Başvuru, haksız gözaltı ve tutuklama dolayısıyla ödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; haksız elkoyma tedbirinden kaynaklı tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, haksız gözaltı ve tutuklama dolayısıyla ödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; haksız elkoyma tedbirinden kaynaklı tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/2/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu bir soruşturma kapsamında 7/6/2004 tarihinde gözaltına alınmış, 9/6/2004 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve bu örgüte üye olmak suçundan kamu davası açılmıştır. Dava kapsamında 6/8/2004 tarihinde başvurucunun mal varlığına el konulmasına da karar verilmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada 5/10/2004 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Mahkeme 21/12/2006 tarihinde başvurucunun üzerine atılı suçlardan beraatine karar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Başvurucu hakkındaki elkoyma kararı kaldırılmıştır. Beraat kararının kesinleşmesi üzerine başvurucu; tutuklu kaldığı süre içinde maddi ve manevi zarara uğraması, çalışamamaktan kaynaklanan gelir kaybı, tutuklu kalması sebebiyle şirketine ait otelin satılması, balık çiftliğinin zarar görmesi, ceza davası nedeniyle vekil tayin ederek avukatlara ödemek zorunda kaldığı ücretler ve mal varlığına el konulması sebebiyle uğradığı maddi zararlar toplamı olarak 550 TL maddi ve 000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ederek tazminat davası açmıştır. Mahkeme haksız tutuklamaya ilişkin tazminat talebi yönünden davanın kabulüne ve başvurucuya759 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme elkoyma kararının 6/8/2004 tarihinde verildiğini, haksız elkoyma nedeniyle tazminat talebine ilişkin düzenlemenin 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile getirildiğini, bu tarihten önce haksız elkoyma nedeni ile tazminat talebine ilişkin düzenleme bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu bu kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 16/10/2017 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını maddi tazminat miktarını 219,86 TL şeklinde düzelterek onamıştır. Yargıtay Ceza Dairesi 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un maddesi ile 7/5/1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun'un yürürlükten kaldırıldığını, 5271 sayılı Kanun'un ila maddelerinde tazminat isteme koşulları ve sonuçlarının yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlendiğini ve 5320 sayılı Kanun'un maddesinde, 5271 sayılı Kanun'un ila madde hükümlerinin 1/6/2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağının, bu tarihten önceki işlemler hakkında ise 466 sayılı mülga Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının belirtildiğini, elkoymaya dayalı tazminat istemi 466 sayılı mülga Kanun'da düzenlenmediğinden mal varlığına el konulması nedeniyle açılan tazminat davasının genel hükümlere göre hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu 5/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 466 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Anayasa ve diğer kanunlarda gösterilen hal ve şartlar dışında yakalanan veya tutuklanan veyahut tutukluluklarının devamına karar verilen; Yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar kendilerine yazılı olarak hemen bildirilmiyen; Yakalanıp veya tutuklanıp da kanuni süresi içinde hâkim önüne çıkarılmıyan; Hâkim önüne çıkarılmaları için kanunda belirtilen süre geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetlerinden yoksun kılınan; Yakalanıp veya tutuklanıp da bu durumları yakınlarına hemen bildirilmiyen; Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen; Mahkûm olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan veya tutuklandıktan sonra sadece para cezasına mahkûm edilen kimselerin uğrıyacakları her türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir." 5320 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "(1) Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümleri, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır. (2) Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." 5320 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " (1) 1 Haziran 2005 tarihi itibarıyla;...c) 1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun,...Bütün ek ve değişiklikleriyle birlikte yürürlüktenkaldırılmıştır.(2) Bu Kanunun 6, 8 ve 12 nci maddelerinde öngörülen yürürlük ve uygulamaya ilişkin hükümler saklıdır." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 28/12/2015 tarihli ve E.2015/833, K.2015/869 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Açıklanan yasal düzenlemelere bakıldığında; eşyaya haksız el konulması durumunda 466 sayılı Kanun’da açık bir düzenleme yer almadığı gibi eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda da açık bir yasal düzenlemeye yer verilmediğinden söz konusu davalar dava değerine göre genel mahkemelerde ve tazminat hukuku ilkelerine göre görülmesi gerekir. 5271 ve 5320 sayılı Kanunlar ile 1/6/2005 tarihinden sonra ise; suç soruşturması ve kovuşturması sırasında eşya veya malvarlığı değerlerine koşulları oluşmadığı halde haksız olarak el konulan kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebileceği ve bu davalara ağır ceza mahkemesinde bakılacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir.Olayda, 22/9/2004 tarihinde, 1/6/2005 tarihinden önce davacıya ait araca haksız olarak el konulduğu gerekçesiyle davanın açıldığı, açılan bu davanın 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 'Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat' başlıklı maddesindeki açık hüküm karşısında ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmemekle birlikte 1/6/2005 tarihinden önceki işlemlere uygulanacağı belirtilen 466 sayılı Kanun’da da düzenlenmediği için yine adli yargı içinde genel hükümlere ve dava değerine göre genel hukuk mahkemelerince bakılacağı açıktır.Ayrıca her ne kadar Yargıtay Ceza Dairesi bozma ilamında; haksız el koyma işleminin gerçekleştiği tarihte 466 sayılı Kanun kapsamında bu konuya ilişkin bir düzenleme olmadığından idari yargıda dava açılması gerektiği yönünde gerekçe belirtmiş ise de; yukarıda açıklanan nedenlerle bozma ilamındaki gerekçeye itibar edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, Mardin İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile Mardin Ağır Ceza Mahkemesinin ... kararının kaldırılması gerekmiştir."