DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/270 E. , 2024/3542 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/270 Karar No : 2024/3542 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İliş…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/270 E. , 2024/3542 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/270 Karar No : 2024/3542 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., Karar No...sayılı kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, tanık ifadeleri incelendiğinde, davacının üniversite döneminde devlet yurdunun çıkmaması nedeniyle barınma amacıyla ve ekonomik sebeplerle FETÖ/PDY yapılanmasına ait evlerde kaldığı ve aktif görev almadığı, bu süreçte örgüte ait evlerde düzenlenen "sohbet" adı altındaki toplantılara ve örgüt tarafından düzenlenen "kamp" adı altındaki etkinliklere katılmadığı veya çok kısıtlı olarak katıldığı, hakim-savcılık sınavlarına hazırlık aşamasında ve staj döneminde örgütle bağlantısı olmayan kişilerle birlikte kiraladığı evlerde kaldığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir bağlantısının bulunmadığının beyan edildiğinin görüldüğü, Davacının kendi ifadesinde, üniversite döneminde barınma amacıyla ve ekonomik sebeplerle FETÖ/PDY yapılanmasına ait evde kalmış olmakla beraber, üniversiteden mezun olduktan sonra söz konusu yapıyla tüm bağını kopardığını ve örgüte ait evlerde kaldığı dönemde örgütün herhangi bir faaliyetine katılmadığını beyan ettiğinin görüldüğü, davalı idare tarafından davacının bu beyanının aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığının anlaşıldığı, Nitekim, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma neticesinde kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesine ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., Karar No:... sayılı kararında; "... Şüpheli beyanlarından ve mevcut tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere şüphelinin üniversite eğitimi sırasında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün... İlinde faaliyette bulunan öğrenci evlerinde öğrenciliği döneminde 2006-2010 yılları arasında kaldığı, örgüt evinde kaldığı dönemde örgütün sohbet adı altında düzenlenen toplantılarına katıldığı, ancak örgüt içerisinde herhangi bir görev almadığı, savunmasında 2010 yılından sonra örgütle bağlantısını kestiğini, maddi imkansızlık sebebi ile örgüte ait evlerde kaldığını beyan ettiği, bu hususun tanık beyanları ile desteklendiği, ... şüphelinin savunmasının aksine 2010 yılı sonrası örgütle bağlantısı olduğuna dair tanık beyanı ve yahut başkaca delil elde edilemediği, öğrencilik yıllarında (2006-2010) barınma amaçlı örgüte ait evlerde kaldığı yönündeki savunmasının aksini gösterir örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair dava açmaya yeter şüphe oluşturacak somut delil elde edilemediği ..." şeklinde tespitlere yer verildiği, Bu durumda, davacının üniversite döneminde örgütsel saiklerle örgüte ait evlerde kalmadığını ve üniversite öğreniminden sonraki süreçte de örgütle herhangi bir irtibatının olmadığını belirten tanık beyanları ile üniversite döneminde barınma amacıyla ve ekonomik sebeplerle FETÖ/PDY yapılanmasına ait evlerde kalmış olmakla beraber örgütsel faaliyetlere katılmadığını ve üniversiteden mezun olduktan sonra söz konusu yapı ile tüm bağını kopardığını beyan eden davacının beyanlarının, bir başka ifadeyle barınma saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı gibi davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütsel saiklerle oy kullandığına ilişkin birbiriyle tutarlı tanık beyan(lar)ı, somut tespit(ler) ya da başkaca bilgi ve belgeler bulunmadığı görüldüğünden, davacı hakkındaki tanık beyanları ile davacının beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Evinde yapılan aramada ele geçirilen 1 Amerikan Doları yönünden, gerek adli yargıda gerekse idari yargıda dava dosyalarına yansıyan bilgilerden, örgütün, mensuplarına motivasyon sağlamak amacıyla örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından gönderildiği ileri sürülen 1 Dolarlar dağıttığı, örgüt mensuplarının verilen bu 1 Dolarlara kutsallık atfederek üstlerinde ya da korunaklı bir yerde sakladıkları anlaşılmış ise de, uyuşmazlıkta davacının eşi E.T.'nin cüzdanı içerisinde 1 Dolar bulunması hususunun davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği, bu hususa ilişkin davacının savunmasının aksini ortaya koyacak nitelikte davalı idarece dosyaya bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, HTS raporu yönünden, davacıya ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen inceleme raporu ve inceleme tutanağı yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında başlatılan soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine birden fazla kez giriş yaptığına ilişkin tespitlerin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, C.M. isimli şahsın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve 2014 yılı HSK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen dokümanlarda davacının adının geçmesi yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan ve Yargıtay eski üyesi M.A.'nın kayınbabası C.M.'nin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen listelerde birçok hakim savcının yanı sıra davacının ismine de yer verildiği, söz konusu listede davacının isminin karşısında 2014 yılı HSK seçimleri ile ilgili lehe veya aleyhe herhangi bir değerlendirmenin bulunmadığının görüldüğü, bu durumda, C.M. isimli şahsın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı olduğunu gösterebilecek nitelikte somut herhangi bir tespit içermeyen dokümanların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 19/02/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen ... tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 19/02/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle dava konusu kararın iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu, davacının seçim döneminde sözde bağımsız FETÖ/PDY silahlı terör örgütü irtibat ve iltisaklı adaylarından bazılarına oy verdiğine ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü irtibatlı ve iltisaklı meslek mensuplarının Yargıda Birlik Platformu aleyhine çalışma yürüttükleri ve sözde bağımsız adayların propagandalarının yapıldığı yemeklere katıldığına dair kendi ifadesinin, münferit bir eylem, hal, hareket veya tavır olarak nitelendirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, üniversite eğitimi boyunca FETÖ/PDY'ye ait öğrenci evlerinde 4 yıl süreyle kalması ve sohbetlerine katılması hususunda kendi beyanı ve tanık beyanları bulunmasına rağmen; Dairenin bu durumun salt barınma saikiyle ve ekonomik gerekçelerle gerçekleştiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin idarelerince dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle anılan hususun davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü irtibat ve iltisakını göstermeyeceğini kabul etmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, idarelerinin kişinin iç dünyasında yıllar öncesindeki bir güdülenmenin aksini ispat etmesi, bu bağlamda bir tespiti dosyaya sunmasının mümkün olmadığı, Dairenin de bunu öngöremeyeceği, Daire davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağını kopardığına dair beyanına itibar etmiş ise de; davacı hakkında sunulan diğer tüm deliller (sözde bağımsız örgüt adaylarına oy vermesi, HTS analiz raporunda yer verilen tespitler, dijital materyallerinden elde edilen tespitler, hakkındaki şikayet evrakı, hakkındaki tanık beyanları ile kendi beyanı, ele geçirilen 1 Dolar) ile beraber değerlendirildiğinde davacının anılan örgüt ile bağının devam ettiğinin anlaşılacağı, 1 Dolarların ele geçtiği olaylarda davacıların mezkur 1 Doları düğün hatırası savunmasıyla bulundurduklarına dair beyanlarla delili itibarsızlaştırdıkları gerçeği göz ardı edilerek, davacıdan ele geçirilen 1 Dolar hususunda başkaca tanık beyanı, somut tespit veya başkaca herhangi bir bilgi ve belge aranmasının isabetsiz olduğu, belirli bir periyot ile Dairenin neyi kastettiğinin bilinmediği, bu davalarda "periyot" belirlemesi yapılmasının doğru bir yaklaşım olmayacağı ve görüşmelerin yoğunluğunun görüşme hakkında bir veri oluşturmayacağı, davacının bilgisayarından birden fazla kez FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir internet sitelerine bağlantı gerçekleştirdiği hususunun, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını açıkça ortaya koyduğu ve bu delilin yanlış anlaşılma veya tesadüf olarak açıklanamayacağı, idareleri tarafından ihbar ve şikâyet dilekçeleri 2802 Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden, salt şikayet dilekçesi üzerine verilen karar sonucuna göre hareket etmenin hatalı değerlendirmeye yol açacağı gibi dilekçede davacı hakkındaki isnatların ve söz konusu dilekçenin iltisak ve irtibat noktasında ne şekilde değerlendirildiğinin kararda tartışılmamasının isabetsiz olduğu, Daire tarafından, Yargıtay eski üyesi M.A'nın kayınbabası C.M.'nin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen dokümanların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olmadığı ifade edilmiş ise de, anılan delilin davacı hakkındaki sair delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının isminin söz konusu listede olmasının, davacının söz konusu örgüte irtibat ve iltisakını ortaya koyan destekleyici bir unsur olduğunda şüphe bulunmadığı, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, 31/01/2024 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:... Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT : 1) Anayasa Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir. Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz." Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." Anayasa’nın 13. maddesi: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." Anayasa’nın 14. maddesi: "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. ..." Anayasa’nın dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler." Anayasa’nın 139. maddesi: "Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: "Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler." Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar." Aynı maddenin sekizinci fıkrası: "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. ..." 2) AİHS AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir." AİHS'in 8. maddesi: "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir. Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez. Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir." 3) Kanun 667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir." Üçüncü fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır." Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. ..." 4) Etik İlkeler Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir. Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında açılan ceza soruşturmasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına veya ceza davasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Kurulumuz tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Yargı mensubu olarak görev yapan O.A.'ya ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ...... tarihli tanık ifade tutanağında, "... Yukarıdaki kimlik ve adres bilgileri doğrudur, bana aittir ben ... mezunuyum, 2008 yılında okula giriş yaptığımda ... benden iki dönem üstteydi, orada tanıştık, ... hemşehri olmamız nedeniyle orada ve ...'a geliş gidiş yaptığımız sırada kendisi ile sohbet etme konuşma imkanımız oluyordu, o dönemde kendisi FETÖ/PDY (o dönemde cemaat) evlerinde kalıyor idi, bense değişik fakültelerden arkadaşlarla birlikte kiralamış olduğumuz bekar evinde kalıyordum, kendisine de bizimle kalması hususunda teklifte bulundum, zannederim bizim evin biraz rahat, kız arkadaşlarımızın gelip gitmesi zaman zaman evde alkol alınması gibi nedenlerle bizim yanımıza gelmek istemedi ayrıca ders çalışmasının da aksayacağını düşündü, kendisi bana kalmış olduğu evin rahat olduğunu, televizyon ve internetin bulunduğunu ayrıca babasının yönlendirmesi ile sadece barınmak için kaldığını söylüyor idi, hatta o dönemde hukuk öğrencilerinden 125 TL para alıyorlardı, ... 275 TL para verdiğini, bu nedenle kendisini çok fazla karışılmaması ve müdahale edilmemesini istediğini söylüyordu, bu şekilde okulu bitirdim, sonrasında stajını ...'da yaptı, bende okulu bitirip staj yapmaya başladığında ... stajyerdi sonra da atandı, bende atandıktan sonra zaman zaman telefonla mesleki konularla ilgili görüştüğümüz oluyor idi, ...'da görev yaptığım için MİT Tırları meselesinde telefonda görüştüğümüzde bana bu eylemin düpedüz başkaldırıdır şeklinde yapılanların yanlış olduğunu belirtip eleştirel sözler söylediğini hatırlıyorum, bundan başka kendisinin FETÖ/PDY ile irtibatla iltisaklı olduğunu bilmiyorum, ailesi muhafazakar yapıda bir ailedir, özellikle babası bu yapının evlerinde kalmasını tavsiye etmiş, zannederim sadece namazını niyazını kılarsın düşüncesi ile bunu yapmış, ... Bey bu yapıya ait evde kaldı fakat bildiğim kadarıyla uzun boylu sohbetlerine, toplantılarına hatta kamplarına katılmazdı yani okul bitişlerinde benimle birlikte ... gelirdi, hakim savcılık sınavına da yine kendisi ile birlikte halen görevde bulunan H. isimli şahıs ile evde hazırlandılar, dershaneye gittiler, yine benim bildiğim kadarıyla evde kaldığı süre boyunca herhangi bir şekilde imamlık veya yöneticilik gibi bir görevi yoklu, benim bilgim bundan ibarettir ..."; Yargı mensubu olarak görev yapan Y.T.'ye ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Evrakta ismi geçen...'u ... Üniversitesi Hukuk Fakültesinde aynı sınıfta öğrenim görmemiz dolayısıyla tanırım. Ayrıca kendisi ile hakimlik savcılık stajında da aynı dönemde staj yaptık.... ile biz 2006 yılında üniversite 1. sınıfta okula kayıt esnasında tanıştık. Kendisiyle hemşehri olmamız dolayısıyla tanışıklığımız ve arkadaşlığımız üniversite yılları boyunca devam etti, Kendisiyle sık sık görüşürdük, Bana söylediğine göre 1. sınıfta devlet yurduna başvurmuş fakat kendisine devlet yurdu çıkmaması ve maddi durumunun da iyi olmaması dolayısıyla o dönem Fetullah Gülen Cemaati olarak bilinen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evde kalmaya başlamış, Ben de zaten kendisinin kaldığı bahse konu eve gitmem dolayısıyla da bu duruma bizzat şahit oldum, Hatta ... Adliyesinde Hakim olarak görev yapan H.K. ve... ile birlikte bahse konu yapıyla bağlantısı olmayan eve çıkmaya bile karar verdik. Fakat arkadaşların maddi durumlarının iyi olmaması nedeniyle eve çıkamadık. ... fakülte boyunca 4 sene FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait öğrenci evlerinde kalmıştır. Bildiğim kadarıyla evde kalmak dışında herhangi bir görev almamıştır, Ayrıca eğitim gördüğümüz süre zarfında bazı dönemler kendisinden evlerde yapılan programlara katılmaması nedeniyle evin abisi ile arasında sorunların yaşandığını, evdeki kişilerle anlaşamadığını söylüyordu. Ancak maddi nedenlerden dolayı bu evlerde kalmaya devam ettiğini biliyorum, Aynca 2010 yılında mezun olduktan bir süre sonra ... ve yukarıda ismini zikrettiğim H.K. ile birlikte ... ilinde bulunan ... Dershanesine hakim ve savcılık sınavına hazırlanmak üzere kayıt olduk ve burada eğitim gördük. Yine dershaneye gittiğimiz dönem boyunca İsmail ve H. ile birlikte ... İlinde ...'de herhangi bir yapıya ait olmayan, kendimizin dayayıp döşediği ev kiralayarak yaklaşık 3 ay süreyle birlikte bu evde kaldık. ... ve ben 2010 yılının aralık ayında hakimlik ve savcılık sınavını kazandık. Sınavı kazanıp staja başladıktan sonra Türkiye Adalet Akademisinde staj gördüğümüz dönemlerde yüz yüze görüşmelerimiz oldu. ... ilk akademi stajı döneminde akademideki yurtta kalmıştı. İkinci akademi stajında ise arkadaşlarıyla özel evde kalmıştı. 3 Mayıs 2013 tarihinde yapılan kura atamasından sonra kendisi ile sadece telefonda görüştüm. Bu görüşmelerimiz esnasında ve arkadaşlık yaptığımız süre zarfında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili olarak herhangi bir şekilde propaganda teşkil edecek sözlerine ya da bahse konu örgüt ile iltisak ve ilgili olduğunu gösterir tavır ve davranışlarına ben şahit olmadım, Aksine kendisini vatanına milletine bağlı bir olarak bilirim. Ortak arkadaşlarımızdan da herhangi bir şekilde...'in örgütün propagandasını yaptığına dair herhangi bir şey duymadım, Ayrıca 2014 yılında yapılan HSYK üyeleri seçiminde de beni arayarak herhangi bir aday için oy talebinde de bulunmamıştır. Yukarıda da belirttiğim üzere samimi olarak tanıdığım için ...'in sırf ailesinin maddi durumunun iyi olmadığı için fakülte döneminde bahse konu yapının evlerinde kaldığını biliyorum. Fakülteden sonra bahse konu yapıyla irtibatının devam edip etmediği hususunda benim görgü ve duyuma dayalı bir bilgim yoktur ..."; Yargı mensubu olarak görev yapan H.K.'ya ait, 25/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Ben ... Hakimi olarak görev yapmaktayım. ... Yakın zamanda düğünüm olacağı için hem düğünüme davet etmek hem de üniversiteden beri yakın arkadaşım olan ve geçtiğimiz günlerde açığa alınan 648 kişilik hakim-savcı listesinden dolayı görevden uzaklaştırılan Cumhuriyet savcısı ... ile ilgili kendi isteğim ve rızam ile ifade vermek am...cıyla adliyeye geldim. ...... ile üniversitede ilk yıl tanıştım. Kültür olarak kendime yakın bulduğum için arkadaşlığımız ve samimiyetimiz devam etti. Bu arkadaşlık esnasında ...'in de benim gibi cemaate ait bir evde kaldığını öğrendim....'in de benim de bu yapıya ait evlerde kalmamızın sebebi onun ... benim ... olmam ve muhafazakar ve dini bütün ailelerin çocukları olmamız ve bu kültürde yetişmemiz nedeniyle ... gibi her türlü yanlışa sapılabilecek bir il ve üniversite ortamında kendimizi muhafaza edebilmek adına ...'in ailesinin yönlendirmesi ile beni de dershanedeki öğretmenlerimin yönlendirmesi nedeniyle bu yapıya ait evlerde kaldık. Ancak ... ile çok samimi olduğumuz için biz kafamıza yatmadığından mümkün olduğunca daha doğrusu biz onların her dediğini yapıp kafa yapılarımız tam uyuşmadığı için bu kaldığımız dört yıllık süre boyunca çok kısıtlı faaliyetlerine katıldık. Hatta belki yanlış anlaşılabilir ancak kendi aramızda en alt görev olan ev abiliği görevini bile bize vermediler diye ben şahsen içten içe manevi olarak zayıf ve yeteneksiz olduğum düşüncesine kapıldım. Zaten eleştirel bir bakış açımız olduğu için güvenilir adam imajı veremediğimizden yurtlardaki genele açık sohbetler dışında başka bir faaliyete de katmadılar. Ne ... ne ben yaz kamplarına katılmadık. Mecbur kaldıkça ... yurdunda ve ... yurdunda genel sohbetlere katılıyorduk. Mezuniyete yakın bir zamanda ... ile beni ... yurduna gitmemiz gerektiği ve bir abinin bizimle mutlaka konuşması gerektiğine dair yanlış hatırlamıyorsam ev abisi ya da hukukçular ile ilgilenen abi bilgi verince biz ... ile birlikte ... yurduna gittik. ... ile beni ayrı ayrı olarak bir odaya aldılar. Şu an görsem hatırlayacağım ancak ismini bilmediğim kod adını da hatırlamadığım bir şahıs bana Fetullah Gülen'i kastederek kaç tane kitabını okuduğumu kaç tane kasedini dinlediğimi sordu. Bana hakimlik savcılık sınavı için ev açacağız kal şeklinde teklifte bulunulmadı. Ben bunun da bana karşı olan güvensizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Daha sonra biz ... ile birlikte oradan ayrıldık gittik. Biz mezun olduktan sonra memleketlerimize gittik. Her sene olduğu gibi o sene de yaz sonu kampına katılmadık. 2010 yılının Eylül ya da Ekim ayında hakimlik-savcılık sınavı yapılacağına dair ilan oldu. Memleketlerimizde hazırlanmamız zor olacağı için kendi aramızda yaptığımız konuşmalarda ve araştırmalarda ... ilinde bulunan ... isimli kursun hakimlik-savcılık sınavı için en iyi hazırlanan yer olduğunu öğrenmemiz üzerine arkadaşlarım Y.T. ve İsmail TUMRUT ile birlikte Ankara iline gidip ev tutup Monopol Dershanesine yazılarak sınava birlikte hazırlanmaya karar verdik. Ailelerimizden izin aldıktan sonra 2010 yılının yanlış hatırlamıyorsam Temmuz ayında üçümüz birlikte ... ikinci el ev eşyası alarak ... ev tuttuk. Monopol isimli kursa yazıldık. Üç ay birlikte hazırlandık. İsmail ile Y. 2010 daki bu sınavı kazandı. Ben kazanamadım. ... Ben kısa süre sonra açılan 2011 yılı Nisan ayındaki sınavı kazandım. Daha sonra mülakat sonucu Y., ben, ... sınavı kazanıp Akademideki ilk eğitimlerimiz kesiştiği için ben Akademide ... ile birlikte aynı odada kaldım. İkinci Akademide İsmail yurt ortamından sıkıldığı için cemaatten olmayan, kendisine evde kalmayı teklif eden adaylar ile ev tutup kaldı. Ben kaldığı arkadaşı Yargıtay stajından tanıdığım için onlar cemaatçi değillerdi. Ben...'i yakınen tanıyorum ve halen samimi arkadaşım. Dolayısıyla biz o dönem bu yapının bu özelliğini bilmediğimizden ve muhafazakar ailelerde yetişmiş insanlar olduğumuzdan evlerinde kaldık. ...'in kaldığı dönemde de çok yakın ilişkiler kurmadığını, samimiyetimizden dolayı biliyorum. 2010 yılında evlerinden ayrıldıktan sonra da herhangi bir ilişkisinin kalmadığını arkadaşlığımız yakınen devam ettiğinden dolayı biliyorum. Hatta 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde şu an ismini hatırlamıyorum ... Savcım daha iyi bilir. O zamanki Başsavcıya da Başsavcı Vekillerinden bir tanesi ... Savcımla samimi olduğumuzu bildiğinden ve ben Yargıda birliğe oy vereceğimi çok açık bir şekilde söyleyip arkadaşlarıma da tavsiye ettiğmi bir şekilde öğrenmiş olacak ki İsmail Savcıma benim için "o arkadaşına söyle, bağımsızlara oy vermeyecekse bile aleyhimizde konuşmasın, sussun yoksa kendisi açısından kötü olur" şeklinde tehditvari bir şekilde konuşmuş. ... Savcım da bunu bana Yargıda Birliğe oy istemek için kendisini aradığımda bana anlatmıştı, kendisi ...lu olup ...da staj yaptığı için ... Savcım aracılığı ile bana böyle bir aktarımı olmuştu. Yaptığımız konuşmalarda da ... Savcım bana Yargıda Birliğe oy vereceğini söylemişti. Bu tehdidi yapan kişinin kim olduğunu ... Savcıma sorduğunuzda ismini söyleyecektir. Ben tüm samimiyetimle söylüyorum. Açığa alındıktan sonra ... Savcım hiçbir şekilde ifade vermem yönünde aramadı. Ben bizatihi kendisini aramama rağmen ulaşamadım. ... Ben sadece ... Savcım ile ilgili bir hata olduğunu düşündüğümden ve yapı ile ilgisinin olmadığını samimiyetimiz nedeniyle bildiğimden dolayı sadece onunla ilgili bu beyanı vermek istedim. ..." şeklinde ifadelere yer verilmiştir. Davacı tarafından, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/08/2016 tarihli sorgulama tutanağında, ".. Ben .... İlk, orta ve lise öğrenimimi memleketim olan ... ilinde ailemin yanında yaptım. 2004 yılında ... Lisesinden mezun oldum. İlk yıl üniversite sınavını kazanamadım. 2005-2006 öğretim yılında ... ilindeki Final Dergisi Dershanelerine gittim. 2006 yılında girmiş olduğum üniversite sınavında ... Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. Kayıtlara yakın bir tarihte ancak tam olarak hatırlamadığım bir zamanda ...... ili FEM Dershanesinde tarih öğretmeni olduğunu söyleyen ismini şu an hatırlamadığım erkek bir şahı... numaralı ev telefonumuzu bir kaç kez aramışlar ve anneme ve babama "..., ... Hukuk Fakültesini kazanmış. Bizim öğrencilerimizden de ... Üniversitesini kazananlar var. Otobüs tutarak kayda gideceğiz ... de bizimle gelsin, arkadaşlarımız var kayıtta da kendisine yardımcı oluruz" şeklinde sözler söylemişler. Ailem bunu bana söylediğinde ben bunu kabul etmeyerek "aman benden uzak olsunlar" diye tepki gösterdim. Sormuş olduğunuz "bizi ne için aradınız, nereden tanıyorsunuz" gibi sözleri sormak ilkokul mezunu olduğu için ne annemin ne de babamın aklına gelmemiş. Daha sonra tekrar arayarak "hiç olmazsa bizimle gelmiyorsunuz, ... de biz sizi karşılayalım kayda birlikte gidelim" demişler. Eve geldiğimde annem, babam tekrar aradıklarını ve böyle söylediklerini söyleyince ben yine olmaz dedim. Ancak babam, "oğlum, ben askerliğimi ... de yaptım. O zaman biz birlikte gidelim, bende anılarımı tazelemiş olurum. Sende ...’dan ilk defa dışarıya çıkıyorsun, sana yol arkadaşlığı yaparım, onlar da bize orada yardımcı olacaklarsa olsunlar" şeklinde konuştuk. Babamla birlikte kayıt zamanı otobüsle ... iline gittik. Buluşma şeklimizi şu an için tam hatırlamıyorum ancak eve mi bilgi verdiler bizi mi aradılar tam olarak hatırlamıyorum....'e indiğimizde ... ilçesindeki heykel durağında buluşmak üzere sözleştik. Buluşma yerine gittiğimizde ...lı olduğunu söyleyen, ...de öğretmenlik okuduğunu hatırladığım, ancak ismini ve soyismini hatırlamadığım, orta boylu, şişman, kızıl saçlı bir şahıs, babamla bizi karşıladı. Vakit zaten akşama yakın olduğu için "bu saatte kayıt olmaz, sizi bu akşam evimizde misafir edelim, yarın birlikte kayda gideriz" dedi. Heykelin sol tarafında 2 ya da 3 katlı ismini hatırlamadığım bir apartmanın en üst katındaki daireye gittik. Bizi karşılayan şahıstan başka evde kimse yoktu. O gece orada babamla birlikte kaldık. Ertesi gün sabah kalktığımızda babam biraz aceleci olduğundan "hadi gidelim" demesine rağmen bizi misafir eden şahıs "bekleyin arkadaşlar gelecek onlar ile birlikte kayda gidersiniz" dediler. Saat 10:00'a kadar beklememize rağmen kimse gelmeyince babamla biz evden ayrılarak ... Üniversitesi Hukuk Fakültesine gittik. Biz biraz geç kaldığımız için bayağı bir sıra bekledik. Kaydı yaptıktan sonra kendisini B. olarak tanıtan, muhtemelen kod ismi kullanan İşletmede okuduğunu söyleyen birisi yanımıza geldi. Babama hitaben "amca kusura bakma geç kaldık, işlerimiz vardı, keşke bizi bekleseydiniz" şeklinde sözler söyledikten sonra ısrarla "......... geliyor, ...de çok çeşit insanlar var, yanlış yola sapar, sizler muhafazakar, milliyetçi insanlarsınız, ...'i bozarlar, yanlış yola çekerler, bizim imkanları çok iyi olan evlerimiz var, oralarda kalırsa biz dersleri de dahil her türlü şeyle ilgileniriz, kalacağı arkadaşlar abdestli namazlı, kendisi gibi düzgün çocuklar, üstelik devlet yurtlarında altı-yedi kişilik odalarda kötü koşullarda kalmamış olur" ve buna benzer çok ısrarlı şekilde babamı ikna etmeye çalıştılar. Benim baştan beri hep bir tereddütüm vardı. Ancak babam bu söylemler üzerine ikna olarak "oğlum abdestli namazlı düzgün insanlar, Allah diyen insanlar, gözümüz senden dolayı arkada kalmaz, ilk defa büyük bir ile geliyorsun, hastalığında okulunda her türlü yardımcı olurlar, bizimde gözümüz geride kalmaz" diyerek o dönem için böyle şeyler de kimse bilmediğinden ve hesap etmediğinden babam klasik bir ... insanı olduğundan bu söylemler karşısında ikna oldu. Bana da kal dedi. Ben babamı kırmamak için kabul ettim. Ancak B. isimli şahsa sadece evlerinde kalacağımı, herhangi bir faaliyetlerine ve söyleyecekleri işleri yapmayacağımı, bu şartlarda benim kalmamı kabul edip etmediklerini sorduğumda "biz senden hiç bir şey istemiyoruz. Sen sadece gel bizimle birlikte evlerde kal" deyince kabul ettik. Okul ne zaman açıldı hatırlamıyorum ancak biz o gün babam ile tekrar ...’a döndük. Yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 10 gün sonra okul açıldığında ben tek başıma ...'e gittim. Ancak üzerinden 10 yıl geçtiği için onlar mı benim telefonumu aldı. Ben mi onların telefonunu aldım. Nasıl buluştuk tam hatırlamıyorum. Yine ... heykelde bizi ilk kayda gelirken karşılayan kızı saçlı,...lı olduğunu söyleyen şahıs beni karşıladı. Bir süre sonra benden 2 üst sınıfta olan yani 3. Sınıfta olan soyadını bilmiyorum ama gerçek ismini sınıf arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla G. diye bir şahıs beni karşılayan şahıstan teslim alarak ... meydanındaki şu an adresini tam hatırlayamadığım ve ismini bilmediğim bir apartmanın 1. Katında bir daireye götürdü. Evde bize yaklaşık 2 hafta kadar ev abiliği yapan Hukuk Fakültesi 3. Sınıf öğrencisi G. ve ... olan Z.D. isimli, İşletme ve iktisatta okuyan, daha sonraları Facebooktan beni arkadaş olarak eklemesi üzerine BDDK uzmanı olduğunu öğrendiğim bu şahıs ve ... olup ... ikamet eden Türkçe öğretmenliğinde okuyan G.B. ile dördümüz birlikte kaldık. Yaklaşık 2 hafta bizimle kaldıktan sonra ev abiliği yapan Hukuk Fakültesi 3. Sınıfta okuyan G. gitti. Bilgisayar öğretmenliği okuyan ...lı olduğunu söyleyen yine soyismini bilmediğim G. isimli bir öğrenci gelerek bizimle kalmaya başladı ve bizim ev abimiz olarak yıl boyunca o kaldı. Kaldığımız eve ara sıra kod ismi mi gerçek ismi mi olduğunu bilmediğim H. isimli 35 yaşlarında bir abi gelip ihtiyaçlarımızın olup olmadığını soruyor, biz ihtiyaçlarımızı söylüyorduk ancak söylediğimiz ihtiyaçların çok az bir kısmı karşılanıyordu. İlk yıl Cumartesi günleri yaklaşık 5-6 defa bu H. isimli şahıs gelerek bizi ilk babamla kayıt için karşılayıp misafir ettikleri eve götürerek sûreleri ezberlememiz için sohbet ediyor ve "sen şu sûreyi sende bu sûreyi ezberleyeceksin" diyerek ödev veriyordu. Bunun haricinde daha sonraki yıllarda bir kaç kez katıldığım ... Üniversite yerleşkesinin civarında bulunan şu an adres olarak tarif edemeyeceğim ... Bahçesinin karşısındaki ... Yurdunda ve ... yurdunda sohbet toplantıları oluyordu. Ben bu toplantılara ilk yıl hiç gitmedim. Bu yüzden ev abisi olan G. ile bir kaç defa tartıştık. Tartışma sebebimiz hem bu yurtlardaki sohbet toplantılarına katılmamam, hem Fethullah GÜLEN'in kitaplarını ve Risale-i Nur'u okumamam ve "dershanelerdeki öğrencileri al ilgilen onlara ders ver" şeklindeki taleplerine karşılık vermemem sebebiyle "burası otel mi hiç bir şey yapmıyorsun" şeklinde sözler söylemesi üzerine ben en başta hiç bir faaliyete katılmamak şartıyla evlerde kalmayı kabul ettiğimi söyledim ve tartışmalardan birinden sonra "otel değilse bende ayrılıyorum" diyerekten valizimi topladığımda tekrar G. alttan alarak bana yalvarmaya başladı. Bana "kusura bakma ben seni kırmak istemedim ancak sen buradan ayrılırsan hesabını benden sorarlar" şeklinde sözler söyleyerek tekrar beni ikna etti. Ben Risale-i Nur'u anlamadığım için ve Fethullah GÜLEN'in kitaplarından da haz almadığım için okumadım. Israrlarına rağmen hiç bir öğrenci ile de ilgilenmedim. Evdeki ilk yılım bu şekilde geçti. Okul tatil olduğunda kampa kalmam gerektiğini, kampları olduğunu, orada Kur’an Dersi ve Risale-i Nur okuyacağımızı söylediler. Ben annemin babamın yaşlı olduğunu, onların bana, benim onlara hasret çektiğini, yanlarına gitmem gerektiğini söyleyerek hasret çektiğini söyleyince bana anne babamın sözlerinin söylenmesinin önemli olduğunu, ancak bu kamplara kalarak daha çok sevapla iştigal olunduğunu, bu durumda anne ve babanın sözlerinin dinlenemeyeceğini söyleyerek benim asla kabul etmeyeceğim sözler söylediler ancak bana ısrar etmeleri üzerine ben ... yurdunda 2 gün kaldım. Onlar başka şeyler okudular ancak ben ilmihal okudum. Daha sonra yaz tatili için ...'a gittim. Yaz tatilini...da geçirdikten sonra 2007 yılında okulun açılması ile birlikte tekrar...'e gittim. 2. Yılda ilk yıl kaldığım eve yakın ancak Pazar yeri denilen mevkiide başka bir evde kalmam gerektiği söylendi. Gittiğim bu evdeki ev abisi kod ismi gerçek ismi ancak tam olarak hatırlamıyorum B. ya da B. idi. Benden 1 sınıf üstteydi. Ben kendisini hâkimlik-savcılık sınavını kazandıktan sonra Akademi'de gördüm. Bana askeri hâkimliği kazandığını ve eğitim gördüğünü söylemişti. 2. Sınıfta ilk dönem bu şahıs bize ev abiliği yaptı. Evde soyismini hatırlamadığım ancak ... olan ve gerçek ismi S. olan hukuk fakültesi 1. Sınıf öğrencisi birisi, aslen ... olan ancak ...'da ikamet eden İstatistik'te okuyan A.T. isimli şahıs ile ...lu soyismini bilmediğim ancak gerçek ismi F. olan Adalet Meslek Yüksekokulunda okuyan şahıs olmak üzere dördümüz birlikte kaldık. İlk dönem bize ev abiliği yapan yukarıda ismini verdiğim B. ya da B. ikinci dönem başka bir eve gitti. Yerine Afgan uyruklu ... Bilgisayar Öğretmenliği ya da Bilgisayar Mühendisliğinde okuyan C. isimli bir şahıs ev abiliği yaptı. Ben bu ikinci yılda da yine yurtlarda sohbetler oluyordu ben yine gitmemeye gayret gösteriyordum. Ancak hiç olmazsa bu sefer gel seklindeki ısrarlı çağırmalarından dolayı örnek veriyorum 10 defa çağrılmışsam 1 ya da 2 defa ancak katılmışımdır. Katıldığım bu sohbetlerde de kalabalığa birisi Risale-i Nur okuyarak daha sonra da anlatıyordu. Ben yine evlerde ısrar edilmesine rağmen ne Risalei Nur ne de Fethullah GÜLEN'in kitaplarını okumadım. Bu ikinci yılda da hem B. ya da B. hemde ikinci dönem ev abisi olan C. beni tavlamaya çalışarak "mübarek ...sun namaz kılıyorsun, Kur'an biliyorsun, dışarıdan gören seni takvalı birisi sanır, hiç hizmet etmiyorsun, hizmete katkı sağlamıyorsun" diyerek beni eleştirir şekilde değil de gaz verir şekilde bana söz söylüyorlardı. Ben zorda kalırsam bir sohbete katılıyordum. Diğerlerine katılmıyordum. Yaz tatili olduğunda yine kampa kalmam için ısrar ettiler ben yine kabul etmeyerek ... döndüm. Üçüncü sınıf için okul açıldığında yani 2008 yılında ...'e gittiğimde ... kampüsünün sol tarafında bulunan bir evde kalmam gerektiği söylendi. Apartmanın ismini ve açık adresini bilmiyorum. Ancak şimdiye kadar tarif ettiğim evlerin hepsini ...'e gitsem tekrar bulurum. Fakat üzerinden 10 yıl geçtiği için apartmanların isimlerini ve mahalle isimlerini hatırlamıyorum. Bu evde soy ismi T. olan ancak isminide T. olarak hatırladığım ancak emin olamadığım kendisi aslen ... ili ... Beldesinden olduğunu söyleyen hatta kardeşi ...Hukuk'ta okuyan, babası ... beldesinde belediyede itfaiyeci olan, orası kapandıktan sonra da bu noktada serzenişte bulunan okul arkadaşım olan ... Hâkimi H.K.nın köylüsü olup onun da yakinen tanıdığı bu şahıs bize ev abiliği yaptı. ... Pasinlerli şu an ... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan O.A., benden okuldan 2 alt dönem olan ve O.A. ile aynı sınıfta olan soyismini hatırlamadığım ... T. ve yine soyismini hatırlamadığım ...'li tekstil mühendisliği okuyan Ö. isimli şahıs ile birlikte kaldık. Ancak o yıl birlikte kaldıktan sonra bir üst sınıfa geçtiklerinde O.A. ve T. cemaat evinden ayrıldı. Zaten evde kalırken de sürekli ayrılacağız deyip duruyorlardı. Zaten yıl boyu oturduğumuzda bu iki arkadaşla ben sürekli dertleşip serzenişte bulunuyorduk. Ben ne kadar başka bir eve çıkmak istediysem de arkadaşlarımın maddi imkanları olmaması ve babamın ısrarı yüzünden istemeyerek de olsa kaldım. Bu üçüncü yılda da ben önceki yıl olduğu gibi ısrarla sohbetlere çağırmalarına mecbur kalmadıkça karşılık vermedim. Evde namazımızı kılıp dersimizi çalışıp kendimiz sohbet ediyorduk. Ev abisi de bu noktada bize ısrarcı olmadı. Sadece evin iaşesini karşılayıp derslerimiz ile ilgilendik. Yaz tatili olduğunda yine bana ısrar etmelerine rağmen ben yaz kampına kalmayarak ...a gittim, 2009-2010 öğretim yılında son sınıfa geçtiğimde okul açılıp...'e döndüğümde ...'e giderken ...Saray isimli lokantanın üst tarafında ismini hatırlamadığım apartmanın üst tarafında kaldık. Bu son sınıfta ev abiliğini soy ismini hatırlamadığım ancak ... olan E. isimli Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu olup sınavlara hazırlanan ve ... gireceğini söyleyen hatta okulu üçüncülük ile bitirdiği söylenen ve sürekli ders çalışan birisi bize ev abiliği yaptı. Daha sonra E.'nin ...’a mühendis olarak girdiğini duydum. Yani sınavı kazandığı söylendi. Bu ev abisi haricinde C. isimli ikinci sınıfta bize ev abiliği yapan Afgan isimli şahıs ile birlikte üçümüz kaldık. Son senede de ben yine diğer yıllarda olduğu gibi mümkün olduğunca onların faaliyetlerinden uzak durdum. Nadiren sohbetlerine katıldım. Zaten dört yıl boyunca okula devam mecburiyeti olmadığı için yıl içinde ...'a sık sık giderdim. Her seferinde de tatilimi uzatırdım. Dördüncü sınıftayken mezuniyete yakın bir tarihte ... Yurdu'na gitmemiz gerektiğini bir abinin bizimle mutlaka konuşması gerektiğini söyleyince şu an ... Hâkimi olan ve cemaatin başka bir evinde kalması nedeniyle tanıştığım ve hala arkadaşlığımın devam ettiği H.K. ile birlikte ... Yurdu'na gittik. İlk defa karşılaştığımız, kendini tanıtmayan 35 yaşlarında kimliği ve ne iş yaptığı ile ilgili bize hiç bir bilgi vermeyen bir şahıs H.K. ile beni birlikte değil ayrı ayrı yanına çağırdı. Bana şeceremi tutmuşlar "İsmail sen Risale-i Nur okumamışsın, Fethullah GULEN'in kitabını kastederek Pırlanta okumamışsın, hiç bir öğrenci ile ilgilenmemişsin, sohbetlere de katılmadığın gibi kamplara da katılmamışsın" şeklinde biraz beni azarlar ve aşağılar şekilde konuştu. Daha sonra bana "seni çağrıma sebebim mezunların hâkimlik-savcılık sınavlarına hazırlanması için ev açacağız" deyince ben sınava memleketimde ...da hazırlanacağımı, kalmayı düşünmediğimi söylemem üzerine "biz zaten herkesi almıyoruz" şeklinde beni azarladı. Daha sonra ben odadan çıktım. H.K.'yı çağırdılar. Onunla da aynı minval üzerine konuşmuşlar. H. da benim gibi tavır koyunca ikimiz birlikte yurttan ayrıldık. Daha sonra mezun olup memleketime gittim. ... Mezun olduktan sonra ...'a döndüm. Yanlış hatırlamıyorsam 2010 yılının Eylül yada Ekim ayında Adalet Bakanlığı Hâkimlik-Savcılık Sınavı olacağına dair ilan yaptı. Ben kaynak sıkıntısı çektiğimden okuldan aynı dönem olduğum ancak cemaatin başka evlerinde kalan H.K. ve ikinci sınıf bittikten sonra cemaatten ayrılan Y.T. ile konuşarak yaptığımız araştırma sonucu hâkimlik-savcılık sınavlarına en iyi hazırlayan kursun ... da Monopol olduğunu ve anlaşarak ... birlikte bir ev tutup bu kursa gitmeyi kararlaştırdık. Daha sonra ailelerimizden izin alarak yanlış hatırlamıyorsam 2010 yılının Temmuz ayında H.K. ve Y.T. ile ...da buluşarak şu an gitsem bulabileceğim ancak adresini hatırlamadığım ... semtinde bir ev tuttuk. İkinci el eşya satan İtfaiye Meydanında spotçulardan bize yetecek kadar ikinci el ev eşyası alarak Monopol Dershanesine kayıt yaptırdık. 3 ay üçümüz birlikte Monopol isimli hâkim-savcılık hazırlık kursuna gittik. H.K. ..., Y.T. da ... olduğu için ve kültürel olarak birbirimize yakın olduğumuz için sınava birlikte hazırlandık. Sınava hazırlandığımız bu dönemde İzmirde kaldığımız cemaat evlerinden de o yapıdan herhangi bir kimse ile ilişkimiz olmadı. Yazılı sınavı Y.T. ile ben kazandık. O sınavda H.K. başarılı olamadı. Zaten 3 aylık kurs bittikten ve sınava girdikten sonra zannedersem kurban bayramı vardı. Hepimiz eşyaları ikinci el olarak ev sahibi başka öğrencilere kiralayacağı için ev sahibine devrederek memleketimize döndük. Yanlış hatırlamıyorsam 2011 yılının Ocak ayında mülakata girdik. Mülakatta ...dan komşumuz olan F.Y. isimli bir gardiyanın köylüsü olan ve Yargıtay da Tetkik Hakimliği yapan İ.H.E., yine abimin güvenlik görevlisi olarak çalıştığı Halk Eğitim Merkezinde bir sergi esnasında çalıştığı, Bakanlık Tetkik Hâkimi olan Doç. İ.D. veya T. soyisimli birisi ve o dönem Sağlık Bakanı olan ... R.A.'nın Danışmanı Ş.A. isimli 3 kişiye mülakatta referans olmaları için gittim. Daha sonra yukarıda isimlerini verdiğim referansım olan her iki hâkim de açığa alındılar. Ben bu şahıslara yukarıda söylediğim aracılar vasıtası ile gidip beşer dakika ziyaret edip kendimi tanıtıp yardım istedim. Yardımcı olup olmadıklarını bilmiyorum. Ben mülakatı kazandım. İlk sınava bizimle hazırlanan ve kaybeden H.K. daha sonra açılan sınavı kazandı ve Akademi'ye ilk defa çağrıldığımız eğitimde arkadaşım olduğu için H.K. ile Akademi'nin yurdunda aynı odada birlikte kaldık. 2 sınav da kısa aralıklar ile açıldığı için ilk eğitimi birlikte aldık. İkinci Akademi eğitiminde H.K., Y.T. ile Akademi yurdunda kaldılar. Ben Akademiden sıkıldığım için ve bana dışarıda ev tutup kalmayı teklif eden ... Savcısı U.Ö., ... Savcısı F.A., ... Savcısı E.S. ile birlikte ... ev tuttuk. Daha sonra Ö.A.K. isimli bir arkadaşta bize katıldı. Beşimiz birlikte ...de ev tutup kaldık. Birlikte kaldığımız arkadaşların hiç birisi şu anda açıkta değiller. Zaten cemaatle de bir ilgileri yoktur. Bu arkadaşlar ... Üniversitesi Hukuk Fakültesinden birbirleri ile sınıf arkadaşıydılar. O nedenle birbirlerini tanıyorlardı. İfademde biraz önce belirttiğim gibi ben ... deki cemaat evinde kaldığım dönemde askeri hâkim olduğunu söylediğim, soy ismini bilmediğim ve ikinci sınıftayken birinci dönem kaldığım evde ev abiliği yapan B. ya da B. ile karşılaştım. Beş dakika hat hatır sorduktan sonra bir daha görüşmedik. Akademide, ...deki evlerde ya da yurttaki sohbet ortamında ismen ya da simaen yukarıda ismini verdiklerim haricinde hiç kimse ile karşılaşmadım. Mahkeme ve savcılık stajlarımı memleketim olan ... Adliyesinde yaptım. Adliyedeki stajımda da hiç bir şekilde cemaatten kimse ile ilişki kurmadım. Kimse de benimle ilgilenmedi. Ben tüm samimiyetimle yukarıda ifade ettiğim gibi babamın telkinleri ile ve zorlamasıyla ve o dönem böyle bir örgüt olduklarını bilmediğim için kaldığımdan ve başta onlarla sözleştiğim gibi hiç bir faaliyetlerine katılmadığım için öyle zannediyorum ki benden umudu kestikleri için ne akademide ne de mahkeme stajında benimle kimse kontak kurmadı. Stajım bittikten sonra 2013 yılının Haziran ayında Kırklareli ili Demirköy ilçesine Cumhuriyet Savcısı olarak kura çektim, iki yıl boyunca bu adliyede çalıştım. 2014 yılının Ekim ayındaki HSYK seçimleri olmadan önce şu an ... Cumhuriyet Başsavcısı olan M.E., ... Cumhuriyet Başsavcısıydı. Ben Yargıda Birlik Platformunun hem Lüleburgaz ilçesindeki hem ...... İI Merkezindeki hemde ...da otelde yapılan yemekli toplantılarına Başsavcımın daveti ile ve kendim isteyerek ve benimseyerek katıldım. Seçim döneminde şu an açıkta olduğunu öğrendiğim, ... Adliyesinde benimle birlikte staj yapan ... K.K. beni arayarak bağımsızlardan ismini hatırlamadığım bir aday ve Y.S. için oy istedi. Ben "İnşallah değerlendiririz" diyerek geçiştirdim. Bana birlikte staj yaptığım için "yanlış anlama diğerlerini bilmiyorum ama ben bu ikisini iyi tanıyorum, en azından bu iki kişiye oy ver" diyerek ısrar etti. Ayrıca seçimden önce Batman'da hâkim olan soyismini hatırlamadığım A. isimli, daha önceden Demirköyde görev yaptığını söyleyen ve ... ilinde Savcı olduğunu söyleyen ve ... olduğunu beyan eden F.B. isimli bir şahıs ile sanki eski görev yerini ziyarete gelmişte adliyeye uğramış gibi adliyeyi ziyarete geldiklerini, Kıdemli Savcı A.G.'nin beni davet etmesi üzerine odasına gittiğimde öğrendim. Öğlen arası birlikte yemeğe gittik. Yemeğe gidene kadar ben seçim için geldiklerini anlamadım. Kıdemli Savcı A.G. ile gelen misafirler ile birlikte yemeğe gittik. Yemek sırasında gelen bu şahıslar Yargıda Birliğin adaylarını eleştirince ben seçim propagandası için geldiklerini anladım. Bizden herhangi bir adaya oy istemediler ancak sürekli Yargıda Birlik'in adaylarını eleştirdiler. Üniversiteden dönem arkadaşım olan E.S. ben ... Cumhuriyet Savaşıyken ... Savcısı olarak görev yapıyordu. Zaten ...deki Burç Yurdunda hukukçuların katıldığı sohbet toplantılarından tanıdığım bir arkadaşımdı. Seçim dönemi bana eşi ile birlikte görev yaptığım ... ilçesinde Trakya'nın en bilinen et lokantalarından ... Mekanda oğlak kebabı yiyeceklerini, benimde kendilerine eşlik etmemi teklif etti. Bende kabul ettim. Akşam buluştuğumuzda bana eşimin rahatsızlandığını ve gelemediğini söyledi. Birlikte yemek yedik. Yemek sırasında bana isim vererek şunlara oy ver şeklinde bir teklifte bulunmadı ancak sürekli Yargıda Birlik Platformu'nun adaylarını eleştirdi. Onlara oy vermemem yönünde imada bulundu. Ben seçimlerde Kırklareli ilinde oy kullandım. Ben seçimlerde oyumu yoğunluklu olarak Yargıda Birlik'in adaylarına vermekle birlikte beni arayan K.K.'nın verdiği 2 isim ile birlikte Akademi'den tanıdığım A.N.G. ve ...u olduğunu söyledikleri ve ... Başsavcılığı yapan soyismi K. olarak aklımda kalan bir adaya verdim. Ben yukarıda da belirttiğim gibi Fakülteden sonra hiç bir şekilde bu yapı ile direk ya da dolaylı bir bağım olmadı. Bana sormuş olduğunuz evde yapılan aramada ele geçirilen 1 Dolar’ın bu operasyonlarda ele geçirilen 1 Dolar ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Eşimin biz evlenmeden önce yaklaşık 3 yıl önce ağabeyi Ö.İ.'nin düğününde kayınpederim düğün arabasının önünü kesecek şahıslara zarfla verilmek ve çocuklara dağıtmak maksadıyla zarflara koymuş. Konvoydan sonra artan 2-3 tane zarftaki 1 dolarları değmez diye bozdurmayarak hatıra olarak saklaması için birini eşime, diğerini de diğer yakınlarına hatıra olsun diye dağıtmış. Eşimde bunu hatıra olsun diye kızlık döneminden kalan eski bir cüzdanında muhafaza ediyormuş. Hatta aynı cüzdanda kayınpederim hacdan geldiğinde üzerinde kalan düşük meblağlı Riyal de varmış. Bunu da eşime hatıra olarak vermiş. Aynı cüzdanda Riyalde varmış. Ben bu olayı arama sonucu öğrendim. Benim bu olaydan haberim yoktu. Zaten bundan dolayı ben eşime de kızdım. Eşim atanamayan Fen Bilgisi Öğretmenidir. Eşimin ve ailesinin de bu yapı ile hiç bir ilgisi yoktur. Zaten televizyonlarda bu operasyonlarda sürekli 1 dolar çıktığını görüyorduk. Benim haberim olsaydı ben böyle bir şeye müsaade etmezdim yanlış anlaşılır diye. Fakat eşimin de 3 yıl önce verilmiş bir hatıra olduğu için akima gelmemiş. Bu 1 doların 15 Temmuz günü o iğrenç kalkışmayı yapan grup ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ayrıca cüzdanın içinde dura dura rengi solmuş ve deforme vaziyetteymiş. Benim ailem ve kardeşlerimin, eşimin kardeşi ve ailesinin bu yapı ile uzaktan yakından herhangi bir organik bağları yoktur. Yukarıda tüm samimiyetimle ve içtenliğimle anlattığım şekilde babamın ısrarı ve o dönem böyle yapıda insanlar olmamaları nedeniyle herhangi bir faaliyetlerine katılmamak şartıyla 4 yıl evlerinde kaldım. Yukarıda da izah ettiğim gibi ikinci sınıf bittikten sonra Y.T., H.K. ve H.K. ile birlikte cemaatten ayrılıp kendimize ev tutmaya çalıştık ancak H.K.'nın maddi durumu yetersiz olduğundan bu planımızı gerçekleştirememiştik. Tüm samimiyetimle anlattığım bu olayların doğru olduğunu o cemaatle bundan başka ilişkim olmadığını, mezuniyetten sonra ilişkimi tamamen kestiğimi, ... Savcısı Y.T., ... Hâkimi H.K. ve ... civarında çalıştığını bildiğim H.K.'nın beyanlarına başvurulduğunda doğrulayacaklardır. Ayrıca ... savcısı olarak görev yaparken yanlış hatırlamıyorsam 2016 yılı Nisan ayında ...lı yakalaması olan bir şahsın üzerinde çıkan "... ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA" alacağının tahsili talebini içerir bir dilekçe çıkması üzerine vermiş olduğum talimattan dolayı ... Gazetesinde A.T. isimli köşe yazarının 26 Nisan 2016 tarihli bir köşe yazısına sanki PKK'yı savunur ve onlara işlem yapmaktan kaçınan, iktidarın talimatını yerine getiren bir savcı gibi lanse edildim. Akabinde de bu iğrenç yapının trolü olduğu söylenen ve buna ilişkin twitler atan Sarayın Uşakları isimli twitter hesabından ismim zikredilerek ve bunların hesabı tek tek sorulacak şeklinde tehdit edildim. Bu duruma Cumhuriyet Başsavcımız ve adliyedeki diğer meslektaşlarım tanıktır. Ben ... ilçesinde 2 yıl görev yaptıktan sonra ve terör ile ilgili hiç bir tecrübem olmadığından sadece eksik talimat vermişim. Daha sonra şahsın yazmış olduğu bu dilekçeden dolayı terör örgütünün faaliyeti kapsamında yağma suçuna azmettirmeden benim tecrübesizliğim ve bilgisizliğim sonucu eksik kalan kısım Başsavcımız ve diğer savcı arkadaşım tarafından tamamlanarak evrak ikmal edilip ... Başsavcılığına yetkisizlik kararı ile gönderildi. Ben bir yerlerden talimat aldığımdan ya da kasıtlı olarak talimat vermemezlik etmedim. Ben ertesi gün durum bana izah edilene kadar olayı şahsın sözde PKK'nın mahkemesinden değil, sanki siyasi partiden alacağının tahsili için bir dilekçe yazmış gibi olayı algıladığımdan siyasi partilerin böyle bir yetkileri bulunmadığından benden talimat almak isteyen polislere siyasi partilerin böyle bir görevi yok bu talep yok hükmünde diyerek yakalama sebebini oluşturan olay ile ilgili işlem yapılması talimatını vermiştim. Bu nedenle bu yapı tarafından soruşturması hala devam eden bir kolluk görevlisinin belgeyi gazeteciye vermesi ve Sarayın Uşakları denilen bu yapıya ait hesap tarafından da hedef gösterilerek tehdit edildim. Bu yapı ile ilgim olsa kesinlikle böyle bir muameleye maruz kalmazdım. Bu da araştırdığında ortaya çıkacaktır. Ben işten eve gidip gelen sosyal yaşantısı tamamen sınırlı, kendi halinde işini en iyi yapmaya çalışan mazbut bir aile yaşantısı olan Cumhuriyet Savaşıyım. Benim bu örgüt ile hiç bir şekilde bağım yoktur. 15 Temmuzdaki bu iğrenç kalkışmadan sonra ailem, çevrem, arkadaşlarım, tüm ülke ile birlikte ne şekilde tepki verdiğimize tanıktırlar. Benim böyle bir iğrençliği yapan yapı ile ilişkilendirilmem ölümle eş değerdir. Ben masumane 10 yıl önce babamın ısrarı ile dört yıl bunların evlerinde kalmanın cezasını çekiyorum. ..." şeklinde beyanda bulunulmuştur. Davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık beyanları ve davacının kendi beyanının incelenmesinden, davacının, üniversite döneminde (2006-2010 yılları arasında) örgüte ait evlerde kaldığı, nadiren olsa da toplantılara katıldığı, 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerinde sözde bağımsız adaylara (A.N.G., Y.S., davacının soy adını Kaya olarak hatırladığı sözde bağımsız aday ve adını hatırlamadığını beyan ettiği sözde bağımsız aday) oy verdiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü irtibat ve iltisaklı meslek mensuplarınca Yargıda Birlik Platformu aleyhine çalışma yürüttülen ve sözde bağımsız adayların propagandaları yapılan yemeklere katıldığına yönelik beyanların bulunduğu anlaşılmış olup, bu durumda, davacının üniversiteden itibaren başlayan irtibat ve iltisakını meslek hayatında da devam ettirdiği ve böylelikle FETÖ/PDY terör örgütü ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da, "... Şüpheliden ele geçirilen dijital materyallerin imajlarını içerir hard disk ve sair materyaller üzerinde incelemelerin yapıldığı, dosyada mevcut inceleme raporundan ve inceleme tutanağından anlaşılacağı üzere şüpheliden ele geçirilen bilgisayardan birden fazla kez FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne müzahir bankasya, aktif haber, zaman ve herkül.org sitelerine bağlantı gerçekleştirildiğinin tespit edildiği"nin belirtildiği görülmüştür. Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 3) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi Dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir. Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu karara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu karar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır. Dava konusu karar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır. Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike"nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır. Bu itibarla, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu karar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır. 4) Sonuç olarak Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 26/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.