleşen Diyarbakır ACM'ne ait 2008/377 [e]sas sayılı dosya içeriği, mevcut delil durumu nazara alınarak sanık müdafii tarafından dinlenmesi talep edilen tanıkların dinlenmelerinin davaya herhangi bir yenilik getirmeyeceği, zira yargılamanın geçirmiş olduğu aşama itibariyle hızlı, etkin, adil yargılama ilkeleri de gözetilerek tanıkların dinlenmesi yönündeki taleplerin reddine" oybirliği ile karar verilmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E.2009/171, K.2012/65 sayılı kararı ile "[s]ayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alınması taşınması bulundurulması, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, resmi belgede sahtecilik, tasarlayarak öldürme" suçlarını işlediği sabit görülen başvurucunun, iki defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile buna ek olarak toplam 22 yıl hapis ve 675 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"Sanık HARUN (K) SERTAÇ KILIÇARSLAN'ın 1998 yılı Mayıs ayında PKK terör örgütüne Tatvan kırsalında katıldığı, aynı yıl Kuzey Irak'ta bulunan HARKURK kampında 3 ay askeri ve siyasi eğitim aldığı, 1999 yılında KİNERE kampına gittiği, 2001 yılına kadar burada kaldığı, 2001 yılında özel kuvvetler birliğine seçilip 6 ay boyunca yoğun olarak silah, bomba ve patlayıcı eğitimi aldığı, 2002 yılında KANDİL dağı bölgesinde bulunan ŞEHİTKAŞIN kampına geçtiği, 2004 yılı bahar aylarına kadar bu kampta kalıp daha sonra BETİNA - ZAP bölgesinde özel kuvvetler kampında kaldığı, 2006 yılı bahar aylarında Bingöl Genç kırsalına geldiği, 6 kişilik grup içerisinde yer aldığı, grup üyelerinin SORO (K) CUDİ (K), ŞİVAN (K), CİVAN (K), ÖZGÜR ŞERDEM (K) H... O... ve sanık HARUN (K) SERTAÇ KILIÇARSLAN'dan oluştuğu, 04/04/2006 günü bu grubun Genç ilçesi Polis Merkezi Amirliği'ne ve Lojmanlarına karşı eylemde bulunduğu, sanık HARUN (K) SERTAÇ KILIÇARSLAN'ın bizzat polis memurun maktül .. B...'ı silahlarıyla öldürdüğü, diğer örgüt üyelerinin el bombası ve roketatar ile karakola saldırdıkları, daha sonra grup sorumlusu SORO (K)'un talimatıyla İzmir ve çevresinde eylem yapmak üzere görevlendirildiği, kendisine 2500 Dolar, ... ve malzeme verildiği, ayrıca örgütçe daha önce verilen sahte kimliği de alarak Diyarbakır Lice kırsalında sürücülüğünü Ramazan'ın yaptığı bir kamyon ile Bornova ilçesi Çiçekli Köyü kırsalına geldiği, mühimmatı üç ayrı noktaya birlikte geldiği ÖZGÜR (K) H... O... ile birlikte gömdükleri, bir süre eylem talimatı bekledikleri, bu arada eylem için keşif yaptığı, eylem yapmak üzere hava radar Birliği'nin servis aracın[a] ve Bornova ilçesi Pınarbaşı kırsalında bulunan LPG dolum tesislerine yönelik keşif yaptığı, hatta ... eylem için 2 düzenek hazırladığı, bilahare yakalandığı anlaşılmıştır.Tanık ÖZGÜR ŞERDEM (K) H... O... ... sanığın 04/04/2006 tarihinde Genç ilçesinde polis memuru .. B...'ın şehit edilmesi olayını bizzat sanık SERTAÇ KILIÇARSLAN'ın gerçekleştirdiğini belirtmiş ve teşhis etmiştir.Sanık [da] aşamalardaki savunmalarında örgüte katılışını, kamplarda aldığı eğitimleri, 2006 yılında Bingöl ilçesi Genç kırsalında bulunduğunu, eylem yapmak üzere İzmir kırsalına geldiğini söylemiştir. [A]ncak Genç ilçesindeki polis memuruna düzenlenen saldırıya katıldığını kabul etmemiştir....TOPLANAN DELİLLER VE TÜM DOSYA KAPSAMINA GÖRE:...b-) Tanık ÖZGÜR ŞERDEM (K) H... O...'un beyanı, sanığın belirtilen tarihlerde Bingöl ili Genç kırsalı[nda] olduğuna dair savunmaları, adli tıp raporları, olay yeri tutanakları, ekspertiz raporları, müşteki beyanları dikkate alındığında sanığın 04/04/2006 tarihinde maktül .. B...'ı tabancayla öldürdüğü anlaşılmış olup, tasarlayarak yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle adam öldürmek suçundan TCK 82/1-a-g son cümle, 3713 sayılı [Y]asa'nın 5/1 maddeleri gereğince cezalandırması gerekmiştir...." Temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 24/6/2013 tarihli ve E.2013/3869, K.2013/9735 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır. Onama kararını 19/8/2013 tarihinde öğrendiğini beyan eden başvurucu, 13/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun, onama kararını daha önce öğrendiğine dair herhangi bir bilgi veya belge tespit edilmemiştir.B. İlgili Hukuk Ceza Muhakemesi Kanunu 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fırkası şöyledir:"Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "İddianamenin iadesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c) Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir.(2) Bu hüküm, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanır.(3) Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez.(4) İstinabe olunan mahkeme, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesi gereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.(5) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır. Buna olanak verecek teknik donanımın kurulmasına ve kullanılmasına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir." 5271 sayılı Kanun'un "Duruşmanın başlaması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fırkası şöyledir:"(1) Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar. " Türk Ceza Kanunu 5237 sayılı Kanun'un "Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" kenar başlıklı maddesinin (6) ve (9) numaralı fıkraları şöyledir:"(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır....(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, ... örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir." 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli haller" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Kasten öldürme suçunun;a) Tasarlayarak,...g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,...İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren maddelerin imalinde, işlenmesinde veya kullanılmasında gerekli olan malzeme ve teçhizatı ihraç eden kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır...." 5237 sayılı Kanun'un "Resmi belgede sahtecilik" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fırkası şöyledir:"(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fırkası şöyledir:"(1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/36 md.) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." Diğer Mevzuat 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların artırılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz...." 6136 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silâh veya mermilerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı rejimine ait esaslar aşağıda gösterilmiştir:a) Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır.b) Hükümlüye, günde bir saat açık havaya çıkma ve spor yapma hakkı tanınır. c) Risk ve güvenlik gerekleri ile iyileştirme ve eğitim çalışmalarında gösterdiği gayret ve iyi hâle göre; hükümlünün, açık havaya çıkma ve spor yapma süresi uzatılabileceği gibi kendisi ile aynı ünitede kalan hükümlülerle temasta bulunmasına sınırlı olarak izin verilebilir.d) Hükümlü, yaşadığı yerin olanak verdiği ve idare kurulunun uygun göreceği bir sanat veya meslek etkinliğini yürütebilir.e) Hükümlü, kurum idare kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve onbeş günde bir kez olmak üzere (f) bendinde gösterilen kişilere, süresi on dakikayı geçmemek üzere telefon edebilir.f) Hükümlüyü; eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen gün, saat ve koşullar içerisinde onbeş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere ziyaret edebilirler.g) Hükümlü hiçbir suretle ceza infaz kurumu dışında çalıştırılamaz ve kendisine izin verilmez.h) Hükümlü, kurum iç yönetmeliğinde belirtilenlerin dışında herhangi bir spor ve iyileştirme faaliyetine katılamaz. ı) Hükümlünün cezasının infazına, hiçbir surette ara verilemez. Hükümlü hakkında uygulanacak tüm sağlık tedbirleri, tıbbî tetkik ve zorunluluklar hariç ceza infaz kurumlarında, mümkün olmadığı takdirde tam teşekküllü Devlet ya da üniversite hastanelerinin tek kişilik ve yüksek güvenlikli mahkûm koğuşlarında uygulanır.” 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:“İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır : Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır.”