T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/622 - 2026/133 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/622 KARAR NO : 2026/133 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2024 NUMARASI : 2021/433 Esas 2024/164 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 03.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.03.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/622 - 2026/133 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/622 KARAR NO : 2026/133 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2024 NUMARASI : 2021/433 Esas 2024/164 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 03.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.03.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 18.12.2015 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davacı hakkında Balıkesir Üniversitesi Adli Tıp Polikliniği tarafından düzenlenen 16.12.2019 tarihli raporda % 42 oranında sürekli iş göremez hale geldiğinin tespit edildiğini, Bozüyük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/474 Esas, 2019/151 Karar sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını ve davalı sigorta şirketi tarafından 41.000,00-TL ödeme nedeniyle davacı yönünden konusuz kaldığını, kararın 14.03.2019 tarihinde kesinleştiğini, davacı hakkında Balıkesir Üniversitesi Adli Tıp Polikliniğinden alınan 21.06.2021 tarihli raporda davacının artan maluliyet olduğu ve % 51 sürekli iş göremez hale geldiği, 135 gün iyileşme süresi ve 45 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiğini, maluliyet oranında artış olması nedeniyle yeniden dava açıldığını, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, artan maluliyet sebebi ile şimdilik 1.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında dava değerinin 249.000,00-TL’ye artırmıştır. Davalı vekili, davalı sigorta şirketine başvuru üzerine 21.07.2017 tarihinde 41.000,00-TL ödeme yapıldığını, ödeme nedeniyle başvurunun reddi, ayrıca hesaplanacak tazminat tutarından yapılan ödemenin güncellenerek mahsubu gerektiğini, yapılan ödeme nedeniyle ibraname imzalanmış olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğunu yerine getirildiğini, maluliyete ilişkin raporun usulüne uygun düzenlenmediğini ve kabul etmediklerini, rapor düzenleyen Adli Tıp Polikliniğinin rapor düzenlemeye yetkili olarak belirlenen hastanelerden olmadığını, davacının artan maluliyetinin olup olmadığının ortaya konulması gerektiğini, emniyet kemerinin kullanılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasını, somut olayda hatır taşıması olduğundan tazminattan indirim yapılması gerektiğini, kazanın iş kazası niteliğinde olup davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, haksız fiilden kaynaklanan davada yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle artan maluliyete ilişkin sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, davacının artan maluliyeti bulunup bulunmadığına ilişkin olarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 14.06.2023 tarihli raporda özür oranının % 21 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğunun belirlendiği, daha önce görülen Bozüyük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/474 Esas, 2019/151 Karar sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, 08.01.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak bakiye poliçe limiti nazara alınarak davanın kabulü ile, davacının artan maluliyeti uyarınca 249.000,00-TL bakiye sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminatının 21.10.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davanın 2 yıllık hak düşürücü sürenin sona ermiş olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, Bozüyük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/474 Esas sayılı dosyasında 29.03.2017 tarihli dilekçe uyarınca davacının iş göremezlik tazminatının ödendiği, karşılanmayan zararın kalmadığını beyan ettiğini, davacı yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davacının anılan dava ile aynı talepli olarak ikinci dava açtığını ve kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kazanın iş kazası niteliğinde olup kaza sebebiyle ödeme alıp almadığının SGK’ya sorularak belirlenmesi gerektiğini, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, kusur ve maluliyet oranının tespiti için elverişsiz olduğunu, davacının gerçek ve net maluliyet oranı ve kusur durumunun belirlenmesi için Adli Tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan aktüer raporunda progresif rant yönteminin esas alınması hatalı olup 1,8 teknik faizle hesaplama yapılması gerektiğini, davacı tarafça emniyet kemeri kullanılmaması nedeniyle müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının yolcu olarak bulunduğu araçta istiap haddi aşılarak seyahat etmesinden kaynaklı müterafik kusurlu olduğunu, davacının hatır için taşındığını ve tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, hüküm altına alınan tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olup başvuru tarihinden itibaren ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 18.12.2015 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, Bozüyük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/474 Esas, 2019/151Karar sayılı tazminat davası açıldığını ve sigorta şirketi tarafından yapılan 41.000,00-TL ödeme ile davanın konusuz kaldığını, ancak davacının artan maluliyeti olduğunu belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Dosya içeriğinden, 18.12.2015 tarihinde kaza tespit tutanağına göre sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile sağ şeritten seyir halinde iken kavşakta sola dönüş yaptığı sırada kendi aracının sol ön tampon köşe kısmı ile yolun sağ şeridinde seyir halinde olan sürücü ... idaresindeki otobüs ile çarpışması sonucunda kaza meydana geldiği, davacının davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araçta yolcu konumunda olduğu, Bozüyük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/474 Esas, 2019/151 Karar sayılı davacı ile dava dışı kişi tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine maddi tazminat talepli olarak dava açıldığı, davacı vekili tarafından 29.03.2017 tarihli dilekçe ile davacının iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi tarafından ödendiğini ifade ettiği, 20.03.2017 tarihli dekont ile 41.000,00-TL ödeme yapıldığı, 14.03.2019 tarihli kararla davacı ... yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, eldeki davanın artan maluliyet iddiasına dayalı sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle açıldığı, davacı vekili 04.03.2022 tarihli duruşmada daha önce açılan davada davacının maluliyet raporu alınmadığını ifade ettiği anlaşılmıştır. Yargılama sırasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 14.06.2023 tarihli raporda, davacı hakkında Eskişehir Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 13.01.2017 tarihli sağlık kurulu raporu uyarınca opere mesane perforasyon ve üretra darlığı tedaviyle düzeltilebilen üretra hastalığı engel oranı % 10 olduğu, davacı hakkında düzenlenmiş tedavi belgeleri ve raporlar belirtildikten sonra sol omuz eklem hareket kısıtlılığı, sol üst ekstremite özürlülüğünün Tablo 2.3'e göre kişi özürlülük oranına dönüştürülmesi sonucu özür oranının % 5 olduğu, tedaviyle düzeltilebilen tekrarlayan üretra hastalığı % 10 olduğu, kas iskelet sistemi, L1 vertebra sağ transvers proses fraktürü % 8 olduğu ve Balthazard formulü uygulandığında % 21 olduğu, Eskişehir Devlet Hastanesinin 13.01.2017 tarihli ve 174 numaralı Erişkinler İçin Engelillik değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik eki cetveller kullanılarak oluşturulan engelli sağlık kurulu raporunda sürekli engellilik oranının % 10 olarak hesaplandığı şeklinde kayıtlı engelli sağlık kurulu raporu ile karşılaştırıldığında artan oran olduğu ve sürekli olduğu, sekel halini aldığı belirtilmiş ise de, mahkemece davacının artan maluliyet oranına ilişkin yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği hâlde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık “gelişen durum” ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olmaktadır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş sayılamaz. Gelişen durumun söz konusu olup olmadığı her olaya özgü olarak dosyaya sunulan delillere göre belirlenir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihli tedaviyle tamamen iyileştiği, iyileşme sonrası aynı yaralanma nedeniyle gelişen bir durumun bulunup bulunmadığı, varsa gelişen durumun hangi tarihte sona erdiği kesin olarak belirlenmelidir. Çünkü tedavinin ne zaman sona erdiği ve sürekli iş göremezlik oranının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir hâle geldiği, gerçek zararın tespiti açısından önemlidir.Davacıya tazminat ödemesi yapan davalının hukuki durumunun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca alınacak yeni bir raporda, artan maluliyet ile gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerekir. Gelişen durumun varlığı hâlinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Somut olayda, 18.12.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, daha önce Bozüyük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/474 Esas, 2019/151Karar sayılı tazminat davası açıldığını, sigorta şirketi tarafından yapılan 41.000,00-TL ödeme ile davanın konusuz kaldığını esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, anılan dava sırasında davacı hakkında maluliyet raporu alınmadığı ifade edildiği de nazara alınmak suretiyle öncelikle davacıya 20.03.2017 tarihinde yapılan ödemeye ilişkin tüm belgeler getirtilerek ödemeye esas alınan maluliyet raporunun temin edilmesi, daha sonra davacının 20.03.2017 ödeme tarihinden sonra gördüğü tedavilere ilişkin tüm tıbbi kayıt ve raporlar getirtilerek gelişen durum ve artan maluliyet iddiası yönünden davacının yaralanmasının niteliğine göre heyete uzman hekim de dahil edilerek artan maluliyetinin bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyeti ve oranı yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, bu şekilde tahkikatın eksiksiz tamamlanarak varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 1. Genel İcra Dairesinin 2024/23242 esasına yatırılan 500.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.