Başvuru, kişilik haklarına saldırı nedeniyle açılan tazminat davasının reddedilmesinin şeref ve itibar hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kişilik haklarına saldırı nedeniyle açılan tazminat davasının reddedilmesinin şeref ve itibar hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte bir devlet üniversitesinin onkoloji ana bilim dalında tıp profesörü olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, 2011 yılında lösemi tedavisini üstlendiği hastası Ö.Y. ile bir restorana gitmiştir. Başvurucu, Ö.Y. ile restoranda bulunduğu sırada Ö.Y.nin eşi (davalı), annesi ve babası ile karşılaşmıştır. Taraflar arasında başlayan münakaşa fiziksel çatışmaya kadar varmıştır. Söz konusu olaya polis müdahale etmiş, her iki tarafın da şikâyetçi olması üzerine soruşturma başlatılmıştır. Davalı; Savcılıkta alınan ifadesinde eşi Ö.Y.nin başvurucu ile duygusal bir ilişki yaşadığını, bundan pişmanlık duyarak ilişkiyi bitirmek istediğini ancak başvurucunun Ö.Y. üzerinde baskı kurarak Ö.Y.yi kendisi ile ilişki yaşamak zorunda bıraktığını iddia etmiştir. Davalıya göre başvurucu, Ö.Y.yi "Ben senin hayatında yoksam sen ölüsün, senin tedavini benden başka yapabilecek kimse yok. Eğer boşanmıyorsan dosyanı sekreterime bırakıyorum. Başının çaresine bak." gibi sözlerle tedavisini yarım bırakmakla tehdit etmiştir. Bu olay basında da yer bulmuş, ulusal ölçekte yayın yapan bazı gazeteler ile bir internet haber sitesinde tarafların ceza soruşturması esnasında alınan ifadelerini de aktaran haberler yapılmıştır. Söz konusu haberlerde başvurucunun lösemi olan hastası ile duygusal ilişki yaşadığı, hastasıyla gittiği bir restoranda hastasının eşi, annesi ve babası tarafından darp edildiği, kavgaya dönüşen olaya polisin müdahale ettiği, tarafların birbirlerinden şikayetçi olduğu ve olayın ceza soruşturmasına konu olduğu belirtilmiştir. Haberlerde ayrıca başvurucunun savcılığa verdiği beyanında karşı tarafın iddialarını yalanladığı ifade edilmiştir. Başvurucuya göre hastası, kendisini arayarak moralinin bozuk olduğunu söylemiş ve görüşme talebinde bulunmuştur. Başvurucu; hastası ile arasında duygusal bir ilişki olmadığını, hiçbir sebep yokken hasta yakınları tarafından darbedildiğini, darp olayına ilişkin olarak Savcılıkça şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde davalı tarafından iftira ve hakarete uğradığını, bu nedenle mesleki itibarının zedelendiğini ileri sürerek davalı aleyhine tazminat davası açmıştır. Başvurucu ayrıca davalı tarafından basına demeç vermek suretiyle asılsız ve gerçek dışı iddiaların tekrarlandığını, mesleki kimlik ve onuruna hukuka aykırı olarak tecavüz edildiğini ifade etmiştir. Yargılamayı yürüten Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi 26/4/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir: "Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/24584 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekisinin [ Y.] olduğu şüphelisinin [ Y.], [A. T.], [Ö. Y.], [A. Y.], [S. O.], [S. B.], [R. Ö.], [N. Ş.] olduğu ve hakaret tehdit mala zarar verme ve basit yaralamadan soruşturma yapıldığı kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilmiş olup, davalının 2011 tarihli karakolda alınan ifadesi incelendiğinde davalının [ Y.nin] eşi [Ö. Y.] ile davacı [A. T.] ile ilişkisinin olduğunu, bu ilişkiden dolayı eşinin [A. T.den] ayrılmak istemediğini ve buna ilişkin ifadelerde bulunması yine dosyaya davalı tarafça ibraz edilen davacı tarafından yazıldığı iddia edilen belge sureti, tanık beyanları dikkate alındığında her ne kadar davacı tarafça davalının olmayan olayları ifade ettiğini davalının eşi ile ilişkisinin olmadığını beyan edilmiş ise de; davacının davalının eşi ile ilişkisinin olduğu bu ilişkiden dolayı davacı ve davalı ile ailesi arasında sürtüşme ve çatışmalar olması davalının vermiş olduğu ifade de davacı ve kendi eşi arasındaki ilişkinin anlatılması karşısında söz konusu ifadede geçen beyanların davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı yaşanan olayların anlatıldığından davacının iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 18/6/2014 tarihli ilamı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 13/11/2014 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 26/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 7/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kuralları için İlhan Cihaner (2) (B. No: 2013/5574, 30/6/2014), Bekir Coşkun ([GK] (B. No: 2014/12151, 4/6/2015) ve Kemal Kılıçdaroğlu (B. No: 2014/1577, 25/10/2017) kararlarına bakılabilir.