Ceza Genel Kurulu 2018/253 E. , 2018/544 K. "" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 3. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 536-123 Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın beraatine ilişkin Ilgın (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 25.10.2013 tarihli ve 222-283 sayılı hükmün, katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 20.11.2014 tarih ve 12192-38156 sayı ile; “Katılanın aşamalardaki anlatımlarına ve adli rapora göre sanığı…
**Ceza Genel Kurulu 2018/253 E. , 2018/544 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 3. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 536-123 Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın beraatine ilişkin Ilgın (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 25.10.2013 tarihli ve 222-283 sayılı hükmün, katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 20.11.2014 tarih ve 12192-38156 sayı ile; “Katılanın aşamalardaki anlatımlarına ve adli rapora göre sanığın müsnet suçtan mahkûmiyeti yerine hatalı gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 11.03.2015 tarih ve 536-123 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hükümdeki gibi sanığın beraatine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.08.2017 tarihli ve 188186 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya, 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle değişik CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 25.04.2018 tarih ve 12154-7676 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kasten yaralama suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle sanığın hazır bulunduğu oturumda hükümden önceki son sözün katılan vekiline verilmiş olmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; Bozmadan sonra yapılan yargılamada, direnme kararına konu beraat hükmünün verildiği 11.03.2015 tarihli oturumda, sanık ve müdafisi ile katılan vekiline bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra, sanıktan son sözü sorulmasına rağmen katılan vekilinin tekrar beyanının alındığı ve duruşmanın bitirildiği anlaşılmaktadır. 1412 sayılı CMUK'nın 251. maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı CMK'nın "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir" düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.