10. Hukuk Dairesi 2012/22850 E. , 2012/27307 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 821-348 Davacı, davalı işveren nezdinde 14.10.2009-11.10.2010 tarihleri arasında aylığı 1.080 TL net ücretle sürekli olarak hizmet akdi ile çalıştığının tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzen…
**10. Hukuk Dairesi 2012/22850 E. , 2012/27307 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 821-348 Davacı, davalı işveren nezdinde 14.10.2009-11.10.2010 tarihleri arasında aylığı 1.080 TL net ücretle sürekli olarak hizmet akdi ile çalıştığının tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesidir. Anılan madde hükmüne göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Bu kapsamda hizmet tespitine yönelik davalarda, davacı işçinin çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ...'na davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık, ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu'nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 288. maddesindeki (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. maddesi) yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa, tanık dinletilmesi mümkündür (HUMK m. 292). 506 sayılı Kanunun 78. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK'nun 288. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanunun 78. maddesine göre, "...günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır". Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır. Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile, toplanan delillere göre; davacının, davaya konu dönemde anılan işyerinde hizmet akdine dayalı şekilde ve sigortalı olarak çalıştığı kurum kayıtlarına göre sabittir. Ancak, Mahkemece verilen hükümde davacı tarafından dönemin tanıkla ispat sınırının üzerinde bir ücret aldığı iddia edildiğine göre, salt tanık beyanlarına, emsal ücret araştırmasına ve imzasız hesap pusulasına göre, karar verilmeyip, bu hususta davacı tarafından sunulabilecek yazılı belgelerin olup olmadığı, buna göre davacının ücretine ilişkin belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı; davalı işyerinden davacı tarafından imzalanmış ücret bordrosu veya imzalı ücret hesap pusulası olup olmadığının yöntemince araştırılması ile varsa, bu belgelerin davacı tarafından imzalanmış olup olmadıkları, bu tür belgeler mevcut ise, bu belgelerdeki miktarların kabulü, aksi halde kuruma bildirilen ücretler kadar ücretin tespitine karar vermek gerekirken, bu hususların üzerinde durulmaksızın hatalı değerlendirme sonucunda yazılı belgeye dayanmayan bir ücrete hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüştür. O halde, davalı Kurum vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.