12. Ceza Dairesi 2020/11881 E. , 2024/4654 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/137 E, -2016/54 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkem
**12. Ceza Dairesi 2020/11881 E. , 2024/4654 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/137 E, -2016/54 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 53/6.maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteminin; sanığın tali kusurlu olduğu kaza nedeniyle teşdid derecesinde alt sınırdan uzaklaşılarak fazla ceza verildiği, sanığın kendi gözünü ve evladının da öldüğü trafik kazasında acı ve elem içerisinde olup verilen cezanın fazla olduğu, sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmemesinin veya adli para cezasına çevrilmemesinin hatalı olduğuna ilişkindir. Katılanlar vekilinin temyiz isteminin; süre tutum dilekçesi ile kararın temyiz istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 10.02.2015 günü saat 14:05 sıralarında gündüz vakti, olay mahalli 90 km/s azami hız limiti bulunan, meskun mahal dışında, 7 m genişliğinde, iki yönlü asfalt kaplama olan il yolunda, “devamlı viraj” levhası mevcut, yol yüzeyi ıslak, hava durumu yağmurlu olduğu, sanık sürücü ...'in sevk ve idaresindeki 60 ET ... plakalı otomobil ile Zile istikametinden Turhal istikametine seyri sırasında olay yerine geldiğinde karşı yönden gelen sürücü ... idaresindeki 60 DY ... plakalı otomobil ile çarpışması neticesinde biri sanığın öz oğlu olmak üzere üç kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde kaza tespit tutanağında; 60 ET ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nın 56/1-a maddesinde yer alan şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak maddesini ihlal ettiği, 60 DY ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise normal şeridinde seyrettiği ve herhangi bir kural ihlalinin olmadığının belirtildiği, Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İstisas Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 18.09.2015 tarihli rapora göre; sanık sürücü ...'in sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti meskul mahal dışında iki yönlü yolda seyri sırasında geldiği olay yerinde direksiyon hakimiyetine ve aracını kendi seyir yönüne ayrılmış şerit üzerinde tutmaya gerekli önem ve özeni göstermediği, sevk idare hatasıyla aracının karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şeride geçip burada karşı yönden nizami şeridinde gelmekte olan otomobil ile çarpışmasıyla meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğu, diğer sürücü ...'ın ise sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti meskul mahal dışında iki yönlü yolda iki ayrı yolda kendi seyir yönüne ayrılmış nizami şeridinden seyiri sırasında geldiği olay yerinde karşı yönden şerit ihlaliyle gelen otomobil ile çarpışmasıyla meydana gelen olayda kazaya etken kural ihlali bulunmadığından kusuru olmadığının mütalaa edildiği, Yerel Mahkemece dosya kapsamında müşterek rapor verildiği, bu nedenle meydana gelen taksirli olayda sanık ... dışında kazaya müessir başka bir kişinin bulunmadığı, tek başına kusurlu olduğu ve meydana gelen ölümlerden taksir derecesinde tam sorumluluğunun bulunduğu yönünde kanaate varılmış olduğu, sanığın taksirli eylemi ile her ne kadar öz oğlunun ölümüyle sonuçlanmışsa da, 5237 Sayılı TCK'nun 22/6 maddesinin uygulanabilmesi için, fiilden dolayı münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu itibariyle zararlı neticenin meydana gelmiş olması gerektiği, böyle bir netice ile birlikte söz konusu durumlara ilişkin bulunmayan başka bir neticenin de meydana gelmiş olması halinde anılan fıkra ile uygulama yapılamayacağı, bu durumun TCK'nın 61. maddesi uyarınca cezanın tayininin gözetilmesi esnasında değerlendirildiği anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR 5237 sayılı TCK.nun 22/6. maddesi uyarınca taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak şekilde mağdur olmasına neden olmuş ise bu durumda ceza verilemeyeceğini belirtmektedir. Dava kapsamında vefat eden ... dosya içerisinde bulunan onaylı nüfus kaydı içeriğine göre sanık ...'in öz oğlu olduğu, Yerel mahkemece müşahade edildiği üzere, sanık ... meydana gelen ölümlerden oldukça üzgün olduğunun aşamalarda verdiği savunmalarında "olayda keşke ben ölseydim" şeklinde sözler sarfettiği, TCK'nın 22/6.maddesinin uygulanabilmesi için fiilin neden olduğu neticenin münhasıran, failin kişisel ve ailevi durumu bakımından mağdur olmasına yol açması zorunlu olup böyle bir netice ile birlikte söz konusu durumlara ilişkin bulunmayan başka bir neticenin de meydana gelmiş olması halinde anılan fıkra ile uygulama yapılamayacağı değerlendirilmekle mahkemece TCK'nın 61. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen cezanın tayininde bu durumun gözetildiği anlaşılmakla, tebliğnamede üç kişinin ölümüyle sonuçlanan olayın nedensel sürecinde, asli kusur altında, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla etkili olan sanık hakkında fiilinin ağırlığıyla orantılı yüksek bir cezaya hükmedilmesi gerekirken; cezanın niceliği düşük tutularak TCK'nın 3/1, 22/4, 61/1-f maddesine aykırılığa yol açılması gerekçesiyle bozma öneren görüşe mahkemenin kabul ve gerekçesine göre iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Zile Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde karar verildi.