8. Hukuk Dairesi 2013/5637 E. , 2014/8171 K. "" MAHKEMESİ : Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 29/07/2009 NUMARASI : 2008/179-2009/167 Hazine ile E.. Y.. aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının reddine dair Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.07.2009 gün ve 179/167 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalıya a…
**8. Hukuk Dairesi 2013/5637 E. , 2014/8171 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 29/07/2009 NUMARASI : 2008/179-2009/167 Hazine ile E.. Y.. aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının reddine dair Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.07.2009 gün ve 179/167 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalıya ait olan parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile tescil dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın yargılama oturumlarına katılmamış, cevap da vermemiştir. Mahkemece, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Hüküm; davacı Hazine temsilcisi tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; Mahkemenin kararı 5841 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 14.03.2009 tarihinden sonra verilmiş olup; bu Kanun'un 2 ve 3. maddeleri ile getirilen yeni düzenlemelere dayanılarak oluşturulmuştur. 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 25.02.2009 günlü 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen cümlede; "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın" ve 3. maddesi ile aynı Kanun'a eklenen Geçici 10. maddesinde ise; "Bu Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır." şeklindedir. Bu değişiklik nedeniyle bu Yasa'nın yürürlük tarihinden sonra Hazine'nin açtığı davalarda da 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaya başlanmıştır. Ne var ki, Yerel Mahkeme kararının temyizi aşamasında Anayasa Mahkemesi'nin 12.05.2011 gün ve 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararıyla; "25.02.2009 gün ve 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesiyle 21.06.1987 günlü 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümlenin ve 3. maddesiyle 3402 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 10. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline" karar verilmiş ve bu iptal kararı 23.07.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesinde yer alan "Hakim, Türk Hukukunu re'sen uygular" hükmü ile ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.