Başvuru, kaçakçılık suçundan açılan kamu davasında yargılamanın yedi yıl sürmüş olması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının; yedi yıl süren yargılama boyunca, suçta kullanılan araca ilişkin trafik siciline şerh konulmuş olması ve bu sebeple araç üzerinde tasarrufta bulunulamaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kaçakçılık suçundan açılan kamu davasında yargılamanın yedi yıl sürmüş olması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının; yedi yıl süren yargılama boyunca, suçta kullanılan araca ilişkin trafik siciline şerh konulmuş olması ve bu sebeple araç üzerinde tasarrufta bulunulamaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 12/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Musa Doğan 1977 doğumlu olup Mardin ili Nusaybin ilçesinde; Abdulhalık Ay ise 1970 doğumlu olup Adana'da ikamet etmektedir.A. Başvurucu Musa Doğan'a İlişkin Olaylar Başvurucunun sürücüsü bulunduğu ve diğer başvurucu Abdulhalık Ay adına kayıtlı araçta kaçak sigara bulunması nedeniyle 25/2/2007 tarihinde kolluk güçlerince ifadesi alınmıştır. Başvurucu Musa Doğan hakkında 9/3/2007 tarihinde 4926 sayılı Kanun'a muhalefet suçlamasıyla açılan kamu davasında Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinin3/6/2010 tarihli kararıyla başvurucunun 079,00 TL idari para cezası, 693,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karara karşı yapılan itiraz Mardin Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16/8/2010 tarihli kararla kabul edilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar kaldırılmıştır. Dosyaya yeniden bakan Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinin 9/10/2010 tarihli kararıyla başvurucunun 079 TL idari para cezası, 693 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmü açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Anılan karar Yargıtay Ceza Dairesinin 9/12/2013 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma üzerine dosyaya bakan Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesi 26/6/2014 tarihli kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. B. Başvurucu Abdulhalık Ay'a İlişkin Olaylar Kaçakçılık suçunda kullanılması nedeniyle Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığının 24/2/2007 tarihli kararıyla başvurucunun aracına el konulmuştur. Anılan karar, Nusaybin Sulh Ceza Mahkemesinin 25/2/2007 tarihli kararıyla onaylanmıştır. Aynı Mahkemenin 30/3/2007 tarihli kararıyla aracın teminat karşılığında başvurucuya iadesine karar verilmiştir. Başvurucunun itirazı üzerine Mardin Ağır Ceza Mahkemesince, 17/4/2007 tarihli kararla Nusaybin Sulh Ceza Mahkemesinin 30/3/2007 tarihli kararı kaldırılarak aracın başvurucuya iadesine karar verilmiştir. Mardin Ağır Ceza Mahkemesinin 9/8/2007 tarihli kararı ile de Nusaybin Sulh Ceza Mahkemesinin 30/3/2007 tarihli kararının teminat yatırılmasına ilişkin hüküm fıkrası da kaldırılmıştır. Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinin 9/7/2010 tarihli ek kararıyla, aracın trafik kaydına konulan tahditin kaldırılmasına, bu hususta ilgili Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Öte yandan, Yargıtay Ceza Dairesinin 9/12/2013 tarihli bozma kararı üzerine davaya bakan Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesi, 26/6/2014 tarihli kararında suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığı yolunda hüküm kurmuştur. Ancak Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığının 13/3/2007 tarihli iddianamesinde başvurucuya ait aracın müsaderesine ilişkin herhangi bir talepte bulunulmamıştır. Bireysel Başvuruda Bulunulması ve Sonraki Gelişmeler Başvurucular 12/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuruda bulunulduğu tarihten sonra başvurucu Musa Doğan hakkında verilen karara yapılan itiraz Mardin Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2014 tarihli kararıyla reddedilmiş ve hüküm bu şekilde kesinleşmiştir. A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi şöyledir:"(1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.(2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir." 5271 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Madde 258 – (1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) /Fransa kararına konu olayda, başvurucuya ait motorlu araç başvurucunun oğlunun kullanımında iken araçta eroin bulunması nedeniyle başvurucunun oğlu ile araçta bulunan diğer kişi uyuşturucu kaçakçılığı ve kullanımı suçlarından tutuklanmış ve sonra da mahkûm olmuşlardır. Mahkeme ayrıca aracın müsaderesine de hükmetmiştir. Başvurucu diğer iddialarının yanında adil yargılanma hakkının da ihlal edildiği şikâyetinde bulunmuştur. AİHM, başvurucuya herhangi bir suç isnadında bulunulmadığını, başvurucunun mülkiyet hakkının etkilenmiş olmasının suç isnadında bulunulduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin suç isnadı bağlamında somut olayda uygulanamayacağını ifade etmiştir ( /Fransa, [K.K.], B. No: 28078/95, 26/6/2001). AİHM, Yildirim/İtalya kararında, göçmen kaçakçılığı suçunda kullanılması nedeniyle aracı müsadere edilen başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetini, öncelikle şikâyetin Sözleşme'nin maddesinin kapsamına girip girmediği yönünden incelemiştir. AİHM, ceza davasında başvurucunun yargılanmadığını, suçta kullanılan aracın ona ait olmasının, ona bir suç isnat edildiği anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Ancak AİHM, soruşturmanın başvurucunun mülkiyet hakkını etkilemesi nedeniyle medeni hak ve yükümlülük yönüyle Sözleşme'nin maddesi kapsamına girdiği sonucuna ulaşmıştır (Yildirim/İtalya, [K.K.], B. No: 38602/02, 10/4/2003). AİHM’in AirCanada/Birleşik Krallık kararı (B. No: 18465/91, 5/5/1995, 50-56) ile AGOSİ/Birleşik Krallık kararında (B. No: 9118/80, 24/10/1986, §§ 63-67) da benzer yaklaşımı benimsediği görülmektedir. AİHM'in Rummi/Estonya kararına konu olayda, başvurucunun kocası, bir kıymetli maden kaçakçılığı suçunda bilirkişi olarak suça konu eşyanın kıymetini rüşvet karşılığı bilerek düşük gösterdiği gerekçesiyle 11/3/2001 tarihinde tutuklanmıştır.Aynı tarihte evde ve işyerinde yapılan arama sonucu kaçakçılık suçuna konu olanlarla benzer nitelikte yüklü miktarda altın, gümüş ve elmas gibi kıymetli maden bulunmuş ve bunlara el konulmuştur. Yetkili organlara göre başvurucunun eşinin evinde ve işyerinde ele geçirilen kıymetli madenler organize kaçakçılık suçu kapsamında elde edilmiştir. Başvurucunun eşi cezaevinde intihar girişiminde bulunmuş ve neticede 17/3/2001 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Başvurucunun eşi, hissesi oranında eşinin mirasına malik olmuştur (Rummi/Estonya, B. No: 63362/09, 15/1/2015, §§ 5-14). Mahkeme 17/3/2009 tarihinde kaçakçılık suçunun diğer iki faili hakkındaki soruşturmanın düşürülmesine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca 24/3/2009 tarihli kararıyla başvurucunun eşinin evinde ve işyerinde ele geçirilen kıymetli madenlerin müsaderesine karar vermiştir. Başvurucu kararı temyiz etmiştir. Temyiz mahkemesi, istemi 25/5/2009 tarihli kararla reddetmiştir (Rummi/Estonya, §§ 30-36). Başvurucu, diğer iddialarının yanında adil yargılanma güvencelerinin de ihlal edildiği şikâyetinde bulunmuştur (Rummi/Estonya, §§ 48, 110).Hükümet, Sözleşme'nin maddesinin fıkrasının medeni hak ve yükümlülükler bağlamında ceza davasında uygulanamayacağını savunmuştur. Hükümet, başvurucunun ceza davasının tarafı olmadığını ileri sürmüştür (Rummi/Estonya, § 50). AİHM başvurucunun, kocasının mirasçısı olması nedeniyle kocasına ait değerli madenlere el konulmasından ve müsaderesinden etkilendiğini vurgulamıştır. Sözleşme'nin maddesinin fıkrasının,söz konusu fıkra anlamında bir medeni hak olan mülkiyet hakkına uygulanabilir olduğunu ifade eden AİHM, başvurucunun bu medeni hakkına ilişkin uyuşmazlığın bir mahkeme tarafından karara bağlanması hakkına sahip olduğunu ifade etmiş (Rummi/Estonya, § 64) ve Hükümetin itirazını reddederek başvuruyu adil yargılanma hakkı yönünden de incelemiştir. Aynı başvuruda AİHM, toplam 8 yıl 2 ay 14 gün süren yargılama nedeniyle başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Rummi/Estonya, § 115-121).