Başvuru, soyut gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiği, tutuklulukta geçirilen sürenin makullüğü değerlendirilirken mahsup edilmesi gereken sürelerin dikkate alınmadığı ve tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak dosya üzerinden yapıldığı gerekçesiyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.
Başvuru, soyut gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiği, tutuklulukta geçirilen sürenin makullüğü değerlendirilirken mahsup edilmesi gereken sürelerin dikkate alınmadığı ve tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak dosya üzerinden yapıldığı gerekçesiyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır. Başvuru, 11/12/2013 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvuruda Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 13/3/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği ve ekleri 2/4/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 21/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 21/5/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, karşı beyanlarını 18/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun maddesi ile görevli Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 17/5/2007 tarihli ve E.2001/101, K.2007/229 sayılı kararı ile “devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma” suçundan yürütülen yargılamanın, başvurucunun yakalanamamış ve savunmasının alınamamış olması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince ayrılmasına ve mahkemenin başka bir esas numarasına kaydedilmesine karar verilmiştir. Başvurucu, hakkındaki “kırmızı bülten” kararına istinaden 14/7/2011 tarihinde Rusya Federasyonu Adıgey Cumhuriyeti'ne bağlı Maykop şehrinde yakalanmış ve Maykop Savcı Vekilinin 12/8/2011 tarihli kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucu söz konusu karara itiraz etmiş, ancak itirazı Adıgey Yüksek Mahkemesi Ağır Ceza Hakimleri Kurulu'nun 15/2/2012 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu 12/7/2012 tarihinde Türkiye'ye iade edilmiş ve hakkındaki yakalama emrine (sevk tutuklaması) istinaden (6352 sayılı Kanun ile Geçici Yetkili) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi önüne çıkarılmıştır. Kimlik bilgileri, yakalama emri ve ekleri, üzerine atılı suç ve kanuni hakları okunup hatırlatılan başvurucu, haklarını bildiğini ve yakalama emrindeki kişinin kendisi olduğunu ifade etmiştir. Mahkemenin 12/7/2012 tarihli ve 2012/525 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun en kısa sürede esas mahkemesine gönderilmek üzere tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun hazır edilmesi üzerine, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince 20/7/2012 tarihinde duruşma açılmıştır. Başvurucunun avukatı huzurunda kimlik bilgileri tespit edilmiş, kanuni hakları hatırlatılmış, yargılamaya esas teşkil eden Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığının 2/8/1999 ve 24/5/2000 tarihli; Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 25/11/2004 tarihli iddianameleri ile Erzurum 2 No.lu Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2004 tarihli birleştirme kararı ve ekleri okunmuştur. Başvurucu kanuni haklarını anladığını, ancak iddianamelerden haberdar olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini ve ifade vermeyeceğini söylemiştir. Duruşma sonunda tanık beyanları, eylem evrakları, fotoğraf teşhis tutanağına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve ayrıca, şüphelinin kaçacağı, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanıklar üzerinde baskı yapma olasılığının bulunması, bunların yanında, sanığın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan olması ve öngörülen ceza miktarı itibarıyla kaçma şüphesinin bulunması, bu nedenle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı gerekçesiyle başvurucunun “Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunma” suçundan 5271 sayılı Kanunun ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2013 tarihli ve E.2007/383, K.2013/443 sayılı kararıyla başvurucunun eylemi sabit görülerek, “terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu tutukluluk halinin devamına dair karara karşı itiraz etmiş ve Mahkemece dosyanın itiraz merciine gönderilmesine 31/10/2013 tarihinde karar verilmiştir. İtiraz mercii olan Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 6/11/2013 tarihli ve 2013/542 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Ret kararı 12/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Temyiz üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2013 tarihli ve E.2007/383, K.2013/443 sayılı kararı, temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 7/11/2014 tarihli ve E.2014/5847, K. 2014/11082 sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucu, 11/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),…(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan, g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir. …” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”