Başvuru, iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında birleşen davanın zaman aşımından dolayı reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında birleşen davanın zaman aşımından dolayı reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/8/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun murisi S.K., özel bir şirkette işçi olarak çalışmakta iken 26/4/1991 tarihinde meydana gelen bir iş kazasında yaralanmıştır. Başvurucunun murisi S.K. tarafından, olay nedeniyle sorumlular aleyhine 15/4/2001 tarihinde Kayseri İş Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açılmıştır. Başvurucunun murisi S.K.nın 2/11/2010 tarihinde vefat etmesi üzerine, Mahkemedeki yargılamaya S.K.nın tek mirasçısı olan başvurucu adına devam edilmiştir. Başvurucu tarafından 19/9/2013 tarihinde, ek tazminat davası açılmış ve söz konusu dava (Kayseri İş Mahkemesinin E.2013/348 sayılı dosyası) başvuru konusu dava dosyası ile birleştirilmiştir. Mahkeme 7/11/2017 tarihli kararı ile asıl davayı 107,31 TL maddi, 000 TL manevi tazminat üzerinden kısmen kabul etmiş; birleşen davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) tarafından davalılara karşı açılan ve Mahkemenin 2001/920 esasında kayıtlı tazminat davasında ilgililerin kusur oranlarının belirlendiği, SGK Yüksek Sağlık Kurulu (YSK) Raporu ile S.K.nın maluliyet oranının %47 olarak tespit edildiği ve söz konusu dosyada alınan 12/12/2003 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) Raporunda ise S.K.nın yaşına göre %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağının belirtildiği ifade edilmiştir. Yine Mahkemenin 2013/391 esasına kayıtlı davada ise SGK YSK Raporu ile ATK Raporu arasında çelişki olması nedeniyle ATK Genel Kurulundan rapor alınmış, 17/7/2014 tarihli Raporda, S.K.nın yaşına göre %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı ve kişinin %100 oranında meslekte kazanma gücü kaybına neden olan arızanın 26/4/1991 tarihinde meydana gelen kaza ile illiyetinin bulunduğu vurgulanmıştır. Mahkemece; tarafların iddia ve savunmaları, kusur raporları, hesap bilirkişi raporu, ek bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde başvurucu murisinin geçirdiği iş kazası neticesinde %100 oranında malul kaldığı, dava konusu kazada davalıların toplam %95 oranında kusurlu oldukları ve başvurucuya 107,31 TL maddi, 000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca birleşen dosya yönünden davalıların zamanaşımı itirazında bulundukları, dava konusu kazanın 26/4/1991 tarihinde meydana geldiği, birleşen davanın ise 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 19/9/2013 tarihinde açıldığı gerekçesiyle birleşen davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan başvurucu tarafından verilen ıslah dilekçesindeki tazminat talebinin bakıcı giderine yönelik olduğu, baştan dava edilmeyen ve ayrı bir davanın konusu olacak bir konunun ıslahla dava konusu edilmesinin mümkün olmadığı, başvurucunun mirasçı olarak katıldığı davada kendisi için ıslah yolu ile tazminat talebinde bulunması imkânı bulunmadığından ıslah talebinin de reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) 24/2/2018 tarihinde, davalının istinaf talebinin esastan reddine, başvurucunun istinaf talebinin kısmen kabulü ile hükmedilen manevi tazminat miktarının 900 TL olarak belirlenmesine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden ise bu tür davalarda gerek 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesi gerekse 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulandığına ve zamanaşımının failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılması gerektiğine değinilmiştir. Zarar görenin zararı öğrenmesi demenin, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartları öğrenmiş olması demek olduğu, ayrıca kısmi davalarda zamanaşımının yalnızca dava edilen kısım için kesileceği, dava dışı bırakılan kısım için zamanaşımının işlemeye devam edeceği ve ıslahın da zamanaşımı süresi içerisinde yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu hâlde, ıslah tarihinin 4/10/2017 ve ek dava tarihinin ise 19/9/2013 olduğu, olay tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bununla birlikte S.K.nın maluliyetine yol açan arızaların değişen ve gelişen bir durumu oluşturduğunun da tıbben kanıtlanmadığı belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 30/4/2019 tarihli kararı ile; manevi tazminat istemlerine ilişkin hükümlerin temyiz sınırının altında kaldığı gerekçesiyle reddine, maddi tazminata ilişkin hükümler yönünden ise Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Nihai karar 10/7/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu tarafından 5/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. 818 sayılı mülga Kanun'un dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan ''On senelik müruru zaman'' kenar başlıklı maddesi şöyledir:''Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.'' Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kanun'un ''On yıllık zamanaşımı'' kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.''