Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5426 E. , 2024/2376 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5426 Karar No : 2024/2376 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA) : ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 28/03/2020 tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan; Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları ekli haritada gösterilen alanın, 4737 sayılı End
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5426 E. , 2024/2376 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5426 Karar No : 2024/2376 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA) : ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 28/03/2020 tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan; Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları ekli haritada gösterilen alanın, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin 27/03/2020 tarih ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Mersin ili, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi mevkiinde bulunan ve mülkiyeti ... Tarım Sanayi A.Ş.'ne ait olan ... ada ... nolu parsel içerisinde ... Petrokimya Sanayi A.Ş. tarafından kurulması düşünülen Tekfen Polipropilen Üretim Tesisi Yatırımı Projesi için ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı verildiği, anılan ÇED Olumlu kararına dayanılarak projenin kurulacağı alan ve çevresinin dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edildiği, ÇED Olumlu kararına karşı ... İdare Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyası nezdinde açtıkları davanın derdest olduğu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na gönderilen yazıyla söz konusu alanın özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesi talebine yönelik olumsuz görüş bildirildiği, tüm itirazlara rağmen idarece dava konusu işlemin tesis edildiği, işleme konu 143,05 hektarlık özel endüstri bölgesi alanında yaklaşık 29 hektarlık kamuya ait park ve yeşil alan ile 2 hektarlık belediye hizmet alanının bulunduğu, serbest bölge genişleme alanı olarak planlanan 36 hektarlık alanın da özel endüstri bölgesi sınırlarına dahil edilerek Mersin ili ticaret hacminin kısıtlandığı, 50 metre en kesitli taşıt yolu sınır içine dahil edilerek serbest bölge ve limana ilişkin ulaşıma yönelik çözümlerin kısıtlandığı, işleme konu alanın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında "Sanayi ve Depolama Alanı", "Serbest Bölge" ve "Birinci Derece Yol" olarak planlı olduğu, Mersin Serbest Bölgesi ve Mersin Limanının ihtiyaç duyduğu yeni depolama alanlarına yönelik gelişimin dava konusu işlemle engellendiği, dava konusu işlemin uygulanması halinde hem serbest bölge hem de liman için yeni depolama alanı yeni üretim alanı ihtiyacının karşılanamayacağı, çevre düzeni planı ile sanayi faaliyet türlerinin bir araya getirilmesi amaçlanmakta iken dava konusu işlemle kurulması planlanan polipropilen üretim tesisinin sanayi tesislerinin kurulmasının planlandığı bölgeden farklı, yerleşim alanları içerisine kurulmasının plan kararlarına ve çevre düzeni planının genel hedefine aykırı olduğu, bölgede kurulması planlanan tesise yaklaşık 10 km mesafede bulunan Mersin Tarsus Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesine yapılan ve yapılacak turizm yatırımlarının ve sahil kısmında bulunan kaplumbağa yuvalama alanlarının olumsuz etkileneceği, koruma altındaki caretta carettaların yaşam alanlarının yok olacağı, işleme konu alanın 1/5.000 ölçekli nazım imar planında "Sanayi Alanı", "Serbest Bölge", "Belediye Hizmet Alanı", "otoyol ile direkt bağlantılı 50m taşıt yolu" ve "park ve yeşil alan" olarak planlandığı, bu planda mevcut limanın neredeyse dört katı alanın dolgu yapılarak kullanıma açılmasının planlandığı, 10. Kalkınma Planı'nda bu alanda ülkenin en büyük konteyner limanının yapılmasının hedeflendiği, 2019 Cumhurbaşkanlığı yatırım programında projenin genişletilerek "Doğu Akdeniz Bölgesi Ana Konteyner Limanı" hedefi haline getirildiği, dava konusu kararın hayata geçirilmesinin Mersin Limanının verimliliğini ve gelişimini olumsuz etkileyeceği, Mersin Serbest Bölgesinin genişlemesini durduracağı, Özel Endüstri Bölgesi sınırlarında kalan ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ve ... ada ... parselin Mersin Büyükşehir Belediyesince yapımı planlanan Serbest Bölge-Mezitli Raylı Sistem projesi ile çakıştığı, planlarda Belediye Hizmet Alanı olarak tanımlı kısımların Mersin ili raylı sistem projesinin "triyaj alanı" olarak kullanılacağı, projenin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın 02/09/2019 tarihli oluru ile yatırım programına alındığı, projenin ve triyaj alanının nazım imar planında işaretli olduğu, 1/5000 ölçekli nazım imar planı kararları ile kentin doğu kesiminde münferiden tesisleşmiş bulunan sanayi tesis ve yatırımlarının olabildiğince mevcut durumları ile korunduğu ve gelişmesinin kısıtlandığı, yerleşim alanları içerisinde kalan ya da yerleşim alanı gelişme baskısı altında olduğu gözlenen sanayi alanlarının zamanla organize sanayi bölgelerine desantralizasyonunun amaçlandığı, Mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca 09/03/2009 tarihinde onanan İskenderun Körfezi Kıyı Alanları Bütünsel Planlama ve Yönetim Projesi kapsamında, mevcut azot-gübre, soda-krom sanayilerinde teknolojik yenileme ve çevre dostu teknolojilerin kullanımına ilişkin yatırımların öngörüldüğü, çevre kirliliği ve teknolojik afet risklerinin göz önünde bulundurulması gereğinin belirlendiği, dava konusu kararın 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu ve ilgili Yönetmelik'te aranan şartlara uygunluk yönünden incelenmesi gerektiği, alanın mevzuatta aranan şartları taşımadığı, dava konusu kararın hayata geçmesinin çevresindeki tarım alanları ve yerleşim bölgeleri için yaşamsal tehlike yarattığı, polipropilen üretim tesisine ilişkin yatırım kapsamında kurulacak olan yakma tesisinin havayı kirletme derecesine ilişkin olarak ÇED raporunda net bir öngörü yapılmadığı, tesisin 60 metre doğusunda Karaduvar mahallesinin bulunduğu, yerleşim yerine bu kadar yakın bir kirletici sanayinin halk sağlığını tehdit edeceği, tesisin üreteceği kirli havanın rüzgarlarla civar yerleşimleri olumsuz etkileyeceği, ÇED raporunda denize deşarj edileceği ifade edilen kullanıma uygun olmayan suların deniz ekosistemini bozacağı ve Karaduvar bölgesinde yaygın olan balıkçılık sektörünü olumsuz etkileyeceği, ÇED raporunda ham su kaynağı olarak Deliçay deresi ve yeraltı sularının gösterildiği, bu durumun yeraltı su kalitesini olumsuz etkileyebileceği, taban suyunun tuzlanmasına yol açması halinde toprağın çoraklaşacağı, tuzlanma nedeniyle ürün ekimi tercihlerinin değişmek zorunda kalacağı, verimlilik ve gelir kaybı oluşacağı, bölgede kuraklık nedeniyle oluşabilecek etkiler nedeniyle tesise yeterli su girdisi sağlanamaması durumunda tesiste atıl kapasite oluşabileceği, tesisin kurulması düşünülen bölge civarında bir çok sanayi tesisinin bulunduğu ve tüm bu tesislerin yaratacağı emisyon ve kirlilik değerlerinin kümülatif olarak değerlendirilmesi gerektiği, yer seçiminin hatalı olduğu, 4737 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi uyarınca mevcut Organize Sanayi Bölgesi'nin Endüstri Bölgesi olarak ilan edilebileceği, mevcut Organize Sanayi Bölgesi'nin ve genişleme alanının işleme konu yatırım için uygun ve yeterli olduğu, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine riayet edilmediği, uluslararası hukuk ve sözleşmelerin görmezden gelindiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Usul yönünden, davacı Derneğin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davanın bu nedenle ehliyet yönünden reddi gerektiği, öte yandan davanın yasal süresi içinde açılıp açılmadığının resen incelenmesi, açılmamış ise süre aşımı yönünden reddi gerektiği; esas yönünden, dava dilekçesinde yer alan iddiaların birçoğunun ÇED süreci ve raporuna ilişkin ve idarelerinin yetki ve sorumluluğu dışında olduğu, mevzuatta belirtilen kurum ve kuruluşlardan alınan olumlu veya olumsuz görüşler ve alan incelemeleri sonucu etüt raporu hazırlandığı, ilan edilen özel endüstri bölgesinde gerçekleştirilecek "Tekfen Polipropilen Üretim Tesisi Yatırımı Projesi" hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ... tarih ve ... sayılı "ÇED olumlu" kararı verildiği, başvurunun ÇED sürecinin tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı'na sunulduğu, Özel Endüstri Bölgesinin sınırlarının mer'i imar planları ile getirilen kararlar ve ilgili kurum görüşlerinin yanı sıra mülkiyet ve yerleşim dokusu da dikkate alınarak belirlendiği, 16/10/2019 tarihli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yazısında sanayi ve depolama alanı olarak ayrılan kısımda özel endüstri bölgesi ilanı çalışmalarının yürütülmesinde sakınca olmadığının bildirildiği, dava konusu işlemi takiben yapılan yazışmalar neticesinde söz konusu alanın 29/05/2020 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan "Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu Plan Değişikliği" ile endüstri bölgesi lejantı kullanılarak plana işlendiği, plan notlarının da "bu alanlarda 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu ve ilgili yönetmelikler geçerlidir" ve "bu alanlarda yer seçecek kullanımlar ve yapılaşma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenir" şeklinde düzenlendiği, Serbest Bölge sınırının 11129 ada ... ve ... nolu parsellerin bir kısmını kapsadığı, 4737 sayılı Kanun'un 4/Ç maddesi uyarınca sahip olunan özel endüstri bölgesi 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planı değişikliği ile revizyonlarının onaylanması, ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının verilmesi yetkisine dayanılarak anılan planların gönderilmesinin 06/04/2020 tarihli yazıyla istendiği ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığının 12/05/2020 tarihli yazısı ile Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan planın gönderildiği, bu planın halen yürürlükte olduğu ve dava konusu işlemin park ve yeşil alanlara yönelik alınan onayları ortadan kaldıran bir işlem olmadığı, özel endüstri bölgesi olarak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli revizyon imar planı çalışmalarının halen devam ettiği, onaylanacak revizyon imar planında da söz konusu alanların mer'i mevzuat gereğince korunacağı, 50 metrelik yolun geçirildiği 1 nolu parselin mülkiyetinin ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait olduğu, 2 nolu parselin ise Maliye Hazinesi ile hisseli olduğu, yolun geçirildiği kısımların kamulaştırılarak kamuya terk edilmediği, yolun geçirildiği kısımlarda yerleşik ve ruhsatlı tesislerin yer aldığı, ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin mülkiyetten kaynaklı hakları sebebiyle yolun hukuken ve fiilen tesis edilemeyeceği, bu nedenle bu kısmın Özel Endüstri Bölgesi sınırlarına dahil edilmesinin limana yönelik çözümlere kısıtlama getirdiği iddiasının yerinde olmadığı, Belediye Hizmet Alanı olan kısım her ne kadar başlangıçta incelenen 154 hektar büyüklüğündeki alan içinde yer almakta idiyse de yapılan etüt çalışmaları sonucunda bu alanın çıkarıldığı ve ilan edilen Özel Endüstri Bölgesi alanı büyüklüğünün 143,05 hektara düşürüldüğü, bu haliyle Serbest Bölge-Mezgitli Raylı Sistem projesi ile çakışmasının söz konusu olmadığı, ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 11/09/2019 tarihli yazısı ile Mersin ilinde yer alan halihazırdaki ve ilave yapılacak tesislere ait alanların Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesinin talep edildiği, anılan Şirketin hazırladığı fizibilite raporunun incelendiği ve 4737 sayılı Kanun'un 4/Ç maddesindeki şartları sağladığının tespit edildiği, yer seçimi etüdünün yapıldığı ve sonucunda özet değerlendirme raporunun hazırlandığı, ÇED sürecinin tamamlanmasının ardından 14/03/2020 tarihli yazı ile başvurunun Cumhurbaşkanlığı'na sunulduğu, ihlal edildiği ileri sürülen kanun, uluslararası sözleşme ve protokollerin uygulanmasında sorumlu olan kurumları da içeren tüm ilgili kurum ve kuruluşlardan 18/09/2019 tarihli yazı ile görüş istendiği, olumsuz bir değerlendirmenin bulunmadığı, ÇED süreçlerinin takibi ve onayından Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, ÇED raporunun hazırlanmasından ise yetkili firma ve yatırımcının sorumlu olduğu, idarelerince sadece kendilerine iletilen ÇED raporunun Cumhurbaşkanlığına sunulduğu, davacının ÇED raporunun içeriğini bu dava süreci içerisinde değerlendirmesinin dava konusu ile bağdaşmadığı savunulmaktadır. DAVALILAR YANINDA MÜDAHİLİN SAVUNMASI : İşleme konu özel endüstri bölgesi alanında yapılacak olan polipropilen üretim tesisi yatırımına proje bazlı devlet yardımı verilmesine ilişkin 26/11/2018 tarih ve 385 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın 27/11/2018 tarih ve 30608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, davacının iddialarının büyük kısmının ÇED olumlu kararına ilişkin olduğu, başvurunun Kanun ve Yönetmelikte aranan tüm şartları taşıdığı, bu şartların sağlanıp sağlanmadığına yönelik denetim dışında bir hukuki denetimin yerindelik denetimi yasağına aykırı olacağı, alanın çok büyük bir kısmının maliki olduğu ve alanın bütünlüğünü sağlamak için mevzuatla izin verilmiş olan kamulaştırma uygulaması ile kamu maliyesine yük olmadan alandaki kendi mülkiyeti dışında kalan alanların kullanıma dahil edileceği, serbest bölge genişleme alanı olarak belirlenen bir alanın kullanım amacının değiştirilmesinin mümkün olduğu, nitekim dava konusu işlemle proje alanının özel endüstri bölgesi olarak faaliyet göstermesinde daha üstün kamu yararı bulunduğunun değerlendirildiği, ayrıca anılan alana ilişkin olarak herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmamış olmasının bu alanın serbest bölge genişleme alanı olarak kullanılmasında kamu yararı kalmadığını ortaya koyduğu, dava konusu işlemle ilan edilen alanda kurulacak tesisin çevresel ve ekonomik açıdan olumsuz bir etkiye sebep olmayacağının ÇED raporunda bilimsel kanıtlarıyla açıklandığı, ÇED raporundaki tüm değerlendirmelerin projeye en yakın konut uzaklığı olan altmış metre mesafedeki Karaduvar Mahallesine bağlı konutlar esas alınarak yapıldığı, projenin bölgedeki insanlara zarar vermeyeceğinin ortaya konulduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen özel endüstri bölgesinde gerçekleştirilecek projeye ilişkin olarak alınan ÇED Olumlu kararının iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...; E:..., K:...; E:..., K:2021/475 sayılı kararlarının Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2021 tarih ve E:2021/5022, K:2021/10064; E:2021/6778, K:2021/10066 ve E:2021/5388, K:2021/10065 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleşmiş olması nedeniyle dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ :.Dava, 28/03/2020 tarihli, 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mersin ili, Akdeniz ilçesinde bulunan ve sınırları karara ekli haritada gösterilen alanın 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince "... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi" olarak ilan edilmesine ilişkin 27/03/2020 tarihli, 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır. 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun "Özel endüstri bölgeleri" başlıklı 4/Ç maddesinin 1. ve 2. fıkralarında: "Üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunan, arazi alanı yüz elli bin metrekareden büyük, kurulduğu dönemde geçerli olan imar plânları uyarınca gerekli izinleri alarak faaliyete geçmiş ve yeni yapılacak yatırım yeri için en az elli bin metrekare tevsi imkânı sağlayan alanlar veya üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunmayan, iki yüz bin metrekareden büyük alanlar gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu, Cumhurbaşkanınca özel endüstri bölgesi olarak ilan edilir. Özel endüstri bölgesi ilan edilecek alanlarda; … c) Yeni yatırıma ilişkin “ÇED Olumlu” kararı veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmış olması, şartları aranır." kuralına yer verilmiştir. Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin "Yer seçimi ve ilan" başlıklı 33. maddesinin 2. fıkrasında: “ÇED mevzuatı uyarınca “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmasının ardından; alanın, Cumhurbaşkanı kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesine karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Aktarılan düzenlemelere göre, özel endüstri bölgesinin ilan edilebilmesi için alanda gerçekleştirilecek yeni yatırıma ilişkin olarak "ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınması zorunludur. Dosyanın incelenmesinden, ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin hisselerinin tamamının sahibi olduğu ... Petrokimya A.Ş. tarafından uyuşmazlığa konu alanda gerçekleştirilmesi planlanan “TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi” ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ... tarihli, ... sayılı “ÇED Olumlu” kararının verildiği, yatırımcı başvurusunun Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ... tarihli, ... sayılı yazısı ile sunulduğu Cumhurbaşkanlığı tarafından, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi uyarınca "... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi" olarak Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları belirlenen alanın 27/03/2020 tarihli, 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Endüstri Bölgesi ilan edilmesi üzerine görülen davanın açıldığı, söz konusu Yatırım Projesi için verilen "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinde açılan davalarda verilen ... tarihli, E:..., K:...; E:..., K:... ve E:..., K:... sayılı kararlarla, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporda belirtilen yönlerden, ÇED raporunun çevrenin korunmasına yönelik somut çözümler ve gerekçeler üretmekten uzak ve yetersiz şekilde hazırlandığı ve buna dayalı olarak "ÇED Olumlu" kararı verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği, temyiz edilen bu kararların Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2021 tarihli, E:2021/5022, K:2021/10064; E:2021/6778, K:2021/10066 ve E:2021/5388, K:2021/10065 ve sayılı kararları ile onandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 4737 sayılı Kanunun 4/Ç maddesinin 2. fıkrasının c) bendi uyarınca özel endüstri bölgesi olarak ilan edilme koşulu olan “ÇED Olumlu” kararının yargı yerince iptal edilmekle uyuşmazlık konusu alanın özel endüstri bölgesi ilan edilme niteliğini yitirmesi karşısında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 27/03/2020 tarihli, 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 04/06/2024 tarihinde, davacı Mersin Çevre ve Doğa Derneği vekili Av. ...'in, davalı idareler Cumhurbaşkanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı vekilleri Av. ...'un ve davalı idareler yanında müdahil vekili Av. ...'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ... tarih ve ... nolu dilekçesi ile fizibilite raporu ve bir takım belgeler de sunulmak suretiyle, mülkiyetine sahip oldukları Mersin tesislerinin yer aldığı arazinin "... Mersin Özel Endüstri Bölgesi" olarak tescil edilmesi için gerekli işlemlerin başlatılması davalı idarelerden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan talep edilmiştir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından başvuru evrakının incelenmesi akabinde ... tarih ve ... sayılı yazı ile yer seçimine ilişkin olarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri talep edilmiştir. 04-07/11/2019 tarihleri arasında yer seçimi etüdü yapılmıştır. Özel endüstri bölgesi olarak tescil edilmesi istenilen alanda, hisselerinin tamamı ... Tarım Sanayi ve Ticaret A. Ş.'ne ait olan ... Petrokimya Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı verilmiştir. Anılan sürecin tamamlanmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın... tarih ve ... sayılı yazısı ile, yer seçimi etüdü neticesinde hazırlanan özet değerlendirme raporu ile talebe konu alanın sınırlarını gösterir haritanın Cumhurbaşkanlığı'na sunulması üzerine tesis edilen ve 28/03/2020 tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/03/2020 tarih ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları karara ekli haritada gösterilen alanın 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine karar verilmiştir. Davacı tarafından; anılan Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle, Mersin Barosu Başkanlığı ile birlikte 13/05/2020 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesinin E:2020/2722 sayılı dosyası nezdinde açılan dava neticesinde, Danıştay Onuncu Dairesinin 16/06/2020 tarih ve E:2020/2722, K:2020/1993 sayılı kararıyla; dava dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yeniden dava açmakta serbest olmak üzere reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinin reddine ilişkin kararın 14/09/2020 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmesi üzerine 14/10/2020 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: 1-.Davalı İdarelerin Ehliyet İtirazının İncelenmesi Davalı idareler tarafından, davacı Derneğin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davanın bu nedenle ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İdarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ''Dernekler'' başlıklı ikinci bölümünde yer alan 56. maddesinde, dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin, kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olarak tanımlanmış; 58. maddesinde, her derneğin bir tüzüğü olacağı ve bu tüzükte dernek amacının yer alacağı belirtilmiş; 90. maddesinde ise, derneklerin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunacağı hükmüne yer verilmiştir. 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nda da 4721 sayılı Kanun ile aynı yönde düzenlemelere yer verilmek suretiyle, Kanun'un 2. maddesi uyarınca, kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi toplululuğu olarak tanımlanan derneklerin aynı Kanun'un 30. maddesi uyarınca, tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, belli amaçlarla kurulmuş dernek, vakıf gibi özel hukuk tüzel kişiliğine sahip sivil toplum örgütlerinin, kuruluş amaçlarıyla sınırlı olmak üzere ve kamu yararını ilgilendiren konularda dava açabileceklerinde kuşku bulunmamaktadır. Davacı Derneğin Tüzüğünün incelenmesinden; genel olarak doğanın korunması ve çevre kirliliğinin engellenmesine yönelik hukuksal mücadele vermek amacıyla kurulduğu, çalışma konuları arasında doğa sorunlarına ilişkin adli ve idari mercilere başvuru yapılmasına yer verildiği, faaliyet alanının çevreyi koruma, doğa, eğitim, kültürel ve sosyal alanda yurt içi ve yurt dışı olarak belirlendiği görülmektedir. Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile, Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan bir alanın 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine karar verildiği, davacı Dernek tarafından ise diğer iddialarının yanında dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edilen alanda kurulması planlanan polipropilen üretim tesisinin yerleşim alanları içerisine kurulmasının plan kararlarına ve çevre düzeni planının genel hedefine aykırı olduğu, anılan tesise yaklaşık 10 km mesafede bulunan Mersin Tarsus Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesine yapılan ve yapılacak turizm yatırımlarının ve sahil kısmında bulunan kaplumbağa yuvalama alanlarının olumsuz etkileneceği, koruma altındaki carettaların yaşam alanlarının yok olacağı, yerleşim yerine bu kadar yakın bir kirletici sanayinin halk sağlığını tehdit edeceği, tesisin üreteceği kirli havanın rüzgarlarla civar yerleşimleri olumsuz etkileyeceği, ÇED raporunda denize deşarj edileceği ifade edilen kullanıma uygun olmayan suların deniz ekosistemini bozacağı ve Karaduvar bölgesinde yaygın olan balıkçılık sektörünü olumsuz etkileyeceği, ÇED raporunda ham su kaynağı olarak Deliçay deresi ve yeraltı sularının gösterildiği, bu durumun yeraltı su kalitesini olumsuz etkileyebileceği, taban suyunun tuzlanmasına yol açması halinde toprağın çoraklaşacağı, tuzlanma nedeniyle ürün ekimi tercihlerinin değişmek zorunda kalacağı, tesisin kurulması düşünülen bölge civarında bir çok sanayi tesisinin bulunduğu ve tüm bu tesislerin yaratacağı emisyon ve kirlilik değerlerinin kümülatif olarak değerlendirilmesi gerektiği, yer seçiminin hatalı olduğu gibi hususlar ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, genel olarak doğanın korunması ve çevre kirliliğinin engellenmesine yönelik hukuksal mücadele vermek amacıyla kurulan davacı Derneğin, kuruluş amacı doğrultusunda dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptalini istemekte subjektif dava açma ehliyetlerinin bulunduğu ve davalı idarelerin davanın ehliyet yönünden reddi gerektiğine ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. 2-.Davalı İdarelerin Süre İtirazının İncelenmesi Davalı idareler tarafından, davanın yasal süresi içinde açılıp açılmadığının resen incelenmesi talep edilerek, açılmamış ise süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 2. fıkrasında, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin (d) bendinde ise, 3. ve 5. maddelere uygun olmayan dava dilekçelerinin otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. 26/03/2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla dava açma süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu da dahil olmak üzere usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmuş, bu sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı, durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacağı, salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı'nın durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabileceği ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabileceği hüküm altına alınmış; 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01/05/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın 28/03/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler uyarınca dava açma süresi 15/06/2020 tarihine kadar durmakla birlikte davacı tarafından durma süresi içerisinde ve hatta dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın yayımından itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi içerisinde olacak şekilde 13/05/2020 tarihinde davanın açıldığı, bu davaya ilişkin dilekçenin Danıştay Onuncu Dairesinin 16/06/2020 tarih ve E:2020/2722, K:2020/1993 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, bu kararın davacıya 14/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacının otuz günlük sürenin son günü olan 14/10/2020 tarihinde yenileme dilekçesini verdiği görülmekte olup, davalı idarelerin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun "Özel endüstri bölgeleri" başlıklı 4/Ç maddesinin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, "Üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunan, arazi alanı yüz elli bin metrekareden büyük, kurulduğu dönemde geçerli olan imar plânları uyarınca gerekli izinleri alarak faaliyete geçmiş ve yeni yapılacak yatırım yeri için en az elli bin metrekare tevsi imkânı sağlayan alanlar veya üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunmayan, iki yüz bin metrekareden büyük alanlar gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine, Cumhurbaşkanınca özel endüstri bölgesi olarak ilan edilir. Özel endüstri bölgesi ilan edilecek alanlarda; a) Gerçekleştirme süresi beş yılı geçmemek üzere 213 sayılı Kanun uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranına göre güncellenmek kaydıyla en az dört yüz milyon Türk lirası tutarında yeni yatırım taahhüdünde bulunulması, b) Başvuru sahibi gerçek veya tüzel kişilerin, önerilen alanın en az %51’inin mülkiyetine ve/veya varsa süreleri ile sınırlı olmak kaydıyla irtifak hakkına veya kullanma iznine sahip olması, c) Yeni yatırıma ilişkin “ÇED Olumlu” kararı veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmış olması, şartları aranır..." hükmü yer almaktadır. 06/08/2019 tarih ve 30854 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, ÇED, çevresel etki değerlendirmesi olarak; (j) bendinde, özel endüstri bölgesi, önerilen alanın en az %51’inin mülkiyetine ve/veya varsa süreleri ile sınırlı olmak kaydıyla irtifak hakkına veya kullanma iznine sahip gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine ilan edilebilecek endüstri bölgesi olarak tanımlanmış; "Yer seçimi ve ilan" başlıklı 33. maddesinde ise, "(1) Bakanlıkça uygun bulunan başvurular için; bu Yönetmeliğin 5, 6 ve 7 nci maddelerinde açıklandığı şekilde yer seçimi etüdü yapılır ve özet değerlendirme raporu hazırlanır. (2) ÇED mevzuatı uyarınca “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmasının ardından; alanın, Cumhurbaşkanı kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesine karar verilir. (3) Başvuru sahibinin, Cumhurbaşkanı kararından önce özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanların yönetim ve işletilmesinden sorumlu olmak üzere 6102 sayılı Kanuna göre bir anonim şirket kurması zorunludur. (4) Özel endüstri bölgesi olarak ilan edilen alanlar yatırım için gerekli olan sosyal, idari, lojistik, ticari ve benzeri faaliyetler haricinde hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanılamaz." düzenlemesine yer verilmiştir. Hukuki Değerlendirme: 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi ve Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin 33. maddesi uyarınca, bir alanın Cumhurbaşkanı Kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edilebilmesi için bu alanda gerçekleştirilecek yeni yatırıma ilişkin olarak "ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı alınmış olması zorunludur. Bu zorunluluk çerçevesinde, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmeden önce söz konusu alanda, hisselerinin tamamı ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ait olan ... Petrokimya Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı verilmiş ve ÇED sürecinin tamamlanmasının ardından... tarih ve ... sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yazısı ile başvurunun Cumhurbaşkanlığı'na sunulması üzerine dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları karara ekli haritada gösterilen alan 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmiştir. Ancak bahsi geçen ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davalar neticesinde ... İdare Mahkemesince ... tarihinde verilen E:..., K:...; E:..., K:...; E:..., K:... sayılı kararlarla, gerçekleştirilmesi planlanan polipropilen üretimi faaliyetinin hammadde temininden itibaren tüm aşamalarının ÇED raporunda açık şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekirken projede birtakım belirsizlik ve eksiklikler bulunduğu, ÇED raporunda her ne kadar deniz alanında hiçbir faaliyette bulunulmayacağı belirtilmiş ise de, kurulması planlanan polipropilen üretim tesisinin faaliyete geçebilmesi için gerekli olan hammaddenin tesise ne şekilde getirileceğinin ÇED raporunda belirtilmediği, dolayısıyla hammaddenin tesise taşınması sırasında çevrenin nasıl etkileneceğine dair öngörünün belirsiz olduğu, ÇED raporunda belirtilen su ihtiyacının somut olarak hangi kaynaktan karşılanacağının belirsiz olduğu, Deliçay Deresiyle ilgili herhangi bir etüt çalışması yapılmadığı, bilirkişi raporunda akım gözlem istasyonu tarafından elde edilen verilere göre Deliçay deresinin sürekli akıma sahip bir dere olmadığı ve yılda en az altı ay boyunca su temin etmenin mümkün olmayacağının belirtildiği, proje sahibi tarafından su kullanımına ilişkin gölet projesi, yer altı suyu temini seçeneklerinden bahsedilmekle birlikte bu konuda hiçbir somut belirlemeye gidilmediği, üretim prosesine bağlı olarak oluşacak ve arıtma sonrası deniz ortamına bırakılacak atık suyun karakteristik özelliklerini belirleme çalışmaları yapılmadığı, Merkezi Atıksu Arıtma Tesisi Tip Proses Akım Şemasının bu tesisin atıksularını arıtmak için yeterli ve uygun arıtım proseslerine sahip olmadığı, bu konuda ÇED raporunda belirtilen fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma uygulanacağı ve gerekli mühendislik hizmetinin alınacağı şeklindeki taahhütlerin somut ve denetime elverişli olmadığı, söz konusu eksiklikler nedeniyle bilirkişilere projenin çevre üzerindeki olası olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının saptanabilmesi için değerlendirme yapılabilme olanağı bırakılmadığı, buna göre bilirkişi raporunda yer verilen tespitler bağlamında, belirtilen hususlarda çevrenin korunmasına yönelik somut çözümler ve gerekçeler üretmekten uzak ve yetersiz şekilde hazırlandığı anlaşılan ÇED raporuna dayalı olarak verilen "ÇED olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının iptaline karar verilmiş olup, ... İdare Mahkemesinin anılan kararları, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2021 tarih ve E:2021/5022, K:2021/10064; E:2021/6778, K:2021/10066 ve E:2021/5388, K:2021/10065 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleşmiştir. Yargı yerlerince hukuka aykırı bulunan idari işlemler hakkında verilen iptal kararları, varlıklarını hukuka uygunluk karinesinden yararlanmak suretiyle sürdüren idari işlemleri tesis edildikleri tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırır. Bir başka deyişle, yargı kararıyla iptal edilen idari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren tüm hüküm ve sonuçları ile ortadan kalkar. Dolayısıyla, yargı kararıyla iptal edilen idari işleme bağlı olarak tesis edilen diğer işlemler de hukuka aykırı hale gelir. İptal kararlarının bu özelliği, dava konusu idari tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmakta olup, iptal kararları, iptal edilmiş olan idari işlemi hukuk aleminde hiç doğmamış hale getirmektedir. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 17/02/2021 tarih ve E:2020/572, K:2021/305; 21/02/2022 tarih ve E:2021/1511, K:2022/548; 15/06/2022 tarih ve E:2021/2270, K:2022/2177 sayılı kararları da bu yöndedir. Bu durumda; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilen alanda gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı, kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşen yargı kararlarıyla iptal edilmiş olduğundan, tesis edildiği tarihten itibaren tüm hüküm ve sonuçları ile ortadan kalkmış ve hukuk aleminde hiç doğmamış hale gelmiştir. Dolayısıyla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği tarih itibarıyla da, özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesi istenilen alanda gerçekleştirilmesi planlanan yatırım projesine ilişkin olarak alınmış hukuka uygun bir ÇED Olumlu kararı bulunduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Bu haliyle, dava konusu 27/03/2020 tarih ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı tesis edilirken esas alınan ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının hukuka aykırılığının yargı kararıyla tespit edilerek iptal edilmiş ve tesis edildiği tarihten itibaren tüm hüküm ve sonuçları ile ortadan kalkarak hukuk aleminde hiç doğmamış hale gelmiş olması nedeniyle dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka uyarlık bulunmadığı ve iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 28/03/2020 tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan; Mersin İli, Akdeniz İlçesinde bulunan ve sınırları ekli haritada gösterilen alanın, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/Ç maddesi gereğince ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin 27/03/2020 tarih ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, davalı idareler yanında müdahil tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen ... TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen...TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta gideri avanslarından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya ve davalı idareler yanında müdahile iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/06/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun "Özel endüstri bölgeleri" başlıklı 4/Ç maddesinin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, "Üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunan, arazi alanı yüz elli bin metrekareden büyük, kurulduğu dönemde geçerli olan imar plânları uyarınca gerekli izinleri alarak faaliyete geçmiş ve yeni yapılacak yatırım yeri için en az elli bin metrekare tevsi imkânı sağlayan alanlar veya üzerinde kurulu sanayi tesisi bulunmayan, iki yüz bin metrekareden büyük alanlar gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine, Cumhurbaşkanınca özel endüstri bölgesi olarak ilan edilir. Özel endüstri bölgesi ilan edilecek alanlarda; a) Gerçekleştirme süresi beş yılı geçmemek üzere 213 sayılı Kanun uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranına göre güncellenmek kaydıyla en az dört yüz milyon Türk lirası tutarında yeni yatırım taahhüdünde bulunulması, b) Başvuru sahibi gerçek veya tüzel kişilerin, önerilen alanın en az %51’inin mülkiyetine ve/veya varsa süreleri ile sınırlı olmak kaydıyla irtifak hakkına veya kullanma iznine sahip olması, c) Yeni yatırıma ilişkin “ÇED Olumlu” kararı veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmış olması, şartları aranır..." hükmü yer almaktadır. 06/08/2019 tarih ve 30854 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, ÇED, çevresel etki değerlendirmesi olarak; (j) bendinde, özel endüstri bölgesi, önerilen alanın en az %51’inin mülkiyetine ve/veya varsa süreleri ile sınırlı olmak kaydıyla irtifak hakkına veya kullanma iznine sahip gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine ilan edilebilecek endüstri bölgesi olarak tanımlanmış; "Yer seçimi ve ilan" başlıklı 33. maddesinde ise, "(1) Bakanlıkça uygun bulunan başvurular için; bu Yönetmeliğin 5, 6 ve 7 nci maddelerinde açıklandığı şekilde yer seçimi etüdü yapılır ve özet değerlendirme raporu hazırlanır. (2) ÇED mevzuatı uyarınca “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınmasının ardından; alanın, Cumhurbaşkanı kararı ile özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesine karar verilir. (3) Başvuru sahibinin, Cumhurbaşkanı kararından önce özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanların yönetim ve işletilmesinden sorumlu olmak üzere 6102 sayılı Kanuna göre bir anonim şirket kurması zorunludur. (4) Özel endüstri bölgesi olarak ilan edilen alanlar yatırım için gerekli olan sosyal, idari, lojistik, ticari ve benzeri faaliyetler haricinde hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanılamaz." düzenlemesine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 11/09/2019 tarihli başvurusu üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından endüstri bölgeleri mevzuatı uyarınca gerekli iş ve işlemlerin gerçekleştirildiği, özel endüstri bölgesi olarak tescil edilmesi istenilen alanda hisselerinin tamamı ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ait olan ... Petrokimya Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının alındığı, ayrıca yukarıda anılan mevzuat çerçevesinde özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanda gerçekleştirilmesi planlanan yeni yatırıma ilişkin "ÇED Olumlu" kararı alınmış olması dışında aranan şartların da davalı idareler yanında davaya müdahale eden şirket tarafından sağlandığı, bunun üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının... tarih ve ... sayılı yazısı ile başvurunun Cumhurbaşkanlığı'na iletildiği ve dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği anlaşılmaktadır. Daire kararında belirtildiği gibi, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edilen alanda gerçekleştirilmesi planlanan projeye ilişkin ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği tarihten sonra verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...; E:..., K:...; E:..., K:... sayılı kararlarıyla, gerçekleştirilmesi planlanan polipropilen üretimi faaliyetinin hammadde temininden itibaren tüm aşamalarının ÇED raporunda açık şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekirken projede birtakım belirsizlik ve eksiklikler bulunduğu, ÇED raporunda her ne kadar deniz alanında hiçbir faaliyette bulunulmayacağı belirtilmiş ise de, kurulması planlanan polipropilen üretim tesisinin faaliyete geçebilmesi için gerekli olan hammaddenin tesise ne şekilde getirileceğinin ÇED raporunda belirtilmediği, dolayısıyla hammaddenin tesise taşınması sırasında çevrenin nasıl etkileneceğine dair öngörünün belirsiz olduğu, ÇED raporunda belirtilen su ihtiyacının somut olarak hangi kaynaktan karşılanacağının belirsiz olduğu, Deliçay Deresiyle ilgili herhangi bir etüt çalışması yapılmadığı, bilirkişi raporunda akım gözlem istasyonu tarafından elde edilen verilere göre Deliçay deresinin sürekli akıma sahip bir dere olmadığı ve yılda en az altı ay boyunca su temin etmenin mümkün olmayacağının belirtildiği, proje sahibi tarafından su kullanımına ilişkin gölet projesi, yer altı suyu temini seçeneklerinden bahsedilmekle birlikte bu konuda hiçbir somut belirlemeye gidilmediği, üretim prosesine bağlı olarak oluşacak ve arıtma sonrası deniz ortamına bırakılacak atık suyun karakteristik özelliklerini belirleme çalışmaları yapılmadığı, Merkezi Atıksu Arıtma Tesisi Tip Proses Akım Şemasının bu tesisin atıksularını arıtmak için yeterli ve uygun arıtım proseslerine sahip olmadığı, bu konuda ÇED raporunda belirtilen fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma uygulanacağı ve gerekli mühendislik hizmetinin alınacağı şeklindeki taahhütlerin somut ve denetime elverişli olmadığı, söz konusu eksiklikler nedeniyle bilirkişilere projenin çevre üzerindeki olası olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının saptanabilmesi için değerlendirme yapılabilme olanağı bırakılmadığı, buna göre bilirkişi raporunda yer verilen tespitler bağlamında, belirtilen hususlarda çevrenin korunmasına yönelik somut çözümler ve gerekçeler üretmekten uzak ve yetersiz şekilde hazırlandığı anlaşılan ÇED raporuna dayalı olarak verilen "ÇED olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal edilmiş ve anılan kararlar, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2021 tarih ve E:2021/5022, K:2021/10064; E:2021/6778, K:2021/10066 ve E:2021/5388, K:2021/10065 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleşmiştir. Bununla birlikte, iptal kararlarının gerekçesiyle bir bütün olduğu ve bu gerekçe dikkate alınarak uygulanması gerektiği de açıktır. Anılan iptal kararının incelenmesinden; ÇED Olumlu kararının, bir takım eksiklik ve belirsizlikler içeren ÇED raporuna dayalı olarak verilmesi nedeniyle iptal edildiği, bahse konu eksiklik ve belirsizliklerin ise her zaman düzeltilip giderilebilecek nitelikte olduğu görülmektedir. Bu durumda, uyuşmazlıkta, yukarıda anılan mevzuat çerçevesinde özel endüstri bölgesi olarak ilan edilecek alanda gerçekleştirilmesi planlanan yeni yatırıma ilişkin "ÇED Olumlu" kararı alınmış olması dışında aranan şartların tamamının müdahil şirket tarafından sağlandığı da dikkate alındığında; ilgili alanın özel endüstri bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılan işbu davanın esası hakkında karar verilmeden önce, ÇED Olumlu kararının iptaline ilişkin kesinleşen yargı kararındaki gerekçeler doğrultusunda eksiklik ve belirsizliklerin giderilip giderilmediğinin araştırılması, giderilmiş bulunması halinde -diğer koşulların tamamının sağlanması nedeniyle- davanın reddine karar verilmesi, giderilmemiş bulunmamakla birlikte giderilmesi amacıyla çalışmalara başlanması ve bu çalışmaların kesintisiz bir şekilde devam etmesi halinde bu hususun makul bir süre bekletici mesele yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği esnada hukuken geçerli bir şekilde mevcut olan ÇED Olumlu kararının daha sonraki bir tarihte iptal edilmesinin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nı tek başına hukuka aykırı hale getirmeyeceği, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.