7. Ceza Dairesi 2021/25835 E. , 2025/3293 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/191 E., 2020/3115 K. SUÇ : Haksız rekabet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin
**7. Ceza Dairesi 2021/25835 E. , 2025/3293 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/191 E., 2020/3115 K. SUÇ : Haksız rekabet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Adana 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 62. maddesi kapsamında haksız rekabet suçunu işlediği iddiası uyarınca açılan davada sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. B. İstinaf Kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararı ile sanığın haksız rekabet suçundan 6102 sayılı Kanun'un 62/1-a, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca neticeten 4.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanık tarafından Kanun'un aynı hükmünün birden fazla defa ihlal edilmiş olunmasına karşın, üst sınıra yakın bir ceza verilmemesinin caydırıcılıktan uzak olduğuna, sanığın ekonomik durumuna göre cezanın düşük olduğuna, alt sınıra yakın cezaya hükmolunmasının hatalı olduğuna, sanık hakkında 6102 sayılı Kanun'un 62. maddesi kapsamında her bir bent için ayrı ceza verilmesi gerektiğine, kabule göre dahi 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğine, sanığın sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında, hakkında hapis cezasının seçilmemesinin hatalı olduğuna, maddi ve manevi zarar giderilmediğinden sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmamasına ilişkindir. 2.Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Mahkûmiyet kararının hatalı olduğuna, sanığın, birden fazla eğitim ve öğretim kurumunu barındıran bir holdingin yönetim kurulu başkanı olduğuna, hukuk davasına konu sanığın yöneticisi olduğu şirketler ile katılan arasındaki taşıma sözleşmesinin feshinden sonra katılan tarafından şikâyette bulunulduğuna, soruşturma neticesinde KYOK kararı verildiğine, itiraz sonrasında kamu davasının açıldığına, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında beraat kararı verildiğine, aynı olay kapsamında tedbir kararına uymama eylemi iddiası uyarınca yapılan yargılamada sanık hakkında beraat kararı verilip bu kararın kesinleştiğine, aşamalarda sunulan uzman görüşünde işaret edildiği şekli ile haksız rekabet suçunun kasten işlenen bir suç olduğuna, taksirle işlenmesi halinin Kanunda düzenlenmediğine, katılana ait araçların kampüs içerisine girmesinin engellendiği hususunun doğru olmadığına, tedbire uymama suçundan beraat kararı verildiğine, usulüne uygun icra işlemi yapıldığında yargı kararına saygılı bir şekilde katılan şirkete ait araçların kampüse girmesini sağladığının açıkça görüleceğine, taraflar arasında görülen hukuk davası kapsamında alınan bilirkişi raporunda, katılan bakımından müşteri ya da kazanç kaybına dair delilin somutlaştırılamadığı, güvenlik tedbirleri kapsamında farklı servis araçlarının kampüs içine alınmayacağına dair düzenlemenin, katılanı zor durumda bırakmak amacıyla yapılmadığının belirtildiğine, iddia konusu levhada, Bakanlık düzenlemelerine uygun olarak faaliyet gösteren ve okul yönetimi ve okul aile birliğinden usulüne uygun onay almış tüm servislerin kastedildiğine, belirtilen levhada hiç bir firma ismi zikredilmediğine, levhanın asılmasından sonra katılanın firması da dahil, okul yönetimi ve okul aile birliği ile Bakanlık düzenlemelerine uygun olan tüm servis firmalarının okula alındığına, LVG Servis Taşımacılık A.Ş.'nin kampüs alanına giriş ve çıkışları düzenleme yetkisinin bulunmadığına, okul yönetiminin, Bakanlık genelgesi, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kaymakamlık yazışmaları neticesinde tüm servislere eşit mesafede bir tutum sergilediğine, terör faaliyetleri ve bir takım olumsuzluklar üzerine Özel ... Okulları Genel Müdürlüğü tarafından Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kaymakamlık ile yazışmalar yapıldığına, Okul A.Ş. tarafından planlanan güvenlik önlemlerinin 26.08.2015 tarihinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirildiğine ve Kaymakamlık oluru doğrultusunda kampüsteki güvenlik önlemlerinin düzenlendiğine, alınan kararların öğrenci güvenliği ve şehir trafiğinin rahatlaması açısından alınan tedbirler olduğuna, Milli Eğitim Bakanlığının, Eğitim Öğretim Faaliyeti ve Güvenlik Tedbirleri konulu yazısında öngörülen hususların aynen yerine getirildiğine, uygulamanın, sırf katılanı zor durumda bırakmak amacıyla yapıldığına dair somut delil bulunmadığına, katılana ait firmanın, alınan güvenlik talimatı ve uygulama önlemlerine uymaması üzerine sözleşmesinin feshedildiğine, LVG Servis Taşımacılık A.Ş. ve Okul A.Ş. iki şirket bulunmakta olup, her iki şirketin de kendi icra organlarının bulunduğuna, Holding şirket yapısında, ayrı tüzel kişiliği olan şirketlerin kendi organlarının almış oldukları icrai kararlara Holding yönetim kurulu başkanının müdahil olmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, bu ve benzeri eylemlerin yönetim kurulu başkanının iradesine bırakılmasının da mümkün olmadığına, yargılama konusu eylemlerin hiç birinin sanık tarafından alınmış kararlar olmadığına, Okul A.Ş. ve diğer icra organları eliyle ifa edilmiş eylemler olduklarına, gerekçede belirtilen SMS'in sanık tarafından gönderilen bir SMS olmadığına, Okul A.Ş.'nin ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğuna, kararlarını kendi icra organları ile yürüttüğüne, belirtilen bilgilendirme mesajının okul idaresi tarafından ve şirketin icra organları eli ile rutin bir işlem gibi kabul edilerek velilere gönderildiğine, dosya kapsamında bulunan uzman görüşüne göre de mesajın kötüleme olarak kabul edilemeyeceğinin sabit olduğuna, yapılan kontrollerde taşıma sözleşmesine aykırılıkların tespit edildiğine, kısa mesajda belirtilen hususların asılsız olmadığının uzman görüşü ile de sabit olduğuna, Yargıtay kararları uyarınca da katılanın yetkilisi olduğu şirketin taşıma güvenliğine uymadığı yönündeki şikâyetlerden bahseden kısa mesajın kötüleme ve haksız rekabet niteliğinde bulunmadığına, servis plakalı araç sayısının sınırlı olduğuna, dosya kapsamına göre haksız rekabetin manevi unsurunun oluşmadığına, kurum yetkililerinin eylemlerinin dürüstülük kuralına aykırılık teşkil etmediğine, kısa mesajda asılsız bilgilerin bulunmadığına ve kötüme niteliği taşımadığına, hukuki sorumluluk bakımından eylemin kasten yapılmış olunmasının gerekmediği kabul edilmekte ise de, cezai sorumluluk bakımından kastın gerekli olduğuna, 19. Ceza Dairesinin emsal kararının da bu yönde olduğuna, sanığın haksız rekabet suçundan sorumlu tutulabilmesi için haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen fiilleri bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiğinin ispatının gerektiğine, ancak ispatlanamadığına, dosyaya sunulan uzman mütalaası dikkate alınmadan karar verildiğine, belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Anayasa Mahkemesi'nin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251/1. maddesinde hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin anılan Kanun'un Geçici 5/1-d maddesinde yer alan kovuşturma evresine geçilmiş ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen Geçici 5/1-d maddende yer alan hükme bağlanmış ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca dosyanın basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2.maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2025 tarihinde karar verildi. Yz. İşl. Müd. Y. M.B.