1. Hukuk Dairesi 2013/18757 E. , 2013/16763 K. "" MAHKEMESİ : SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/06/2007 Taraflar arasındaki davadan dolayı Silivri 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.06.2007 gün ve 2006/332 E. -2007/350 K. sayılı hükmün onanmasına dair 15.11.2007 gün ve 2007/9202 E. ve 2007/10915 sayılı kararın düzeltilmesi sürecinde taraf vekillerince istenilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü…
**1. Hukuk Dairesi 2013/18757 E. , 2013/16763 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/06/2007 Taraflar arasındaki davadan dolayı Silivri 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.06.2007 gün ve 2006/332 E. -2007/350 K. sayılı hükmün onanmasına dair 15.11.2007 gün ve 2007/9202 E. ve 2007/10915 sayılı kararın düzeltilmesi sürecinde taraf vekillerince istenilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; özellikle noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitine esas alınan 14.11.1959 tarih 108 sıra nolu tapu kaydının Hazineninde taraf olduğu Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.07.1959 gün 29-191 sayılı tescil ilamıyla 493,43 m2 yüzölçümlü taşınmaz için oluşturulduğu, dava konusu taşınmazın tamamının 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca saptanan kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Özel mülkiyete konu teşkil etmeyecek nitelikteki taşınmazın kadastro ekibinin hatalı işlemi sonucu kişi adına tescil edilmesi işleminin, Devletin resmi görevlileri tarafından yapılmış olması ve daha sonra bu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle yine Hazine tarafından açılan dava sonucu tapunun iptalinin sağlanması kişiye yüklenemeyecek kusurlu bir davranıştır. Mülkiyet hakkı elinden alınan bir kimseye Hazine tarafından bir bedel ödenmesi gerektiğine göre davacı Hazinenin karar düzeltme itirazları yerinde değildir, reddine. Davalıların karar düzeltme isteklerine gelince; gerçekten de davalıların dayanağını teşkil eden 14.11.1959 tarih 108 sıra nolu tapu kaydının tescil ilamı yoluyla oluştuğu sabittir. Bilindiği üzere; maddi anlamda kesin hüküm, yargısal (kazai) kararlara tanınan yasal gerçeklik (hakikat) vasfıdır. Bu vasıf yargısal (kazai) kararların gerçeğe (hakikata) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar. Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek devam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıylada kabul edilmiştir.Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur. Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir. Bu itibarla, tarafları, mevzuu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüylede kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır.