Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/2397 E. , 2024/1049 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2397 Karar No : 2024/1049 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. … İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRE
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/2397 E. , 2024/1049 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2397 Karar No : 2024/1049 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. … İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Hatay Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda "B.K. isimli şahsın, iletişimin dinlenmesini gerektirecek yeterli bilgiler/emareler olmaksızın iletişimin dinlenmesine yönelik mahkeme kararlarının aldırılmasından sorumlu olduğu" iddiasıyla davacıya Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası verilmesi gerekmekte ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle soruşturma dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin, Danıştay Onaltıncı Dairesinin 15/02/2016 günlü, E:2015/18916, K:2016/458 sayılı bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararıyla; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya isnat edilen fiillerin sübut bulduğu sonucuna ulaşıldığı, bu nedenle davacının sübut bulan eylemi nedeniyle bu eylemin karşılığı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin 12. fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesi gerekmekteyken disiplin soruşturmasına konu iletişimin tespiti fiilinin 18/07/2011 tarihinde sonlandırılmış olması nedeniyle davacının bu eyleminin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127 nci maddesinin son fıkrasında yer alan iki yıllık ceza zaman aşımına uğradığı açık olduğundan, dosyanın bu bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tüm dinlemelerin hakim kararına dayalı olarak gerçekleştirildiği, iletişime müdahale görevinin, hukukun sınırları içinde ifa edildiği sürece istihbari faaliyette bulunmanın hukuka uygunluk sebebi olduğu, dava konusu işlemin hukuki bir dayanağının olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı, Hatay Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda "B.K. isimli şahsın, iletişimin dinlenmesini gerektirecek yeterli bilgiler/emareler olmaksızın iletişimin dinlenmesine yönelik mahkeme kararlarının aldırılmasından sorumlu olduğu" iddiasıyla Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle soruşturma dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün (26/6/2015 günlü, 2015/7911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Tüzüğün 1. maddesiyle bu Tüzüğün adı “Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü" olarak değiştirilmiştir.) 8/12 maddesinde yer alan "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin, 6. fıkrasının (h) bendinde, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlardır. Bu cezaların, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemleri de bulunmaktadır. Bu nedenle disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi: 02/07/2020, Başvuru Numarası: 2016/14253 olan "Barış Baş" dosyasında verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 57. paragrafında; "Cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş veya ceza sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu bağlamda ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30, Galip Şahin, § 48)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir. Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır. Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işleme esas B.K. isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/07/2018 günlü, E:2015/10, K:2018/537 sayılı kararıyla, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan davacının üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği, Anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine de Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 06/09/2019 günlü, E:2019/261, K:2019/693 sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, davacıya isnat edilen fiillerin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.