Başvuru, yargılama sürecinde teminatsız olarak konulan ihtiyati tedbirin orantısız olduğu, ihtiyati tedbir kararının ve buna ilişkin itiraz sonucu verilen kararın gerekçesiz olduğu nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yargılama sürecinde teminatsız olarak konulan ihtiyati tedbirin orantısız olduğu, ihtiyati tedbir kararının ve buna ilişkin itiraz sonucu verilen kararın gerekçesiz olduğu nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/9/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 19/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm başkanı tarafından 13/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/12/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 14/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 28/12/2015 tarihinde ibraz etmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Liora Razon, İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesinin 21/1/2013 tarihli veraset ilamına göre A.R.nin tek mirasçısıdır. A.R.nin terekesine karşı İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 1/11/2012 tarihinde açılan haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında davacı K., tüm birikimini üvey oğlu olan A.R.nin takibine bıraktığını, A.R.nin vefatı üzerine yaptığı araştırmaların ardından birlikte açtıkları ortak hesabın kendi bilgisi dışında A.R. tarafından boşaltıldığını öğrendiğini, ortak hesaptan çekilen meblağda en az 1/3’ü oranında kendi hakkı ve payı olduğunu, ayrıca çekilen paranın vefat eden eşine ait olan 1/3’lük kısmında da 1/4 oranında miras hakkı bulunduğunu ve yaşamı boyunca edindiği tüm birikimlerini yitirdiğini, yaşlı bakımevinde kaldığını belirterek, öncelikle A.R. adına mevcut banka hesaplarına ve gayrimenkullere tedbir konulmasına karar verilmesini ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 285 TL’nin hesaptan paranın çekildiği tarihten itibaren hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte A.R.nin terekesinden tahsiline hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkeme 5/11/2012 tarihinde davacının tedbir talebini değerlendirerek alacağın tahsiline yönelik açılan davada dava konusu olmayan menkul ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasının 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un maddesi gereği mümkün olmadığını belirtmiş ve tedbir talebini reddetmiştir. Yargılama devam ederken davacı taraf Mahkemeye sunduğu 18/1/2013 tarihli dilekçe ile başvurucu Liaro Razon’un A.R.nin tek mirasçısı olduğunun ve İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesinde mirasçılık belgesi istemli dava açtığının öğrenildiğini bu bağlamda yabancı ülke vatandaşı olan başvurucunun terekeye dahil bankadaki tüm paraları alarak ve gayrimenkulleri satarak ülkesine dönebileceğini belirterek, A.R.nin F. Bank Şişli Şubesindeki hesaplarına ve söz konusu banka hesaplarının boşaltılmış olma ihtimaline istinaden Şişli ilçesindeki gayrimenkullere ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Davacı aynı zamanda, tüm nakdi birikimine vefat etmiş olan üvey oğlu A.R. tarafından el konulmuş olduğunu, kendisinin de yaşlı bakım evinde kaldığını bu çerçevede nakdi veya gayrinakdi teminat verecek durumda olmadığını dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının teminat karşılığı istenmeden verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 18/1/2013 tarihli ara kararı ile davacının istemini değerlendirerek "... 1- İhtiyati Tedbir talebinin kabulü ile; dava konusu edilen Banka hesabındaki para olduğundan H.K. 389 ve müteakip maddeleri gereği müteveffa ... T. kimlik numaralı A.R. adına olan F. Bank Şişli Şubesindeki hesaplarına, kişilere ödenmemesi yönünde İHTİYATİ TEDBİR konulmasına, 2- Gayrimenkullere ilişkin bilgi bulunmadığından ayrıca dava konusu olmadığından gayrimenkullerle ilgili tedbir talebinin reddine, ..." karar vermiştir. İhtiyati tedbir kararı üzerine başvurucu vekili Mahkemeye sunduğu 20/2/2013 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararına itirazda bulunmuş, itiraz üzerine Mahkeme 26/2/2013 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbirin duruşmalı olarak incelenmesine, başvurucu yurt dışında bulunduğundan dava dilekçesinin tercümesini yaptırarak tebliğ edilmesi veduruşma gününün bildirilmesi için başvurucu vekiline iki haftalık süre verilmesine bu nedenle duruşmanın 2/4/2013 tarihine bırakılmasına hükmetmiştir. Mahkemenin 2/4/2013 tarihinde gerçekleştirdiği duruşmada başvurucu vekili, ihtiyati tedbire itiraz dilekçesini aynen tekrar ettiğini, tedbirde orantısızlık bulunduğunu, dava kapsamında talebin 000 TL civarında olduğunu, ihtiyati tedbirin tümden veya dava konusu miktar üzerinde kalan kısım yönünden kaldırılmasını, tedbir konulan hesapta 000 TL'nin mevcut olduğunu, bunun yanında miras bırakanın gayrimenkullerinin de bulunduğunu, veraset ve intikal vergisinin ödenebilmesi için 000 TL'ye ihtiyaç duyulduğunu belirtmiştir. Davacı taraf ise başvurucu vekilinin beyanlarına karşılık, kendisinin mirasçı durumunun olmadığını fakat A.R. ile ortak hesaplarının bulunmasından dolayı talepte bulunduğunu, banka hesabındaki paranın tamamının kendisine ait olduğunu ispat etmek istediğini, harç durumu nedeniyle davayı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığını, bankadan gelen yazılarda da tedbir konulan hesabın ortak hesap olduğunun belirtildiğini, A.R. terekesine karşı açılmış başka davaların da mevcut olduğunu ifade etmiş bu nedenlerle tedbirin tüm banka hesabı üzerinden devamına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme tarafların iddia ve cevapları üzerine verdiği 2/4/2013 tarihli ve E.2012/685 sayılı ara karar ile “… henüz tüm deliller toplanmadığından ve fazlaya ilişkin haklar da saklı tutulmuş olmakla, davacı alacağının ne miktara ulaşacağı belli olmadığı” gerekçesiyle tedbirin kaldırılması istemini reddetmiştir. Başvurucu itirazının reddi üzerine temyiz talebinde bulunmuş, Yargıtay Hukuk Dairesi, 11/7/2013 tarihli ve E.2013/17420, K.2013/19463 sayılı ilamı ile “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,” ifadesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Temyiz talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya 13/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 9/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Henüz bireysel başvuru karara bağlanmadan Anayasa Mahkemesince dava dosyası üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafın İstanbul Asliye Mahkemesine sunduğu 17/7/2014 tarihli dilekçede, davalı taraf (başvurucu) ile anlaşma imkanı doğduğunu belirterek, bu kapsamda veraset ve intikal vergileri ile diğer masrafların ödenebilmesi için banka hesabındaki mevcut tedbirin 000 TL'lik kısmının kaldırılması talebinde bulunduğu tespit edilmiştir. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi 18/7/2014 tarihli kararı ile davacının talebinin kabulüne ve sonuç olarak banka hesabı üzerindeki tedbirin 000 TL'lik kısmının kaldırılmasına hükmetmiş, kararın ifası için F. Bank Şişli Şubesine müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Yargılama devam ederken taraf vekilleri İstanbul Asliye Mahkemesine 23/7/2014 tarihinde sundukları dilekçeler ile aralarında yaptıkları sulh protokolü uyarınca davalı tarafın (başvurucu), davacıya 000 Amerikan Doları karşılığı 000 TL ödeme yaptığını ve anlaşma sağlandığını belirterek, ihtiyati tedbirin tamamen kaldırılması ile feragat nedeniyle davanın reddine hükmedilmesini talep etmişlerdir. Ayrıca taraflar aynı tarihte Mahkemece verilecek kararı temyiz etmeyeceklerine dair temyizden feragat beyanında bulunmuşlardır. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi tarafların talepleri üzerine 23/7/2014 tarihli ve E.2012/685, K.2014/331 sayılı kararı ile feragat nedeniyle davanın reddine, ihtiyati tedbirin kararın kesinleşmesine kadar devamına hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "... Davacı vekili ve davalı vekilinin vermiş oldukları 23/07/2014 havale tarihli feragat dilekçelerinde; davacı vekilinin davadan feragat ettiği, davalı vekilinin de feragati kabul ettiği, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını belirterekferagat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmış, kimlik tespitleri yapılmış, vekaletnamelerin incelenmesinde davacı vekilinin feragate, davalı vekilinin feragati kabul etmeye yetkili olduğu anlaşılmıştır. Davadan feragat kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurup davayı sonuçlandıracağından, davacı vekilinin 23/07/2014 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini, davalı vekilinin 23/07/2014 havale tarihli dilekçesi ile feragati kabul ettiğini bildirdiği anlaşıldığından, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragate yetkili olduğu, davalı vekilinin feragati kabul etmeye yetkili olduğu görülmekle davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesi gerekmiştir. ..." İlk Derece Mahkemesi kararı 25/7/2014 tarihinde kesinleşmiştir.B. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati tedbirin şartları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati tedbir talebi" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir: "(3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati tedbir kararı" başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. (2) İhtiyati tedbir kararında; a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı, c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği, ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği, yazılır. (3) İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır." 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "(1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez."