Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/619 E. , 2024/5324 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/619 Karar No : 2024/5324 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Valiliği ... VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Enerji İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) :1- ... -...- 14- ... İSTEMİN KONUSU: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/619 E. , 2024/5324 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/619 Karar No : 2024/5324 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Valiliği ... VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Enerji İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) :1- ... -...- 14- ... İSTEMİN KONUSU: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çanakkale İli, ... İlçesi, ... ve ... mevkiinde müdahil tarafından yapılması planlanan 5 adet türbin (30 MWm/30 MWe) ilavesi ile toplamda 8 adet türbin (40,8 MWm/40 MWe) kapasiteli ''Ilgardere Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) Kapasite Artışı'' projesi için davalı idarece verilen... tarih ve E-... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir'' kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile Mahkemelerince aldırılan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir'' kararına konu projeye ait Proje Tanıtım Dosyasında, projenin çevresel etkilerinin doğru ve yeterli seviyede değerlendirilmediği, jeolojik hidrolojik ve jeoteknik incelemelerde eksiklikler bulunduğu, proje tanıtım raporunun farklı kısımlarında dere yatağına oldukça yakın mesafede olduğu belirtilen proje alanının taşkın, heyelan ve benzeri durumlara karşı değerlendirilmediği, arazi varlığı haritasına göre türbinlerin bulunduğu alanların vasfının yanlış belirtildiği, dolayısıyla türbinlerin kurulacağı parseller ile açılması planlanan yol güzergahındaki parsellerin niteliklerine ilişkin bilgilerin eksik/yetersiz olduğu, raporda yer alan "micrositing çalışmalarının tamamlanmasının ardından daha verimli ve ekonomik türbin tipi bulunması durumunda tercih değişikliği yapılabileceği, rüzgâr ölçümü, değerlendirme ve tasarım çalışmalarının halen devam etmekte olduğunun ifade edildiği, bu kapsamda yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen rüzgâr verilerinin de dikkate alınarak, projenin gerek rantabilitesinin arttırılması gerekse çevresel etkilerinin mevcut durumdan daha da az düzeye indirilmesini sağlayan farklı yerleşim alternatiflerinin gündeme gelebileceği, bu durumda gerekli yasal izinlerin alınması ile söz konusu diğer yerleşim alternatiflerinin de değerlendirilebileceği" ifadesinden türbin noktalarının yer belirleme çalışmalarının tamamlanmadığı, rüzgâr ölçümü, değerlendirme ve tasarım çalışmalarının halen devam etmekte olduğu ve yerleşimlerin değişebileceğinin anlaşıldığı, türbin yerinin değişmesinin, aradaki mesafelerin uygunluğu, santral dış sınırının belirlenmesi gibi hususların da değişmesine neden olacağı, bu durumun ise çevresel etkilerin değerlendirilmesini etkileyeceği, raporda kapasite artışına konu olan türbin yerlerinin nasıl belirlendiğinin teknik olarak açıklanmadığı ve bu konuda belirsizlikler olduğu, proje tanıtım dosyasında kapasite artışına konu olan türbinlerin ve ilişkili faaliyetlerinin tarım ve hayvancılıkla ilgili çevresel etkilerine hiç yer verilmediği, kurulması planlanan 5 adet yeni türbinin tam olarak hangi parsellere denk geldiği, bu parseldeki toprağın verimlilik durumu, bölgedeki bitkisel üretim faaliyetleri hakkında proje tanıtım dosyasında bilgi verilmediği gibi, söz konusu türbinlerin bu bölgedeki tarımsal faaliyetler üzerine etkilerinin detaylı olarak açıklanmadığı, proje alanında küçükbaş hayvancılık yapıldığı belirtilmesine karşın bu hayvanlar üzerinde kapasite artışına bağlı olarak yapılacak inşaat çalışmaları ve işletmeye bağlı çevresel etkilere değinilmediği, proje alanında orman, tarla ve mera vasıflı araziler olmasına karşın bu alanların vasıflarına, arazi kullanım kabiliyetlerine, sınıfı, sulama olanakları, yöredeki tarım, gıda ve hayvancılık faaliyetlerine ilişkin bilgilerin verilmediği, davaya konu türbinlerin ve yeni açılması planlanan servis yollarının (2,5 km) inşaat ve işletme süreçlerindeki tarım ve hayvancılık faaliyetlerine olan etkisinin yeterince irdelenmediği, proje alanında oluşacak toz ve gürültünün bitkiler ve hayvanlar üzerinde meydana getirebileceği etkiler konusunda değerlendirme yapılmadığı, türbinlerin inşa ve işletmesi aşamalarında yeni açılması planlanan servis yollarının da tarımsal bütünlüğü bozup bozmadığı konusunda araştırma yapılmadığı, flora ve fauna çalışmalarının nasıl yapıldığına dair yöntemin eklenmediği, faydalanılan literatürlere yer verilmediği, bitkilerin ve fauna elemanlarının nasıl teşhiş edildiğine değinilmediği, söz konusu faaliyet için hazırlanan proje tanıtım dosyasının anılan eksiklikler nedeniyle hazırlanma sürecinin teknik olarak yeterli olmadığı, projenin olması gereken asgari gereklilikleri sağlayarak oluşturacağı çevresel etkilerin tümüyle teknik olarak değerlendirilmediği, dolayısıyla söz konusu projenin çevresel etkilerinin doğru ve yeterli seviyede değerlendirilmediği anlaşıldığından, Çanakkale ili, Ayvacık ilçesi, Cemaller ve Keçikaya mevkiinde müdahil tarafından yapılması planlanan 5 adet türbin (30 MWm/30 MWe) ilavesi ile toplamda 8 adet türbin (40,8 MWm/40 MWe) kapasiteli ''Ilgardere Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) Kapasite Artışı'' projesi için davalı idarece verilen... tarih ve E-... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir'' kararında hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Davalı idare tarafından; yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2-Davalı idare yanında müdahil tarafından; davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı, davanın süresinde açılmadığı, bilirkişilere ve hazırlanan rapora ilişkin itirazları dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğu, raporun eksik, çelişkili ve denetime elverişsiz olduğu, türbin koordinatlarının değiştirilmesinin dava konusu işlemi sakatlamayacağı, türbinlerin jeolojik incelemelerinin yapıldığı, türbinlerin güncel koordinatlarının göz ardı edildiği için hatalı olarak dere yataklarına yakınlık eleştirisinde bulunulduğu, saha içindeki nokta değişikliklerinin hesaplanan çevresel etkileri değiştirmeyeceği, proje sahasında herhangi bir tarım faaliyeti bulunmadığı, PTD'de gürültü, floraya-faunaya olası etkilerin değerlendirildiği, toz, atık hesaplamaları ve bertaraf planlarının değerlendirildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: 1-Davacılardan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. 2- Diğer davacılar tarafından, savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ:... DÜŞÜNCESİ :Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, davacılardan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği yönünden bozulması, davanın süre aşımı yönünden reddi, diğer davacılar yönünde ise, onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Çanakkale İli, ... İlçesi, ... ve ... mevkiinde, ... Enerji İnş. San.ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan 5 adet türbin (30 MWm/30 MWe) ilavesi ile toplamda 8 adet türbin (40,8 MWm/40 MWe) kapasiteli ''Ilgardere Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) Kapasite Artışı'' projesi için davalı idarece verilen ... tarih ve E-... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir'' kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Sürelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 8. maddesinde; "... süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar." hükmüne, aynı Kanunun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin ilk fıkrasında; "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür" hükmüne yer verilmiş, ivedi yargılama usulü başlıklı 20/A maddesinin 2. fıkrasında ise, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu hüküm altına alınmıştır. Yine 2577 sayılı Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında; dilekçelerin sırasıyla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3 ve 5'inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği, 6. fıkrasında; anılan hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanacağı belirtilmiştir. 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; Proje Tanıtım Dosyası: Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı ifade eder.'' hükmüne, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler... (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez...' kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu, hükme bağlanmış, 17. maddesinde ise; "Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir... (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur." düzenlemesine yer verilmiştir. Yönetmeliğin EK-IV bölümünde Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacılardan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği yönünden; İdari işlemin usulüne uygun olarak tebliği ve bütün unsurlarıyla birlikte, ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkileyeceğinden, tebligatı yargılama sürecinin başlangıcı olarak kabul etmek gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre de, dava konusu işleme ait tebliğ işleminin yayın ve ilan şeklinde olabileceği, dava konusu işlemin niteliği gereği belli bir bölgeyi ilgilendirmesi nedeniyle, tüm ilgililerine ayrı ayrı bildirilmesi mümkün olmadığından, ilgililerin etkin ve yeterli bir şekilde dava konusu işlemden haberdar olması amaçlanarak, Yönetmelikteki düzenlemeye göre, askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurulması öngörülmüştür. İlan yolu ile tebliğlerde dava açma süresi ise son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamaktadır. Ancak yasada öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacının dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği gözönünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur. İdari işlemin usulüne uygun tebliği ve bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkiler. Dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının, 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca, askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurularak tebliğ edileceği, askıdan ilanın projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel yerlerde valilik, kaymakamlık veya muhtarlık binasında ya da köy odasında bulunan askıda ilan yerlerinde yapılması gerektiği düzenlenmekle birlikte; askıda ilanın muhtarlık binasında veya köy odasında bulunan askıda ilan yerlerinde yapılmasına yönelik getirilen düzenlemenin amacının, yöre halkının dava konusu işlemden haberdar edilmesi olduğu değerlendirilmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; iptali istenen "ÇED Gerekli Değildir" Kararının 07/02/2022 tarihinde tesis edildiği, dava konusu işlemin, davacıların 30/04/2023 günü Ilgardere RES projesi kapsamında halkın katılımı toplantısında, bölgede daha önce verilen dava konusu karardan haberdar olduklarını belirtilmek suretiyle davanın 29/05/2023 tarihinde açıldığı, Mahkemenin 01/06/2023 tarihli ara kararı ile dava konusu kararın ilan edilmesi ve yöre halkına duyurulmasına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden; dava konusu karara ilişkin internet ilanının web sitesinde yapıldığı, Yönetmelikte yer verilen uygun iletişim araçları ile (internet ilanı, askıda ilan vs) yöre halkına duyurulmasının Çanakkale Valiliğinin ... tarihli, E..... sayılı yazısı ile Ayvacık Kaymakamlığı, ... Köyü Muhtarlığı ve ... Köyü Muhtarlığından istendiğine ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğu, ancak dava konusu kararın proje alanı olduğu belirtilen köylerde ilan edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, Mahkemesince de, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek, işin esası hakkında yargılama yapılarak karar verildiği görülmektedir. Yine; Dairemizin 23/05/2024 tarihli ara kararı ile dava konusu kararın ilgili köylerde ilanına ilişkin tutanaklar ile internette yapılan ilanın hangi tarih aralığında yapıldığının bildirilmesinin istendiği, davalı idare tarafından, dosyaya daha önce sunulan evrakların yeniden ibraz edildiği, dava konusu kararın proje alanı olduğu belirtilen köylerde ilan edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin yine dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; davanın süre aşımı yönünden yapılan incelemesi sonucunda, askıda ilanın, proje alanı ve projenin etki alanında muhtarlık binalarında yapılmasına yönelik getirilen düzenlemenin amacının, yöre halkının dava konusu işlemden haberdar edilmesi olduğu hususu göz önüne alındığında, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı köylerde ilanın yapılmış olmasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin sunul(a)mamış olmasının, proje alanında/projenin etki alanında yaşayan ya da bu yörede taşınmazı olan davacı gerçek kişilerin, projeden haberdar olmasını engelleyebilecek olması sebebiyle, davacı gerçek kişiler yönünden, öğrenme tarihi olarak 30/04/2023 günü kabul edilerek, davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmakla birlikte; davacılardan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği yönünden ise, kuruluş amacı itibarıyla dava konusu işlemi; yerel ilanlara gerek kalmaksızın, yapılan internet ilanı ile öğrendiğinin kabulünün gerektiği, hayatın olağan akışı gereği dava konusu işlemden belirtilen tarihte haberdar olmamalarının kabul edilemeyeceği, dava açma süresinin dava konusu işlemin internette ilan edildiği 09/02/2022 tarihinden başlayan 30 günlük ilan süresinin son günü olan 11/03/2022 tarihini izleyen günden itibaren 30 günlük dava açma süresinin son günü olan 11/04/2022 (son gün 10/04/2022 tarihi Pazar gününe rastladığından) tarihine kadar dava açılması gerekirken, 1 yılı aşkın bir süre sonra 29/05/2023 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu neticesine ulaşılmıştır. Bu itibarla; davacılardan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği yönünden, yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde, davanın süre aşımı yönünden incelenmesi suretiyle yeniden karar verilmesi gerektiğinden, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Diğer davacılar yönünden ise; ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, İnşaat Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi, Elektrik Mühendisi, Meteoroloji Mühendisi, Biyolog, Harita Mühendisi ve Orman Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan söz konusu bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu kapasite artışı projesinin, mevcut 3 türbine ilave T4, T5, T6, T7 ve T8 numaralı 5 adet türbine (30 MWm/30 MWe) ilişkin olduğu, türbinlerin tamamının Cemaller Köyü ile Söğütlü Köyü kadastro sınırları içinde bulunduğu, türbinlerden T4'ün orman, T5'in mera, T6'nın tarla, T7'nin içinde dam olan tarla ve T8'in tarla niteliğindeki taşınmazlarda kurulmasının planlandığı, PDT'nin "projenin kapladığı alan" başlığı altında, türbinlerin oturacağı alanın 20 m çapında dairesel bir alan olarak planlandığı, buna göre bir türbinin inşa edileceği alanın (20/2)²*π=314 m² olarak hesaplandığı ve 350 m² olarak alındığı, temel inşaatın tamamlanıp üstü toprak ile kaplanacağı yüzeyde 6 m çapında bir beton temel kalacağının (3/2)²*π=28,6 m² hesaplandığı, PTD'de 30 m² alanın yer üstünde kalıcı olarak kalacağının belirtildiği, kapasite artışı kapsamında kurulacak türbinlere ulaşımı sağlayacak yeni yol güzergahları belirleneceğinin belirtildiği, öngörülen güzergah uzunluğunun 2.350m olup 8m genişliğinde projelendirileceği, dolayısıyla yol için 2.350 m*8=18.800 m² arazi kullanılacağının belirtildiği; proje alanına ait jeoloji haritasına PDT ekinde yer verildiği, "Ek-4'te çalışma alanına ait dikme kesit verilmiştir" denildiği ancak bu kesitin bir dikme stratigrafik kesit değil, Çanakkale bölgesinin genel jeoloji haritasının lejantı olduğu, PTD'de dikme stratigrafik sütun kesiti bulunmadığı, jeoloji bilgilerinin literatür bilgilerinden ibaret ve yetersiz olduğu, proje alanının jeoloji haritası bulunduğu ancak birimler içinde dikey ve yatay kesitlerin bulunmadığı; proje alanında bulunan birimlerin hidrojeolojik özellikleri açısından, bölgede bol kaynak çıkışları görüldüğü, projenin türbin yapılarının hidrolojik sınırı temsil eden tepe ve sırt noktalarına yapılması planlandığından hidrolojik ve hidrojeolojik sisteme önemli bir etkisinin olmasının beklenmediği, ancak PDT'de yer alan haritaların amaçları doğrultusunda bilgi vermediği, alınan kurum görüşlerinden de bu eksikliklerin giderilebileceğinin anlaşıldığı, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğünün görüşünde; proje alanında gerekli jeoteknik çalışmaların yapılması ve sonuçlarının proje tanıtım dosyasına eklenmesi gerektiği, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görüş yazısında; proje kapsamında hazırlanan proje tanıtım dosyasında gösterilmeyen enerji iletim hattı güzergâhı için ayrıca Kurum görüşünün alınması gerektiği, proje için belirlenen ÇED çalışma alanı içerisinde ve civarında yer alan dere yatakları incelendiğinde, türbin sahalarının civarında dere yataklarının yer aldığı, ÇED çalışma sahası içerisinde, türbin noktalarına yakın kesimlerde mevsimsel akışa sahip Ova Deresi, Sarp Dere ve Ören Deresi yatak kesitleri ile bu derelere mansaplanan tali dere yataklarının bulunduğu, ÇED çalışma sahasında dere yataklarına yakın konumdaki proje yapıları incelendiğinde T4 numaralı türbinin 60m kuzey doğusu ile 70m güney batısında mevsimsel akışa sahip Ova Deresine mansaplanan 2 ayrı tali dere yatağı bulunduğu, T5 numaralı türbinin 40m kuzey doğusunda mevsimsel akışa sahip Ova Deresine mansaplanan tali dere yatağı bulunduğu, bunun dışında kalan T6, T7 ve T8 numaralı türbinlerin topoğrafyanın üst kotlarında olduğu, herhangi bir dere ya da nehir metrukâtı alan içerisinde yer almadığı T4 ve T5 numaralı türbinlerin inşaat alanları dikkate alınarak yukarıda adı geçen tali dere yataklarına en az 20m mesafe bırakılması gerektiği, buna göre inşaat alanı hesaplandığında T4 ve T5 numaralı türbinlerin civarındaki inşaat alanının 20m sınırı içerisinde kalan türbinlerin lokasyonlarının revize edilmesi gerektiği, projeye ait servis yolu güzergahları incelendiğinde T1 türbininden T4 türbinine ulaşım güzergahında dere yatağı eksenine yakın planlanan yol alanının, derenin sol sahiline alınarak mümkün olan en az kesişim ile projelendirilmesi gerektiği, T4 türbinine ulaşım için 2 noktada, T6 ve T7 türbinleri arasında 2 noktada ve T7 ile T8 türbinleri arasında 1 noktada olan dere yatağı kesişimlerinde sanat yapılarının inşa edilmesi gerektiği ve sanat yapılarının boyutunun en az 2x2m ebatlarında projelendirilmesi gerektiği yönünde tespitlere yer verilmesine rağmen hidrojeolojik inceleme, hidrolojik inceleme, jeoteknik inceleme eksiklikleri göz önüne alındığında bu noktalardaki uzaklıkların çevresel etkisi, taşkın, heyelan ve benzeri etkilerin PTD'de incelenmediği; proje alanındaki, mikro ve makro faylanmalar, bunlara bağlı bölgenin volkanitlerinin oluştuğu bariz olmasına rağmen hazırlanan jeoloji haritasının yetersiz ve eksik olduğu; projenin su kaynaklarına önemli bir etkisinin olmayacağı, PDT'de taşkın hesapları için gerekli olan yağış şiddeti, süre, tekerrür eğrilerinin uygun biçimde elde edildiği ancak bu veriler kullanılarak taşkın hesaplarının yapılmadığı ve taşkın durumları, havzanın morfolojik durumu, yapıların taşkın yataklarına uzaklıkları ve havzada arazi kullanım durumu dikkate alınarak değerlendirilmediği, sonuç olarak, PTD'nin farklı kısımlarında dere yatağına oldukça yakın mesafede olduğu belirtilen proje alanının en önemli doğal afetlerden biri olan taşkın durumuna karşı değerlendirilmediği; anılan projeye ilişkin PTD'nin hazırlanması sürecinin meteorolojik açıdan teknik yönden mevzuatta öngörülen usule uygun hazırlandığı, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırıldığı, projede Meteoroloji Mühendisi olmaması haricinde proje kapsamının asgari gerekliliklerin sağlandığı; ÇED başvurusu yapılan alanın kapsadığı orman ekosistemi incelendiğinde, alanın tamamının C kodlu yetişme yeri çok kötü (2122 kodlu) işletme amacı içerisinde yer aldığı, sahadaki orman fonksiyonunun işletme amacı ve meşcere tiplerinin rüzgar enerji santrali kurulmasına engel bir durumunun bulunmadığı, başvuru alanı içerisinde ve yakın çevresinde “Milli Parklar”, “Tabiat Parkları” ve “Tabiat Koruma Alanları”, “Yaban Hayatı Koruma Sahaları ve Yaban Hayvanı Yetiştirme Alanları” yer almadığı; nihai PDT raporunda saha çalışmalarının Şubat-Mart 2020, Mart-Ekim 2021 tarihleri arasında yürütüldüğü, saha çalışmalarının 3 mevsimi içerdiği, yaz mevsimine ilişkin saha çalışmasının yapılmadığı, raporda flora ve fauna çalışmalarının nasıl yapıldığına dair yöntemin eklenmediği, faydalanılan literatürlere yer verilmediği, bitkilerin ve fauna elemanlarının nasıl teşhis edildiğine değinilmediği, fauna elemanları olarak sadece kuşlara yer verilip diğer diğer fauna elemanlarına yer verilmemiş olmasının ekosistem değerlendirmeleri açısından kesinlikle yeterli olmadığı ancak alanda özellikli bir habitatın olmaması, tarım arazileri ve kozmopolit türlerin yoğun bulunması, toz oluşumu ile ilgili alınan önlemlerin uygulanabilir ve yeterli düzeyde olması ile proje alanına sadece 5 adet türbin konulacak olması göz önüne alındığında, proje alanının flora fauna elemanları açısından ciddi bir risk teşkil etmeyeceği; PTD arazi varlığı haritasına göre, türbin T4, T5, T6 ve T7 orman alanında, T8 ise mera vasıflı arazi üzerinde gösterildiği ancak yapılan incelemelerde, T4 nolu türbinin orman vasıflı, T5 nolu türbinin mera vasıflı, T6, T7 ve T8 nolu türbinlerin ise tarla vasıflı parseller üzerinde inşa edileceğinin tespit edildiği, bu yönüyle PTD'deki bilgilerin yetersiz ve eksik olduğu, PTD'de kapasite artışına konu olan türbinlerin ve ilişkili faaliyetlerin, tarım ve hayvancılıkla ilgili çevresel etkilerine hiç yer verilmediği, kurulması planlanan 5 adet yeni türbinin tam olarak hangi parsellere denk geldiği, bu parseldeki toprağın verimlilik durumu, bölgedeki bitkisel üretim faaliyetleri hakkında bilgi verilmediği gibi söz konusu türbinlerin bu bölgedeki tarımsal faaliyetler üzerindeki etkilerinin de detaylı olarak açıklanmadığı, proje alanında küçükbaş hayvancılık yapıldığı belirtilmesine karşın bu hayvanlar üzerinde, kapasite artışı sebebiyle yapılacak inşaat çalışmaları ve işletmeye bağlı çevresel etkilere değinilmediği, türbinlerin inşa ve işletme aşamalarında tarla (kuru marjinal tarım arazisi) vasfındaki taşınmazda açılması planlanan 2,5 km yeni servis yollarının da tarımsal bütünlüğü bozup bozmadığı konusunda araştırma yapılmadığı, proje alanında tarım, mera ve orman arazileri bulunmasına karşın bu alanların vasıfları, arazi kullanım kabiliyetleri, sınıfı, sulama olanakları, yöredeki tarım, gıda ve hayvancılık faaliyetlerine, il içinde bölgenin hangi özelliklerinin ön plana çıktığına ilişkin bilgilere neredeyse hiç yer verilmediği, bölgede sınırlı düzeyde de olsa bitkisel üretimin olduğu yaygın olarak küçükbaş hayvancılık yapıldığı, PTD'de toz ve gürültü hesaplamaları ile ilgili çalışmalar ile inşaat çalışmaları ve araç hareketlerinden kaynaklı toz oluşumunu engellemek amacıyla yapılacak sulama işlemine ilişkin bilgilerin yer aldığı ancak toz ve gürültünün bitkiler ve hayvanlar üzerinde meydana getirebileceği etkilerin değerlendirilmediği, PTD'nin hazırlanmasında Orman Mühendisi ve Ziraat Mühendisinin görev almamış olmasının belirtilen eksikliklere neden olduğunun düşünüldüğü, projedeki yer seçiminin makro ölçekte uygun olduğu ancak mikro ölçekte türbin yerleri ve yol güzergahının daha ayrıntılı ve doğru bir biçimde ele alınarak çevresel etkilerinin incelenmesi gerekirken bu inceleme ve değerlendirmelerin yapılmadığı PTD'deki eksikliklerin kabul edilebilir düzeyde olmadığı; projenin inşaat ve işletme dönemlerinde oluşacak evsel nitelikli atıksuların şantiye binası içerisinde bulunan sızdırmaz, betonarme fosseptikte toplanarak, %80 doluluk oranına ulaştıktan sonra vidanjör yardımı ile çektirilerek alt yapısı uygun belediye arıtma tesisine götürüleceğine dair evraklar saklanarak denetimler esnasında ibraz edileceğinin belirtildiği ancak fosseptik planına yönelik herhangi bir çizim ve bilgiye PTD'de yer verilmediği, ayrıca belediyeden konu ile ilgili bir görüş yazısı/sözleşme alınmadığı, personelden kaynaklı oluşan atıksuyu bertaraf etmek amacıyla 19.03.1971 tarih ve 13783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Lağım Mecrası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik”te belirtilen esaslara uyulacağına dair herhangi bir beyan ve açıklamaya yer verilmediği, toz emisyonları hesaplanırken malzemenin taşınması, depolanması, yüklenmesi, boşaltması gibi faaliyetlerin hesaplanmadığı, sadece sökme ve malzemenin serilmesi sırasında toz emisyonu oluşacağı üzerine hesaplamalar yapıldığının görüldüğü, bu durumun rapor içerisinde bir çelişki yarattığı, eğer bitkisel toprağın ve hafriyatın kamyonlara yüklenmesi, taşınması gibi bir durum söz konusu olacaksa toz emisyonlarının yeniden hesaplanmasının gerektiği, Değerli Çevresel ve Sosyal Bileşenler üzerinde kümülatif etki potansiyeli olan projeler için oluşacak etkilerin söz konusu raporda bilimsel ve teknik açıdan yeterli düzeyde değerlendirilmediği sadece genel ifadelerle ortaya çıkacak kümülatif etkilerin azaltılmasına yönelik tavsiye niteliğinde olduğu, projenin arazi hazırlık, hafriyat, kazı, inşaat ve işletme aşamalarında belirtilen etki azaltım taahhütlerine uyulacağının ifade edildiği, söz konusu raporda micrositing çalışmalarının tamamlanmasının ardından daha verimli ve ekonomik türbin tipi bulunması durumunda tercih değişikliği yapılabileceği, rüzgâr ölçümü, değerlendirme ve tasarım çalışmalarının halen devam etmekte olduğunun ifade edildiği, bu kapsamda yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen rüzgâr verilerinin de dikkate alınarak, projenin gerek rantabilitesinin arttırılması gerekse çevresel etkilerinin mevcut durumdan daha da az düzeye indirilmesini sağlayan farklı yerleşim alternatiflerinin gündeme gelebileceği, bu durumda gerekli yasal izinlerin alınması ile söz konusu diğer yerleşim alternatiflerinin de değerlendirilebileceğinin belirtildiği, PTD'de yer alan bu beyanlardan türbin noktalarının yer belirleme çalışmalarının tamamlanmadığının anlaşıldığı, ayrıca rüzgâr ölçümü, değerlendirme ve tasarım çalışmalarının halen devam etmekte olduğu ve yerleşimlerin değişebileceğinin değerlendirildiği, türbin yerinin değişmesinin, aradaki mesafelerin uygunluğu, santral dış sınırının belirlenmesi gibi hususların değişmesinin çevresel etkilerin değerlendirilmesini de etkileyeceği, mevcut durumda kapasite artışına konu olan türbin yerlerinin teknik açıdan nasıl belirlendiğinin anlaşılamadığı, PTD'de "5 adet yeni türbin lokasyonu EPDK'nın ... tarih ve ... sayılı kararı ile uygun bulunmuş olup tadil kararı Ek-2'de verilmiştir. Seçilen alan minimum habitat kaybı ve ağaç kesimi olacak şekilde planlanmıştır.” denildiği tespit ve görüşlerine yer verilerek; dava konusu "ÇED Gerekli Değildir” kararına konu olan projenin, çevre mevzuatında belirlenen amaca uygun olarak gerekli teknik özellikleri taşımadığı, anılan projeye ilişkin Proje Tanıtım Dosyası'nın (PTD) bazı kısımlarının mevzuatta öngörülen usule uygun hazırlanmadığı, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılmadığı, proje kapsamının asgari gereklilikleri taşımadığı, yapılacak çalışmaların ne tür çevresel etkiler doğuracağı hususundaki tespitlerin tam anlamıyla verilmediği, projenin tarım arazilerine, su kaynaklarına, doğal yaşama ve yerleşim yerlerine olumsuz etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olup olmadığı ve ekolojik yapıda kalıcı tahribata yol açıp açmayacağının eksiklikler nedeniyle net olarak belirlenmediği, söz konusu eksiklikler nedeniyle projenin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunup bulunmadığının tam olarak tespit edilemediği, şeklinde görüş, kanaat ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Dosyanın incelenmesinden; Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporunda, hidrolik ve hidrojeolojik özellikler başlığı altında, bölgede bol kaynak çıkışları olduğu, projenin türbin yapılarının hidrolik sınırı temsil eden tepe ve sırt noktalarına yapılmasının planlandığı, hidrolik ve hidrojeolojik sisteme önemli bir etkisinin olmasının beklenmediği tespitinde bulunulduğu, devamında PTD'deki haritaların amaçları doğrultusunda bilgi vermediği, bu yönüyle eksik olduğu, hidrojeolojik inceleme, hidrolik inceleme, jeoteknik inceleme eksiklikleri göz önüne alındığında çevresel etki, taşkın, heyelan ve benzeri PTD'de incelenmemiş olduğu denilerek, çelişkili tespitler yapıldığı anlaşılmakta, ayrıca bilirkişi heyeti içerisinde yer alan jeoloji mühendisi bilirkişinin hidrojeoloji uzmanlığının bulunup bulunmadığı da tespit edilememektedir. Ayrıca; yine davalı yanında müdahilin temyiz dilekçesinde, bilirkişi raporundaki hidrojeolojik, hidrolojik ve jeoteknik inceleme bölümlerinde belirtilen noktalardaki uzaklıkların çevresel etkisi, taşkın, heyelan ve benzeri etkilerdeki eksiklik gibi hususların PTD'de yer aldığı ileri sürülmektedir. Yine; temyize konu kararda, ''...söz konusu raporda micrositing çalışmalarının tamamlanmasının ardından daha verimli ve ekonomik türbin tipi bulunması durumunda tercih değişikliği yapılabileceği, rüzgâr ölçümü, değerlendirme ve tasarım çalışmalarının halen devam etmekte olduğunun ifade edildiği, bu kapsamda yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen rüzgâr verilerinin de dikkate alınarak, projenin gerek rantabilitesinin arttırılması gerekse çevresel etkilerinin mevcut durumdan daha da az düzeye indirilmesini sağlayan farklı yerleşim alternatiflerinin gündeme gelebileceği, bu durumda gerekli yasal izinlerin alınması ile söz konusu diğer yerleşim alternatiflerinin de değerlendirilebileceğinin belirtildiği, PTD'de yer alan bu beyanlardan türbin noktalarının yer belirleme çalışmalarının tamamlanmadığının anlaşıldığı, ayrıca rüzgâr ölçümü, değerlendirme ve tasarım çalışmalarının halen devam etmekte olduğu ve yerleşimlerin değişebileceğinin değerlendirildiği, türbin yerinin değişmesinin, aradaki mesafelerin uygunluğu, santral dış sınırının belirlenmesi gibi hususların değişmesinin çevresel etkilerin değerlendirilmesini de etkileyeceği, mevcut durumda kapasite artışına konu olan türbin yerlerinin teknik açıdan nasıl belirlendiğinin anlaşılamadığı...'' denilmişse de, davalı yanında müdahilin temyiz dilekçesi incelendiğinde, dava konusu projeye ilişkin türbin koordinatlarının, müdahil şirketin 19.12.2022 tarihli başvurusu üzerine, Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'nün ... tarih, E:... sayılı olumlu görüş yazısı ile onaylandığının belirtildiği, bilirkişi raporundaki birçok tespitin (örneğin T4 ve T5 numaralı türbinlerin dere yatağına 20 metre mesafede olmaları) tamamen eksik ve yanlış değerlendirmelerden kaynaklandığı iddiasında bulunulduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan; karara dayanak alınan bilirkişi raporunda; PTD'de ''...micrositing çalışmalarının tamamlanmasının ardından daha verimli ve ekonomik türbin tipi bulunması durumunda tercih değişikliği yapılabileceği, rüzgâr ölçümü, değerlendirme ve tasarım çalışmalarının halen devam etmekte olduğunun ifade edildiği, bu kapsamda yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen rüzgâr verilerinin de dikkate alınarak, projenin gerek rantabilitesinin arttırılması gerekse çevresel etkilerinin mevcut durumdan daha da az düzeye indirilmesini sağlayan farklı yerleşim alternatiflerinin gündeme gelebileceği, bu durumda gerekli yasal izinlerin alınması ile söz konusu diğer yerleşim alternatiflerinin de değerlendirilebileceği'' ifadesinden türbin noktalarının yer belirleme çalışmalarının tamamlanmadığı, rüzgar ölçümü, değerlendirme ve tasarım çalışmalarının halen devam etmekte olduğu ve yerleşimlerin değişebileceğinin anlaşıldığı, türbin yerinin değişmesinin, aradaki mesafelerin uygunluğu, santral dış sınırının belirlenmesi gibi hususların da değişmesine neden olacağı, bu durumun ise çevresel etkilerin değerlendirilmesini değiştireceği belirtilmiş ise de; projeye ilişkin türbinlerin koordinatlarının Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'nün... tarih, E:... sayılı olumlu görüş yazısı ile onaylandığının belirtildiği de dikkate alındığında, söz konusu raporda, davaya konu türbinlerin PTD'deki yerleri ile 06.01.2023 tarihli onay işlemi ile belirlenen yeni yerlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi suretiyle, bütüncül bakımdan benzer çevresel özellikler taşıyan davaya konu proje sahası içerisinde, türbinlere ilişkin yapılacak yer değişikliklerinin, çevresel etkiler bakımından nasıl olumsuzluklar meydana getirebileceği, söz konusu değişiklikler ile ortaya çıkacak olumsuzlukların mevcut PTD'de belirtilen önlemler ile kabul edilebilir seviyelere çekilip çekilemeyeceği hususlarında, teknik yönden yeterli biçimde değerlendirmenin yapılmadığı, 06.01.2023 tarihli değişiklik dikkate alınmaksızın, PTD'de belirtilen, ancak güncel olmayan türbin yerleri dikkate alınarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, bilirkişi raporlarının tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının önemli bir gereklilik olması durumu dikkate alınarak, bahsi geçen konuda ortaya çıkan belirsizliğin giderilmesi ve PTD'de taahhüt edilen tedbirlerin yeterli olup olmayacağı konusunda ayrıntılı bir değerlendirme yapılması için yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınarak, mevcut bilirkişi heyetine gerekirse hidrojeolog ve yine davalı yanında müdahilin iddiaları da dikkate alınarak, mahkemece gerekli görülmesi halinde, enerji projeleri konusunda uzmanlığı bulunan Çevre Mühendisi de eklenmesi suretiyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, yukarıda belirtilen eksik hususlar Mahkemece açıklığa kavuşturulduktan sonra, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda bu yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz istemlerinin kabulüne, 2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 02/10/2024 tarihinde, usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyize konu edilen İdare Mahkemesi kararının; davacılardan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği yönünden bozulması ile davanın süre aşımı yönünden reddi; diğer davacılar yönünden ise, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.