Başvuru, tahliye talepleri ve tutukluluğa yönelik itirazların matbu gerekçelerle reddedilmesi, tutukluluğun makul süreyi aşması, mahkemece Yargıtay bozma ilamı tebliğ edilmeden ve duruşma yapılmadan görevsizlik kararı verilerek kanuni hakların kullanılmasının engellenmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tahliye talepleri ve tutukluluğa yönelik itirazların matbu gerekçelerle reddedilmesi, tutukluluğun makul süreyi aşması, mahkemece Yargıtay bozma ilamı tebliğ edilmeden ve duruşma yapılmadan görevsizlik kararı verilerek kanuni hakların kullanılmasının engellenmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/10/2013 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 25/8/2010 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı mülga Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi ile görevli) 27/8/2010 tarihli ve 2010/88 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK madde ile görevli) 18/10/2010 tarihli ve E.2010/496 sayılı iddianamesi ile başvurucunun “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesine kamu davası açılmıştır. Adana Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) başvurucu hakkında “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma” suçu yönünden açılan davayı tefrik ederek ayrı bir esasa (E.2011/76) kayıt etmiş ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçu yönünden E.2010/234 sayılı dosya üzerinden yürütülen yargılamada başvurucunun beraatine karar vermiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 24/3/2011 tarihli ve E.2011/76, K.2011/89 sayılı kararında başvurucu hakkında “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma” suçu yönünden Gaziantep ağır ceza mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Mahkeme, aynı kararda başvurucunun tutukluluğunun devamına da karar vermiştir. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin 2/4/2012 tarihli ve E.2011/167, K.2012/173 sayılı kararı ile başvurucunun “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma” suçundan 15 yıl hapis ve 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve “verilen hapis cezasının süresi ve kaçma şüphesi nazara alınarak” tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 28/3/2013 tarihli ve E.2012/20823, K.2013/2899 sayılı ilamında “... delillerin değerlendirilmesi ve sanıkların hukukî durumunun belirlenmesi görevinin özel yetkili Adana Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılama sürdürülerek hüküm kurul(duğu)” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay bozma ilamı sonrasında gerçekleştirdiği tensip incelemesi sonucunda verdiği 22/4/2013 tarihli ve E.2013/241, K.2013/274 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin Adana Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Mahkeme, aynı kararda başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Davaya bakan Adana Ağır Ceza Mahkemesi, E.2013/99 sayılı dosya üzerinden devam olunan yargılamada 25/7/2013 tarihli celsede, başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu karara itiraz etmiş, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin (12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı mülga Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi ile görevli) 11/9/2013 tarihli ve 2013/23 Değişik İş sayılı kararında “üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu gözetilerek, Adana Ağır Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararında bir isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 2/10/2013 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 11/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Adana Ağır Ceza Mahkemesi, 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile 5271 sayılı mülga Kanun’un maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine verdiği 10/3/2014 tarihli ve E.2013/99, K.2014/19 sayılı kararında görevsizlik kararı vererek dosyayı Gaziantep Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/167 sayılı dosyası üzerinden devam olunan yargılamada 11/4/2014 tarihli celsede başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu 18/4/2014 tarihinde karara itiraz etmiş, itirazı inceleyen Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi 22/4/2014 tarihli ve 2014/317 Değişik iş sayılı kararı ile başvurucunun adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir: “Sanıkların 27/08/2010 tarihinden itibaren atılı suçtan tutuklu bulunmaları, CMK’nun 102/2 fıkrası uyarınca tutuklamanın azami süresinin 5 yıl oluşu bu itibarla yaklaşık 4 yıldır tutuklu olan sanıklara yönelik uyuşturucu madde ticareti suçlaması dışındaki suç örgütü suçlarının vasıf değiştirmesi ihtimali ile AİHS’nin 5 md ile bir arada değerlendirildiğinde, adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasının daha uygun olacağı anlaşılmakla, mağduriyetine sebebiyet vermemek için...” Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin 25/12/2014 tarihli ve E.2014/167, K.2014/480 sayılı kararında başvurucunun “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan 15 yıl hapis ve 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dava, inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasındadır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” kenar başlıklı maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir: “(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(1)(2) (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz. (4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11 md.) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin olması, ... hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),...” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Tutukluluğun incelenmesi” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.”