20. Hukuk Dairesi 2012/9164 E. , 2013/169 K. "" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında,...Köyü 135 ada 34 parsel sayılı 11410 m2 yüzölçümündeki taşınm…
**20. Hukuk Dairesi 2012/9164 E. , 2013/169 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında,...Köyü 135 ada 34 parsel sayılı 11410 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden tarla niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir. Mahkemece, dosyada bulunan idari tahkikat tutanağında çekişmeli taşınmazın kayıp ve yitik kişilerden kaldığının yazılı olduğu, yerel bilirkişilerce de taşınmazın bulunduğu Selim Mevkiinin tümüyle ermenilerden kaldığının ifade edildiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmişse de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; dosyaya getirtilen pafta örneğinden çekişmeli taşınmazın sınırında 101 ada 1 parsel numaralı orman parseli bulunduğu halde mahkemece yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamış ve bu ihtimallerin olup olmamasına göre uzman bilirkişi tarafından taşınmazların orman ile ilişkisi belirlenmeden karar verilmiştir.Bunun yanısıra ziraat bilirkişi tarafından taşınmazların 10 - 15 yıldır kullanılmadığı ifade edilmişse de, davacı bu kullanmamanın iradi olmadığını, 1993 yılında köyde çıkan çatışmada aynı aşiretten birinin öldürülmesi nedeniyle köyü terk etmek zorunda kaldıklarını ifade etmesine rağmen mahkemece zilyedliğin terkinin iradi olup olmadığı tam olarak araştırılmamıştır. Hazine, taşınmazın kayıp ve yitik kişilerden kaldığı iddiasıyla dosyaya bir takım tapu kayıtları ve bunlara ait krokiler sunmuşsa da bu tapuların taşınmaza uymadığı belirlenmiştir. Hazine aynı mevkideki bir çok taşınmaza aynı iddia ile dava açmıştır. Komşu parsellerin durumu, sözü edilen davalara konu olup olmadığı, davaların sonuçlanıp sonuçlanmadığı da araştırılmamıştır. Hazinenin dayandığı tapu kaydı uymasa dahi, taşınmazların zilyedlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı, kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, zilyedlik terk edilmişse bunun zorunlu mu yoksa iradi mi olduğu ve terk zamanına kadar 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddesinde öngörülen şartların oluşup oluşmadığı konuları bu davanın çözümünde önemli olduğu halde, bu konularda yapılan araştırmalar yeterli değildir.