Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/7534 E. , 2024/5001 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/7534 Karar No : 2024/5001 DAVACILAR : 1- ...Limited Şirketi 2- ... Limited Şirketi 30- ... Yapı Denetim Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : 05/02/2008 tarihli ve 26778 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğine 07.09.2023 günlü, 32302 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanan Yapı Dene…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/7534 E. , 2024/5001 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/7534 Karar No : 2024/5001 DAVACILAR : 1- ...Limited Şirketi 2- ... Limited Şirketi 30- ... Yapı Denetim Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : 05/02/2008 tarihli ve 26778 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğine 07.09.2023 günlü, 32302 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile eklenen "Mücbir durumlar" başlıklı geçici 17. maddesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 12. maddesinde düzenlenen hususların, kanun koyucu tarafından açık, net ve anlaşılabilir şekilde belirlenmediği, kanuni düzenleme ile genel çerçeve çizilmeksizin idareye tanınan düzenleme yetkisinin çalışma ortamını güvensiz ve belirsiz hale getirdiği, idarenin kanuniliği ilkesi gereği, yapı denetim kuruluşlarının görevleri ile çalışma usul ve esaslarının, sınıflandırılmasının, kuruluşlar arasında iş dağılımının yönetmelikle düzenlenmesinin Anayasanın 123. maddesine aykırı olduğu; yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık, net ve anlaşılabilir, uygulanabilir olması gerektiğinden Anayasanın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği ve bahsedilen nedenlerle 4708 sayılı Kanunun 12. maddesinin, Anayasanın 2., 7., 8. ve 123. maddelerine aykırı olduğu iddialarıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, dava konusu Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğine eklenen geçici 17. maddenin, tamamen varsayıma ve tahmine dayalı düzenlendiği, davalı idare tarafından yapı denetim sistemine, belediyeler tarafından bildirilen işlerin her yıl Aralık ayı verisi baz alınarak yeni yapı denetim firması açılıp açılmamasına karar verildiği, dava konusu düzenlemede ise 06/02/2023 tarihindeki büyük deprem sonrasında, ileri dönemlerde denetime tabi inşaatlarda yoğunluk oluşabileceği varsayımı ile, ilgili Yönetmeliğin 12. maddesinin 3. fıkrasında belirlenen o ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısının % 10'u sayıda kuruluşa daha yapı denetim izni verileceğinin düzenlendiği, bu düzenleme ile ilk defa yıl sonunda aktif metrekare üzerinden hesaplama yapmak yerine ileride oluşabilecek iş yoğunluğu tahminleri üzerinden yapı denetim kuruluşu açılmasına karar verildiği, bu madde ile davacıların bulunduğu Kahramanmaraş ili için mevcut yapı denetim firmalarının % 10 u kadar (4 adet) daha açılmasının olanaklı hale geldiği, yapı denetim şirketi fazlalığı mevcut iken 4 firmanın daha açılmasının kamu yararı açısından hukuka uygun olmadan, deprem sonrası Kahramanmaraş ilinde toplam 10.000.000 m2 inşaat alanlı işin TOKİ tarafından ve yapı denetim kuruluşlarının denetimi dışında yapılacağı, dolayısıyla yeni yapı denetim kuruluşuna ihtiyaç olmadığı, ortada mücbir bir durumun bulunmadığı, dava konusu düzenlemenin; 4708 sayılı Kanunda yer alan adil iş dağılımı ilkesine aykırı olduğu, geçici nitelikte olmadığı ve Yönetmeliğin diğer hükümleriyle çeliştiği, davalı idare tarafından tutulan ulusal yapı denetim sisteminde yer alan kayıtların fiili durumu yansıtmadığı, halihazırda Kahramanmaraş'ta yapı denetim izni alan kuruluşların %33 kapasiteyle çalıştığı, uyuşmazlığın, yapı denetim kuruluşlarının gerçekte denetledikleri ile YDS sistemindeki görünen denetlenen alanın farklı olmasından kaynaklandığı, fiziki olarak tamamlanmış ve denetim faaliyeti bitmiş inşaatların, ruhsat alınıp yapımından vazgeçilmiş inşaatların, imar barışı ile iskan almış ve gerçekte denetim süreci bitmiş inşaatların, iskan almamış ama halihazırda kullanımda olan yapıların, denetim faaliyeti tamamlanmış ancak sözleşmeleri feshedilmiş inşaatların, proje müelliflerince sisteme hatalı girilen inşaatların ve gerçekte denetim işlemleri sona ermiş ve tamamlanmış inşaatların, ulusal yapı denetim sisteminde gerçekçi değerlere göre güncellenmemesinden ve bir süzgeçten geçirilmemesi nedeniyle gerçeklikten ve bilimsellikten uzak rakamların ortaya çıktığı, davalı idarenin bu rakamlarla hareket ettiği, sonuç itibarıyla deprem bölgelerinde yeni yapı denetim kuruluşlarına ihtiyaç bulunmadığı ve davalı idare tarafından baz alınan inşaat alanının kabul edilemez boyutta olduğu, dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği ileri sürmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı tarafından, usul açısından davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılmasının gerektiği, esas açısından 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 12. maddesinin Bakanlıklarına verdiği yetkiyle, bir ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısının Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin 12. maddesinin 3. fıkrasında düzenlendiği, ancak 06/02/2023 tarihinde Kahramanmaraş ilinin Elbistan ve Pazarcık ilçeleri merkezli meydana gelen depremlerden etkilenen illerden yapı stokunun en az %20'si kullanamayacak durumda olan illerde meydana gelen afet dolayısıyla yapı denetim kuruluşlarının yaşaması muhtemel tahkikatlar ve alması muhtemel idari müeyyideler ile bölgede yaraların sarılması için yapım işlerinde yaşanması olası artışlar göz önünde bulundurularak dava konusu Yönetmelik hükmünün getirildiği, söz konusu düzenlemenin getirilmesinin "buradaki yapıların büyük bölümünün deprem nedeniyle hasar görmesi nedeniyle büyük bir inşaat alanının denetimle karşı karşıya kalacak olması, ve mevcut yapı denetim kuruluşlarının haklarında yürütülen adli ve idari soruşturmalar nedeniyle denetim görevinin yerine getirilemeyecek olması" şeklinde iki önemli sebebinin bulunduğu, hem artan denetlenen inşaat alanı hem mevcut yapı denetim kuruluşlarının bir kısmının yeni bir yapının denetim görevini yerine getiremeyecekleri ve hasar gören yapıların bir an önce inşa edilmesi gerektiği hususları göz önünde bulundurularak, bu özel duruma binaen söz konusu ilde yaşayan vatandaşların mağduriyet yaşamaması için mevcut kotanın %10'u sayıda yeni yapı denetim kuruluşuna izin belgesi verilmesi için özel bir düzenleme yapıldığı, söz konusu düzenlemenin Kahramanmaraş depreminin etkilerinin giderilmesi amacıyla yeni yapılacak yapıların denetiminde zafiyet denetim eksikliği olmaması ve 4708 sayılı Kanunun amacına yönelik olarak kamu yararı amacıyla yapılan bir düzenleme olduğu ve hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, 07.09.2023 tarihli, 32302 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğine eklenen geçici 17. maddenin iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmadığından ve dava süresinde olduğundan esasın incelenmesine geçilmiştir. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun amacı; can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." hükmü, 2. maddesinde, "Bu Kanun kapsamına giren her türlü yapı; Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile çalışan ve münhasıran yapı denetimi ile uğraşan tüzel kişiliğe sahip yapı denetim kuruluşlarının denetimine tabidir..." hükmü, 12. maddesinin 2. fıkrasında, "İlgili idarelerin bu Kanunda belirtilen hususlara ilişkin görevleri ile çalışma usul ve esasları; yapı denetim kuruluşlarının sınıflandırılması, kuruluşlar arasında adaletli iş dağılımını temin etmek üzere bir ilde faaliyet gösterebilecek olan yapı denetim kuruluşu ve laboratuvar kuruluşu sayısının belirlenmesi ile kuruluş safhasında sahip olunması gereken asgarî nitelikler; yapı denetim izin belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin şartlar, yapı denetim kuruluşları ve laboratuvarların görevleri ile çalışma usul ve esasları; denetçi belgesi verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile yapı denetim ve laboratuvar kuruluşlarında görev alacak personelde aranacak nitelik, tecrübe ve bunların istihdam şartları ile görev ve sorumlulukları; diğer yapı sorumlularının nitelikleri, görevleri ile çalışma usul ve esasları; Merkez ve İl Yapı Denetim Komisyonunun görevleri ile çalışma usul ve esasları; yapı denetimi hizmet sözleşmesine ve feshine ilişkin esaslar; hizmet bedelinin ödenmesi, beton deneyine ilişkin laboratuvarca verilen hizmetlerin azami bedeli ve bu bedelin kimin tarafından karşılanacağı, bu Kanun uyarınca denetlenerek inşa edilen yapılara bina kimlik sertifikası verilmesi ve düzenlenecek meslek içi eğitimlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmeliklerle düzenlenir." hükmü yer almaktadır. Kanun uyarınca çıkarılan ve 05.02.2008 tarihli, 26778 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin "Yapı denetim kuruluşunun yetki sınırı" başlıklı 11. maddesinde, "Yapı denetim kuruluşunun denetleyebileceği toplam yapı inşaat alanı 360.000 m2’yi geçemez. Ancak yapı denetim kuruluşunun üzerinde bulunan işlerin toplamı denetleme yetki sınırını aşmamış ise, görevlendirileceği (Değişik ibare:RG-30/5/2019-30789) Bakanlıkça esasları belirlenen son iş ile toplam yapı inşaat alanı sınırının kuruluş için aşılabilmesi mümkün olmakla birlikte kendileri için belirlenen yetki sınırının altına düşene kadar başkaca bir yapının denetim işini üstlenemezler." kuralına "Yapı denetim kuruluşuna izin belgesi verilmesi" başlıklı 12. maddesinin 3. fıkrasında, "Merkez Yapı Denetim Komisyonunca Kanunun uygulandığı her il için o ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısı hesap edilir. Bu sayı, o ilde hesap tarihi itibarıyla toplam denetlenen inşaat alanının kuruluş yetki sınırı olan 360.000 m2’ye bölünmesi ve elde edilen sonucun % 10’u oranında artırılmasıyla bulunur. Küsuratlar, bir üst tam sayıya tamamlanır. Bir ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısı beşten az olamaz." kuralına, 4. fıkrasında, "Bir il için belirlenen yapı denetim kuruluşu sayısı o ilde faaliyet gösteren kuruluş sayısından fazla ise izin belgesi için yapılan başvurular, Merkez Yapı Denetim Komisyonunca değerlendirmeye alınır. Aksi hâlde, başvurular her il için sıraya konulmak suretiyle üçüncü fıkraya göre belirlenen kuruluş sayısının uygun olmasına kadar bekletilir. Belirtilen durumlar dışında, o il dâhilinde yeni yapı denetim kuruluşuna izin belgesi verilmez." kuralına yer verilmiştir. Yönetmeliğin dava konusu olan "Mücbir durumlar" başlıklı geçici 17. maddesi ise "6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinin Elbistan ve Pazarcık İlçeleri merkezli meydana gelen iki büyük deprem sonrasında, Bakanlıkça yürütülen hasar tespit çalışmaları sonucunda ildeki inşası tamamlanarak kullanıma açılan yapılardan en az %20’sinin kullanılamaz (orta hasarlı, ağır hasarlı, acil yıkılacak ve yıkık) durumda olduğunun tespit edilmesi halinde, bu durumdaki her bir il için bir kereye mahsus ikiden az olmamak üzere 12 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca belirlenen o ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısının %10’u sayıda (küsuratlar bir üst tam sayıya tamamlanır) kuruluşa daha Merkez Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Bakanlıkça yapı denetim izin belgesi verilir." şeklindedir. Kanun'un 12. maddesinde, kuruluşlar arasında adaletli iş dağılımını temin etmek üzere bir ilde faaliyet gösterebilecek olan yapı denetim kuruluşu sayısının belirlenmesi Bakanlıkça hazırlanan yönetmeliğe bırakılmış, Bakanlık tarafından çıkarılan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde de yapı denetim kuruluşunun en fazla denetleyebileceği toplam inşaat alanı belirlenerek bir yapı denetim kuruluşunun denetleyebileceği toplam yapı inşaat alanı 360.000 m2’yle sınırlandırılmış, faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısının, o ilde hesap tarihi itibarıyla toplam denetlenen inşaat alanının kuruluş yetki sınırı olan 360.000 m2’ye bölünmesi ve elde edilen sonucun % 10’u oranında artırılmasıyla bulunacağı belirtilmiş, bu hesaplama suretiyle belirlenen yapı denetim kuruluşundan daha fazla yapı denetim kuruluşuna izin verilmeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla Kanun'da öngörülen adaletli iş dağılımının temin edilmesi için, il bazında yapı denetim kuruluş sayısının beşten az olmaması şartıyla, bir denetim kuruluşunun en fazla denetleyebileceği bu toplam inşaat alanına göre faaliyetine izin verilebilecek yapı denetim kuruluşunun sayısının belirlenmesine ilişkin bir kural getirilmiştir. Denetlenmesi gereken inşaat alanın arttığının tespiti durumunda, yapı denetim kuruluşunun sayısının arttırılması da mümkündür. Uyuşmazlığa konu Yönetmeliğin geçici 17. maddesi ile ise Elbistan ve Pazarcık İlçeleri merkezli meydana gelen iki büyük deprem neden gösterilmiş ve yapılardan en az %20’sinin kullanılamaz (orta hasarlı, ağır hasarlı, acil yıkılacak ve yıkık) hale geldiği tespitinin yapılması suretiyle o ilde faaliyet gösteren yapı denetim kuruluşu sayısının %10’u oranında daha arttırılmasına ilişkin düzenlenme yapılmış, böylece Yönetmelikte belirlenen kurala istisna getirilerek yapı ruhsatı alınmış olan ve denetlenmesi gereken inşaat alanı tespiti yapılmaksızın, denetime tabi inşaat alanının artacağı tahmini üzerinden faaliyet gösterecek yapı denetim kuruluşunun sayısı arttırılmıştır. Davacı Kahramanmaraş ilinde, aktif yapı denetim kuruluşu sayısında fazlalık olduğunu ve yeni kuruluşa ihtiyaç bulunmadığını, mevcut yapı denetim kuruluşlarının denetim yetki alanlarının %70'inin boş durumda olduğunu, zaten 10.000.000 m2 den fazla yeni inşaatın yapı denetim kuruluşlarının denetimi dışında yapılacağını, anılan düzenleme ile adil iş dağılımının temin edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmesine rağmen davalı idare tarafından, savunma dilekçesinde, bu hususlara ilişkin somut bir saptama yapılmaksızın, deprem nedeniyle denetlenecek inşaat alanının arttığı, mevcut yapı denetim kuruluşlarının bir kısmının izin belgelerinin geri alınması ve personelin yetersiz kalması nedeniyle denetim görevini yerine getiremeyeceği, bir an önce hasar gören yapıların inşa edilmesi gerektiği ileri sürülerek mevcut kotanın %10'u sayıda yeni yapı denetim kuruluşuna izin verilmesine yönelik düzenlemenin getirildiği belirtilmektedir. Hukuk devletinin varlığının ön koşulu, hukuki belirlilik ve güvenilirlik ilkeleridir. Kişilerin geleceğini öngörebilmeleri ve her türlü faaliyetlerini buna göre planlayıp yürütmelerini sağlanmaya yönelik olan bu ilke, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Bunun için de hukuk kuralları genellik, açıklık, öngörülebilirlik, çelişmezlik, süreklilik kriterlerini taşımalıdır. Hukuki güvenilirlik ilkesi kapsamında düzenleyici işlemlerin de yer aldığına kuşku bulunmamakta olup anılan işlemlerin, mevcut durumda ne tür sonuçlar doğurabileceği öngörülerek kurallar belirlenmeli ve gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Yukarıda yer verilen Yönetmelikte, ilde faaliyet göstermesi gereken yapı denetim kuruluşunun sayısına ilişkin kuralların belirlendiği ve denetim faaliyetinin ülke genelinde yeknesak ve düzgün, aynı zamanda haksız rekabet koşullarına da yol açmayacak şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla yapı denetim kuruluşları için bir kota uygulandığı, inşaat alanının artması durumunda faaliyet gösterecek denetim kuruluşunun sayısının arttırılmasının mümkün olduğu, bu itibarla deprem bölgesinde de Yönetmelik uyarınca somut veriler ortaya konularak yapı denetim kuruluşu sayısının arttırılabileceği, dava konusu Yönetmelik kuralıyla ise bu konudaki diğer Yönetmelik kurallarının uygulamasının haklı gerekçelere dayanmaksızın etkisizleştirilmesi suretiyle doğrudan yapı denetim kuruluşunun sayısının arttırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hukuki güvenirlilik ilkesine aykırı ve Kanun'da hükme bağlanan adaletli iş dağılımının sağlanmasının belirsizleştirilmesine yönelik olarak Yönetmelikte öngörülen diğer kuralın uygulanmasının bertaraf edilmesine ve doğrudan yapı denetim kuruluşunun sayısının arttırılmasına ilişkin dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan deprem bölgesinde, yapı denetim kuruluşunun sayısının %10 oranında arttırılmasının yeterli olamayabileceği gibi yapılacak yapıların yapı denetimine tabi olmaması durumunda arttırılan yapı denetim kuruluşları nedeniyle mevcut kuruluşların yeterli iş alamaması durumunun da doğabileceği, ayrıca mücbir sebep nedeniyle faaliyetine izin verilen yapı denetim kuruluşlarının belirli bir süre sonra denetim izin belgelerinin iptal edileceğine ilişkin düzenlemeye yer verilmediğinden anılan denetim kuruluşlarının geçici süreyle kurulduğundan da söz edilemeyeceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptalinin gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 05/02/2008 tarihli ve 26778 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğine, 07.09.2023 günlü, 32302 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile eklenen "Mücbir durumlar" başlıklı "6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinin Elbistan ve Pazarcık İlçeleri merkezli meydana gelen iki büyük deprem sonrasında, Bakanlıkça yürütülen hasar tespit çalışmaları sonucunda ildeki inşası tamamlanarak kullanıma açılan yapılardan en az %20’sinin kullanılamaz (orta hasarlı, ağır hasarlı, acil yıkılacak ve yıkık) durumda olduğunun tespit edilmesi halinde, bu durumdaki her bir il için bir kereye mahsus ikiden az olmamak üzere 12 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca belirlenen o ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısının %10’u sayıda (küsuratlar bir üst tam sayıya tamamlanır) kuruluşa daha Merkez Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Bakanlıkça yapı denetim izin belgesi verilir." şeklindeki geçici 17. maddenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı; can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." şeklinde belirlenmiş, 2. maddesinde ise, "Bu Kanun kapsamına giren her türlü yapı; Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile çalışan ve münhasıran yapı denetimi ile uğraşan tüzel kişiliğe sahip yapı denetim kuruluşlarının denetimine tabidir." kuralına yer verilmek suretiyle yapı denetim kuruluşlarının görev alanı düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 12. maddesinin 2. fıkrasında "İlgili idarelerin bu Kanunda belirtilen hususlara ilişkin görevleri ile çalışma usul ve esasları; yapı denetim kuruluşlarının sınıflandırılması, kuruluşlar arasında adaletli iş dağılımını temin etmek üzere bir ilde faaliyet gösterebilecek olan yapı denetim kuruluşu ve laboratuvar kuruluşu sayısının belirlenmesi ile kuruluş safhasında sahip olunması gereken asgarî nitelikler; yapı denetim izin belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin şartlar, yapı denetim kuruluşları ve laboratuvarların görevleri ile çalışma usul ve esasları; denetçi belgesi verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile yapı denetim ve laboratuvar kuruluşlarında görev alacak personelde aranacak nitelik, tecrübe ve bunların istihdam şartları ile görev ve sorumlulukları; diğer yapı sorumlularının nitelikleri, görevleri ile çalışma usul ve esasları; Merkez ve İl Yapı Denetim Komisyonunun görevleri ile çalışma usul ve esasları; yapı denetimi hizmet sözleşmesine ve feshine ilişkin esaslar; hizmet bedelinin ödenmesi, beton deneyine ilişkin laboratuvarca verilen hizmetlerin azami bedeli ve bu bedelin kimin tarafından karşılanacağı, bu Kanun uyarınca denetlenerek inşa edilen yapılara bina kimlik sertifikası verilmesi ve düzenlenecek meslek içi eğitimlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmeliklerle düzenlenir." hükmü yer almaktadır. 4708 sayılı Kanunun uygulanması amacıyla çıkarılan ve 05.02.2008 tarihli, 26778 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin "Yapı denetim kuruluşunun yetki sınırı" başlıklı 11. maddesinde "yapı denetim kuruluşunun denetleyebileceği toplam yapı inşaat alanı 360.000 m2’yi geçemez. Ancak yapı denetim kuruluşunun üzerinde bulunan işlerin toplamı denetleme yetki sınırını aşmamış ise, görevlendirileceği (Değişik ibare:RG-30/5/2019-30789) Bakanlıkça esasları belirlenen son iş ile toplam yapı inşaat alanı sınırının kuruluş için aşılabilmesi mümkün olmakla birlikte kendileri için belirlenen yetki sınırının altına düşene kadar başkaca bir yapının denetim işini üstlenemezler." kuralına "Yapı denetim kuruluşuna izin belgesi verilmesi" başlıklı 12. maddesinin üçüncü fıkrasında "(Değişik:RG-29/12/2018-30640) Merkez Yapı Denetim Komisyonunca Kanunun uygulandığı her il için o ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısı hesap edilir. Bu sayı, o ilde hesap tarihi itibarıyla toplam denetlenen inşaat alanının kuruluş yetki sınırı olan 360.000 m2’ye bölünmesi ve elde edilen sonucun % 10’u oranında artırılmasıyla bulunur. Küsuratlar, bir üst tam sayıya tamamlanır. Bir ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısı beşten az olamaz." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında ise sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, dava konusu yönetmelik hükmünün, 07.09.2023 günlü Resmi Gazetede yayımlandığı, davanın ise 02.10.2023 tarihinde ve süresinde açıldığı anlaşılmış olup, davalı idarenin süreye ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: 1-Anayasaya aykırılık iddiasının incelenmesi: Davacı tarafından; 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 12. maddesinde düzenlenen hususların, kanun koyucu tarafından açık, net ve anlaşılabilir şekilde belirlenmediği, kanuni düzenleme ile genel çerçeve çizilmeksizin idareye tanınan düzenleme yetkisinin çalışma ortamını güvensiz ve belirsiz hale getirdiği, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık net ve anlaşılabilir ve uygulanabilir olması gerektiğinden 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 12. maddesinin 2. fıkrasının Anayasanın 2., 7., 8. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; anılan Kanun hükmünün ilgili Anayasa hükümleri ile birlikte incelenip değerlendirilmesi sonucunda, 4708 sayılı Kanunda belirtilen genel çerçeve ve esaslar doğrultusunda, ayrıntı ve uzmanlık gerektiren konuların yönetmelikle düzenlenmesi konusunda yetki verilmesinde kanunilik ilkesine dolayısıyla Anayasa’ya aykırılık bulunmadığından, davacının anılan maddeye ilişkin Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. 2-Dava konusu edilen Yönetmelik düzenlemesinin incelenmesi: Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; yapı denetimi sisteminin; denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararların önlenmesi, imar mevzuatı kapsamında denetim ve uygulama sorumluluğu bulunan kişi ve idarelerin görevlerini yerine getirmedeki eksiklik ve aksaklıklardan kaynaklanan ve özellikle yaşanan depremler sonrasında meydana gelen can ve mal kayıpları, denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararların önlenmesi, can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması ve kamusal bir ihtiyacın karşılanması amacıyla getirildiği, bir ilde faaliyet gösterebilecek olan yapı denetim kuruluş sayısının yönetmelik ile belirleme yetkisinin davalı idareye verildiği ve davalı idarece yönetmelik ile; Merkez Yapı Denetim Komisyonunca Kanunun uygulandığı her il için o ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısı hesap edileceği, bu sayının, o ilde hesap tarihi itibarıyla toplam denetlenen inşaat alanının kuruluş yetki sınırı olan 360.000 m2’ye bölünmesi ve elde edilen sonucun % 10’u oranında artırılmasıyla bulunacağı kuralının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu düzenleme ile de: "6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinin Elbistan ve Pazarcık ilçeleri merkezli meydana gelen iki büyük deprem sonrasında, Bakanlıkça yürütülen hasar tespit çalışmaları sonucunda ildeki inşası tamamlanarak kullanıma açılan yapılardan en az %20’sinin kullanılamaz (orta hasarlı, ağır hasarlı, acil yıkılacak ve yıkık) durumda olduğunun tespit edilmesi halinde, bu durumdaki her bir il için bir kereye mahsus ikiden az olmamak üzere 12 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca belirlenen o ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısının %10’u sayıda (küsuratlar bir üst tam sayıya tamamlanır) kuruluşa daha Merkez Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Bakanlıkça yapı denetim izin belgesi verilir." kuralı getirilmiştir. Davalı idarece, söz konusu düzenlemenin, "deprem bölgesindeki yapıların büyük bölümünün depremden hasar görmesinden ötürü büyük bir inşaat alanının denetimle karşı karşıya kalacak olması, ve mevcut yapı denetim kuruluşlarının haklarında yürütülen adli ve idari soruşturmalar dolayısıyla denetim görevinin yerine getirilemeyecek olması nedeniyle getirildiği belirtilmiş, davacılar tarafından ise, yapı denetim şirketi sayısının hali hazırda fazla olduğu, dava konusu düzenleme ile yeni yapı denetim kuruluşlarının görevlendirilmesinin kamu yararı açısından hukuka uygun olmadığı, yeni yapı denetim kuruluşuna ihtiyaç bulunmadığı, ortada mücbir bir durumun gerekmediği, dava konusu düzenlemenin, 4708 sayılı Kanunda yer alan adil iş dağılımı ilkesine aykırı olduğu, geçici nitelikte olmadığı ve Yönetmeliğin diğer hükümleriyle çeliştiği, davalı idare tarafından tutulan ulusal yapı denetim sisteminde yer alan kayıtların fiili durumu yansıtmadığı, gerçeklikten ve bilimsellikten uzak rakamların ortaya çıktığı, davalı idarenin bu rakamlarla hareket ettiği, sonuç itibarıyla deprem bölgelerinde yeni yapı denetim kuruluşlarına ihtiyaç bulunmadığı ileri sürülmüştür. Davacıların hukuka aykırılık nedeniyle öne sürdüğü hususlar, davalı idarenin dava konusu düzenleme gerekçeleri, Kanunun öngördüğü kural ve kriterler birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu düzenlemenin, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen iki büyük depremden etkilenen illerde ortaya çıkan yapılaşma faaliyetinin zamanında ve etkin biçimde denetlenememesine yol açabilecek durumların önüne geçilmesi ve ani biçimde ortaya çıkan yapı denetim hizmeti ihtiyacının kesintiye uğramadan karşılanması diğer ifadeyle kamu hizmetinin daha etkili ve verimli yürütülmesi amacıyla yapıldığı, sonuç olarak düzenlemenin, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanununun can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak şeklindeki genel amacına uygun olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.DAVANIN REDDİNE, 2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.