19. Ceza Dairesi 2015/16085 E. , 2015/4150 K. "" Tebliğname No : 7 - 2014/68845 MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 26/11/2013 NUMARASI : 2013/240 (E) ve 2013/538 (K) SUÇ : 1219 Sayılı Kanuna Aykırılık Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Açılan kamu davasının niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen K.. M..'nün davaya katılma ve hükmü t…
**19. Ceza Dairesi 2015/16085 E. , 2015/4150 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname No : 7 - 2014/68845 MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 26/11/2013 NUMARASI : 2013/240 (E) ve 2013/538 (K) SUÇ : 1219 Sayılı Kanuna Aykırılık Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Açılan kamu davasının niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen K.. M..'nün davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, müşteki vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanunun'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 10.09.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Uyuşmazlığın esasını çözmeden önce 1219 sayılı Kanuna aykırı olarak yetkisiz olarak diş hekimliği yapma suçunda davaya katılma hakkı bulunanların evveliyetle tespiti ile davaya katılmalarının sağlanması gereklidir. Bu bağlamda anılan suçta CMK’nın 260/1. maddesi gereğince davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunan kurum ve kuruluşların tespiti bakımından Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2, 14, 56, 90/son maddeleri ve CMK’nın 234, 237 ve 260/1. maddeleri ile Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi’nin 4, 23 ve 25. maddelerindeki ilkesel düzenlemeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. 1219 sayılı Kanun’un 41. maddesinde tanımlanan suçla korunan hukuki değerin (sağlık hakkı) kime ait olduğunu dolayısıyla anılan suçtan doğrudan zarar görenin kim ya da kimler olduğunu irdelediğimizde; Evrensel İnsan Hakları Bildirisi’nin 25. maddesi ve BM Genel Kurulunca kabul edilerek 03 Ocak 1976 tarihinde yürürlüğe giren, ülkemizin ise 2000 yılında imzaladığı “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi”nin 12. maddesinde sağlık hakkı bir “temel hak” olarak kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin insan haklarına dayanan (AY. m. 14) bir “sosyal hukuk devleti” (AY. md. 2) olduğunu belirten anayasa koyucu, “sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı Anayasa’nın 56. maddesiyle, eşitsizlikleri ortadan kaldırma, giderme amacına yönelik olarak ortaya çıkan sosyal hak kavramı karşısında, yaşama hakkı ileri bir boyut kazanmış ve sağlık hakkı da bir “sosyal hak” olarak güvence altına alınmıştır (Bülent TANÖR: Anayasa Hukukunda Sosyal Haklar, May Yayınları, İstanbul 1978, s. 94. İbrahim ŞAHBAZ: “Bir Sosyal Hak Olarak Sağlık Hakkı”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 86, Ankara Ocak-Şubat 2010, s. 405-423.).