6. Hukuk Dairesi 2024/1709 E. , 2025/1756 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/51 E., 2024/346 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/26 E., 2021/107 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihi…
**6. Hukuk Dairesi 2024/1709 E. , 2025/1756 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/51 E., 2024/346 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/26 E., 2021/107 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'nün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ve dava dışı ... arasında imzalanan 27.04.2015 tarihli Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, davalıya sözleşmede belirlenen daireleri teslim ettiğini, ancak davalının sözleşmenin ilgili "arsa sahiplerine ait harcamalar" başlıklı 8. maddesine aykırı olarak müvekkilince fatura edilmiş olan KDV bedelini ödemekten imtina ettiğini, alacağın gönderilen ihtarnameye rağmen ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği KDV alacağının bağımsız bölümlerin teslimi nedeniyle doğmuş KDV alacağı olup, bu hususa ilişkin sözleşmede herhangi bir düzenleme bulunmadığını, sözleşmede düzenleme yapılmış olsa dahi geçerli olmayacağını, müvekkilinin KDV ödeme yükümlüsü olmadığını savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli kararı ile dava konusu somut olayda KDV mevzuatının ilgili hükümleri gereğince KDV borcunun doğmuş olduğu, davacının sözleşmeye konu tesisleri tamamlayıp davalı yana teslim etmiş olması nedeniyle faturalara konu tutarları davalı yandan talep edebileceği, dolayısı ile davalının takibe itirazda haklı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli kararı ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu edimlerin katma değer vergisi doğurması söz konusu olamayacağından davacının bu çerçevede bu verginin doğduğunu ileri sürmesi yasal dayanaktan yoksun olduğu, diğer taraftan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin götürü bedelli sözleşme olduğu tartışmasız bulunduğuna göre yükleniciye ait bir edimin, sözleşme ile dahi olsa arsa maliklerine devrine de yasal olanak bulunmadığı, bu şekilde sözleşmenin 8. maddesinde yapılan düzenlemenin yazılmamış sayılması gerektiği, sırf bu şekilde sözleşmeye dercedilen vergi yükümlülüğü, zaten doğmamış bir vergi alacağının ödenmesi mükellefiyetini de getirmeyeceği gerekçesiyle davalı istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, davacının sözleşme maddesi uyarınca icra takibi başlattığı kötüniyetli olmadığından kötüniyet tazminatının reddine, davacı istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, davacı vekili temyiz istemi yönünden ise arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde kararlaştırılan götürü ücret bakımından yüklenici ücretin sonradan artırılmasını isteyemez ise de sözleşme serbestisi çerçevesinde bağımsız bölüm tesliminde KDV’nin arsa malikine ait olacağının kararlaştırılabileceği, bunun taraflar arasında hüküm ifade edip KDV alacaklısı kamu maliyesi için hüküm ifade etmeyeceği, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa maliklerine düşen bağımsız bölümlere ait KDV’nin arsa sahiplerine ait olduğunun kararlaştırıldığı, dosyada alınan bilirkişi raporunda KDV'nin davacı tarafından ödendiğinin tespit edildiği, davacı yüklenicinin sözleşmeye konu inşaatı tamamlayıp arsa malikine devretmesi nedeniyle ödediği KDV bedelini sözleşme hükümlerine istinaden arsa malikinden isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçeyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğundan asıl alacak miktarı üzerinden %20 icra inkâr tazminatına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilinin KDV ödeme yükümlülüğü olmadığını, b. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin götürü bedelli sözleşme olup yükleniciye ait edimin sözleşmeyle dahi arsa sahibine devredilemeyeceğini, c. KDV Uygulama Genel Tebliğ’inde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine ilişkin 8. maddenin açık olduğunu, arsa payı konut veya işyerinin müteahhide tesliminde vergi uygulanmayacağını, d. Yargıtay Hukuk Genel Kurul’nun 2014/718 E., 2015/1433 K. sayılı kararının açık olduğunu, e. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2020/900 E., 2022/459 K. sayılı dosyasında aynı mahiyetteki red kararı onandığını, aynı dosyada davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, f. Dava açılırken görevli mahkemede açılmadığından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı KDV alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.